2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sabit olan alacağına ilişkin olarak ...
2.icra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı borçlunun sadece zaman kazanmak adına borcun tamamına itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, bu itiraz mukabilinde yapmış oldukları arabuluculuk başvurusunda davalı borçlu şirket ile anlaşma sağlanamadığını, icra takibi konusu alacaklarının müvekkili şirket ve davalı borçlu şirket arasında bulunan 07/07/2021 tarihli fatura itibari ile sabit olduğunu, itirazın kötü niyetli olduğunu, arz edilen nedenlerle; davalı borçlu şirketin icra dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeni ile davalı borçlu şirketin %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davacı şirketin 27.10.2017 tarihinde ... kapsamında "Otopark Katlar Zemini Tozumaz Kaplama Yapılması" işi için birim fiyat usulü ile anlaşma akdetmiş olduklarını, bu çerçevede yüklenilen işlerin hakedişlerini düzenli olarak ödenmiş olduğunu ve her iki tarafın da birbirlerinin edimlerinden mutabık kaldıklarını, 13.09.2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'da değişiklik yapılması ile işin niteliğinin dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında olması sebebiyle tarafların sözleşmeyi revize ettiklerini, anılan yasal değişiklik ile işin sözleşme ile belirlenen birim fiyat kurunu sabitlediklerini, birim fiyat üzerinden anlaşılması ve tüm hakedişleri davacıya ödenmiş olması, davacının hak edişleri ihtirazi kayıt olmadan kabul etmiş olması, döviz cinsinden sözleşme yapma yasağının yürürlüğe girmiş olması ile tarafların sabitlenen kur konusunda mutabakata varmış olmaları nedeniyle icra takibine itirazlarının hasıl olduğunu, ikame edilen davanın esastan reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı aleyhine %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve masraflarının davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında akdedilen 27/10/2017 tarihli sözleşme sureti, hak ediş belgeleri, fatura suretleri, tarafların ticari defter ve belgeleri, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, BA_BS formları, celp edilmiş incelenmiştir.
Dosya, Yeminli Mali Müşavir - Bağımsız Denetçi bilirkişi ... ve eser sözleşmelerinde nitelikli hesaplamalar uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, bilirkişi kurulu tarafından dosyaya sunulan 24/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ve sonuç olarak; "...
1.Sayın Mahkemece, davacı vekilinin kök raporumuza itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü “sözleşme kapsamındaki işlerin m2 birim fiyatının 6,25 Euro olduğu ve sözleşmenin 8. maddesi uyarınca hakkedişlerin davalı iş sahibi yetkililerince onaylandığı tarihteki Euro/TL. Kur karşılığına göre hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde, davacı yüklenicinin dava konusu 07.07.2021 tarihli faturadan dolayı istemle bağlı kalınarak KDV dahil 196.274,52 TL., aynı tarihli faturaya dayalı olarak istemle bağlı kalınarak KDV dahil 19.234,42 TL. alacaklı olduğunun kabul edilebileceğini, 2-Buna göre ...
2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takip tarihi itibariyle davacı yüklenicinin toplam asıl alacağının KDV dahil (196.274,52+19.234,42=) 215.508,94 TL olabileceği ...'' şeklinde rapor sunulmuştur. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi heyeti ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeline yönelik fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı şirket arasında "..." isimli 27/10/2017 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığı, davalının iş sahibi, davacının yüklenici olduğu, eser sözleşmesinin birim fiyatlı olarak akdedildiği, sözleşmenin 2. maddesi uyarınca davacı yüklenicinin AVM.nin otopark katlarının zemin tozumaz kaplamasının yapılmasını edim olarak üstlendiği, sözleşmenin 3. maddesinde keşif özetinin çıkartılarak keşif bedelinin belirlendiği, ancak keşif özeti ve bedeli gösterildikten sonra özellikle sözleşmenin birim fiyatlı olacağının kararlaştırıldığı, keşif özetindeki tutarların ilk keşif miktarları olup esas ve bağlayıcı olmadığı, davacı yüklenicinin sipariş edilen miktara göre işin yapılması ve birim fiyata göre işin gerçek metraj ile hak edişler doğrultusunda sözleşme bedelinin ve alacağının ödeneceğinin belirtildiği, sözleşmenin 3. maddesinde yapılacak iş kapsamında iş kalemi olarak 3 poz tanımlandığı, 2. ve 3. numaralı Poz için Türk Lirası cinsinden birim fiyat belirlendiği, ancak 1 numaralı Poz "Otopark Zemini Tozumaz Kaplama Yapılması" işi için birim fiyatın yabancı para (Euro) üzerinden kararlaştırıldığı görülmüştür. Hemen ifade etmek gerekir ki, sözleşmenin 8. maddesinde yabancı para biriminde olan iş kaleminin / pozun parasal hesabında, hak edişin şantiye yetkililerine onaylatıldığı günün kuru baz alınarak tutar Türk Lirası cinsinden hak edişe girileceği özellikle belirlenmiş, vurgulanmış ve mutabık kalınmıştır.
Taraflar arasında 27/10/2017 tarihli akdi ilişkinin varlığı, imzalanan eser sözleşmesi uyarınca işin birim fiyat ile yapılacağı, davacı yüklenici tarafından eser sözleşmesindeki tüm edimlerin ayıptan ari ve eksiksiz olarak yerine getirildiği, yüklenicinin üstlendiği edimi ve işleri ifa ettiği noktasında herhangi bir ihtilaf yahut çekişme bulunmamaktadır. Davacı, 6 ve 7 numaralı hak edişler bakımından sözleşmede yabancı para biriminde belirlenmiş olan iş kalemi / poz için eksik ödeme yapıldığını bildirerek bakiye iş bedelini talep etmektedir.
Davalı, döviz cinsinden sözleşme yapma yasağının yürürlüğe girmesiyle tarafların sözleşmeyi revize ettiklerini, yabancı para biriminde belirlenmiş olan iş kalemi / poz için birim fiyata yönelik kuru sabitlediklerini, sabitlenen kur üzerinden tüm hak edişlerin ödendiğini, bakiye alacağın kalmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlığın temeli, davacı yüklenicinin 6. ve 7. numaralı hak edişler bakımından bakiye iş bedeli alacağı olup olmadığı, sözleşmede yabancı para biriminde belirlenmiş olan iş kalemi / poz için tarafların birim fiyata yönelik döviz kurunu sabitleyip sabitlemedikleri, bu yönde kurun sabitlenmesi noktasında revize bir anlaşma yapılıp yapılmadığı,13/09/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymeti Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın eldeki davaya ve sözleşmeye etkisi noktalarında toplanmaktadır. 13/09/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'da değişiklik yapılarak 32 sayılı Kararın 4/g. maddesinde eser sözleşmelerinde sözleşme bedelinin döviz cinsinden ya da dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı benimsenmiştir. Ayrıca, 32 sayılı Karara eklenen Geçici 8.madde uyarınca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde, daha önce akdedilmiş ve yürürlükte olan sözleşmeler bakımından döviz cinsinden kararlaştırılmış bedeller, Türk Parası olarak taraflarca yeniden belirleneceği düzenlenmiştir. Davalı cevap dilekçesinde öncelikle bu Yasal değişikliğe dayanarak davacının yabancı para cinsinden kaynaklanan bakiye bir alacağının bulunmadığını savunmaktadır. Ne var ki, taraflar arasında akdedilen ve varlığı tartışmasız olan 27/10/2017 tarihli eser sözleşmesinde sözleşme bedeli (toplam keşif bedeli) döviz üzerinden belirlenmemiştir. Aksine, sözleşme bedelinin düzenlendiği 3. maddede toplam keşif bedeli Türk Parası (TL) olarak sözleşmede yazılmıştır. Bu bağlamda, döviz cinsinden kararlaştırılmış sözleşme bedeli bulunmamaktadır. Öte yandan, sözleşmede davacı yüklenicinin edimine yönelik olarak 3 iş kalemi / poz tanımlanmış, bu pozlardan sadece 1 numaralı pozun birim fiyatı yabancı para üzerinden dövize endekslenmiş olup, 32 sayılı Karara eklenen Geçici 8. madde uyarınca bu maddenin yürürlüğe girdiği (13/09/2018) tarihten itibaren 30 gün içerisinde, taraflarca 1 numaralı poza ilişkin Türk Parası olarak yeniden bir belirleme (ek sözleşme, revize, protokol vs...) de yapılmamıştır. Diğer taraftan; davalının dayandığı yasal değişikliğin geçici düzenleme olduğu, hemen akabinde 16/11/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'da değişiklik yapılarak (2018/32-52 Tebliğ) 32 sayılı Kararın 8/8. maddesinde Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkün olduğu düzenlemesi yapılmıştır. Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşme 27/10/2017 tarihinde akdedilmiş olup, anılan Yasal değişiklik sözleşmenin akdedilmesinden daha sonra 13/09/2018 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, hasılı sözleşmeye etkisi de bulunmadığından davalının savunmalarına itibar edilmemiştir. (İSTANBUL BAM 15. HD. 2021/127 E. 2023/1326 K.)
Öte yandan, davalı cevap dilekçesinin devamında / savunmalarında, bu Yasal değişikliğe dayanarak tarafların sözleşmeyi revize ettiklerini, birim fiyata yönelik revize sözleşme uyarınca kuru sabitlediklerini savunmuştur.
Ne var ki, taraflar arasında akdedilen tek sözleşmenin 27/10/2017 tarihli sözleşme olduğu, bu sözleşme dışında dosya kapsamında herhangi bir ek sözleşme, protokol yahut revize sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı revize sözleşmenin varlığını iddia etmekle birlikte ispat edememiş, bu konuda soyut beyan dışında HMK 200 vd. maddeleri uyarınca yazılı ve kesin hiçbir delil sunamamıştır. Hasılı, davalı tarafça sözleşmenin revize edildiği ve birim fiyata yönelik kurun sabitlendiği ispatlanamamıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde yapılacak iş kapsamında iş kalemi olarak 3 poz tanımlandığı, 2. ve 3. numaralı Poz için Türk Lirası cinsinden birim fiyat belirlendiği / esasen bunların uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak özelikle 1 numaralı Poz "Otopark Zemini Tozumaz Kaplama Yapılması" işi için birim fiyatın yabancı para (Euro) üzerinden dövize endeksli olarak belirlendiği, nitekim 1.numaralı Poz için sözleşmenin 3. maddesinde m2 birim fiyat 6,25 Euro olarak kararlaştırıldığı görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere, 1 numaralı Poz için birim fiyata yönelik sözleşmenin revize edildiği ve kurun sabitlendiği (m2 birim fiyat 4,9 Euro >> karşılığı 6,25 TL) davalı tarafından savunulsa da ispatlanamamıştır. Sözleşmenin 8. maddesinde yabancı para biriminde olan iş kaleminin (1. numaralı Poz - "Otopark Zemini Tozumaz Kaplama Yapılması) parasal hesabında, hak edişin şantiye yetkililerine onaylatıldığı günün kuru baz alınarak tutar Türk Lirası cinsinden hak edişe girileceği özellikle belirlenmiş ve taraflarca mutabık kalınmıştır. Anılan sözleşme maddesi, geçerli ve bağlayıcıdır. Davacının, 6. ve 7. numaralı hak edişler bakımından, bakiye iş bedeli alacağının olup olmadığı noktasında mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda nitelikli hesaplamalar / hak ediş uzmanı ile YMM - Bağımsız Denetçi tarafından düzenlenen raporda;
6.numaralı kesin hak ediş için davacı yüklenicinin 13.110,10 m2 birim iş yaptığı, davalı iş sahibinin 4,9 Euro (cevap dilekçesinde sabitlendiği ileri sürülen ancak davalı tarafça ispatlanamayan kur) üzerinden KDV dahil davacı yükleniciye 473.766,24 TL ödemede bulunduğu, 7. numaralı kesin hak ediş için davacı yüklenicinin 2.309,00 m2 birim iş yaptığı, davalı iş sahibinin 4,9 Euro (cevap dilekçesinde sabitlendiği ileri sürülen ancak davalı tarafça ispatlanamayan kur) üzerinden KDV dahil davacı yükleniciye 83.441,48 TL ödemede bulunduğu, yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir çekişmenin bulunmadığı, ayrıca mali bilirkişinin tespitleriyle faturaya dayalı ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, bilirkişi kurulu raporun devamında kurun sabitlendiğinin mahkeme tarafından kabul edilmemesi halinde; a- 6. numaralı kesin hak edişin 28/08/2018 tarihinde şantiye yetkililerince onaylandığı, dolayısıyla sözleşmenin 8. maddesindeki (yabancı para biriminde olan iş kaleminin /pozun parasal hesabında, hak edişin şantiye yetkililerine onaylatıldığı günün kuru baz alınarak tutar Türk Lirası cinsinden hak edişe girileceği) anlaşma uyarınca 28/08/2018 tarihi itibariyle TCMB verilerine göre 1 Euro = 7,2875 TL olduğundan; yapılan birim iş miktarı 13.110,10 m2 x 6,25 Euro sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen m2 birim fiyatı x onay tarihindeki kur 7,2875 TL = 597.124,08 TL olduğu, bu tutara KDV dahil edildiğinde 597.124,08 x %18 = 704.606,42 TL kesin hak ediş tutarına ulaşıldığı, ancak bu kesin hak ediş tutarından davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye ödendiği