Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/411
Karar No
K. 2024/202
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/411 Esas
KARAR NO: 2024/202
DAVA: Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
DAVA TARİHİ: 11/10/2007
KARAR TARİHİ: 13/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dilekçesinde özetle; ----- temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ---- devredildiğini, fon kurulunun ----sayılı kararı ile hem bankada ve hem de ------- şirketlerinde yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi, murahas aza, denetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcılığı görevinde bulunanlar aleyhine 6183 sayılı amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanunun mükerrer 35. Maddesi kapsamında takip ve tahsil işlemlerine başlanmasına karar verildiğini, fon kurulunun kararı ile -------- kanuni temsilcisi olması sebebiyle davacı kuruma borçlu bulunan ve hakkında 6183 sayılı kanuna göre takip başlatılmasına karar veren davalı-borçlu ----hakkında ihtiyati haciz uygulaması yapıldığını, bilahare davalı------ ödemeye çağrı belgesi düzenlenerek tebliğe gönderildiğini, Davalı-borçlu ----- mal varlığının araştırılması sırasında adına kayıtlı--------- bedelli ------adına kayıtlı iken taşınmazın tamanını ----- tarihinde ---- davalı----- hissesi borçlu-davalı ---- parsellerin tamamı davalı-borçlu ---- adına kayıtlı iken -------- devredilmiş olduklarının ilgili -------- cevabı yazılarından anlaşıldığını, 6183 sayılı kanunun 30. Maddesinin; "borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muameleler tarihleri ne olursa olsun hükümsüzdür" hükmüne yer verildiğini, İptal davası açılması başlığını taşıyan 24. Maddesinin ise amme borçlusunun bu kanunun 27, 28, 29, 30 maddelerinde; "yazılı tasarruf ve muamelelerin iptali için umum mahkemelerde dava açılır ve bu davalara diğer işlere tahdimen umumi hükümlere göre bakılır" hükmüne yer verildiğini, Borçlu ------- hakkında 5411 sayılı kanun uyarınca ihtiyati haciz kararı alındığını, borçlunun taşınmazları çok düşük bedellerle muvazaalı şekilde diğer davalılara devrettiğini, yapılan işlemlerin amme borçlusunun varlıklarının hacizden kaçırılmasından ibaret olduğunu, 6183 sayılı kanunun 27 ve müteakip maddeleri gereğince iptal e dilmeleri gerektiğini, davalılardan ------ karısı olduğunu, borçlunun maksadını bilen ve bilmesi gereken kimse olduğunu iddia ile borçlunun yukarıda yazılı tasarruflarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı borçlu ----- cevap dilekçesinde: müvekkilinin -----görevinden -----tarihinde istifa ettiğini, ihbar süresinin bitimi olan ----- tarihinde istifasının kabul edilmesi sonucu ayrıldığını,--------- tarihleri arasında grubu temsilen ücretsiz olarak çalıştığını, Müflis----- herhangi bir görevi bulunmadığını, bu şirketlerden sadece ------- bir dönem yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunmuş olmasının sorumluluğunu gerektirmediği, çünkü murahhas aza olmadığını, dolayısıyla da herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ikametgahının ----- olduğunu, yetkili mahkemenin ----- Mahkemesi olduğunu belirterek yetki itirazının kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .Davalı ------ yetki itirazında bulunmuş, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı ----- Mahkemesi olduğunu belirtmiş, esastan da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar ------ tarihli cevap dilekçesinde: müvekkillerin davalı ------- içinde bulunduğu hukuki durumu bilebilecek durumda olmadığını, bu bakımdan bir kasıtlı davranışlarından söz edilemeyeceğini, anılan arsaların 90.000 TL ye mal olduğunu, bu bedelin kredi olarak bankadan kullanıldığını ve söz konusu bedelin krediyi kullandıran banka şubesi müdürünün ödenmiş olduğunu, ---- daha sonra bu taşınmazı nasıl değerlendiriceğini bilemediğinden diğer davalı ------ sattığını, belediyenin emlak satış değerlerinin dikkate alınarak resmi rakam olarak daha düşük bir bedelin yansıtılmış olduğunu, satışı yapan------ hukuki durumunun bilinmediğini bilinmesinin de kendilerinden beklenemeyeceğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir.

