5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2007/3068 E. , 2011/22443 K.
"İçtihat Metni"Nitelikli zimmet suçundan sanık ... ile nitelikli zimmet ve görevi ihmal suçlarından sanık ...’ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’in eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, sanık ...’nın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulüyle lehe olduğu değerlendirilen 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca ve sanık ...’nın ayrıca atılı görevi ihmal suçundan 765 sayılı Yasa hükümlerine göre mahkümiyetlerine dair, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16/02/2006 gün ve 2002/190 Esas, 2006/65 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...’ya isnat olunan görevi ihmal suçunun yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirlenen 5 yıl asli zamanaşımına tabi olduğu, karar tarihi olan 16/02/2006 ve inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanık ... hakkında zimmet, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
CMK.nun 232/2-c maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği yerinin gösterilmemesi ve 09/07/2001 olan suç tarihinin ise yanlış gösterilmesi, CMK.nun 232/7. maddesine aykırı olarak gerekçeli karar ve suretlerinin mahkeme mührü ile mühürlenmemesi,
Oluşa ve dosya içeriğine göre de, 09/07/2001 günlü her iki sanık tarafından imzalanan tahakkuk müzekkeresi ve verile emrinin 5.995.655.000 lira olarak düzenlendiği, buna karşılık 4.705.331.272 liralık sarf belgesinin mevcut olduğu 1.290.323.728 liranın sanıkların uhdesinde bulunduğu olayda; ... İlçe Tarım Müdürlüğünün 03/02/2003 gün ve 119 sayılı yazısıyla Koruma Meclisi karar defterlerinin Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu belirtilerek sanık ...’in bekçi statüsünde atamasının yapıldığının, bu görevi yaparken Çiftçi Malları Koruma Meclisi kararına istinaden muhasip üye olarak çalıştırıldığının belirtilmesi karşısında 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanunun 13. maddesi uyarınca görevine girmemesine rağmen muhasip olarak görevlendirilmiş ise diğer sanıkla birlikte iştirak halinde bir kısım paraları maledinmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin emniyeti suistimal, bekçi olarak çalışmadığı takdirde ise sanık ...’nın zimmet eylemine iştirak suçunu oluşturacağı gözetilerek sanık ...’in görev hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra suç vasfının belirlenmesi gerektiği halde eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 2010/11-98 Esas, 2010/143 sayılı Kararında vurgulandığı üzere;
TCK.nun 43/1. maddesinin açıklığı karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği, 09/07/2001 günlü her iki sanık tarafından imzalanan tahakkuk müzekkeresi ve verile emri ile bir kısım paranın sanıklarca maledinildiğinin kabul edilmesine göre, suçun değişik zamanlarda işlenmesi koşulunun ne suretle gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında tayin edilen cezaların TCK.nun 43. maddesi uyarınca artırılması,
Kabule göre de;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 sayılı kararına göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda, 5237 sayılı TCK.nun 55/2. maddesi uyarınca zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin karşılığının müsaderesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi alt soyları üzerindeki velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait hakların koşullu salıverilmeye kadar kısıtlanması yerine infaz süresince yoksun bırakılma kararı verilmesi, Sarfına neden oldukları giderlerin sanıklara ayrı ayrı yüklenmesi gerektiği, müteselsil sorumluluğun 5271 sayılı CMK.da yer almadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin sanık ... yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.