Esas No
E. 2020/1876
Karar No
K. 2024/853
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/1876

KARAR NO: 2024/853
KARAR TARİHİ: 18/04/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/09/2020

NUMARASI : 2018/630 Esas 2020/416 Karar

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 18/04/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/04/2024

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 31.07.2017 tarihli sözleşme akdedildiği, iş bu sözleşmenin 3.maddesine göre müvekkili şirketin, sözleşmenin tarafı ihracatçı firma ile ithalatçı firmayı bir araya getirip herhangi bir sipariş verdiği takdirde komisyona hak kazanmış olacağı, iş bu sözleşmeye istinaden müvekkili şirketin dava dışı ... şirketi ile davalı şirket arasında ithalat-ihracat ilişkisi kurulması için aracılık yaptığı ve bu aracılık faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan ticari ilişki sonucunda borçlu şirketin 3.şahıs yurt dışı firmadan sipariş aldığı ve ilki 23.11.2017 tarih ve 16.182,00 USD bedelli, diğer 14.12.2017 tarih ve 30.022,10 USD bedelli iki ayrı ihracat faturası karşılığında tekstil ürünü ihraç ettiği, müvekkili şirketin, hak ettiği komisyon bedelinin tahsili amacıyla 04.01.2018 tarihli ve seri A-467651 no'lu, KDV dahil 12.444,49 TL bedelli faturayı borçlu şirkete keşide ettiği, kesilen faturaya borçlu şirketçe İzmir 30.Noterliği'nin 15.01.2018 tarih ve 01690 nolu ihtarnamesi ile itiraz edildiği, aynı ihtarname ekinde 12.109,63 TL yansıtma faturası gönderildiği, 334,86 TL müvekkili şirketin hesabına ödendiği, 03.05.2018 tarihinde İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5421 Esas sayılı dosyasından icra takibine başlandığı, ancak borçlu tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durduğu, bu nedenle davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin sözleşme yapmaya yetkisinin bulunmadığı, TTK 'da hüküm bulunmayan hallerde dahi taraflar arasındaki ilişkiye komisyonculuk hükümlerinin uygulanmasının imkanı olmadığı, davacı firmanın acentesi olduğu firmaların siparişlerinin teslimi sonrasında anlaşma gereği yapmaları gereken ödemeleri geciktirdiği, bu sebeple müvekkili firmanın zarara uğradığı, bu zararlar nedeniyle davacı firmaya 10.07.2017 ve 10.01.2018 tarihli yansıtma faturalar kesildiği ve kendilerine bildirildiği, bu nedenle açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEMECE: "...Taraflar arasındaki ihtilaf yine taraflar arasındaki 31.07.2017 tarihli sözleşme gereğince davacını edimlerini yerine getirip getirmediği, iş bu sözleşme kapsamında davacı tarafça düzenlenen komisyon alacağına ilişkin takip ve davaya konu faturadan dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, takip ve davaya konu 04.01.2018 tarihli 12.444,49 TL bedelli faturanın davacı şirket defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından 15.01.2018 tarihinde yapılan 334,86 TL'lik ödemenin ise 19.01.2018 tarihinde iade davalı tarafa edildiği ve bu şekilde takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 1 adet faturadan dolayı 12.444,49 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davalı şirketin incelenen defter ve kayıtlarında ise takip ve davaya konu faturanın aynen davalıda kayıtlı olduğu, davalı tarafça düzenlenen 10.01.2018 tarih ve KDV dahil 3.218,85 USD (12.109,63 TL) bedelli zarar yansıtma faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yine davalı defterlerine göre 31.12.2017-01.01.2018 tarihleri itibarıyla herhangi bir borç alacak bakiyesi bulunmamakta olup, takip tarihi olan 03.05.2018 tarihi itibarıyla davalının davacıya (604,45- 269,59 dava dışı 3.firmaya ilişkin olup sehven davacı hesabına kaydedilen=) 334,86 TL (bilirkişi raporunda maddi hatta sonucu sehven 265,14 TL olarak yazılan tutar) borçlu gözüktüğü bildirilmiştir.

Yine alınan bilirkişi raporunda takip ve davaya konu 04.01.2018 tarih ve KDV Dahil 12.444,49 TL bedelli faturanın taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirketin 24 ve 2 numaralı ihracat faturalarına bağlı olarak oluşan acentelik bedeli nedeniyle düzenlendiği, yine malların gümrük kapısından çıkışına dair 01.12.2017 tarih 17350300EX210696 no'lu ve 19.12.2017 tarih 17350300EX221410 no'lu ihracat beyannameleri ile davalı şirketin yasal ticari defterlerinde saptanan söz konusu ihracatlara ilişkin alttaki kayıtların davacı şirketin aracılık ettiği .... ve ... firmalarına yapılan dış satımların gerçekleştiği ve de mal bedellerinin tahsil edildiğini doğruladığı, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen 10.01.2018 tarih 3.218,85 USD bedelli yansıtma faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, iş bu fatura içeriği incelendiğinde faturaya yansıtılan zarar ziyan rakamlarını kanıtlar mahiyette herhangi bir belgenin dosyada mevcut bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.maddesi gereğince davacı şirketin sözleşmenin tarafı ihracatçı firma veya gruplarına bağlı herhangi bir firma ile ihracatçı firma veya gruplarına bağlı herhangi bir firmayı karşı karşıya getirip herhangi bir sipariş verildiği takdirde komisyona hak kazanacağının kararlaştırıldığı, dava konusu somut olayda sözleşme kapsamında gerçekleşen 2 kalem ihracatın gerçekleşme süreci incelendiğinde her 2 kalem ihracatın gerçekleştiği , dolayısıyla davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 3 ve 4. maddeleri gereğince takip ve davaya konu 12.444,49 TL'lik komisyon bedeline hak kazandığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, taraflar arasındaki 31.07.2017 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafça düzenlenen takip ve davaya konu 04.01.2018 tarih 12.444,49 TL'lik faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu, ancak davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının acentesi olduğu her iki yurtdışı firmanın anlaşma gereği yükleme tarihinde yapması gereken ödemeyi geç yapmasından dolayı davalı şirketin uğradığı zararlar nedeniyle düzenlendiği bildirilen ve davacı firma tarafından itiraz edilerek cevabi ihtarnameyle davalıya iade edilen 10.01.2018 tarih ve KDV dahil 3.218,85 USD (12.109,63 TL)'lik zarar yansıtma faturasının ise davacı şirket defterlerinde yer almadığı, yine davacı tarafça düzenlenen 12.444,49 TL'lik faturadan bu yansıtma fatura bedelinin mahsubundan sonra bakiye kalan (12.444,49-12.109,63=) 334,86 TL'lik davalı tarafça davacıya gönderilen havalenin de davacı tarafça davalıya iade edildiği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin incelenen ticari defter ve kayıtlarındaki alt hesapların incelenmesi neticesinde takip ve davaya konu faturanın düzenlenmesine esas 2 ve 24 no'lu dava dışı iki ayrı firmaya yapılan dış satımların gerçekleştiği, mal bedellerininde davalı tarafça tahsil edildiği ve davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı bildirilen davalı zarar yansıtma faturasına ilişkin dayanak belge sunulmadığın bildirildiğinden aynen benimsenen bilirkişi raporu gereğince davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi gereğince takip ve davaya konu 12.444,49 TL'lik komisyon bedeline hak kazandığı ve bu tutarın ödenmediği sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davanın kabulüne, davalı borçlunun İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5421 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle 12.444,49 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren 12.444,49 TL asıl alacağa davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekili 15.09.2020 tarihli duruşmada açılan davanın 12.444,49 TL'lik asıl alacağa ilişkin olduğu ve bu nedenle bu kısım üzerinden harç yatırıldığı beyan edilmiş olup bu kapsamda davacının takip talepnamesindeki asıl alacağa ilişkin olarak davalının itirazının iptalini talep ettiği kabul edilmiştir," gerekçesi ile, Davanın KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5421 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle 12.444,49 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren 12.444,49 TL asıl alacağa davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 2.488,89 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece eksik inceleme sonucunda hatalı karara varıldığını, davacı firmanın acentesi olduğu firmaların siparişlerinin teslimi sonrasında, anlaşma gereği yapmaları gereken ödemelerini geciktirdiklerini, bu sebeple müvekkili firmanın kur farkı, faiz ve depolama maliyetleri dolayısıyla zarara uğradığını, müvekkili firmanın bu zararlarını karşı tarafa kesmiş olduğu yansıtma faturalarında detaylı olarak belirttiğini, davacı firma tarafından kesilmiş 04/01/2018 tarihli 12.444,49-TL bedelli komisyon faturasına noter vasıtasıyla çektiği ihtarname ile itirazlarını detaylı olarak bildirdiğini ve faturayı iade ettiğini, yerel mahkeme'nin müvekkili firmanın kesmiş olduğu yansıtma faturalarının karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından bahisle davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, yerleşik Yargıtay ve İstinaf kararları doğrultusunda dava konusu alacağın likit bir alacak olmadığını, bu sebeple müvekkili aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuken hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme tarafından verilen kararın kabulünün mümkün olmayıp hakkaniyete ve yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı ilamın istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, komisyon sözleşmesi kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.

28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.

Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davacı şirketin dava dışı yabancı şirket ile davalı şirket arasında ithalat-ihracat ilişkisi kurulması için aracılık yaptığı ve bu aracılık faaliyeti neticesinde davalı şirketin yurtdışı 3. firmadan sipariş aldığı ve bu kapsamda hak ettiği komisyon bedeline ilişkin olarak takip ve davaya konu 04.01.2018 tarih ve KDV dahil 12.444,49 TL bedelli faturayı düzenlendiği, ancak davalı tarafın ihtarnameye rağmen bu faturayı ödemediği, yapılan takibe itiraz ettiği ettiği iddiasıyla itirazın iptali talebiyle dava açmıştır. Davalı, davacı tarafın acentesi olduğu her iki firmanın anlaşma gereği yükleme tarihinde yapması gereken ödemeyi geç yapmasından dolayı davalı şirketin zarara uğradığı, bu nedenle davalı tarafça davacıya zarar yansıtma faturalarının kesildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının sözleşme gereğince davaya konu 12.444,49 TL'lik komisyon bedeline hak kazandığının, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin, iddia edilen zarardan davacının sorumlu olduğuna ilişkin savunmanın kanıtlanmadığınn anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2020 tarih, 2018/630 Esas ve 2020/416 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 850,08 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 212,50 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 637,58 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 18/04/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.