Mahkememizce ----tarihinde alınan bilirkişi raporunda; dava konusu, kayden ----- olarak hesaplandığı bildirilmiştir.Mahkememizce -----tarihinde alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalı ----- devrettiği, ------ nolu parseli erin iri tamamırıuı kendi adına kayıtlı iken------ devrettiği , ----- hissesinin kendi adına kayıtlı iken-------- devrettiği,taşınmazlar yönünden AATUHK m 30 ve İİK m 280 anlamında ifade edilen "...borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle... " yapılan bir devir işlemi olup olmadığının tayini noktasında somut olay ve dosyadaki malzeme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı ... ile diğer davalılar -------- arasında alacaklıyı zarara uğratmak amacı ile adeta işbirliği yapmak niyetiyle bir araya gelme durumunu haklı gösterecek, başka bir ifade ile davalı ------ diğer davalılar arasında özellikle ----- öngördüğü biçimi ile bir organik bağın varlığına delalet edecek herhangi bir unsura rastlamadığı, bu yönüyle anılan maddeler bakımından aranan ve somut hukuk normunun ---------) unsurunu teşkil eden vakıanın meydana gelmemiş olduğundan yukarıda sözü edilen tasarruflara ilişkin olarak tasarrufun iptali yönünde hüküm kurulmasını haklı gösterecek bir nedenin bulunmadığı; Somut olayda dosya kapsamında mevcut bulunan ödeme emrinin tarihinin 16/ 10/2007 şeklinde olması ve bu bağlamda borcun AATUHK m 27 anlamında ödeme müddetinin başladığı an söz konusu işlemin davalı ----tebliğ anı olacağı ve her halde diğer davalı ----- yapılan taşınmaz devrinin de tarihi 4.4.2003 olduğu gerçeği karşısında kanunda ifadesini bulan 2 yıllık sürenin dolmuş olduğu ve bu bakımdan anılan tasarufun da iptaline hüküm kurulamayacağı şeklinde kanaatini bildirmiştir.------ sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama sonucunda; "Dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı gibi ----- temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ------ tarafından davacı fona devredilmiştir. ------ yönetim kurulu üyesi, murahhas azası, denetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı görevinde bulunanlar aleyhine ---- zararları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve davalı borçlu ------ mevcut malları bu zararı karşılamaya yetmediğinden 6183 sayılı kanunun 30. Maddemi uyarınca bu dava açılmıştır. Bu yasa uyarınca açılan iptal davası 6183 yasanın 24. Maddesi uyarınca genel hükümlere yani İ.İ.K.'nın 277 ve devamı maddelerine tabidir, bu maddeler çerçevesinde inceleme yapılıp, davanın sonuçlandırılması gerekir. İ.İ.K.'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca borçlunun tasarrufunun iptali davası açılabilmesi için hakkında kesinleşmiş bir takip bulunması, borçlunun mevcutlarının borcu ödemeye yetmemesi, İ.İ.K.'nın 278. Maddesi uyarınca bağışlama hükmünde olması, İ.İ.K.'nın 280. Maddesi uyarınca borçlunun tasarrufunun ileri işlem niteliğinde bulunması gerekir. Somut davamıza baktığımızda dava tarihi itibariyle davalı borçlu ... aleyhine kesinleşmiş bir takip ya da dava yoktur. Sadece ihtiyati haciz kararı alınmış ve yeterli mal haczedilemediğinden bu dava açılmıştır.

Davacı tarafın vasfı ve amme alacağının tahsili usulü kanununa tabi olması nedeniyle davada davacı tarafın geçici ya da kati borç ödemeden aciz belgesi almasına gerek yoktur. Borçlunun kesinleşmiş bir borcu bulunmadığı sürece mallarını dilediği şekilde tasarruf edebileceğinden tasarrufun iptali davasının dinlenme imkanı yoktur.

