5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2006/147 E. , 2010/447 K.
"İçtihat Metni"
Zorla kaçırma, özel evrakta sahtecilik, kendiliğinden hak alma, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, adiyen ve şartlı tehdit suçlarından sanık ...’ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; özel evrakta sahtecilik, kendiliğinden hak alma, adiyen ve şartlı tehdit suçlarından beraetine, zorla kaçırma eylemi hürriyeti tahdit niteliğinde görülerek bu suçtan ve 6136 sayılı Yasaya aykırılıktan mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.03.2005 gün ve 2004/79 Esas, 2005/36 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa isnat olunan özel evrakta sahtecilik, kendiliğinden hak alma, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, adiyen ve şartlı tehdit suçlarının tabi olduğu yasa maddesinde öngörülen cezanın nev’i ve üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, özel evrakta sahtecilik, adiyen ve şartlı tehdit suçları bakımından zamanaşımını kesen son işlem olan sorgunun yapıldığı 22.03.2001’den, kendiliğinden hak alma suçu bakımından bozmadan önce verilen mahkümiyet kararı tarihi olan 16.05.2002'den inceleme gününe kadar asli zamanaşımı, 6136 sayılı Yasaya aykırılıktan ise suç tarihi ile inceleme günü arasında asli ve ilave zamanaşımı sürelerinin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Hürriyeti tahdit suçundan kurulan mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın kendisinden ayrılmak isteyen katılan ile dört yıllık ilişkisini sürdürmeyi sağlamak, katılanı ikna etmek amacıyla aracına zorla bindirdiği, ...’dan ... ilçesine kadar götürdüğü, araçtan inmesine engel olmak için elbiselerini bıçakla kestiği, trafik ışıklarında zorunlu olarak durmasından yararlanan katılanın kavşakta bekleyen polislerden yardım istemesi üzerine sanığın yakalandığı anlaşılmakla sanığın eyleminin evli kadını zorla kaçırmak suçuna uyduğu gözetilmeden nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde “zaman bakımından uygulama”, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, “lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında; lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilememesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.