Esas No
E. 2021/37
Karar No
K. 2024/782
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/37

KARAR NO: 2024/782
KARAR TARİHİ: 03/04/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/09/2020

NUMARASI : 2019/194 Esas 2020/343 Karar

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit

BAM KARAR TARİHİ : 03/04/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 04/04/2024

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş'nin müvekkili şirkete İzmir 9. İcra Dairesi'nin 2019/11381 E. Sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, söz konusu icra takibinde müvekkile ait ... plakalı tır ile taşınan yüklerin aracın kazaya uğraması sebebiyle hasarlanması ve hasarlanan mal bedelinin sigortalıya ödenmesi üzerine, ödenen mal bedeli ve faizin sigorta şirketi tarafından müvekkilden tahsilinin talep edildiği, kazanın oluşumunda müvekkilin hiçbir kusurunun bulunmadığı, aynı kaza ile ilgili açılmış olan İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/240 sayılı dosyasında yapılan kusur incelemesinde kazanın oluşumunda diğer takip borçlusu ...'un %100 asli kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, söz konusu icra takibinin başlatılmasının haksız ve kötüniyetli olduğu, dava konusu hasardan dolayı müvekkil şirketin davalı alacaklıya borcunun bulunmadığı, menfi tespit davalarının kabulü ile müvekkilin İzmir 9.İcra Dairesi 2019/11381 E. Sayılı dosyasında davalı/alacaklıya borcunun bulunmadığının tespitine, müvekkil lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirkete ... çekici ... römork plakalı araç ile taşınan 4.240 adet mobilya aksesuar emtialarının davalı sigorta şirketi tarafından 01/07/2018 tarihli blok yurt içi taşımacılığı sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalandığı, dava dışı ... plaka sayılı aracın 06/08/2018 günü davacı şirkete ait ... plakalı çekici ile karıştıkları kazada davacıya ait aracın su kanalına devrildiği, konteyner içerisindeki emtiaların hasarlandığı, belirlenen hasar tazminatının 1.372,82 EURO olarak davalı sigorta şirketince sigortalısına ödendiği, ödenen sigorta tazminatının tahsili için İzmir 9.İcra Müdürlüğü 2019/11381 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, kesinleşen icra takibi nedeni ile davayı açmış olup, hasardan sorumlu olmadıklarını ileri sürseler de talebin haksız olduğu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Uyuşmazlığın, davacıya ait ... plakalı tır ile taşınan yüklerin aracın kazaya uğraması sebebiyle hasarlanıp , hasarlı mal bedellerinin sigortalısına ödenmesi üzerine davalı sigorta şirketince İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/11381 Takip sayılı dosyası ile davacı hakkında yapılıp, kesinleşen takipte taraflar arasında kaynaklanan borcun taşıma hukukuna dayalı olup olmadığı , davacı aracındaki sürücünün kusurlu olup olmadığı , kazaya karışan dava dışı diğer araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı ve aradaki illiyet bağının kesildiğinden bahisle davacının sorumlu olmadığı davalıya borcunun bulunmadığının menfi tespit davası olduğu ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.

Tüm deliller toplanmış, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11381 Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden getirtilmiş olup, incelenmesinde; Alacaklısının ... A.Ş., borçluların ..., ..., ... San. Tic. Ltd. Şti. Olduğu, 8.500,23-TL asıl alacak, 1.180,72-TL işlemiş faiz, toplam 9.680,95-TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerine göre ödeme yapan sigorta şirketi kendi akidi olan sigortalısına, ödemek zorunda kaldığı miktarı dava dışı kusuruyla zarara sebebiyet veren taraftan rücu etme hakkı bulunmaktadır, bu nedenle davalı sigorta şirketi tarafından İzmir 9. İcra Dairesinin 2019/11381 sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi yaptığı anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketinden hasar dosyasının bir örneği, İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/182 Esas sayılı dosyası ve İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/240 sayılı dosyası UYAP üzerinden getirtilerek incelenmiştir.

Uyuşmazlık noktaları esas alınmak suretiyle kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış dosyaya verilen 24/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, dava konusu kazanın oluşumunda, dava dışı sürücüsü ...'un %100 oranında tam kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...'ın kusurlu olmadığı, davacı taraf sürücü ...'ın kusuru olmadığını belirtmiştir. Tarafları aynı olan ve aynı kazaya ilişkin olarak açılmış olan dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarının mahkememiz dosyası açısından da aynı sonuçlara ulaşılan tespitleri içerir bilirkişi raporunun yeterli olduğu görülmekle yeniden incelemeye gerek görülmemiştir.

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığı, sürücüye kusur izafesi yapılamadığından davacı ... .. Ltd.Şti. firmasına atfı kabil kusur olmayacağı, bu hususlar göz önüne alındığında davalı ... A.Ş.'nin davacıya rücu etme hakkını sağlayan TTK'nun 1472 maddesi kapsamında rücu etme hakkının olmadığı, davacının zararı giderme sorumluluğunun bulunmadığı incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, Davanın kabulü ile; Davacının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/11381 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine Dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; " Davanın KABULÜ ile; Davacının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/11381 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, Davalının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşıyıcı konumunda olan davacının meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduğunu, 01.07.2018 tarihli "Blok Yurtiçi Mal Taşımacılığı Sorumluluk Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olan, ... A.Ş sorumluluğunda, davacı ... Ltd. Şti. firmasına ait ...(çekici) / ... (römork) plakalı araç ile taşınan dava dışı ... A.Ş’nin İtalya’dan satın aldığı emtialar; dava dışı ...'ne ait olan ... plaka sayılı aracın 06.08.2018 günü ... Ltd. Şti. firmasına ait ...(çekici) / ...(römork) plakalı araç ile karıştığı trafik kazası sonucunda hasara uğradığını, işbu hasar kapsamında eksper raporu ile tespit edilen 1.372,82 Euro müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenmiş olup TTK m.1472 ve TBK m.183 gereği temlik alan sıfatı ile sigortalısının haklarına halef olduğunu, meydana gelen zarardan dolayı davacı aleyhine ödeme tarihi 14.11.2018’den itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenen sigorta tazminatının tahsili için İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11381 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davacı tarafın ise hakkında kesinleşen icra takibi nedeniyle işbu davayı açtığını, yerel mahkemenin davacıya ait araç sürücüsünün atfı kabil kusuru bulunmadığı, sürücüye kusur izafesi yapılamadığından davalı sigorta şirketinin rücu etme hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda taşıyıcı konumunda olan davalının sorumluluğunun TTK madde 875'te "Taşıyıcının sorumluluğu" hükmünde düzenlenmiş olup kusur sorumluluğundan bağımsız, kusursuz sorumluluk hali olduğunu, taşıyıcının sorumluluğu noktasında ondan en yüksek özeni göstermesi beklendiğini, sorumluluktan TTK m. 876’da ifade edildiği üzere en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve önüne geçemeyeceği durumların varlığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceğini, Kanunda açıkça görüleceği üzere taşıyıcının basiretli davranmış olması sorumluluktan kurtulmak için yeterli kabul edilmemiş ve en yüksek özeni göstermiş olma şartı arandığını, işbu sebeple kazanın oluşumunda kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluk hali olarak düzenlenen TTK madde 875 gereği davacının meydana gelen hasardan sorumluğu olacağı açıkça ortada olduğunu, müvekkili aleyhine yerel mahkemenin kötü niyet tazminatına karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi için birtakım şartların birlikte bulunması gerektiğini, bu şartlardan ilkinin talep şartı iken ikinci şartın ise alacaklının takibinin haksız ve kötü niyetli yapmış olması olduğunu, görüleceği üzere tazminata hükmedilebilmesi için yalnızca haksız bir takibin olması yeterli olmayıp, aynı zamanda alacaklının takibi kötüniyetli olarak başlattığının ispatlanması da gerektiğini, bu durumun İİK madde 72/5’te düzenlenen “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.” hükmü ile açıkça ortada olduğunu, alacaklının kötüniyetli takip yaptığı ispatlanmaksızın hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi açıkça usul ve yasalara aykırı olduğunu, somut olayda ise davacı tarafın, dava dilekçesinde davalının kötüniyetli hareket ettiğini gösteren hiçbir delil sunmadığı gibi yerel mahkeme tarafından da kötüniyet ispatlanamadığını, gerek açıklamalar gerekse Yargıtay ilamlarında açıkça görüleceği üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine, İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/11381 E. sayılı dosyası ile icra takibinin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; davaya konu icra takip dosyasına konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.

HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.

Davacı vekili; davalı tarafça davacı hakkında İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11381 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiğini, davacıya ait ... plakalı tırla taşınan yüklerin aracın kaza yapması neticesinde hasarlandığı ve hasarlanan mal bedelinin dava dışı sigortalıya ödenmiş olması nedeniyle bu hasarın davacıdan rücuen tahsili amacıyla dava konusu icra takibinin başlatıldığı, ancak dava konusu trafik kazasının diğer takip borçlusuna ait ... plakalı aracın önce başka bir araca, daha sonra ise davacıya ait ... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorka arkadan çarpması neticesinde meydana geldiği, bu nedenle davacıya ait aracın sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, oluşan hasar ile davacı taşıyıcı arasındaki illiyet bağının kesildiğinden bahisle davanın kabulüyle davacının davaya konu icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine davacı lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; dava dışı sigortalı ... A.Ş'nin sorumluluğunda, davacı şirkete ait araçla taşınan ve dava dışı ... A.Ş'ye ait mobilya ve aksesuar emtiasının davalı şirket tarafından 01/10/2018 tarihli Blok Yurtiçi Mal Taşımacılığı Sorumluluk Sigorta poliçesiyle sigorta kapsamına alındığı, 06/08/2018 tarihinde dava dışı ...'ya ait ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorka arkadan çarpması neticesinde karışmış olduğu trafik kazasında sigortalı emtianın hasarlandığı, hasar bedelinin 1.372,82 Euro olarak dava dışı sigortalıya ödendiği ve bu nedenle TL karşılığı olan 8.500,23 TL için davalı şirketin TTK 1472 ve TBK 183. maddesi gereğince dava dışı sigortalının halefi olduğu,

TTK 875. maddesi gereğince taşıyıcının sorumluluğunun kusur sorumluluğu olmayıp, kusur sorumluğundan bağımsız kusursuz sorumluluk hali olduğu bu nedenle davacının oluşan hasardan sorumlu olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; davacının İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11381 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davaya konu İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11381 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden, davalı alacaklı ... A.Ş. Tarafından dava dışı borçlu ..., ... ve davacı borçlu ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti. hakkında 01/08/2019 tarihinde 8.500,23-TL asıl alacak, 1.180,72-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.680,95-TL üzerinden ilamsız takibinin başlatıldığı, davacı borçluya ödeme emrinin 08/08/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu görülmüştür.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında kusur oranının tespiti açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup trafik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 24/06/2020 tarihli raporda; Dava konusu somut olayda alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu trafik kazasının dava dışı sürücüsü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı resmi kamyon ile otoyolu takriben Kemalpaşa sapağından D 300-02 İzmir Turgutlu Devlet yoluna seyir halinde Km 24+400m'si katılım alanında önünde seyir eden davacı taraf sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici aracı sola doğrultu manevrası ile geçmek isterken aracının sol ön yan kısımlarını sol şeritte Turgutlu istikametine seyir halinde olan dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı tankerin sağ yan kısımlarına çarpıp sol istikametli savrularak tankerin sol yan kısımlarını orta refüj demir bariyerlere çarptıktan sonra çarpmanın etkisi ile iki araçta sağa doğru savrulduktan sonra dava dışı ... plaka sayılı resmi kamyonun sağ yan kısımlarını sollamaya kalktığı davacı taraf sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici aracının sol yan arka kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisi ile seyir dengesi bozulan davacı aracı istikametinin sağındaki demir bariyerleri aşıp su kanalına aracının yan yatarak devrilmesi sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, tekmil veriler ve dosya kapsamında kazayı detaylı incelediğimde kaza dava dışı sürücü otoban katılımdan iki şeritli tek yön konumlu Devlet yoluna giriş yapıp önündeki davacı aracı sollayıp sol şeride giriş yapmak isterken, sol şeritte gelen diğer dava dışı aracı görmeyip çarparak orta refüj bariyerlere çarptıktan sonra iki araçta sağa doğru savrulup sağ şeritte giden sollamaya kalktığı davacı aracını sol arka yan kısmına çarpıp seyir dengesini bozarak yol dışı kalıp devrilmesiyle gerçekleşen kazada; eğer dava dışı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı resmi kamyon ile otobandan devlet yoluna girişte sağ şeritte seyir halinde iken önündeki davacı taraf sürücüyü sollamadan evvel sol şeritte gelen araçları kontrol etmiş olsaydı bu kazanın gerçekleşmeyeceği aşikar olduğu, dolayısı ile dava dışı sürücü ...'un bu kazanın oluşumunda zararlı sonucu önleyecek beklenilen dikkat ve özeni göstermeyip kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği olayda trafik kaza raporundaki kusur oranları tarafımdan uygun görülmüş olup yüzdelik kusur oranlarında iştirak edildiği, davacı taraf sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici aracı ile gündüz vakti meskun mahal dışı otoyoldan iki şeritli tek yön konumlu devlet yoluna giriş yapıp kural ve nizamlara uygun sağ şeritte Turgutlu istikametine seyir halinde iken arkasında gelen dava dışı sürücünün hatası ve kusurundan dolayı sol şeridi kontrol etmeden aracını sollamaya kalkıp sol şeritte önce diğer dava dışı sürücü idaresindeki araca çarpıp sonrasında savrulup aracına çarparak yol dışı kalıp devrilmesi olayında kazaya etken hatası ve kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, sonuç olarak dava konusu 06/08/2018 tarihli kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'un %100 oranında tam kusurlu, davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ve yine davacı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsü ...'ın da kusursuz olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.

Dosya içerisinde bulunan aynı olaya ilişkin olarak davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalılar ... AŞ, ... ve ... aleyhine İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/240 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan maddi tazminat davası sırasında alınan 03/05/2019 tarihli raporda da kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında asli derecede kusurlu, davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ve yine davacı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsü ...'ın da kusursuz olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. TTK'nun "Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan zarardan sorumluluk" başlıklı 875. maddesine göre "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." Yine TTK'nun "Taşıyıcının özeni" başlıklı 876.maddesine göre "Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur"

Dava konusu somut olayda; alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu 06/08/2018 tarihli kazanın meydana gelmesinde dava dışı ... plakalı araç sürücüsü ...'un %100 oranında tam ve asli kusurlu, davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ve yine davacı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği bildirilmiş olması karşısında, her ne kadar TTK 875.maddesi gereğince taşıyıcı eşyanın teslim taşınmaz üzerine teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın ziyaından ve hasarından sorumlu ise de,

TTK 876.maddesi gereğince Zıya, hasar ve gecikmenin, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmiş olması halinde, taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı yönündeki yasal düzenleme karşısında davacı şirket araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince davacının davaya konu icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Daire'sinin 2017/5346 Esas, 2019/2105 Karar sayılı kararı da bu yöndedir)

İİK 72. maddesine göre "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz."

İİK 72. maddesine göre davalı borçlu lehine hükme bağlanması halinde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verebileceği ve bu tutarın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamayacağı düzenlenmiş ise de davacı tarafça talep edilen kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davalının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ayrıca ispatlanması gerekmektedir. Bu yönde bir delil davacı tarafça dosyaya sunulmamış olup bu nedenle davacı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi yerinde görülmemiş olup davalı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.

HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesince verilecek kararın kaldırılarak kötü niyet tazminatının reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtildiği şekilde KISMEN KABULÜNE,

1.İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2020 tarih, 2019/194 Esas ve 2020/343 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davalı tarafından yatırılmış olan 166,00 TL istinaf karar harcının bu davalıya iadesine,

3.Davalı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yolu harcının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

4.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri davacı gider avansından kullanıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;

1.Davanın KABULÜ ile; Davacının İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11381 esas sayılı icra takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

2.Harçlar Yasası gereğince hesaplanan alınması gerekli 661,30 TL harçtan peşin olarak alınan 165,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 495,97 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,

3.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dava tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir edilen 9.680,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafça yapılan 165,33 TL peşin harç, 7 tebligat gideri 40,50 TL, 1 posta gideri 16,20 TL, bilirkişi ücreti 500,00 TL, istinaf aşamasında yapılan 16,50 TL elektronik tebligat gideri olmak üzere toplam 738,53‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5.7155 Sayılı Yasa'nın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına,

6.Davacı tarafından yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/04/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog