44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/695 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/03/2021
NUMARASI: 2016/415 E. - 2021/244 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı tarafça müvekkilin aleyhine 50.000,00 TL bedelli 1 adet bonoyla icra takibi başlatıldığını, takibe konu bononun müvekkilden senet yağması şeklinde alınan 3 adet bononun üçüncüsü olduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma sayılı dosyasında Davalı ...'nin üç kişilik bir çetenin yardımıyla müvekkile bu bonoları zorla imzalattığını, çocuklarıyla tehdit ettiklerini bu şekilde şikayetçi olmamasını sağladıklarını, müvekkilin olayın kapandığını düşünürken bir yıl sonra icra dairesince ödeme emri gönderildiğini, söz konusu bonodaki imzanın ve yazıların kendi yazısının taklidi olduğunu anladığını, takibe konu bononun protesto edildiği bilgisinin doğru olmadığının, bonodaki gibi bankanın tahsil cirosunun da olmadığını, bu nedenlerle tedbiren takibin dava sonuna kadar durdurulmasına, müvekkilin borçlu olmadığının tespitiyle icra takibinin iptaline, davalıya %20 den az olmamak üzere haksız icra inkar tazminatı yükletilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağına karşılık olarak verilen 4 adet senetten birinin sahte olarak düzenlendiği iddiası ile hakkında menfi tespit davası açıldığını öğrendiğini, hakkındaki suçlamaların tamamının asılsız yalan ve ...'ın yaptığı tefecilik işini gizlemek için yapıldığını, 2013 yılı sonuna doğru nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla birkaç factoring firmasına müşteri çeklerini kırdırmak için gönderdiğini, tanıdığı olan ... firma yetkilisi ...'in çek kırdıracağını öğrenince kendisine bir müşterisinin tefecilik yaptığını, konuşup kendisini aratacağını söylediğini, bunun üzerine ... AVM de buluştuklarını, ...'ın inşaat işleriyle uğraştığını aynı zamanda 2 arkadaşı ile birlikte tefecilik yaptığını, bankalardan kendilerine ve başka şahıslar adına düşük faizle kredi çekip piyasaya çek kırdıklarını ayrıca bunları yasal göstermek için de inşaat işleriyle uğraştıklarını söylediğini, akabinde tekrar kendisiyle aynı yerde buluştuklarını %6 faizle kırdığı çekin parasını tarafına teslim ettiğini, sonraki dönemde çeklerin bir kısmının ödemesi esnasında birkaç günlük gecikmeler olduğunu, bilindiği üzere ticarette güvenin esas olduğunu ve beraber kontrolün güvene mani olmadığını, suç duyurusunda bulunmaması için tehditler aldığını, ...'ın tefecilik yaptığını ve kendisini gizlemek için aldığı müşteri çeklerinin tamamını başka şahıslara ciro ettirdiğini, bu şahıslarla resmiyette herhangi bir ticaretinin ve tanışıklığının oladığını, kendisine verilen teminat çekinin birisini kötü niyetle doldurulduğunu, başkasına ciro ettirilerek yazdırdıklarını ve icra yoluyla tahsil ettiklerini, diğer teminat çekin halen kendisinde bulunduğunu, akıbetinin belli olmadığını, bu nedenlerle davanın Husumet nedeniyle reddine, mümkün olmaz ise Esas yönünden reddine, kötü niyetli davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; Takibe konu kambiyo senedine karşı açılmış menfi tespit davasında ispat yükü davacı yanda olup, davacı dava dilekçesindeki iddialarını ispata mecburdur. Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı-borçluya düşer. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunmaktadır,Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere,bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.(Yargıtay 19. H.D E. 2011/8731,K. 2011/11501 T. 27.9. O halde 6100 sayılı HMK.m.189 uyarınca davacı üzerine düşen ispat yükünü kural olarak kanunun belirlediği delillerle ispat etmek yükü altındadır. Yine aynı Kanunun 6100 HMK m.200 uyarınca "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi,...itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri 2.500 TL'sini geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Oysaki davacı vekilinin dava konusu olan bonodan dolayı davalının doğan hakkının düşürülmesi ve itfası amacı ile yapıldığı ileri sürülen hukuki işlemin yani ödemenin bu bonodan doğan borcun sona erdirilmesine dair ve davalı tarafından düzenlenmiş ve davalı aleyhine sonuç doğuracak ve davalıyı usulen bağlayabilecek bir belge bulunmamaktadır. Davacının delileri arasında her ne kadar yemin delili varsa da yemin delilinin 6100 sayılı HMK'nun 225 vd maddelerinde düzenlenmiş olup, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (m.226/1-c) hükmü de dikkate alınarak, yemin delili değerlendirilmemiştir.Dosya içerisindeki delilerle ispat yükü kendisinde bulunan davacının dayandığı çeki ibraz edememesi ve yerini de bildirmemesi nedenleriyle ve niteliği itibariyle tanıkla ispatının mümkün olmaması anlaşılmakla başkaca da ispata yarar delilde sunmadığı," gerekçeleriyle ispatlanamayan davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
Mahkemenin 12/04/2021 tarihli ek kararı ile; "Somut olayda, tavzih uygulanamayacaksa da 28/07/2020 tarih Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 27.maddesi uyarınca eldeki kararda HMK 305/a maddesinde yer alan ''taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde yargılamada ileri sürülmesi veya kendiliğinden hükme geçilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilir, bu karar yoluna karşı kanun yoluna başvurulabilir'' hükmü getirilmekle bu hükmün uygulanması gerektiği anlaşılmakla açıklanan gerekçelerle davacının talebinin tamamlama yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğundan 1-Mahkememiz 2016/415 Esas 2021/244 Karar sayılı ilamının 4 nolu bendi uyarınca ''Tedbir kararının dava kesinleşinceye kadar devamına, teminatın ve kalan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde iadesine, '' fıkrasının 2- İİK madde 72/4 uyarınca mahkememiz ihtiyati tedbir kararının kaldırılması şeklinde TAMAMLANMASINA; "karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davalı tarafında müvekkil aleyhine icra takibi başlatılan 50.000,00 TL bedelli bono, müvekkilden senet yağması şeklinde alınan 3 adet bononun üçüncüsü olduğunu, davalı ..., üç kişilik bir çetenin yardımıyla müvekkiline bu bonoları zorla imzalattırdığını, müvekkilini çocuklarıyla tehdit ederek müvekkilin şikayetçi olmamasını sağladığını, müvekkili olayın kapandığını düşünürken bir yıl sonra davaya konu icra takibi kapsamında ödeme emri gönderildiğinde söz konusu bonodaki imzanın ve yazıların kendi yazısının taklidi olduğu anlaşıldığını, takibe konu bononun protesto edildiği bilgisi gerçek dışı olduğunu, bonodaki gibi bankanın tahsil cirosu da bulunmadığını, bankadan bedelini ödeyerek aldıkları sahte olan senedin aslını, huzurdaki davadan önce davalı aleyhine yaptıkları Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/431430 soruşturma sayılı dosyasına konu şikâyet ekinde suç ile ilgili bir an önce bilirkişi incelemesi yapılması maksadıyla sunduklarını, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, suçun işlendiği yerin Büyükçekmece ilçesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiğini, akabinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/20901 soruşturma sayılı dosyasında soruşturmaya başlandığını, yargılama sürecinde anılı senedin aslını emanet kasaya alma takdiri olmasına karşın senedin aslı bulunamadığının ortaya çıktığını bu yüzden davanın usulden reddolduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığınca bulunamayan senet sahte olarak düzenlenerek müvekkilin yanıltılması sonucu müvekkilince ... Bankası Florya şubesine senet bedelini ödeyip senedi teslim alındığını, mahkemenin senet aslının temin edilemediğinden dosyanın esasına girmeden usulden red etmesinin yeterli bir araştırma yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili ek karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle;
Davalı tarafça,
HMK'nın 305/A maddesi uyarınca ek karar verilmesi talep edildiğinden mahkemece tedbir kararının dava kesinleşinceye kadar devamına ilişkin karar değiştirilerek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması şeklinde 12/04/2021 tarihli ek karar düzenlendiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
HMK'nın 306. maddesi uyarınca, "Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur." denilerek, tamamlama talebinin usulünü açıkça hükme bağlandığını, mahkemece kanun amir hükmü dikkate alınmaksızın, davalı tarafın tamamlama talepli dilekçesini taraflarına tebliğ etmeden ek karar vermesinin usulsüz olduğunu, tamamlanması talep edilen hususları oldukça daraltarak yalnızca, tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarla sınırlı kıldığını, kanunun amir hükmü düşünüldüğünde, gerekçeli kararda tedbirle ilgili karar verilmiş olup, ek karar ile hükmün adeta niteliği değiştirildiğini, mahkeme kanunda sınırlı sayıda sayılan hallerden biri bulunmamasına karşın halihazırda karar verdiğini verilen kararın hem usul hemde esas yönünden hatalı olduğundan Bakırköy 1. ATM'nin 12/04/2021 tarihli ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle;
İİK 72/4 e göre %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini davanın reddi kararı ile birlikte tedbir kararınında kalkması gerektiğini, kararın kesinleşmesine kadar tedbir kararının devamına karar verilmesinin yerinde olmadığı belirterek istinaf başvurusunun kabulünü talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında bonoya istinaden icra takibi başlatıldığını, müvekkilden senet yağması şeklinde alınan 3 adet bononun üçüncüsü olduğunu, senedin zorla imzalattırıldığı, 3 bononun vadesinde bankada ödendiğini, senetleri teslim aldığını, 1 yıl sonra takip başlatıldığını öğrendiğini, takibi konu bononun kendi yazısı ve imzasının taklit edildiği bir bono olduğunu, şüphelilerin ellerindeki imzalı boş A4 kağıdını kötü niyetli kullanacaklarını anlayan müvekkilin Savcılığa şikayette bulunduğunu belirterek icra takibine konu bono nedeniyle müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine 02/02/2015 tanzim tarihli 30/03/2015 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Davacı dava konusu bonoda keşidecidir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/20901 soruşturma nolu dosyada 22/06/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, karara itiraz üzerine Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/40068 D.iş sayılı dosyasında 05/09/2017 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili dava dilekçesi ile takibi konu senedin sahte oluşturulduğunu ileri sürdüğü, mahkemece ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğunun belirtildiği, senet aslının araştırılması için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazıldığı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmesi gerektiği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verilen müzekkere cevabında senet aslının bulunmadığının belirtildiği, senet aslı bulunmadığı için mahkemece ispat yükümlülüğü yerine gelmediğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Alacaklı icra takibini başlatırken senet aslını icra müdürlüğüne ibraz etmek zorunda olduğu, takip talebinde senet aslının kasaya alındığının belirtildiği ve icra dosyasında 06/05/2016 tarihinde borç ödemesinin yapıldığı, bu aşamada mahkemece senet aslının icra müdürlüğünde olup olmadığının araştırılması eğer senet aslı borç ödenmesi sebebiyle borçluya iade edilmiş ise senet aslını ibraz etme yükümlülüğünün borçluda olduğu, eğer senet aslı icra müdürlüğünce alacaklıya iade edilmiş ise alacaklı tarafından senet aslının iadesi gerekmektedir.
Davacı tarafından senedin benzerinin banka yoluyla ödendiğini, takibe konu senedin ise benzer oluşturulduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece öncelikle bankadan ödenen senedin örneğinin getirtilerek takibe dayanak bono ile aynı olup olmadığının ve senedin mahkemeye ibraz yükümlülüğünün aynı zamanda ispat yükümlülüğünün kimde olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde karar verildiği için öncelikle davacının asıl karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, davacının ek karara yönelik ve davalının asıl karara yönelik katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.