Davacı taraf aynı olay nedeniyle davalı borçlu -----sayılı dosyasıyla şahsi iflasını istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bu mahkemenin ------ davaya konu eylem ve işlemlere katılmadığı, bankayı zarara uğratan kredilerin verilmesi aşamasında kanuna aykırı karar ve işlemlere iştirak etmediği, bu nedenle hakkında şahsi iflasını isteme koşullarının oluşmadığı belirtilmek suretiyle aleyhine açılmış davanın reddine karar verilmiştir.------- sayılı bozma ilamının ikinci sayfasında ikinci paragrafta açıkça bankayı zarara uğratan kredilerin verilmesi aşamasındaki kanuna aykırı karar ve işlemlere katılmayan kişilerin iflası istenmez, bu nedenle mahkemece iflası istenen ------ hakkındaki davanın açıklanan gerekçeyle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır, cümleleriyle mahkemenin verdiği bu kararı isabetli bulmuş ve -----kararı onamış, kesinleşmiştir.

Yukarıda yazılı-----ilamına konu olayın davamıza konu borçla ilgili olduğu açık bir şekilde anlaşıldığı gibi davacı vekili de bu durumu son celsedeki beyanı ile de kabul etmiştir. Bu durumda borçlu ...'ın banka zararından sorumlu olduğuna dair kesinleşmiş bir takip ya da karar bulunmadığı gibi aksine sorumlu olmadığı hususu yukarıda yazılı ilamla kesinleşmiştir. O halde tasarruflarının iptali için ortada bir sebep yoktur, davanın koşulları mevcut değildir. Açıklanan nedenlerle tasarrufların iptal edilebilir olup olmadığının da tartışılmasına gerek yoktur.

Davacı tarafın ibraz ettiği protokol kefalet protokolüdür. Protokolün tarihi 2008 yılını taşımaktadır. Bu protokolün geçerli olup olmadığı mahkememizin dava konusu dışındadır, bu nedenle tartışılmamıştır. Tasarrufun iptali davalarının şartlarından biri borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasıdır. Sözü geçen kefalet protokolü tarihi tüm tasarruflardan hatta davamızdan sonra olduğundan geçerli olsa dahi bu protokolün tanziminden önce yapılmış tasarrufların bu protokole dayanılarak iptal edilmesi mümkün değildir. " kanaatiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.Anılan kararın temyizen incelenmesi üzerine; ------- tarihli ilamında; "Mahkemenin, davalı ----- zarara uğratmadığına ilişkin olarak dayanak aldığı ------- yönetim ve denetimi nedeniyle meydana gelen zarara ilişkindir. Bu nedenle anılan mahkeme kararı borçlu davalı ----- bağlı şirketler temsilcisi olarak Kuruma zarar verip vermediğine ilişkin olmadığından hükme esas alınması doğru olmadığı gibi davalı ------ yapılıp kesinleşen icra takibi olduğu halde dava tarihi esas alınarak borçlu aleyhine kesinleşen icra takibinin olmadığının gerekçe gösterilmesi de doğru bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalı----- hakkında kesinleşen bir icra takibi olması nedeniyle davanın esasına girilerek dava konusu edilen tasarruflar yönünden iptal koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması, tarafların buna ilişkin delillerinin toplanması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır"şeklindeki kanaat ile yukarıda anılan kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra yargılamaya----- dosya üzerinden devam olunmuştur.

Mahkememizce alınan 28/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda ; davalı -------olup olmadığının ve "kanuni temsilci" ise bu sıfatıyla görev yaptığı dönemde hangi kredi sözleşmelerini akdettiğinin veya borç doğurucu başka hangi bankacılık işlemlerini yaptığının taraflarca ve özellikle davacı tarafça tartışılıp delillendirmek suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği; bu belirlemeye göre dava konusu tasarrufların iptal edilip edilemeyeceğinin raporun 6-b nolu paragrafında detaylı açıklandığı şeklinde kanaatini bildirmiştir.Mahkememizce alınan 19/12/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda ; Davalı---- olarak görev yapmış olduğu ----- tarihleri arasında ve -----olarak görev yapmış olduğu ------ tarihleri arasında ----- tarafından kullandırılmış olan krediler dosyadaki belgeler ve verilerle sınırlı olarak bunlardan ibaret olup; görüleceği üzere, kredi kullandırılmış olan şirketler arasında davalının ---- bulunmadığını, dosyanın halihazır durumu itibarıyla dava konusu tasarrufların yapıldığı tarih itibarıyla davacının, kanunî temsilci sıfatıyla davalıdan bir alacağının bulunduğu ispatlanmamış vaziyette olduğu, bütün bu nedenlerle dava konusu olayda, davalı ------- sıfatla görev yaptığı dönemde hangi kredi sözleşmelerini akdettiğinin veya borç doğurucu başka hangi bankacılık işlemlerini yaptığının,bunların baliğ olduğu tutarın ve temerrüt faizinin ne olduğunun ve böylece davacı tarafa ne kadarlık bir zararın verildiğinin davacı tarafça delillendirilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmadığı; davalı ------- tarihli Protokol'ü müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzalamasından kaynaklandığı kabul edildiği takdirde ise, tasarrufun iptali davasının en önemli şartlarından birinin, iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan (yani somut olayda 25/1/2008 tarihli Protokolün imzalanmasından) sonra yapılması olduğu ve somut olayda dava konusu tasarruflar bu Protokol'den önce yapıldığı için bu şartın yerine gelmediği şeklinde kanaatini bildirmiştir.

Mahkememizce alınan 21/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ---- kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olup olmadığına ve borcun doğumuna ilişkin hususlarda takdir mahkemeye ait olmak üzere, 6183 Sayılı Kanun'un tasarrufun iptaline ilişkin diğer şartları yönünden yapılan incelemede;-----satışına ilişkin tasarruf bakımından tasarrufun iptalinin diğer şartlarının oluştuğu, ----- satışına ilişkin tasarruf yönünden tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı,----- parsel sayılı taşınmazların davalılardan ----- satışına ilişkin tasarruf bakımından tasarrufun iptalinin diğer şartlarının oluştuğu,----- davalılardan --- satışına ilişkin tasarruf yönünden tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı, şeklinde kanaatini bildirmiştir.Mahkememizin ----esası kapsamında yapılan tahkikatın sonucunda davanın kısmen kabulü ile davaya konu----- dairenin davalı ---- tarafından davalı ------- tarihli tasarrufun iptaline, diğer davalılara ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir, Mahkememizin bu kararının da temyizi üzerine--------- sayılı ilamı ile; "(...)Dava 6183 sayıl Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.

