6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kök murisi ...'ün alt soyundan kızı ...'ün mirasçıları olduğunu, dedeleri ...'nın ... Bankasının kuruluşu esnasında kurucu hissedarlarından biri olduğunu, hisse senetlerinden anlaşıldığı kadarıyla dönemin 400.000,00-TL karşılığında hissedar olduğunu, kök murisin hayatta iken bankadan olan alacaklarının kendisine ödenmediğini, ölümünden sonrada ödeme yapılmadığını, kök murisin kızı ve davacılarında annesi olan ...'e ödeme yapılmadığını, ölümü ile kanuni mirasçısı olan müvekkillerine ödeme yapılmadığını, kök muris ... (...) murisleri olan müvekkillerinin Miras Hukukundan doğan ve Türk Ticaret Kanunu ile Borçlar Kanunu'ndan kaynaklanan parasal haklarının mahkemece hüküm altına alınması için alacak miktarı yıllara sari olduğu ancak uzman bilirkişilerce gerek ana para ve faiz yönünden inceleme neticesinde belirlenebileceğinden bu aşamada kısmı dava açmak gerektiğini belirterek müvekkillerinin kök murisi ... (...)'nın davalı kurucu hissedarlarından olması sebebiyle ölümü sonrasında müvekkili olan mirasçılarına ödenmeyen temettü, kar payları ve bankacılık hukukundan kaynaklanan diğer hak ve alacaklarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu aşamada 50.000,00-TL hakkın doğum tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tüm mirasçıların birlikte huzurdaki davayı açmaları yasal bir zorunluluk olmasına rağmen dava yalnızca davacı mirasçılar tarafından ikame edildiğini, huzurdaki davada müvekkili Bankaya husumet yöneltilemeyecek olup yasal mevzuata göre söz konusu dava ve dava konusu taleplerin Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne yöneltilebileceğini beyanla öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, aksi takdirde usul ve yasalara aykırı dayanaksız talepler içeren davanın tüm talepler açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kök muris ...'ün ... Bankasının kurucu ortaklarınından olduğu iddiası ile kök murisin pay sahipliğinin tespitini ve kendisine düşen kar payının ödenmesi istemlerine ilişkin olduğu davacı tarafından, kök muris ...'ün mirasçısı olması sebebiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, davacılar murisine ait mirasçılık belgesi, dava konusu hisse senedi suretleri, TMK'nın 640/3. Maddesi, TMK 702/1. Maddesi,
HMK'nun 115/2.maddesi delil olarak değerlendirilmiştir.
Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. TMK.nun 701. maddesine göre; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir". Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış durumdadır ve terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702. maddesinde de topluluk devam ettiği sürece tasarrufa yönelik işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir.
Dava açmakta tasarrufa ilişkin bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birinin yada bir kaçının kendi payını ileri sürerek dava açması mümkün değildir. Eş anlatımla, bir veya birkaç mirasçının elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tek başlarına tasarrufta bulunma yetkileri bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen maddi hukuk kuralları yanında HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıların, kök murisleri olan ...'ün ... Bankasının kurucu ortaklarınından olduğu iddiası ile davacıların murisin hissedarı olduğu ileri sürülen ve Anonim Şirket statüsündeki davalı banka tarafından ödenmediği ileri sürülen temettü ve diğer ortaklık haklarının tahsili talebine ilişkin olduğu ve davacılar tarafından, kök muris ...'ün mirasçıları olması sebebiyle kendi paylarına düşen ve davalı banka tarafından ödenmediği ileri sürülen temettü ve diğer ortaklık haklarının talebiyle iş bu davanın açıldığı, TMK’nun 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiş olup anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara ait olmakla tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut olamayacağı ve yine TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekeceği ancak iştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan bir kısmının sadece kendi paylarına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenileceğinden ve somut uyuşmazlıkta davacılar kök murisleri olan ...'ün ... Bankasının kurucu ortaklarınından olduğu iddiası ile davacıların murisin hissedarı olduğu ileri sürülen ve Anonim Şirket statüsündeki davalı banka tarafından ödenmediği ileri sürülen temettü ve diğer ortaklık haklarının kendi paylarına düşen kısmını talep ettiğinden, dava dilekçesinde terekeye iade talebinde bulunulmadığından huzurdaki dava dosyasında emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/2596 Esas- 2019/1665 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2007/8169 Esas- 2008/10337 Karar sayılı ilamlarından anlaşıldığı üzere davacılar talepleri gözetildiğinde aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen aktif husumet dava şartının sübut bulmadığı anlaşılmakla, davanın,
HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(e) maddesinde belirtilen dava şartı (aktif husumet yokluğu sebebiyle) noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacıların aktif husumetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(e) maddesinde belirtilen dava şartı (aktif husumet yokluğu sebebiyle) noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 853,88-TL harçtan mahsubu ile artan 426,28-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3.Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,
4.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
5.Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.04/04/2024
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*