Esas No
E. 2022/923
Karar No
K. 2024/175
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2022/923 E.  ,  2024/175 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 25.12.2018
HÜKÜM: Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEMYİZ EDENLER: Davacılar vekili, davalı vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan Ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesiyle birlikte gerekçeli kararın kendisine 19.11.2019 tarihinde tebliğinin ardından süresinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 25.12.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 11.11.2016 tarihinde göz altına alındığını, 15.11.2016 tarihinde tutuklandığını, 13.03.2018 tarihinde tahliye edildiğini ve yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini, davacı ve ailesine ait olan cep telefonu, av tüfeği ve elektronik cihazlara el konulduğunu, makul sürede iade edilmemesi nedeniyle yenisini almak zorunda kaldıklarını belirterek; haksız koruma tedbiri nedeniyle 400.000 TL maddi ve 600.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 22.01.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir

3.Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2019/8 Esas 2019/80 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiştir.

4.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/160 Esas 2020/124 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/2363 Esas 2020/3328 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.01.2022 tarihli, davacılar ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının ihraç tarihine kadar geçen süredeki maaşını alamaması nedeniyle meydana gelen zararının ve cezaevi giderlerinin ve ek gelirlerinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığına, davacının tazminat istemeyecek kişilerden olduğuna, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna, yargılama aşamasında davacının vefat etmiş olması nedeniyle mirasçılar lehine hüküm kurulmasının hatalı olduğuna reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince; davacı ...'in 11.11.2016 tarihi ile 15.11.2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 15.11.2016 tarihi ile 13.03.2018 tarihi arasında tutuklu kaldığı, hakkında yapılan yargılama neticesinde 03.07.2017 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezaya hükmedildiği ve tutukluluğunun devamına karar verildiği, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2017/2526 Esas ve 2017/1990 Karar nolu kararı ile "İstinaf başvurusunun esastan reddine" karar verildiği, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/3756 Esas ve 2018/640 Karar nolu kararı ile sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına, ve sanığın 13.03.2018 tarihinde tahliyesine karar verildiği, hakkında verilen beraat kararının kesinleşmesinden sonra CMK 141 vd maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacı ...'in tutuklulukta geçirdiği sürelerin başka bir cezasından mahsup işlemi yapılmadığı, davacı hakkında verilen tutuklama kararının infaz edildiği anlaşılarak davacı lehine hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarının hesaplama işleminin yapılması amacıyla bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarı 11.663,41 TL olarak belirlendiği, dava devam ederken davacının 10.08.2019 tarihinde vefat ettiği, davacının mirasçıları Mahkeme huzurunda dinlenilmiş ve davayı takip ettiklerini, talepleri gibi karar verilmesini talep ettikleri belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile davacının 15.07.2017 - 13.03.2018 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu olarak hürriyetinden yoksun kaldığı anlaşılmakla, 11.663,41 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 15.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hazineden alınarak, davacının mirasçıları ..., ..., ...'e veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince; maddi tazminat talebi yönünden yapılan inceleme sonucu; gözaltına alınmadan ve tutuklanmadan önce Müftülükte imam olarak görev yapan davacının hakkında yürütülen soruşturma nedeni ile 01.08.2016 tarihinde açığa alındığı ve terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesi ile 14.07.2017 tarihinde görevinden ihraç edildiği, ihraç tarihine kadar yasal kesintiler dışındaki tüm özlük hakları kurumu tarafından kendisine ödendiğinden maddi bir kaybının söz konusu olmadığı için bu döneme ilişkin maddi tazminat talebinin mahkemece reddedildiği, 15.07.2017 tarihi ile tahliye tarihi olan 13.03.2018 tarihleri arasındaki maddi kaybın belirlenmesi için de dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından davacının tutuklu kaldığı süre ile ilgili olarak gelirine ilişkin itibar edilecek herhangi bir belge sunmadığı için yürürlükteki Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat hesaplandığı ve toplam 11.663,42 TL maddi tazminat belirlendiği, yerel mahkemece belirlenen bu miktarın 15.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, belirlenen maddi tazminat miktarının usul ve hukuka uygun olduğu, ancak; gerek dava dilekçesinde ve gerekse yargılama aşamasında davacı tarafın faiz talebinde bulunmamasına rağmen talep ile bağlılık kuralına aykırı bir şekilde belirlenen miktarın 15.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ve manevi tazminatın olması gerekenin çok altında ve eksik belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün 1-(a)) fıkrasında yer alan maddi tazminat miktarına ilişkin faiz tarihinin belirtildiği "haksız gözaltı/tutuklama tarihi olan 15.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte " ibaresinin çıkarılması, yine hükmün 1-(b.) fıkrasında yer alan manevi tazminat miktarına ilişkin "10.000,00 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "50.000,00 TL" ibaresinin eklenmesi ile aynı hükümde yer alan faiz tarihinin belirtildiği "15.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte" ibaresinin çıkarılması, yine hükmün (2.) fıkrasında yer alan vekalet ücretine ilişkin" ve kabul edilen miktar üzerinden nispi şekilde tayin edilen 3.250 TL nispi" ibaresinin çıkarılarak yerine "6.810 TL maktu" ibaresinin eklenmek sureti ile hükmün düzeltilmesine ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/271 Esas 2017/99 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 11.11.2016-13.03.2018 tarihleri arasında 487 gün gözaltında / tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 04.10.2018 tarihinde kesinleştiği, göz altına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

1.Davacının ihraç sebebiyle uğradığı zararın idari işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından; ihraç tarihi ile tahliye tarihi arasındaki tutukluluk dönemi için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat kapsamında ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Davacının ceza evinde yaptığı masrafların Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre 5271 sayılı Kanun kapsamında talep edilebilecek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden maddi tazminata dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü davacının ek gelir elde edememesinden kaynaklandığı iddia edilen zararlara ilişkin dava dilekçesinde talepte bulunulmadığının anlaşılmakla; bu hususlara ilişkin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden ;

1.5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemeye göre; söz konusu tazminata esas ceza davasının 04.10.2018 tarihinde kesinleştiği ve iş bu davanın da 25.12.2018 tarihinde süresinde açıldığı, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğu, dosya içerisinde yapılan incelemede davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla; davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2.Davacının ihraç sebebiyle uğradığı zararın idari işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından ihraç tarihi ile tahliye tarihi arasındaki tutukluluk dönemi için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, maddi tazminatın, net asgari ücret üzerinden hesaplanan "11.617,07 TL" yerine, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak bu miktarın üstünde kalacak şekilde "11.663,42 TL" olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Yukarıda (A-3) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.

4.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

5.Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre koruma tedbirleri nedeniyle dava açma hakkının kural olarak zarar görene ait olduğu, bu hakkın mirasçılara intikalinin ancak zarar görenin ölmeden önce dava açması veya dava açma iradesini açıkça izhar etmesi durumunda mirasçılara intikal edeceği, somut olayda da muris ...'in 10.08.2019 tarihinde tazminat davası açıldıktan sonra vefat ettiği, mirasçıların açılmış davaya devam edebilecekleri anlaşılmakla; davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (A-3) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin, (B-2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/2363 Esas 2020/3328 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog