Esas No
E. 2020/1582
Karar No
K. 2024/690
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/1582

KARAR NO: 2024/690
KARAR TARİHİ: 26/03/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 10/12/2019

NUMARASI : 2015/1073 Esas 2019/1362 Karar

DAVA: Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ: 26/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 26/03/2024

Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından davacı müvekkillerine gönderilen Karşıyaka 5.Noterliğinin 07.07.2014 tarih ve l9338 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 14.10.2006 tarihli Bayilik Sözleşmesi gereği ...'nın borçlarına karşılık teminat verildiğinin belirtildiğini, davacı tarafça bu ihtarnameye karşı İzmir 24. Noterliğinin 24.07.2015 tarih ve 23185 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve şirkete karşı şahsi olarak herhangi bir borçlarının olmadığının belirtildiğini, davalı tarafça gönderilen ihtarnamede de açıkça bayilik sözleşmesi gereği olarak teminat verildiğinin kabul edildiğini, verilen teminatın amacının Bayilik Sözleşmesinden kaynaklı olarak gelecekte oluşturulabilecek borçları karşılamak için olduğunu, müvekkili ...'nın davalı şirkete karşı hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını, bayilik sözleşmesinin 2010 yılının sonunda sona erdiğini ve bunun üzerine davacının ortaklarından olan ... İnş. Ltd. Şti. arasında yeni bir ticari ilişki kurulduğunu, bu şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı borçtan müvekkili ...'nın sorumluymuş gibi gösterilmeye çalışıldığını, ancak müvekkilinin kişisel olarak 2010 yılının son aylarından itibaren ticari ilişkisi olmayan davalı şirkete karşı teminat gerektirir hiçbir hukuki münasebetinin olmadığını, ticari defterlerin incelenmesiyle bu durumun tespit edilebileceğini, 3. kişi lehine ipotek veren konumdaki davacı ... tarafından 13.10.2006 tarihli ipotek belgesi ile diğer davacı ...'nın davalı şirket ile arasındaki ticari ilişkiye güvence olması bakımından ipotek verildiğini, asıl borçlunun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı durumlarda 3. kişi lehine ipotek veren kişinin sorumlu olduğunu söylemenin hayatın olağan akışına aykırılık oluşturduğunu, davalı şirketin daha öncesinde İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2458 esas sayılı icra takip dosyası üzerinden takip başlattığını ve şikayet üzerine İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/483 Esas sayılı dosyasından icra takibi işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini ve davalı tarafın devam eden dava sürecinde yeniden davaya konu İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12544 esas sayılı dosyasından icra takibini başlattığı iddiasıyla duruşma yapılmaksızın İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2015/12544 esas sayılı dosyasından müvekkilleri davacılar aleyhine yürütülen takibin yargılama süresince tedbiren durdurulmasını, davanın kabulü ile müvekkilleri davacıların herhangi bir borcu olmadığı yönünde menfi tespit hükmü kurulmasını, başlatılan takibin haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İ.İ.K. madde 72/5 uyarınca takip konusu alacağın %20 'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı şirket ile davacı ... arasında 14.10.2006 tarihinde üreticilik ve bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca tarafların uzun yıllar devam eden ticari ilişkileri olduğunu, davacı ... tarafından 2011 yılında ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu ve bu tarihten sonra hem davacı ... hem de davacının yetkilisi bulunduğu şirket ile davalı müvekkil şirketin ticari ilişkisi devam ettiğini, 2011 yılından sonra davacılardan ...'nın davalı müvekkili şirkete olan borçlarına mahsuben gerek şahsı adına gerekse yetkilisi bulunduğu şirkete aval veren olarak birçok senet verdiğini, davacı ... tarafından verilen senetlerden bir kısmı icra takibine konu edilmiş ise de bu icra dosyalarına ilişkin herhangi bir ödemede bulunulmadığını, davacı ...'nın davadışı ... şirketinin keşideci olduğu birçok senedi aval sıfatı ile imzaladığı için anılan senetlerden şahsen sorumlu olduğunu, bono üzerine atılan çift imzanın şahsi sorumluluk doğurduğunu, bu sebeple davacı ...'nın yetkilisi olduğu keşidecisi ... şirketi olan ve davacı ... tarafından çift imza ile imzalanarak davalı şirkete verilen tüm senetlerden ...'nın da şahsen sorumlu olduğunu savunarak öncelikle davacı tarafın tedbir talebinin reddini, haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini, davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.

MAHKEMECE: "...Dava; menfi tespit davasıdır.

Somut olayda, Mahkememizin 07.05.2018 tarihli 10 numaralı celsesinde, davacı ...'ya dosya içerisinde fotokopisi bulunan 02.05.2013 keşide 30.03.2014 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli keşidecisi ... ... Ltd. Şti, lehdarı ... ... Ltd. Şti olan senet gösterilerek senet altındaki imzaların davacıya ait olup olmadığı hususu sorulmuştur. Davacı ... duruşmada alınan imzalı beyanında gösterilen senet altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, eskiden çift imza ile senet düzenlendiği için alışkanlıkla bu şekilde imzaladığını, kendi adına imza atmadığını, senedin .... şirketi ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle mal karşılığı verildiğini, malların teslim edilmediğini beyan etmiştir. 02.05.2013 keşide 30.03.2014 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli iş bu senete dava dışı ... Ltd. Şti.'nin keşideci, davacı ...'nın ise keşideci şirketin yetkili temsilcisi, davalı şirketin ise lehtar olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu senetteki çift imzaların davacı ...'nın eli ürünü olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, senetteki şirket kaşesi üzerinde bulunmayan ikinci imzanın davacının aval veren sıfatıyla şahsen sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği hususundadır. Aval, 6102 sayılı TTK'nın 700 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 701/3. maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Somut olayda senet üzerinde davacı ...'nın her iki imzasının da poliçe yüzüne boş bir alan üzerine atıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı şirket yetkilisi ...'nın senet nedeniyle aval veren olarak şahsen sorumluluğu bulunmaktadır. İncelenen taraf defterlerinden davalı şirketin davacı ... ve dava dışı ... şirketinden senet miktarının üzerinde alacağının olduğu, dava dışı ... şirketinin defterlerinde gözüken ödemenin dayanağının olmadığı gibi senet ödenmiş olsaydı keşideci dava dışı ... şirketi elinde yada davacı ...'nın elinde bulunması gerektiği hususları bir arada gözetildiğinde davalı şirketin senet nedeniyle alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12544 Esas sayılı dosyasınındaki takibin dayanağını oluşturan 13.10.2006 tarih ve 11826 yevmiye numaralı resmi ipotek belgesinin incelenmesinden davacılardan ... tarafından ..., ... ve ...'nın ... .. Ltd. Şti'nden senetli ve senetsiz olarak mubayaa ettiği ve edeceği emtia, makine vs.den mütevellit borçlandığı meblağın 50.000 TL'nin karşılığı olmak üzere 1. dereceden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ... ... ... ... Mahallesi ... ada ... parselde tapuya kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazı davalı ... Şirketi lehine ipotek verdiği, davalı şirketin bahsi geçen senet nedeniyle alacağı olması karşısında davacılardan ...'nın avalist, diğer davacı ...'nın ipotek borçlusu olarak İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12544 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu oldukları anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Menfi tespit davasına konu icra takibinde vezneye girecek paranın davalıya ödenmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararı gereği alacaklının alacağını geç aldığı gözetilerek 50.000,00-TL nin %20 si oranında hesaplanacak kötüniyet tazminatının davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.50.000,00-TL nin %20 si oranında hesaplanacak kötüniyet tazminatının davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddia edilen borcun gerekçesinin, neye dayandığını, iki tarafı da tacir olan kişilerin hangi sebeple bu borç ilişkisinin oluşup senetlerin düzenlendiğini davalı şirketin hiçbir şekilde ispat edemediğini, davalı şirket kayıtlarında senetlerin dayanağı olabilecek böyle bir borcun varlığına dair kaydın olmadığını, yerel mahkemece anılı kararın gerekçe kısmında müvekkilin mal teslimine ilişkin beyanına yer verilmesine rağmen eksik inceleme ile mal tesliminin yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılmadığını, davalı tarafın kötü niyetli davranarak haksız bir şekilde anılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe başvurduğunu, dolayısıyla müvekkilin takibe itiraz hakkını da engellediğini, söz konusu ipoteğin fekkine karar verilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkemece eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava: menfi tespit istemine ilişkindir.

HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; dosyada bulunan 02.05.2013 keşide 30.03.2014 vade tarihli 60.000,00 TL bedelli senette dava dışı ... Ltd. Şti.'nin keşideci, davacı ...'nın keşideci şirketin yetkili temsilcisi, davalı şirketin ise lehtar olmasına, keşideci bölümünde 2 adet imza olmasına, senedin ön yüzüne atılan 2 imzadan birinin aval veren olarak atıldığının yerleşik Yargıtay içtihatları ile de belirlenmiş olmasına, somut olayda senede atılan 2. İmzanın davacı ...'nın aval veren sıfatıyla atmış olduğunun anlaşılmasına, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12544 Esas sayılı dosyasında takip dayanağı olan 13.10.2006 tarih ve 11826 yevmiye numaralı resmi ipotek belgesinde davacı ... tarafından ..., ... ve ...'nın ... .. Ltd. Şti'nden senetli ve senetsiz olarak mubayaa ettiği ve edeceği emtia, makine vs.den mütevellit borçlandığı meblağın 50.000 TL'nin karşılığı olmak üzere 1. dereceden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ... ... ... ... Mahallesi ... ada ... parselde tapuya kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazı davalı ... Ltd. Şirketi lehine ipotek vermiş olmasına, senet borcunun ödendiğine dair davacılarca bir delil sunulmamış olmasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/12/2019 tarih ve 2015/1073 Esas 2019/1362 Karar sayılı kararına karşı davacıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 108,80 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 318,80 TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davacılar tarafından yapılan istinaf masraflarının üzerlerinde bırakılmasına,

4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog