17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2231 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/09/2020
NUMARASI: 2019/147 Esas, 2020/503 Karar
DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile dava dışı şirket arasında ... Poliçesi akdedildiği ve bu poliçe ile dava dışı sigortalının Sultangazi İstanbul adresindeki işyerinin teminat altına alındığını, sigortalı işyerinde 31.12.2017 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiğini, dava dışı sigortalıya ait bazı emtialar ile makine tesisat malzemelerinin çalındığını ve hırsızlık nedeni ile işyerindeki bazı demirbaşların hasara uğradığını, bu olay sonrasında müvekkili şirket tarafından sigortalısına poliçe kapsamında 71.618,26-TL ödeme yapıldığını belirterek bu miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı S.S. Sultangazi Küçük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; kendi işyerinde gerekli güvenlik önlemlerini yeterince almayan dava dışı sigortalı veya güvenlik işini tamamen sözleşme gereği üzerine almış bulunan güvenlik şirketi ortada iken, site yönetimi olan müvekkilinin zarardan sorumlu olmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; sitenin iki kısma ayrıldığını, diğer davalı site yönetimi ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmede her ne kadar her iki kısım için güvenlik hizmeti anlaşması yapılmışsa da hırsızlık olayının meydana geldiği üst kısımla ilgili evrakların zamanında hazır edilmemesi sebebiyle bahsi geçen "Üst Kısım" a ait "Özel Güvenlik İzin Belgesİ" 29.03.2018 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiği 31.12.2017 tarihinden sonra alındığını, davalı güvenlik şirketinin hırsızlığın meydana geldiği tarihte ve yerde özel güvenlik hizmeti verme yetkisi ve görevinin bulunmadığını, hırsızlık olayında sigortalı şirket yetkilisinin olay anındaki ihmali ve olayın tamamlanmasına yardımcı taksirli hareketleri olayın düzmece olabileceği kuşkusunu yarattığını, kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı güvenlik firmasının kusurlu olduğu, diğer davalı site yönetiminin ifa yardımcısının sorumluluğu kapsamında kusursuz olarak sorumluluğunun gündeme geldiği, olayın kurgu olduğunun anlaşılamadığı, ceza tahkikatının 13/03/2018 tarihli savcılık kararı ile daimi aramaya alındığı, yapılan ödemelerin rayice uygun olduğu, usulüne uygun halefiyet belgesi uyarınca davacı sigortacının rücuen tazminat talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalılar S.S. Sultangazi Küçük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi vekili ve ... Ltd Şti vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı S.S. Sultangazi Küçük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili kooperatifin kuruluş ve varlık amacının site güvenliğinin sağlanması olmadığını ve üyelerine böyle bir taahhütte de bulunmadığını, bu nedenle müvekkili kooperatifin kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin, söz konusu olayda site güvenliğinin sağlanabilmesi için bir güvenlik şirketi ile anlaşma yaparak kendi üzerine düşen görevi fazlasıyla yaptığını, müvekkiline kusur atfedilmesi ve buna dayanarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin özel güvenlik şirketi ile anlaşma yaparken amacının iş yeri sahipleri olay yerinde iken onları ve iş yerlerini korumak değil sitenin genel güvenliğini sağlamak olduğunu, hırsızları güvenliğe haber vermeyen, onlara aracını çekerek yol veren sigortalının kusursuz kabul edilip site kapısını kırarak kaçan hırsızlar karşısında güvenlik firmasını ve buna bağlı olarak da müvekkilini tam kusurlu kabul eden kararın açıkça usule yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişilerin sadece davacı eksperinin raporuna dayanarak zarar tespit etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rapora itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, olay yerinde keşif yapılmadığını, faiz başlangıcının ödeme tarihi değil dava tarihi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... Ltd Şti vekili istinaf nedenleri olarak; Hırsızlık olayının yaşandığı dönemde, olayın yaşandığı "üst kısım"da fiili ve resmi olarak hizmet vermediklerini buraya 29.03.2018 tarihinden itibaren hırsızlık olayından sonra güvenlik hizmeti vermeye başladıklarını, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığını, dava dışı sigortalının müterafik kusurunun bulunduğunu, çalınan emtia bedellerinin piyasa rayicinin çok üzerinde tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, dava dışı sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... San.ve Tic.Ltd. Şti. arasında 20/12/2017-20/12/2018 tarihleri arasında ... Sigorta Poliçesi akdedildiği, 31/12/2017 tarihinde sigortalı işyerinde bulunan malların hırsızlık sonucu çalındığı, bu sebeple davacı tarafından dava dışı sigortalısına 07/03/2018 tarihinde 71.618,26 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, hasarın meydana gelmesinde kusura ilişkin tespitlerin yerinde olup olmadığı, olay sebebiyle davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 11/12/2017 tarihli Hırsızlık Hasar Ekspertiz raporunda, hasarın poliçe başlangıç tarihinden sonraki 11.gününde meydana geldiğini, önceki dönem poliçelerinin bulunduğunu, hasarın yakın sebebinin hırsızlık olarak belirlendiği, gerçekleşen rizikonun teminat kapsamında yer alığının değerlendirildiği, hasar tazminatının 71.618,25 TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 27/04/2020 tarihli raporda; meydana gelen hırsızlık hadisesinde her iki davalının da güvenlik zafiyeti, denetim ve kontrol özensizliği bulunması dolayısıyla kusurlu oldukları, kusur oranlarının tespitinin dosya kapsamına göre mümkün görülmediği, 3.