5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2010/9658 E. , 2011/1560 K.
"İçtihat Metni"Zimmet suçundan sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; atılı suçtan mahkümiyetlerine dair, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.01.2010 gün ve 2006/295 Esas, 2010/5 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili, O Yer C.Savcısı ve sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş ve sanık ... müdafiin süresi içinde incelemenin duruşmalı yapılmasını talep etmesi üzerine; dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 23.02.2011 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanık ... müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık ... adına gelen Av.... huzura alınarak duruşmaya başlandı. Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu. Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi. Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti. Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 09.03.2011 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmıştı. Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; ... Genel Müdürlüğü ... Bölge Müdürlüğü'nün 14.09.2006 gün ve 4668 sayılı cavabi yazılarına göre "para tahsil etme ve muhafaza etme görevi bulunmayan" ve belirtilen yerin Hukuk Servisinde mahkeme ve icra dairelerindeki harcama ve mahsup işlemlerini yapan ita amiri mutemedi sanık ... ve aynı yerde memur olarak görev yapan sanık ...'in, açılan ya da yürütülen hukuki işlemlerde, mahkemelere yatırılan harç, damga pulu, tebliğ zarfı, fotokopi gibi haracamalarına ilişkin mahkeme giderleri listelerinde yapılan ödeme nevi kısmında yazılan miktarların önüne değişik rakamlar yazmak ya da üzerinde oynamalar yapmak suretiyle gerçek harç miktarlarının üzerinde harcama yapılmış gibi gösterilmek ve haksız kazanç sağlayacak şekilde düzenleyip aradaki farkları mal edinmeleri şeklinde gerçekleşen olayda, gerçeğe aykırı olarak düzenlenen belgelerdeki miktarlar dışındaki tüm imzaların gerçek olduğu, böylece oluşturulan belgelerle menfaat sağlama şeklinde oluşumu kabul edilen eylemlerinde; görevi nedeniyle tevdii olmaması ve sanıkların bu paralar üzerinde koruma ve gözetim sorumluluğundan da söz edilemeyeceği gözetilerek; sahte belgelerin iğfal kabiliyetlerinin olup olmadıklarının tespitiyle, iğfal kabiliyetlerinin olması durumunda bunlarla suça konu paraları almalarının kamu kurumuna karşı müteselsilen dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, iğfal kabiliyetlerinin olmaması durumunda ise, eylemlerinin kamu kurumuna karşı müteselsilen dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmak suçlarını oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de; 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" biçimindeki düzenleme nedeniyle, sanıkların zimmeti sağlamak ve açığa çıkmasını engellemek için harcamalara ilişkin mahkeme giderleri listelerinde yapılan ödeme nevi kısmında yazılan miktarların önüne değişik rakamlar yazmak ya da üzerinde oynamalar yapmak suretiyle gerçek harç miktarlarının üzerinde harcama yapılmış gibi göstermek suretiyle gerçekleşen eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe Yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Lehe kanun belirlenirken 765 sayılı TCK.nun 202. maddesine göre temel ceza alt sınırdan 2 yıl uzaklaşılarak tayin edildiği halde, 5237 sayılı Kanununn 247/1. maddesi uygulanırken alt sınırdan 3 yıl uzaklaşılarak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili, O Yer C.Savcısı ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları ile sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
02.03.2011 tarihinde verilen iş bu karar 09.03.2011 tarihinde Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.