5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2010/7566 E. , 2012/12995 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmolunan sonuç ceza miktarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiin vaki duruşma istemi ile O Yer Cumhuriyet Savcısının 06/04/2009 tarihinde yüze karşı verilen hükmü, sanıklar ... ve ... yönünden 1412 sayılı CMUK’nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 13/05/2009 havale günlü dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla bu sanıklar yönünden temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 310, 317 ve 318. maddeleri uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
O Yer Cumhuriyet Savcısının, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı yapmak ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından kurulan beraet hükümleri ile sanık ... hakkında irtikap suçundan kurulan beraet hükümlerini de süresinde temyiz ettiği anlaşılmakla tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı yapmak ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından kurulan beraet hükümlerine ilişkin temyiz incelenmesinde;
Sanıklara isnat olunan göçmen kaçakçılığı yapmak ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarının temas ettiği 765 sayılı TCK'nın 201/a ve 313/1-4. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Yasanın 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli dava zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı 11/05/2005, 24/06/2005, 11/05/2005, 24/11/2006, 26/05/2005 ve 14/07/2005 tarihlerinden itibaren inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanık ... hakkında rüşvet vermeye teşebbüs etmek, irtikap ve irtikaba teşebbüs etmek suçlarından kurulan beraet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanığın, ... isimli kişinin rüşvet teklif etmek fiiline iştirak ettiği, ayrıca geçici köy korucuları hakkında tuttuğu tutanakları şantaj aracı olarak kullanarak bu tutanaklar sebebi ile görevlerine son verilebileceğini söyleyerek geçici köy korucularından tutanağı yırtması karşılığı menfaat temin ettiği ve menfaat teminine çalıştığı, yine 2004 yılı içerisinde köylerde yaşayan insanların bilgilerini içeren hane bilgi kartlarından 25 kuruş maliyetle 15.500 adet bastırdıktan sonra köylülere tanesini 1,5-2,5 TL karşılığında sattığı, bunların yanında köy korucuları Yılmaz Demirel, Süleyman Demirel ve Murat Demirel isimli kişilere menfaat karşılığı izin verdiği, 2003 yılının Temmuz ayı içerisinde ilçe Jandarma Komutanlığına bağlı tüm köy korucularını ilçe Jandarma Komutanlığında toplayarak her bir korucudan haklarında tutanak tutmak sureti ile daha yüksek meblağlarda para cezası kestireceği söylemi ile 10’ar TL para aldığı iddialarıyla hakkında rüşvet vermeye teşebbüs, irtikap ve irtikaba teşebbüs etmek suçlarından açılan kamu davalarında; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle atılı suçlardan verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan O Yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında rüşvet vermeye teşebbüs etmek suçundan kurulan mahkümiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması sırasında TCK’nın 35. maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılması karşısında, hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 252/4. maddesi ile yapılan değişikliğin sanık lehine olmadığı anlaşıldığından, ayrıca suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen, sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Olay tarihinde Çaldıran İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakolunda uzman jandarma çavuş olarak görev yapan sanık ...’ın, 03 Haziran 2004 tarihine aynı yerde jandarma asayiş noktasında görev yapan Jandarma Er Bektaş Güneş’e 25 kaçak göçmenin jandarma asayiş noktasından geçirilmesi karşılığında 300 TL vermeyi teklif ettiği ancak bu teklifi Bektaş’ın reddettiği, akabinde sanığın jandarma er Ökkeş Gökçe’yi aracı kılarak hem kendisine hem de Bektaş’a 300 TL para vereceğini, içerisinde kaçak göçmen bulunan bir kamyonun aynı gece asayiş noktasından geçiş yapacağını, araçta ne olduğunun rütbeli personel tarafından sorulması halinde Bektaş’ın askeri eşya taşıyan bir kamyon olduğunu rütbeli personele bildirmesini, bu şekilde kamyonun geçişini sağlamalarını Ökkeş’ten istediği, Ökkeş’in de bu teklifi kabul etmiş gibi yaparak sanığın talebini Bektaş’a aktardığı ve plakasını söylediği kamyonu yakalatma teklifinde bulunduğu, jandarma er Bektaş’ın asayiş noktasında görev yaptığı sırada geçiş yapmak isteyen 04 D 1627 plakalı aracı durdurmak istediği, ancak aracın durmayıp kaçması üzerine kovalamaca sonucu yakalanarak içerisinde 30 göçmenin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, dosyada mevcut 03/06/2004 tarihli olay tutanağı içeriği de gözetildiğinde sanığın, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri için jandarma eri olan Bektaş Güneş ve Ökkeş Gökçe’ye rüşvet teklif etmek suretiyle üzerine atılı zincirleme şekilde rüşvet vermeye teşebbüs suçunu işlediği anlaşılmakla; delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık ... hakkında irtikap suçundan kurulan mahkümiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesinde;
Suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen, sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Olay tarihinde Çaldıran İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakol Komutanı olan sanığın, 2003 yılının kış aylarında köy korucularını silahsız olarak Tendürek Dağının arka kısmına gönderip görevleri olmadığı halde onları zorda bırakmak için odun toplattığı ve onlardan güvenliksiz olan ortamda odun toplama işinden kurtulmaları için aralarında 10'ar TL toplayarak kendisine vermelerini istediği, köy korucularının da sanığın nüfuzu altında olmaları ve içinde bulundukları ortam nedeniyle bunu kabul etmek zorunda kalmaları şeklinde gerçekleşen olayda;
Sanığın, görevi kapsamında mağdurlar Abdurrahman Demirel ve Mehmet Zeki Demirel’den görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle onları emniyetten yoksun bir şekilde güvenlik riski olan bölgeye odun toplamaya göndereceğini belirterek menfaat sağlaması şeklinde sübut bulan eyleminin, mağdurlar Abdurrahman Demirel ve Mehmet Zeki Demirel’e yönelik cebri irtikap suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 250/1-4, 53. maddeleri uyarınca ikişer kez mahkümiyet hükmü kurulması gerektiği, 6352 sayılı Yasa ile 5237 sayılı TCK’nın 250. maddesinde yapılan değişikliğin en lehe değerlendirilmesi durumunda dahi sanığın her bir mağdur yönünden neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasının gerekeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04/03/2008 gün ve 2008/6-47, 2008/43 sayılı Kararında da vurgulandığı gibi yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağı da gözetildiğinde, delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.