5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2012/2921 E. , 2012/2817 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Hükümlüler hakkında 5237 sayılı TCK'nın uygulanıp uygulanmayacağı ile ilgili olarak mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle Dairemize ait 2008/2146 Esas sayılı dava dosyası ile birlikte dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Uyarlama yargılamasına konu hükme ait dava dosyasının tamamının aslının ya da onaylı örneğinin temini ile karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Dairemize ait 2008/2146 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesi nedeniyle bozma nedeni sayılmamış,
TCK'nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılırken 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ceza tayini sonuç cezanın doğru belirlenmesi karşısında sonuca etkili görülmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak;
Hükümlüler lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, gerçekte belediyeye akaryakıt ve inşaat malzemesi almadıkları halde alınmış gibi alt ve üst nüshalarını farklı düzenlettirdikleri faturalarla suça konu paraları maledinme şeklindeki eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkûmiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hapis cezasının kanuni sonucu olarak "belirli haklardan yoksun bırakılma" hükmünün ve suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen hükümlüler hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/02/2006 gün ve 2006/10-11-12 sayılı kararına göre; uyarlama yargılamasında hükümlülerin sadece hükmün kesinleşmesinden önceki yargılama giderlerinden sorumlu olduğu, uyarlama yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı, kesinleşme öncesindeki yargılama giderlerinin tahsil edilebilmesi bakımından, uyarlama yargılamasında verilen yeni kararda bu sorumluluğunun saptanması ve kesinleşen önceki hükümdeki yargılama giderlerinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama hükmünde de aynen gösterilmesi zorunluluğuna uyulmaması,
Kanuna aykırı, hükümlüler müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/04/2010 tarih ve 2010/11-1-2010/72 sayılı kararında da açıklandığı üzere uyarlama yargılamalarında “cezayı aleyhe değiştirme yasağı”nın söz konusu olamayacağı da nazara alınarak hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.