Davacı alacaklı, davalı borçlu --- hakkındaki takibinin dayanağını---- devredilen ------ grup şirketlerinden olan -------- kanuni temsilcisi olması nedeni 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35. maddesine dayalı olarak takip yapmıştır.Yani asıl borçlu, bu takip bazında ------ olup davalı ------- kanuni temsilci olması nedeni ile hakkında belirtilen Yasanın 35. maddesi gereğince sorumlu tutularak ödeme emri tebliğ edilmiştir. Davacı alacağının dayanağını teşkil eden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine eklenen beşinci fıkra, ------ sayılı kararı ile iptal edilmiştir.İlk bozma ilamından sonra gelişen bu durum karşısında, yargılaması devam eden somut uyuşmazlığın bu iptal kararından sonraki duruma göre davalı borçlu ------- borçlu durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, davalı borçlunun dava dayanağını teşkil eden, ----- kanuni temsilci olduğu dönemlerdeki sorumluluğunun, ------ kararı ve borçlu hakkında çıkartılan ödeme emirlerindeki borcun miktarı, dayanağı hakkında gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınarak değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ---- vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile hükmün bozulmasına" dair karar verilmiş, bozma sonrası tahkikata işbu esas üzerinden devam edilmiştir. Mahkememizce bozma ilamına uyulmakla ilamda işaret edildiği suretle inceleme yapılmış, alınan 23/06/2023 tarihli raporla özetle; davacı vekilinin, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ------- sayılı kararından bağımsız olarak ele alınıp çözüme kavuşturulmasına yönelik talebinin yerinde olmadığı, zira ------ iptal kararlarının derdest davalar yönünden bağlayıcılığının bulunduğu, Mahkememizce uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında da bu hususa işaret edildiğini, davalı ------yalnızca kendi görev yaptığı dönemindeki ödenmemiş borçlardan sorumlu tutulabileceğini, dosya mevcudundan, davalı------ tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığının anlaşıldığını, mevcut verilerden, davalı ----- görev yaptığı dönemde doğup da tasarruf tarihi itibariyle ödenmemiş olan herhangi bir alacağın tespit edilemediği yönünde kanaati bildirilmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Dava, davalılardan ------ diğer davalılara devrettiği dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak 6183 sayılı Kanunun 24. ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Dava öncelikle --------- Esas sayılı dosyada görülmüş, aynı esasla 06/11/2007 tarihinde , dava konusu taşınmazlar hakkında tedbir karar verilmiş, aynı mahkemenin 21/04/2008 tarihli yetkisizlik kararı üzerine yargılamaya ------sayılı dosyasında devam olunmuş, davanın reddine dair hükmün bozulması ve bozma ilamında; borçlu ----- kesinleşen bir icra takibi olması nedeniyle davanın esasına girilerek dava konusu edilen tasarruflar yönünden iptal koşullarının oluşup olmuşmadığının araştırılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş, mahkememizce anılan bozma ilamına uyulmuş, davanın davalılardan --- yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine dair karar yukarıda anılan suretle bozulmuş olmakla tahkikata işbu esas üzerinden devam olunmuştur.

Davalılardan ------- yılları arası yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu ------ hariç, ortaklık hakları ve yönetim ve denetiminin ---- tarihli kararıyla ---- devredilmesi ve sonrasında -----nolu kararıyla; tahsilde tekerrüre yer vermemek koşulu ile hakkında mali sorumluluk, şahsi iflas davası açıldığı belirlenen şahıslardan hem ------ yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi, murahhas aza, denetim kurulu üyesi, genel müdür, genel müdür yardımcılığı görevinde bulunanlar hakkında 6183 Sayılı Kanun mükerrer 35. maddesi kapsamında takip ve tahsil işlemlerine başlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı ------ kararda anılan ----- tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliğini yapmıştır.---- kapsamında hem bankada, hem grup şirketlerinde yönetimde görev aldığı belirlenmekle davalı ---- tarihli ödemeye çağrı mektubu gönderilmiş,------ kanuni temsilcisi olduğundan bahisle, anılan şirketlerin borcu nedeniyle sorumlu olduğu bildirilerek borcun 1 ay içinde ödenmesi aksi halde 6183 sayılı Kanun gereği cebri icra hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir. Bildirilen borcun ödenmemesi üzerine ------ödeme emri gönderilmiş, belirlenen tutarın 7 gün içinde ödenmesi hususu bildirilmiştir.

Davalı----tarafından anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali talepli açtığı davadan feragat etmesi üzerine---- Kararı ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Yine davalı ----- yönelik, ödeme emrine konu borca ilişkin olarak anılan ihtiyati haciz kararları yönünden de iptali talepli davasından feragat etmesi nedeniyle----- karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Esasen,

Mahkememizce ---- Esas sayılı ilamına da uyulmuş olması itibariyle ve anıldığı suretle icra takibinin kesinleştiğinin belirlenmesi karşısında kesinleşmiş bir takibin olmadığı yönündeki davalı taraf savunmalarına itibar edilmemiştir.Yine davalı ---- yönetim kurulu üyesi olmasının tek başına “kanuni temsilci” olarak değerlendirilmesi için yeterli olmadığı yönündeki davalı taraf savunmaları yönünden de; her yönetim kurulu üyesinin kanuni temsilci olmadığı, temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerinden oluşan murahhas bir veya birkaç üyeye bırakılmış olabileceği gibi pay sahibi olmayan bir müdüre bırakılabileceği, o durumda kanuni temsilcinin ilgili murahhas üye veya pay sahibi olmayan müdür olacağı yönündeki ---- tarihli heyet raporuna mahkememizce de iştirak olunmuş, ne var ki tespit edildiği suretle davalı ---- da yönetiminde bulunduğu, davamıza konu ---- yönünden böylesi bir durumun varlığına ilişkin yargılamanın sürdüğü 12 yıl içinde herhangi bir kayıt sunulmamıştır.Yine yukarıda anıldığı üzere bozma ilamı gözetilerek mahkememizce incelemede, 6183 Sayılı Kanunun 24. ve devamı maddeleri kapsamında tasarrufun iptali hükümleri çerçevesinde ve bu hususa hasren yapılmıştır.Davaya konu taşınmazların devir tarihleri itibariyle rayiç değerlerine ilişkin mahallinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporları alınmış, denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.6183 Sayılı Kanunun 24. maddesinde "Âmme borçlusunun bu kanunun 27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali için umumi mahkemelerde dâva açılır ve bu dâvalara diğer işlere takdimen umumi hükümlere göre bakılır." düzenlemesi getirilmiştir.... tarafından taşınmazların devredildiği diğer davalıların durumu, bu hükümler çerçevesinde değerlendirilecek; “ödeme müddeti” olarak 16/10/2007 tarihli ödeme emri esas alınacaktır.Davaya konu taşınmazlardan ------ tarihinde, davalı ---- eşi olan davalı ---- bedelle devredilmiştir. Devir tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin 200.000 TL olduğu belirlenmiştir.6183 Sayılı Kanun 28/b.1 hükmü gereğince eşler arasında yapılan ivazlı tasarruflar bağışlama hükmündedir ve 6183 Sayılı Kanunun 27.maddesi gereğince de “Âmme alacağını ödememiş borçlulardan, müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmıyanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar hükümsüzdür.” Ödeme müddetinin 16/10/2007 tarihli, devrin ise 04/04/2003 tarihi olduğu gözetildiğinde 6183 Sayılı Kanunun 27.maddesinde öngörülen “2 yıl içinde” yapılan bir tasarruf olmadığından iptali koşulları 6183 Sayılı Kanunun 28. ve 27. maddeleri gereğince oluşmadığı değerlendirilmiş ise de, 6183 Sayılı Kanunun 30. maddesinde “Borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde âmme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkân bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lâzımgelen kimselerle yapılan bütün muameleler tarihleri ne olursa olsun hükümsüzdür." hükmü karşısında, davalı --------ilgili taşınmazın devrinde, davalı .-----“maksadını bilen ya da bilmesi lazım kimseler” den olduğu konusunda da tereddüt bulunmamakla, ilgili 30. madde gereği hükümsüz olan bu tasarruf yönünden 6183 Sayılı Kanunun 26.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre içinde, 11/10/2007 tarihinde iş bu davanın açıldığı da gözetilerek bu davalı yönünden davanın kabulüne -----taşınmaz yönünden tasarrufun iptaline dair karar vermek gerektiğine kanaat getirilmiştir.Davalılardan ------- yapılan tasarruf yönünden, dava dilekçesinde belirtilenin aksine----------- tamamının değil ---- tarihinde davalı ----tarafından bu davalılara devredildiği, devir bedelinin 2.000 TL olup rayicin 4.210 TL olduğunun mahallinde yapılan inceleme sonucu belirlendiği anlaşılmıştır. 6183 Sayılı Kanunun 28/b.2. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bu tasarruf yönünden, ilgili 28. madde gereğince bağışlama hükmünde olduğu gerekçesiyle 6183 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince hükümsüzlüğü gündeme gelebilecek ise de, ödeme müddetinin 16/10/2007 tarihi olarak esas alındığında tasarrufun, geriye doğru 2 yıllık zaman dilimi içinde kalmadığı, bu nedenle ilgili 27. maddenin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. Bundan başka 6183 sayılı Kanunun 30. maddesinde düzenlenen “borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimse” olduğu hususunda dosyamıza yansıyan açık bir emare bulunmadığı gibi bu hususta ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça sübuta yeter bir delil sunulmadığı kanaatiyle ilgili 30. maddenin de koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Davalılardan------tarihli tasarruf ile ------- ½ hissesi yönünden ise devir bedelinin 13.500 TL olup devir tarihi itibariyle rayicin 15.000 TL olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporuyla belirlenmiş olmakla 6183 Sayılı Kanunun 28/b.2 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, buna karşın aynı kanunun 30. maddesi koşullarının değerlendirilmesi gerektiği , ne var ki bu davalının da borçlu davalı----- maksadını bildiği veya bilmesi gereken kişilerden olduğu yönünden açık bir emarenin dosyaya yansımadığı gibi, davacı tarafça da bu hususta sübuta yeterli delil sunulmadığı, bu tasarrufun iptali koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Davalılardan ----- tarihli, --------- taşınmazların devri yönünden devir bedelinin 19.800 TL olup belirlenen rayiç değerinin 91.000 TL olması karşısında tasarruf 6183 Sayılı Kanunun 28/b.2 maddesi kapsamında değerlendirilebilecektir. Aynı yasanın 27. maddesi kapsamında ödeme müddetinden geriye doğru 2 yıl içinde yapılması itibariyle hükümsüz olacağı düzenlenen tasarruflardandır. Buna karşın davalı -------- ve vefatından sonra mirasçıları vekilince , devrin gerçekte 90.000 TL karşılığında yapıldığına ilişkin beyanları, bu yöndeki 21/02/2008 tarihli dilekçesi ekindeki 04/05/2006 tarihli adi yazılı devir sözleşmesi başlıklı evrak ve yine bu devri finanse etmek için kredi çekildiğinin delili olarak sunulan 90.000 TL tutarlı dekont karşısında, her ne kadar dekonttaki ismin davalı ------ ait olmadığı görülmüş ise de, tapu harçlarının düşük tutulabilmesi için taşınmaz değerlerinin düşük beyan edildiği hususunun ülkemizin bir gerçeği olduğu, kayden görünen ivazlar arasındaki fahiş farkın gerçekte olmadığı, rayiç tutarın davalı tarafından ödendiği şeklindeki savunmalarının aksinin, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça ispat olunamadığı, aynı şekilde 6183 Sayılı Kanunun 30.maddesinde öngörüldüğü suretle davalı ------ maksadını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğuna dair de dosyaya yansıyan bir ispat vasıtası bulunmadığı kanatiyle bu davalı yönünden de davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir.

Mahkememizce bu değerlendirmeler kapsamında, hem ---- sayılı bu esas hükmünün oluşturulmasında, hem de 27/02/2019 tarihli 2014/290 esas sayılı hükmünün tesisi sırasında, ----sayılı ilamında işaret edilen ve -----tarafından iptal edilen hükümler dikkate alınmıştır. Bu çerçevede bozma ilamında işaret edilen 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. Maddesine eklenen 5. ve 6. fıkrasının ihdasının, 4/6/2008 tarihli 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile olduğu, 06/06/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmakla bu tarihte yürürlüğe girdiği, dosyamızın dava tarihinin ise 11/10/2007, yani anılan ek fıkraların ihdasından önce olduğu, anılan ek düzenlemelerin ----- kararı ile iptal edildiği, bu tarihin de Mahkememiz son kararından öncesine denk geldiği gözetilmiştir.

Esasında bu ihdas ve iptal kararları neticesinde 6183 sayılı Kanun mükerrer 35. maddesi hükümleri, dava tarihindeki halinden başka bir durumda değildir.Düzenlemelerde netice itibariyle, dava ve karar tarihine nazaran bir değişiklik olmamış bulunmakla, Mahkememiz kanaati mer'i 6183 sayılı Kanun mükerrer 35. maddesi hükümleri çerçevesinde oluşturulmuştur.

Bu kapsamda anılan hükümde bir kusur düzenlemesi yapılmamış olduğu, amme alacağının tüzel kişiden, kısmen veya tamamen tahsil edilemiyor olmasının, bu alacağın tüzel kişinin kanuni temsilcisinden tahsili için kafi olduğu gözetilmiş, yukarıda izah edildiği suretle davalı ---- tarafından davalı ---- devir yönünden koşulları oluşmakla davanın davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın kısmen kabulü ile davaya konu------ dairenin davalı---- tarafından davalı ----- devrine ilişkin---- tarihli tasarrufun iptaline, Fazlaya ilişkin istemin reddine,

2.---- dosyası üzerinden hükmolunan tedbirin, ------------ dairedeki taşınmaz yönünden kararın kesinleşmesine kadar devamına, tedbir kararının diğer taşınmazlar yönünden kaldırılmasına, Tedbir kaldırılan taşınmazlar yönünden derhal ilgili tapu müdürlüklerine yazı yazılmasına,

3.Alınması gerekli 44,40 TL başvurma harcı ve 13.662,00 TL peşin harcın toplamda 13.706,40 TL harcın davalılar----- tahsili ile hazineye irad kaydına,

4.Avukatlık asgari ücret tarifesine göre kabul edilen 200.000 TL üzerinden davacı için takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---- alınarak davacıya verilmesine,

5.Avukatlık asgari ücret tarifesine göre red edilen 91.000 TL üzerinden davalılar ---- için takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ------ verilmesine,

6.Avukatlık asgari ücret tarifesine göre red edilen 15.000 TL üzerinden davalı ---- için takdir olunan 15.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,

7.Avukatlık asgari ücret tarifesine göre red edilen 4.210 TL üzerinden davalı ----- takdir olunan 4.210 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,

8.Davacı tarafından sarfedilen 11.516,60 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 7.914,20 TL'nin davalılar ----- alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

9.Davalı ----- tarafından sarfedilen 1.937,7‬ TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 1.331,58 TL'nin davacıdan alınarak davalı----- verilmesine, kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına,

10.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, Davacı Vekilinin,Davalılar ----------------- yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/03/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA YERELHUKUK DIGER İcra İflas Hukuku 6183 sayılı kanuna göre takip başlatılmasına karar veren davalı-borçlu ----hakkında ihtiyati haciz uygulaması yapıldığını, bilahare davalı------ ödemeye çağrı belgesi düzenlenerek tebliğe gönderildiğini, Davalı-borçlu ----- mal varlığının araştırılması sırasında adına kayıtlı--------- bedelli ------adına kayıtlı iken taşınmazın tamanını ----- tarihinde ---- davalı----- hissesi borçlu-davalı ---- parsellerin tamamı davalı-borçlu ---- adına kayıtlı iken -------- devredilmiş olduklarının ilgili -------- cevabı yazılarından anlaşıldığını, 6183 sayılı Kanunu 6183 sayılı amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki Kanunu 5411 sayılı kanun uyarınca ihtiyati haciz kararı alındığını, borçlunun taşınmazları çok düşük bedellerle muvazaalı şekilde diğer davalılara devrettiğini, yapılan işlemlerin amme borçlusunun varlıklarının hacizden kaçırılmasından ibaret olduğunu, 6183 sayılı Kanunu 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35. maddesine dayalı olarak takip yapmıştır.Yani asıl borçlu, bu takip bazında ------ olup davalı ------- kanuni temsilci olması nedeni ile hakkında belirtilen Yasanın 35. maddesi gereğince sorumlu tutularak ödeme emri tebliğ edilmiştir. Davacı alacağının dayanağını teşkil eden 6183 sayılı Kanunu 6183 sayılı Kanun 28/b.1 hükmü gereğince eşler arasında yapılan ivazlı tasarruflar bağışlama hükmündedir ve 6183 Sayılı Kanunu 6183 sayılı Kanun K6183 md.2 İİK md.277 K6183 md.30 K6183 md.27 K6183 md.26 K5411 md.30 K6183 md.24 K6183 md.35
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.