12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/3227 E. , 2024/169 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.
Davacı vekili 17.02.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; " müvekkilinin 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan 06.04.2014 tarihinde gözaltına alındığını, 07.04.2014 tarihinde tutuklandığını, 30.09.2015 tarihinde tahliye edildiğini ve yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini, haksız tutuklama nedeniyle 50.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.
2.Davalı vekili 16.03.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde, görevlive yetkili mahkemede açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3.Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2016/104 Esas 2016/164 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Dava dosyası,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.11.2020 tarihli, davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat için faiz talep edilirken tarih belirtilmediği bu durumda dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması, bu cihetin yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1. fıkrasındaki 06.04.2014 tarihi yerine 17.02.2016 tarihinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
5.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.02.2022 tarihli 2020/10750 Esas 2022/1002 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı vekiline, tebliğ edildiğine ilişkin belgeye dosya içerisinde rastlanılmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, davalı vekiline, davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline tebliğ edilmiş ise tebligat parçalarının dosyaya konulması, edilmemiş ise temyiz dilekçelerinin davalı vekiline ve davacı vekiline tebliği ile katılma yoluyla kararı temyiz etmeleri halinde temyiz dilekçeleri ve düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte iade edilmesinin temini için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ve davacı için hükmedilen vekalet ücretine ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının tazminat istemeyecek kişilerden olduğunu, davacının kendi kusurlu hareketi ile tedbir uygulanmasına sebebiyet verdiğinden davanın reddi gerektiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, reddedilen tazminat yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine, hükmedilen tazminatlara faiz uygulanmasının ve faiz başlangıcının hatalı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; tazminat davasının dayanağı olan Kayseri 2 .Ağır Ceza Mahkemesin 13.11.2015 tarih , 2015/ 403 Esas 2015/410 Karar sayılı ceza davası dosyası örneği ve eklerinin incelemesinde; davacının 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 06.04.2014 tarihinde gözaltına alınarak 07.04.2014 ila 30.09.2015 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve yapılan yargılama neticesinde 13.11.2015 tarihinde davacının beraatine hükmedildiği, beraat kararının temyiz edilmeden 23.11.2015 tarihinde kesinleştiği, tutukluluğuna ilişkin sürelerin fiilen infaz edildiği, CMK 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminatın yasal şartlarının oluştuğu ve davanın yasal süresi içerisinden açıldığı anlaşıldığından, davacının tutuklu kaldığı günlere ilişkin maddi kaybının hesaplanması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş , bilirkişi raporunda davacının tutuklu kaldığı günler için toplam 17.545,79 TL maddi ve 19.000 TL manevi tazminatın, 06.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/ 403 Esas 2015/410 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan 06.04.2014-30.09.2015 tarihleri arasında 542 gün gözaltı / tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 23.11.2015 tarihinde kesinleştiği, göz altına alına ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 21.09.2023 tarihli 2019/38627 Başvuru numaralı kararında da vurgulandığı üzere; yukarı da anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince; tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; davacı vekilinin vekalet ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
2.Aşağıda (B-2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin hükmedilen maddi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
4.25.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağına ilişkin düzenleme yapıldığı, somut olayda karar tarihinin ise 28.04.2016 olduğu dikkate alınarak; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 4.370 TL nispi vekalet ücretinin davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken aynı tarifede Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücrete hükmedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 144 ncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığı, gözaltında ve tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılaması neticesinde beraat eden, süresinde dava açan ve tazminat isteyemeyecek kişilerden olmayan davacı lehine gözaltında kaldığı süre için maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2.Maddi tazminatın davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "16.405,87" TL yerine, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak bu miktarın üstünde kalacak şekilde "17.545,79" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Yukarıda (A-3) numaralı bentte açılanan nedenle davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
4.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
5.Davacının maddi ve manevi tazminatların yasal faizi ile davalıdan tahsiline yönelik talebi karşısında mahkemece hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, dava dilekçesinde tarih belirtilmeden faiz talebinde bulunulmasına rağmen, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, göz altı tarihi olan 06.04.2014 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-3) ve (A-4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (B-2) ve (B-5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2016/104 Esas 2016/164 Karar sayılı kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.