çekişmesiz olan (KDV dahil) 473.766,24 TL tutarın mahsup edilmesi gerektiği, nihayetinde davacının 6. numaralı kesin hak ediş için bakiye 230.840,18 TL alacağının bulunduğu hesaplanmıştır. Ne var ki, davacı tarafından icra takibinde 6. numaralı hak ediş için KDV dahil 196.274,52 TL tutarında fatura kesilerek bu alacak miktarı kadar takibe girişildiğinden, mahkememizce taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının 6. numaralı hak ediş için alacağının icra takibinde olduğu üzere 196.274,52 TL olduğu sonucuna varılmıştır. b- 7. numaralı kesin hak edişin 10/12/2018 tarihinde şantiye yetkililerince onaylandığı, dolayısıyla sözleşmenin 8. maddesindeki (yabancı para biriminde olan iş kaleminin /pozun parasal hesabında, hak edişin şantiye yetkililerine onaylatıldığı günün kuru baz alınarak tutar Türk Lirası cinsinden hak edişe girileceği) anlaşma uyarınca 10/12/2018 tarihi itibariyle TCMB verilerine göre 1 Euro = 6,0397 TL olduğundan; yapılan birim iş miktarı 2.309,00 m2 x 6,25 Euro sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen m2 birim fiyatı x onay tarihindeki kur 6,0397 TL = 87.160,42 TL olduğu, bu tutara KDV dahil edildiğinde 87.160,42 x %18 = 102.849,29 TL kesin hak ediş tutarına ulaşıldığı, ancak bu kesin hak ediş tutarından davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye ödendiği çekişmesiz olan (KDV dahil) 83.441,48 TL tutarın mahsup edilmesi gerektiği, nihayetinde davacının 7. numaralı kesin hak ediş için bakiye 19.407,81 TL alacağının bulunduğu hesaplanmıştır. Ne var ki, davacı tarafından icra takibinde 7. numaralı hak ediş için KDV dahil 19.234,42 TL tutarında fatura kesilerek bu alacak miktarı kadar takibe girişildiğinden, mahkememizce taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının 7. numaralı hak ediş için alacağının icra takibinde olduğu üzere 19.234,42 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Hasılı, davacının 6. numaralı hak ediş için taleple bağlı kalınarak196.274,52 TL, 7. numaralı hak ediş için taleple bağlı kalınarak 19.234,42 TL olmak üzere 196.274,52 + 19.234,42 TL = toplam 215.508,94 TL bakiye iş bedeli alacağının olduğu sübuta ermiş, mahkememizce bilirkişi kurulunun 24/01/2024 tarihli ek raporu gerekçeli ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmıştır.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı, tıpkı cevap dilekçesinde olduğu üzere 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar uyarınca döviz cinsinden sözleşme yapma yasağının yürürlüğe girmesiyle tarafların sözleşmeyi revize ettiklerini, yabancı para biriminde belirlenmiş olan iş kalemi / poz için birim fiyata yönelik kuru sabitlediklerini söyleyerek itirazda bulunmuş ise de; sözleşmenin 3. maddesinde yer alan birim fiyata yönelik kurun sabitlendiği ileri süren davalının bu yöndeki savunmasını usulüne uygun olarak yazılı ve kesin delillerle ispatlaması gerektiği, ne var ki davalının bu yöndeki savunmasını / vakıasını yargılama sürecinde HMK 200.vd.maddeleri uyarınca yazılı ve kesin delillerle ispatlayamadığı, nitekim birim fiyata kurun taraflar arasında sabitlendiğine yönelik olarak dosya kapsamında hiçbir bilgi, belge, beyan ve delilin (sözleşme, protokol, revize metin vs..) bulunmadığı anlaşılmakla davalının bilirkişi ek raporuna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Esasen, kurun sabitlendiği noktasında revize bir sözleşme ve taraflar arasında anlaşma / mutabakat bulunmamakla birlikte, davalının savunma olarak dayandığı 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar 13/09/2018 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmenin bu tarihten önce 27/10/2017 tarihinde imzalanması nedeni ile revizenin kaynağına ve sebebine ilişkin itirazları dahi yerinde değildir. (İSTANBUL BAM 15. HD. 2021/127 E. 2023/1326 K.).
Ayrıca vurgulamak gerekir ki, davacı yüklenicinin 6. ve 7. numaralı hak edişler yönünden iş bedeli alacağıının sözleşmeye aykırı (sözleşmenin 3. ve 8. maddesi) şekilde eksik hesap edilerek davalı iş sahibi tarafından ödendiğinden, davacının bakiye alacağını sözleşmenin 3. ve 8. maddeleri ve sözleşme hükümleri uyarınca talep etmesinde yasal ve sözleşemesel bir engel olmadığı, esasen tarafların sözleşme hükümleri ile bağlı oldukları, öte yandan eksik hesaba dayalı yapılan ödeme için davalının geçici kabul tutanağında ihtirazi kayıt koymamasının sonuca etkisinin de olmadığı, zira davalının taraflar arasında kurun sabitlendiğini (yani yaptığı ödemenin doğru, tam ve eksiksiz olduğunu) ispatlayamadığı, tek taraflı olarak kurun sabitlendiğini ileri sürerek eksik ödemede bulunduğundan davacının bakiye iş bedeli alacağının talep edebileceği kanısına varılmıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında; davacının taleple bağlı kalınarak 6. ve 7. numaralı hak edişlerden kaynaklanan bakiye toplam 215.508,96 TL davalı taraftan alacaklı olduğu, bakiye iş bedeline yönelik fatura asıl alacakları dışında davacının ayrıca icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunduğu, ancak takibe konu edilen fatura alacakları yönünden davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğünün davacı tarafından ispatlanamadığı, nitekim dosya içerisinde davalının takip öncesinde temerrüte düştüğünü ispatlayan hiçbir delil (ihtarname vs ...) bulunmadığı, bu halde davalı taraf icra takibiyle birlikte temerrüte düştüğünden davacının takipteki işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla, mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi kurulunun 24/01/2024 tarihli ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, ayrıca icra takibine konu alacakların sözleşme ve faturalara dayanması karşısında alacağın likit ve muayyen olması sebebiyle İİK 67/2. maddesindeki yasal şartları bulunduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş, bununla birlikte reddedilen kısım yönünden davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden davalının yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verlerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
1.Davalının ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 215.508,96 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE,
2.Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın ( 215.508,96 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3.Davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE,
4.Kabul edilen dava değeri (215.508,96 TL) üzerinden alınması gereken 14.721,41 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 2.615,01 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 12.106,40 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5.Davacı tarafından yatırılan 2.615,01 TL peşin harç, 8.450,00 TL bilirkişi ücreti ile 452,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 11.517,76 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 11.464,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6.Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (215.508,96 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 34.326,34 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7.Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (1.009,64 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 1.009,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8.6183 sayılı Kanuna göre dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin tarafların haklılık durumlarına göre;
a)1.313,84 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b)6,16 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9.HMK'nın 333.maddeesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/04/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)