şahıs durumunda olan davacı sigortalısının zararından müşterek müteselsil sorumluluklarından bahsedileceği, hırsızlık amacıyla, güvenlik kamera görüntülerine göre, asma kilidi kırılarak iş yerine girildiği, sigortalının özel güvenlik tarafından emniyet ve güvenliğin sağlandığı site içinde bulunan iş yerine alarm taktırdığı ve nitekim alarm sisteminin uyarısı üzerine, saat 16.33.35'te başlayan olaya saat 16.48.35'de iş yerinin önüne geldiği, şahısların aracına çarpması üzerine aracını çekmek zorunda kaldığı, işyerinin kapılarını kilitleyerek, güvenlik kameraları ve alarm taktırılarak üzerine düşen edimini yerine getirdiği, sigortalının meydana gelen iş yerinden hırsızlık olayında kusurunun olmadığı, dava dışı şirkete ait işyerinde 31/12/2017 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayında, çalındığı ve zarar gördüğü iddia edilen malların, makine kıymetlerinin ve demirbaşların tamamının dava dışı sigortalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, maddi hasarın birim fiyatlarının, toplam 71.618,26-TL olduğu ve piyasa rayiç değerleri ile karşılaştırıldığında, piyasa koşullarında kadri maruf olduğu bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut davada, davalı işletme kooperatifi ile diğer davalı güvenlik şirketi arasında gerçekleştirilen güvenlik sözleşmesi kapsamında, davalıların edimlerini tam olarak yerine getirmediği, özel güvenlik hizmetinin 5188 sayılı özel güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ve ilgili mevzuat çerçevesinde verildiğinden, iş gören olan özel güvenlik şirketinin sorumluluklarının yasa kapsamında belirlendiği, güvenlik uzmanı bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyet raporunun tespit ve değerlendirmeler bakımından somut olaya uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu, davalıların kusurlu olduğuna yönelik tespitin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Davalı güvenlik şirketi, hırsızlık olayının yaşandığı dönemde, olayın yaşandığı üst kısımda fiili ve resmi olarak hizmet vermediklerini buraya 29.03.2018 tarihinden itibaren hırsızlık olayından sonra güvenlik hizmeti vermeye başladıklarını iddia etmiştir. Davalı güvenlik şirketi cevap dilekçesinde, davalı işletme kooperatifi arasında yapılan sözleşmede her iki kısım için güvenlik hizmeti anlaşması yapıldığını açıkça belirtmiştir.
Bu kapsamda, davalı şirketin fiilen güvenlik hizmeti verdiği alanda hırsızlık olayının meydana gelmesi nedeniyle izin belgesinin geç alınmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Mahkemece davalı işletme kooperatifinin ifa yardımcısının kusurundan dolayı kusursuz sorumlu olduğu değerlendirilmiş ise de özel güvenlik personelinin istihdamına yönelik üyelerinden ödemeler alan davalı işletme kooperatifinin denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalının ise güvenlik hizmeti sunulan sitede ayrıca işyerine alarm taktırmak ve iş yerinin kapısını kilitleme suretiyle üzerine düşen edimini yerine getirdiğinden herhangi bir kusurunun olmadığı anlaşılmıştır. Belirtilen nedenlerle,
TTK 1472. maddesi kapsamında, davacı sigorta şirketinin sigortalı şirkete ödemiş olduğu hasar bedelini talepte haklı olduğu ve bu nedenle mahkeme kararının isabetli olduğu görülmüştür. Davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedelin tahsiline ilişkin rücu davalarında sigorta şirketinin ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği gözetildiğinde davalı güvenlik şirketinin faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiği yönündeki istinaf nedenlerinin de reddi gerekir.Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesine göre kural olarak, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Anılan husus aynı zamanda kamu düzenine ilişkindir.
TTK'nın 5/A maddesi uyarınca itirazın iptali davasında önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. üncü fıkrasında; "Arabuluculuk, faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya içeriğine göre yukarıda belirtilen düzenlemeler gözönünde bulundurulduğunda netice itibariyle tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, mahkemece, kamudan karşılanan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davanın aleyhine sonuçlanan tarafına yüklenmesi gerekirken hiç karar verilmemiş olması hatalı olmuştur. Nitekim Yargıtay 9. HD'nin 2021/708 Esas, 2021/5080 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenler ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355 maddesi uyarınca sadece yukarıda belirtilen arabuluculuk ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/147 Esas, 2020/503 Karar sayılı ve 23/09/2020 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜNE, b)TTK'nın 1472 maddesi uyarınca rücuen tazminat miktarı 71.618,26-TL'nin halefiyet (ödeme) tarihi 07/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 4.892,24 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.223,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.669,17 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından karşılanan 44,40 TL başvurma harcı, 1.223,07 TL peşin harç, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 259,30 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 6.026,77 TL'nin davalılardan müştereken ve mütelsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davalılar tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18A/11-13. fıkrası gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı S.S. Sultangazi Küçük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi vekili tarafından peşin olarak yatırılan 1.223,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 795,46 TL harcın talep halinde davalı S.S. Sultangazi Küçük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı ... Ltd Şti vekili tarafından peşin olarak yatırılan 1.223,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 795,46 TL harcın talep halinde davalı ... Ltd Şti'ne İADESİNE, 5-Davalılar tarafından karşılanan istinaf yargılama giderinin, hükmün kaldırılma sebebi de gözetilerek davalılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 7-HMK'nun 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.28/03/2024