Esas No
E. 2010/9780
Karar No
K. 2012/13008
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

5. Ceza Dairesi         2010/9780 E.  ,  2012/13008 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle sanıkların mahkümiyetlerine

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, katılanı, C.Savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulmadan,

CMK'nın 230/3 ve 232/6. maddelerine de aykırı olarak, sanıklar hakkında yazılı şekilde gerekçeden yoksun olarak hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Özelleştirme idaresi tarafından 1 Temmuz 2005 tarihinde yapılan Türk Telekom’un %55 oranındaki hissesinin blok olarak satışına ilişkin ihalenin, 25/07/2005 tarih ve 2005/9146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylandığı ve 02/08/2005 tarih ve 25894 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Oger Telecoms Ortak Girişim Grubu ile Hisse Satış Sözleşmesi 24 Ağustos 2005 tarihinde, Türk Telekom’un özelleştirmesine yönelik Hissedarlar Sözleşmesi ve Hisse Rehni Sözleşmesi ve İmtiyaz Sözleşmesinin 14/11/2005 tarihinde imzalandığı, Türk Telekom hisselerinin devrinin fiilen gerçekleştiği tarihten önce telekomdaki kamu hissesinin yüzde ellinin altına düşmediği, daha doğrusu, hizmetlerin idarece atanmış 399 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameye ve 1475 sayılı Yasaya tabi personel ve yapılan protokoller uyarınca Posta İşletmeleri çalışanları tarafından görüldüğü, gerek 765 sayılı Yasanın 2/2, gerekse 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddelerinin bir yasanın değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılması esasına göre düzenlenmeleri, anılan maddelerin açık hükümlerine göre idari tasarruflarla yapılan değişikliklerin oluşmuş olan suçların hukuki niteliğini değiştirmeyeceği ve özelleştirme işlemlerinin de idari bir işlem olması nazara alınıp gerekçeli olarak sübutun varlığının kabulü halinde fiili devir tarihinden önceki eylemlerin zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı bu nedenle de, daha ağır olan bu suçtan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,

TCK'nın 155/2. maddesi uyarınca hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden sanıklar hakkında eksik ceza tayini,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/04/2011 gün ve 2011/11-45-2011/44 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için uğranılan zararın tazmini yeterli olup ayrıca munzam zarar niteliğindeki faizin de ödenmesinin gerekmediği, ayrıca süre gelen uygulamaya göre de iştirak halinde suçu işlediği iddia olunan sanıklardan birinin yaptığı ödeme nedeniyle ödemeye açıkça karşı çıkmayan diğer suç ortaklarının da pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması gerektiği nazara alınarak sanık ...’ın yaptığı ödeme ile sanıkların itiraz etmedikleri maaşlarından kesilen miktarların toplamına göre sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kayden sabıkasız olan sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken,

CMK'nın 231/6. maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin," suçun işleniş şekli ve özelliği, suç konusunun kamu güveni ve kamu düzeni üzerindeki etkisi nazara alınarak sanıklar hakkında takdiren" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanıklar hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Cezalarının ertelenmesine dair açıkça hüküm tesis edilmeden infazda tereddüte yol açacak şekilde “TCK.nun 51/3 maddesi gereğince sanıkların 1 yıl 6 ay 22 gün süre ile denetim altında tutulmasına” karar verilmesi, Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin sanıklar hakkında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.