Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/853
Karar No
K. 2023/1304
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/853
KARAR NO: 2023/1304
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 22/09/2022
KARAR TARİHİ: 20/12/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/12/2023

DAVA;

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin bulunduğu adreste .... adı altında kafe/restoran işletildiğini, müvekkilinin bu sebeple 10/08/2020 tarihinde şirkete ortak olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete ortak olduğu tarihten beri şirket adına diğer ortaklar tarafından yapılan hiçbir işlemden haberdar olmadığını,

TTK’nun 614.maddesinde şirket ortaklarının bilgi alma hakkının düzenlendiğini, bu hakkın ihlalinin şirketin feshine haklı sebep oluşturduğunu, müvekkilinin şirketin neden kar payı dağıtmadığını sorduğunda şirketin zarar ettiğinin söylendiğini, uzun zamandır şirket bünyesinde genel kurul toplantısı yapılmadığını, bu hususların şirketin feshi için haklı sebep oluşturduğunu, davalı şirkete ait işletmede çalışan personelin sigortalı olmadığını haricen öğrendiğini, ihtarname keşide edilerek davalı şirkete gönderildiğini ihtarların davalı şirket yetkilileri tarafından dikkate alınmadığını, sigortasız çalışanlar nedeniyle SGK tarafından kesilen para cezalarının müvekkiline ödetildiğini, müvekkilinin şirketin feshini talep etmeden önce şirket yetkilileri ile görüştüklerini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin borçlarından sorumlu olmayı istemediğini, sahibi olduğu payı da devredemediğini, belirterek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, açılan davanın kabulü ile haklı sebeplerin mevcudiyeti nedeniyle TTK m.636/3 gereğince davalı şirketin feshine, aksi taktirde sermaye payının gerçek değerinin hesaplanarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının % 20 oranında şirkete ortak olduğunu, ortaklık için 400.000 TL ödediği iddiasının gerçek olmayıp limited şirket pay devir sözleşmesine göre ödeme payının 10.000 TL olduğunu, bilgi ve belgelerin kasıtlı olarak verilmediği iddiasının gerçek olmadığını, davacıya şirketin masrafları bildirilmiş olmasına rağmen ödemekten kaçındığını, kara olduğu kadar zarara da ortak olduğunu, müvekkili şirketin uzun süre faaliyette bulunamadığını, demirbaşların zarar gördüğünü, yiyecek ve içeceklerin bozulduğunu, bu durumun geçici olup şirketin feshine karar verilmesini gerektirir durumda bulunmadığını, iddiaların soyut nitelikte olduğunu, şirketin feshini gerektirir haklı sebebin bulunmadığını, davacı taraf sermaye payının gerçek değerinin hesaplanarak ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de sermaye payının tamamını şirkete ödemediğini, sunulan faturalardan anlaşılacağı gibi 623.237 TL borcunun bulunduğunu, bunun haricinde devam eden dava aylık 48.000 TL kira, faturalar, işçilik alacakları, SGK ve vergi borçlarının bulunduğunu, davacının üzerine düşen giderlere katlanma borcunu yerine getirmediğinden şirket ödemelerinde aksamalar meydana geldiğini, şirketin borca batık olduğunun tespiti halinde davacının bila bedel ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava,

TTK 636/3 gereğince limited şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı taktirde ortaklıktan çıkma istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirir haklı sebep olgusunun bulunup bulunmadığı, haklı sebep bulunmakta ise istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, duruma uygun başka bir çözüme hükmedilip hükmedilmeyeceği noktalarında toplandığı anlaşıldı.

Dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşmazlık konularına ilişkin olarak bilirkişi raporu tanziminin istenilmesine karar verilmiş olu, Bilirkişi Mali Müşavir .... ve Prof. Dr. ...'in 12/06/2023 tarihli kök raporunda özetle; dava konusunun, ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.'nin feshi ve 6102 sayılı kanunda gösterilen şekillerde tasfiyesi talebinden ibaret olduğunu, davalı şirkete ait ticari defterler incelenmiş olup, defterlerin sahibi lehine delil niteliğini haiz olduğunu, şirketin son üç yıllık bilançolarının tetkikinde şirketin 3 yıl üst üste zarar ettiğinin gözlendiğini, 31.12.2022 tarihli bilançoya göre öz varlığının -306.329,66 TL olduğunu, şirketin 31.12.2022 tarihli bilançosuna göre özvarlığının eksi(-) olduğunu, şirketin borca batık durumda olduğunu, davalı şirketin borca batık olması karşısında şirketin fesih ve tasfiyesinin yerinde olacağı ancak Mahkemenin bu çözümü yerinde bulmaması halinde davacının talebi doğrultusunda şirketten çıkarılmasına karar verebileceğini, şirketin borca batık olması ayrılma akçesi ödenemeyeceği şeklinde görüş sunmuşlardır.

Dava TTK 636/3 gereğince limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirir haklı sebep olgusunun bulunup bulunmadığı, haklı sebep bulunmakta ise istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine, davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, duruma uygun başka bir çözüme hükmedilip hükmedilmeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

TTK'nun 636/3 maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir" şeklinde düzenlenmiştir.

TTK'nun 636.maddesinde nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde olmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Şirketin feshini gerektiren haklı sebebin, somut olması gerekmekte olup gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshi talep edilemez. Haklı sebebin ekonomik sebep olması şart olmayıp, malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.

Somut olayda, davalı şirketin 2019 yılında kurulmuş olup son 3 yıllık bilançolarının tetkikinde üst üste zarar ettiği, öz varlığının (-) 306.329,66 TL olup borca batık durumda olduğu anlaşılmaktadır.

TTK'nun 633.maddesinde borca batıklık halinde anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiş olup,

TTK'nun 376/3 maddesinde şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretlerin varlığı halinde yönetim kurulunun aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarılacağı, bu bilançodan aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde şirketin iflasının isteneceği düzenlenmiştir. Davalı şirketin borca batık olduğu halde TTK'nun 376.maddesinde öngörülen tedbirlerin alınmadığı tespit edilmiş olmakla bilirkişi heyeti tarafından da davalı şirketin feshine karar verilmesinin tarafların menfaatine olduğu belirtilmiş olup davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,

1.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı ...’nin FESİH VE TASFİYESİNE,

2.Şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere mali müşavir ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına,

3.Tasfiye memuru için şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre arttırılıp eksiltilmek üzere 15.000 TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,

4.Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine tebliğine,

5.Tasfiye masrafları olarak belirlenen 10.000 TL’nin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,

6.Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,

7.Kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,

8.Alınması gereken 269,85-TL'nin davacı tarafça peşin yatırılan 80,70-TL'den tenzili sonucu eksik bakiye 189,15-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

9.Davacı tarafından yapılan ilk yargılama harç gideri olan 161,40-TL, davetiye, müzekkere ve bilirkişi gideri 6.122,00-TL olmak üzere toplam 6.283,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10.Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

11.Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 20/12/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog