Esas No
E. 2023/165
Karar No
K. 2024/819
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/165

KARAR NO: 2024/819

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/11/2022

NUMARASI : 2022/70 Esas 2022/959 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ: 24.04.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 24.04.2024

İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2022 tarih 2022/70 Esas 2022/959 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :

Davacılar vekili, 26.12.2006 tarihinde, davacıların oğlu ...'nın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı servis minibüsünün kaza yaptığını, kazada ...'nın vefat ettiğini, kazadan bir süre sonra, davacılar için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, davacılara 19.491,00-TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin destekten yoksun kalma nedeniyle oluşan gerçek zararı karşılamaması nedeniyle, davalı sigorta şirketine karşı 20.11.2015 tarihinde , İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1301 E. saylı dosyası ile , fazlaya ilişki haklar saklı tutularak, 4.000-TL miktarlı tazminat davası açıldığını, bu davada yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ve poliçe teminat limiti dikkate alınarak davacıların oğlu ...'nın ölümü nedeniyle davacıların yoksun kaldığı destek tazminatı tutarının annesi ... için 24.464,61-TL ve babası ... için 14.544,39-TL olarak belirlendiğini, bu zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kabul edilerek ve de taleple bağlı kalınarak , 09.01.2019 tarihinde davanın kabulüne karar verildiğini, karara karşı davalı sigorta şirketi istinaf yoluna gittiğini, dosyanın halen istinaf incelemesinde olduğunu, davada hüküm altına alınmayan, aktüer rapora göre hesaplanan ve poliçe limiti dahilinde kalan 34.009-TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini sağlamak üzere işbu davayı açtıklarını, zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davanın kabulü ile, 34.009,00-TL tazminatın, davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 22.01.2009 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline , yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, ... plakalı aracın sigortalı şirket tarafından tanzim edilen 25.09.2006-2007 vadeli 211260606 poliçe no’lu zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu talebin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza sırasında sigortalı aracın işleteninin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasını, davalı şirketin işletenin sorumluluğu bulunmaması karşısında sorumluluğu bulunmayacağını, davalı şirket tarafından 15/01/2009 tarihinde 19.491,55-TL ödeme yapıldığını ve sorumluluğun yerine getirildiğini, davacı tarafından da bu ödemeyi takiben ibranamenin imza altına alındığını, mahkemece ibranamenin geçerli olmadığı yönünde karar verilmesi halinde davadan önce yapılan ödemenin yasal faizi ile hesaplanacak tazminat tutarından tenzili gerektiğini, davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, davacının zararının SGK tarafından karşılanma ihtimali bulunduğundan davanın SGK'ya da ihbar edilmesini talep ettiklerini, davaya konu olayın haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle ticari iş söz konusu olmadığından davacının ticari faiz taleplerinin reddi gerektiğini, olayda hatır taşıması bulunduğundan tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1301 E. Sayılı dosyasında yapılana yargılamada; 20/11/2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ...'nın vefat ettiğinden dolayı destekten yoksun kalma tazminat talebiyle ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketi aleyhine açıldığı, aracın davacı sigorta şirketi nezdinde 211260606 numaralı ZMMS poliçesiyle sigortalandığı, bilirkişinin yapmış olduğu aktüerya hesabında, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ve poliçe teminat limiti dikkate alınarak, ...'nın vefatı nedeniyle davacıların yoksun kaldığı tazminat tutarının annesi ... için 24.464,61-TL, baba ... için 14.544,39-TL olarak belirlendiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararların teminat altına alındığı, davacıların sigorta şirketine karşı meydana gelen zarar anlamında üçüncü kişi konumunda bulundukları, toplam destek zararının davalı şirketinin düzenlemiş olduğu poliçenin limitinin kapsamında kaldığı kanaatine varıldığı, davalı sigorta şirketi vekilinin itirazlarını; dava dilekçesine ekli 22/01/2009 tarihli tazminat makbuzu-ibraname başlıklı belgenin aslının dosyaya temin edilemediği, ödeme yapıldığının tarafların kabulünde olduğu, dava dilekçesinin ekinde davacı tarafça ibraz edilen 22/01/2009 tarihli tazminat makbuzu-ibraname başlıklı belgenin alt kısmında davacılar tarafından fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutulduğunun belirtilmiş olduğundan artık kayıtsız şartsız bir ibradan bahsedilemeyecek olduğundan KTK'nın 111. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü sürenin somut olaya uygulanamayacağı kanaati ile itirazların reddedildiği, istinaf mahkemesinin, ..Davalı sigorta tarafından davacılarca imzalı başkaca ibraname sunulmamış olup, davacı tarafın sunduğu fotokopi şeklindeki ibranamede de davacıların fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttukları için ibranamenin varlığı kanıtlanmadığından KTK'nın 111. maddesi uyarınca hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, davacıların desteği tek taraflı kazada sigortalı araçta yolcu olarak bulunmakla yolcu olan desteğe kusur izafe edilemeyeceği için kusur raporu alınmamış olmasında bir hata bulunmadığı, temerrütün sonucu olarak davalının temerrüt tarihinden itibaren fazile sorumlu tutulması da doğrudur... gerekçeleri ile başvuruyu esastan reddetmiş olduğu ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacılar vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1301 E. sayılı davada davasının ıslah etmediğinden taleple bağlı kalınarak; davacı ... için 2.000,00-TL olmak üzere toplam 4.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğinin görüldüğü, davacı vekili iş bu davayı;İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1301 E. sayılı dosyada bilirkişi raporu ile hesaplanan ve davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağı bakiye tazminat alacağı için açmış olduğu anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin bu dosya yönünden de zamanaşımı itirazı, ibraname ile ilgili itirazı ve diğer itirazlarının kesinleşmiş mahkeme ve istinaf ilamında değerlendirildiği ve ve bu itirazlar yönünden kesin hüküm oluşturduğu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1301 E. Sayılı dava tarihi 20.11.2015 itibariyle KTK 111 maddesine göre hak düşürücü süre den söz edilemeyeceğinin istinaf ilamında yer aldığı, bu mahkeme kararının18.01.2022 tarihinde kesinleştiği, mahkemece görülen ek dava tarihinin 14.01.2022 olduğu anlaşılmakla talebin zaman aşımına uğramadığı kanaatine varıldığı, İzmir 1.ATM 2015/1301 E. sayılı dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe teminat limitinin 38.009,00-TL olması nedeniyle bu bedelin davacılar arasında garameten paylaştırılması gerektiğinden davacı anne ... için 23.464,61-TL davacı baba ... için 14.544,39-TL talep edilebileceği" şeklinde görüş bildirildiği, dava ıslah edilmediği ve taleple bağlı kalındığı için davacıların her biri için 2.000,00-TL olmak üzere toplam 4.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının mahsubu ile sigortalı aracın ticari araç alması da nazara alınarak, davacıların davasının kabulüne, davacı .... için 12.544,39-TL, davacı ... için 21.464,61-TL olmak üzere toplam 34.009,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 22.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ :

Davalı vekili, davacı tarafından KTK 97 kapsamında usule uygun başvuru yapılmadığını, davaya konu kazanın 26/12/2006 tarihinde gerçekleştiğini, davanın 14/01/2022 tarihinde açıldığını, Borçlar Kanunun haksız fiillerde zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde ise zamanaşımı öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 yıl olarak öngörüldüğünü, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 15 yıllık süre dahi dolduktan sonra işbu dava haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edildiğini, Yerel Mahkeme ilamımda ise zamanaşımına yönelik itirazları dahi değerlendirilmediğini ve bu itirazlarımızın değerlendirilip değerlendirilmediğine ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmeden davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararın hatalı olup kararın kaldırılması gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiği gerekçesi ile reddi gerekirken kabul kararı verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olup kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini, nitekim Yargıtay uygulamalarının da bu yönde olduğunu, ceza zamanaşımının dolup dolmadığının kontrolünün olay tarihi nazara alınarak yapılması gerektiğini, dava konusu 26/12/2006 tarihli trafik kazası bakımından, davacı vekilince 14/01/2022 tarihinde ikame edilen işbu davanın Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen zamanaşımı dolduktan sonra açıldığının net bir şekilde ortada olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradıktan sonra işbu dava ikame edilmiş olup davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ibranamenin iptali için dava açma süresi 2 yıl olup işbu dava söz konusu süre geçtikten sonra açılmış olduğundan reddi gerektiğini, davalı şirket tarafından davacı yana 15.01.2009 tarihinde 19.491,55 TL ödeme yapılarak sorumluluk yerine getirildiğini ve davacı yan tarafından da bu ödemeyi takiben ibraname imza altına alındığını, sorumluluğunu yerine getiren davalıya karşı ikame edilen işbu haksız ve mesnetsiz davanın bu nedenle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davadan önce yeter derecede ödemede bulunan davalı şirketin davacı tarafından ibra edildiği ve ibranamenin iptalinin mümkün olmadığının kabulü gerektiğini, ancak mahkemece ibranamenin geçerli olmadığı yönünde karar verilmesi halinde davadan önce yapılan ödemenin yasal faizi ile hesaplanacak tazminat tutarından tenzili gerektiğini, yine davalı şirket tarafından işbu dava açılmadan önce ödeme yapıldığını, KTK 111 çerçevesinde ibranamenin iptali için gerekli olan açık şekilde eksik ödeme olgusunun vuku bulup bulmadığının tespiti açısından ödeme yapıldığı tarihteki asgari ücret ve şartlar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu şekilde hesaplama yapıldığı takdirde açık şekilde eksik ödemenin söz konusu olmadığı ortaya çıkacağını, dolayısıyla mevcut ibranamenin iptali mümkün olmayıp davanın reddi gerektiğini, aynı zamanda İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1301 E. sayılı dava dosyasında da 4.000 TL ödeme yapıldığını, hükmedilen faiz türü ve başlangıç tarihinin son derece hatalı olduğunu, davaya konu olay kişinin kendi kusuru ile kendi ölümüne sebep olması niteliğinde bir fiil olup ticari iş söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı yanın ticari faiz taleplerinin reddi gerektiğini, ticari faiz talebinin tamamen haksız olduğunu, zira davacı yan açısından ticari iş söz konusu olmadığnı, TTK'da yapılan değişiklik gözden kaçmış olup sigortalının salt tacir olması ticari faize hükmedimesini gerektirmeyeceğini, davacılar tarafından ikame edilen İzmir 1.ATM 2015/1301 E. sayılı davada yasal faize hükmedilmişken işbu davada avans faize hükmedilmesi hukuk mantığına son derece aykırı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kendisinden beklenebilecek tüm özen ve yükümlülüklere uygun davrandığını, kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, kusur varlığı açısından zararlı sonucun bilinebilir ve öngörülebilir olması yeterli olmadığını, önlenebilir olmasının da zorunlu olduğunu, meydana gelen kazada sigortalı sürücü açısından öngörülebilirlik ve önlenebilir uzaklık mevcut olmadığını, bu nedenlerle sigortalı araç sürücüsüne atfedilebilecek bir kusur söz konusu olmadığını, davalı şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle, davalı şirketin de sorumluluğu bulunmadığını, kusur bulunmazken, %100 kusur üzerinden karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, müteveffanın emniyet kemeri takmaksızın seyahat ettiğini, müterafik kusuru mevcut olup, indirim yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda pay oranlarının yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmediğini, hesaplanan tazminata itiraz etmekle ve kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir hesaplama yapılması söz konusuysa dahi, davacının gelirini belgeleyen herhangi bir resmi belge olmadığını, hesaplamadan gelir elde edeceği tarihten sonrası için hesaplama yapılması gerektiğini, aktif dönem için yürürlükteki asgari geçim indirimi dahil net asgari ücret üzerinden, pasif dönem için yürürlükteki asgari geçim indirimi hariç net asgari ücret üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiğini, ancak hükme esas alınan rapora bakıldığında, özellikle aktif- pasif döneme ilişkin hesaplamanın hatalı yapıldığını hangi tutarın esas alındığının tespit edilemediğini, davacının aktif döneminin hesaplanmaması gerektiğini, belirtilen oranların nasıl tespit edildiği anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir hesaplama yapılacaksa dahi özellikle pasif dönem hesabı, olması gereken hesaptan yaklaşık fahiş bir şekilde daha fazla olduğunu, öte yandan yapılan hesaplamalar yönünden de aleyhe tüm hususlara itiraz ettiklerini, davalı şirketin, Sigortacılık Kanunu ve TTK ilgili hükümleri gereği, hazine müsteşarlığınca çıkarılan genelge ve diğer düzenlemelerle bağlı olduğunu, bu düzenelemelere aykırılık, para cezası gerektirdiği gibi yöneticilerin sorumluluğunu da doğurduğunu, dolayısıyla, hesaplamaların ilgili mevzuat hükümlerine, genelge, genel şart ve diğer düzenleyici mevzuata aykırı yapılmış olması karşısında da itiraz ettiklerini, bakiye ömür süreleri rapor tarihi itibariyle tespit edilmeli ve hesaplama rapor tarihi itibariyle hesaplanan bakiye ömür üzerinden yapılması gerektiğini, pay oranlarının Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesini istediklerini, hesaplama yöntemine de KTK md.90 ışığında ve zmm genel şartları çerçevesinde itiraz ettiklerini, hesaplamaların, aktüeryal yöntem ve 1,8 teknik faizle yapılması gerektiğini, zira, peşin ödeme iskontosu olarak her ne kadar %10 arttırım %10 indirim yapılmaktaysa da esasen bu yöntem yalnızca güncel değer belirlemeye yarar, söz gelimi kişinin 2019 daki alacağı gelirin, şuan için kaç tl'ye tekabül ettiğini tespite yarar olduğunu, halbuki tüm bu aylık gelirlerin, toplu ve erken alınarak irat getiri kabiliyetini dikkate almayan bu yöntem, istatistik bilimi gereklerine uygun olmadığını, bu nedenle, dosyada aktüeryal yönteme göre hesap yapılmak ve teknik faiz kullanılmak üzere dosyanın sicile kayıtlı aktüere gönderilmesini, dosyada iddia edilen gelir ispatlanmadığından asgari ücretin hesaba esas alınmasını talep ettiklerini, ayrıca davalı şirketin sorumluluğunun ancak poliçe teminatına kadar olduğunu, poliçe teminatının aşan kısım yönünden sorumluluğu bulunmadığını, davalı tarafından yapılan ödemelerin faizi ile birlikte poliçe teminatından mahsubu gerektiğini, poliçe teminatının üzerinden kalan kısım yönünden sorumluluğu olmadığını, yerel mahkemece ödeme tarihi itibariyle açık şekilde eksik ödeme olup olmadığı araştırılmaksızın hüküm kurulduğunu, dava harçları, vekalet ücretleri hatalı tespit edildiğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, 26.12.2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle vefat eden davacıların oğlu ...'nın desteğinden yoksun kalınmasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Dava konusu kaza sebebiyle yürütülen soruşturma sonucunda Elazığı 1.Ağır Ceza Mahkemesine açılan davada Mahkemenin 2008/136 E. 2008/529 K. 29.12.2008 tarihli kararı ile davacıların murisi ...' nın da vefat ettiği 26.12.2006 tarihli kaza nedeniyle ... aleyhine taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan dolayı sanık ...'ın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın 16.03.2010 tarihi itibariyle kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. 2918 S. KTK'nın zamanaşımını düzenleyen 109.maddesine göre, "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.....". Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 155. maddesinde ise; "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." kuralını içermektedir. Bu düzenlemelere göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser.

TCK 85/2 maddesinde "Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenlemeden anlaşılacağı üzere trafik kazası sonucu birden fazla kişi ölmüş ya da bir kişi ölmüş ve bir kişi yaralanmış ise cezanın üst sınırı 15 yıl olmakla TCK 66/4.bendine göre zamanaşımı cezanın üst sınırına göre belirleneceğinden TCK 66/d maddesi gereğince zamanaşımı süresinin somut olayda 15 yıl olacağı, ancak zamanaşımını kesen, durduran nedenlerin de dikkate alınması gerektiği aşikardır. 6098 Sayılı TBK'nın 154. maddesinde ise (818 sayılı BK.

133.zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesinde ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Davalı vekili zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, dava tarihi itibariyle uzayan zamanaşımı süresinin ilk açılan dava ile kesildiği de dikkate alınarak davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1301 E. 2019/8 K. sayılı dosyasında; davacı... için 2.000,00-TL, davacı ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının 22/01/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine dair verilen kararın Dairemizin 18.01.2022 tarih 2019/907 Esas 2022/90 sayılı kararımız ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair verilen karar ile 18.01.2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür. İş bu kararımızda belirtildiği üzere KTK'nın 111/1-2. maddesi uyarınca ibranamenin iptalinin istenilebilmesi için 2 yıllık hak düşürücü sürede dava açılması gerekmektedir.

Davacılar vekili dava dilekçesine "Tazminat Makbuzu ve İbraname" başlıklı 20.01.2019 tarihli ihbarname suretini eklemiş, davalı taraf hasar dosyasının bulunmadığını, sadece poliçe ile ödeme belgesinin bulunduğunu belirtilerek mahkemece davalı vekilinin isteği doğrultusunda ibranamenin var olup olmadığı ilgili bankadan araştırılmış ve bankaca ilgili işlemde ibraname değil dava dışı kişiye ait sigorta prim tahsilatı yapıldığı bildirilmiştir. Davalı sigorta tarafından davacılarca imzalı başkaca ibraname sunulmamış olup, davacı tarafın sunduğu fotokopi şeklindeki ibranamede de davacıların fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttukları için ibranamenin varlığı kanıtlanmadığından KTK'nın 111. maddesi uyarınca hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, öte yandan davacıların desteği tek taraflı kazada sigortalı araçta yolcu olarak bulunmakla yolcu olan desteğe kusur izafe edilemeyeceği için kusur raporu alınmamış olmasının hatalı olarak kabul edilemeyeceği, temerrütün sonucu olarak davalının temerrüt tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması yönündeki ilamın kesin hüküm niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir. Öte yandan, her ne kadar davacıların murisinin müterafik kusurlu olduğu davalı yanca iddia edilmiş ise de, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamından vefat eden ...'nın kemerinin takılı olup olmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığından yerel mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. H.D. 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. H.D. 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı) Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda bilinmeyen devredeki gelir hesabı yönünden %10 artırılıp %10 iskonto yönteminin uygulanması yerindedir. TRH 2010 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerinin PMF 1931 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerine göre daha uzun olduğu bilinen bir gerçek olup, TRH 2010 Yaşam Tablosu zarar gören yararınadır. Bu nedenle, her ne kadar bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış ise de istinafa gelenin sıfatına göre bu husus da kaldırma sebebi yapılmamıştır.

Her ne kadar istinafa konu dava dosyasında yeniden aktüerya hesabına ilişkin bilirkişi raporu alınmamış ise de, yukarıda belirtilen ve kesin hüküm teşkil eden İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1301 Esas 2019/8 Karar sayılı dosyasında aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen bilirkişi rapor ve ek raporlarının hükme esas almaya ve denetime elverişli, dosya kapsamı ile uyumlu raporlar olduğu, sigortalı aracın kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının kaza tarihi itibariyle 57.500,00 TL olduğu da dikkate alınarak davalı yanca yapılan ödeme tutarının alınan bilirkişi raporunda mahsubunun yapıldığı değerlendirilmekle davalı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf nedenleri de yerinde değildir.

Davalı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde; dava konusu aracın minibüs olup servis amacıyla kullanıldığı, bu itibarla sigortalı aracın ticari nitelikte araç olmasına nazaran İDM tarafından temerrüt tarihi olan 22.01.2009 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi yerindedir.

Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.323,15 TL'den peşin alınan 580,79 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.742,36‬ TL'nin davalıdan tahsiline,

3.İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24.04.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog