12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/7169 E. , 2024/307 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.
Davacı vekili 28.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27.07.2016 - 03.08.2016 tarihleri arasında gözaltında ve 17.08.2016 - 25.09.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine karar verildiğini belirtmiş, bu kapsamda 250.000,00 TL maddi ve 250,000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 09.01.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; talep edilen tazminatın miktarlarının fazla olduğunu, maddi tazminat talebinin ispatı gerektiğini, davacının göreve iade edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3.Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2018/405 Esas, 2019/147 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/3410 Esas, 2019/1413 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 12.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın son maaş üzerinden hesaplanması gerektiğine, davacının tazminata esas ceza davasında avukata ödemiş olduğu vekalet ücretinin tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve eksik manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... Davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığını belirttiği Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/346 esas sayılı dosyasına yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; sanık ...'un 27/07/2016-03/08/2016 tarihleri aralığında göz altında kaldığı, 17/08/2016- 25/09/2017 tarihleri aralığında tutuklu kaldığının bildirildiği görülmüştür.
Yapılan incelemede davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/10/2018 tarihli 2017/346 Esas, 2018/547 karar sayılı ilamıyla 5271 sayılı CMK.'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği ve kararın 26/10/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... davacı hakkında verilen beraat kararının 26/10/2018 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından 28/11/2018 tarihli dilekçe ile davanın açıldığı bu nedenle davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. ... davacının 27/07/2016-03/08/2016 tarihleri arasında gözaltında ve 17/08/2016- 25/09/2017 tutuklu kaldığı, davacının bu dönemin bir kısmında ve öncesinde öğretmen olarak çalıştığı ... davacının Gönen Ticaret Odası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğretmen olarak görev yaptığı, 20/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, 01/09/2016 tarih 29818 sayılı (mükerrer) resmi gazetede yayımlanan 672 sayılı KHK ile de kamu görevinden ihraç edildiği ve bir daha da görevine iade edilmediği, görevden uzaklaştırıldıktan sonra ihraç edilene kadar dönemde de kesintili olarak (Ağustos 2016) maaş aldığının bildirildiği, davacının ihraç edildiği tarihe kadar devlet memuru olması sebebiyle sigortalı başkaca bir işte çalışma ve gelir elde etme imkanının yasal olarak bulunmadığı (657 Sayılı Kanunun 28. Maddesi), yine davacının 01/09/2016 tarih 29818 sayılı (mükerrer) resmi gazetede yayımlanan 672 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği ve bir daha da göreve iade edilmediği anlaşıldığından açığa alındığı dönemde kesintili olarak aldığı maaşını yasal olarak (koruma tedbirleri nedeniyle tazminat kapsamında) alma imkanı da bulunmadığı ... davacının ihraç edilmiş olması karşısında ihraç edildiği tarih itibarıyla belgeye dayalı süreklilik arz eden bir işi ve geliri olmadığından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nca belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılması gerektiği ve ihraç edildiği 01/09/2016 tarihi ile kesintisiz olarak tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiği 25/09/2017 tarihi arasındaki alabileceği maddi tazminat miktarının buna göre belirlenmesi gerektiği ... davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemde toplamda 17.559,64-TL maddi zarara uğradığı anlaşıldığından bu meblağın davacı vekilinin dava dilekçesi ile duruşmadaki beyanları doğrultusunda gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine ve bu gerekçeyle fazlaya ilişkin istemin de reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili dilekçesinde Balıkesir 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/346 esas sayılı dosyasında davacının vekille kendisini temsil ettirmesi nedeniyle 4.360-TL lik vekalet ücretini maddi tazminat kaleminden talep etmiş ise de, Yargıtay 12. CD. nin 18/02/2019 tarihli 2018/8525 esas sayılı, 2019/2137 karar sayılı içtihadı uyarınca vekalet ücretinin davacının avukatı ile arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğine dair içtihadı gözetilerek davacının avukata yapılan ödemenin karşılanması hususundaki talebinin reddine karar verilmiştir.
Öğretmen olduğu sırada davacı ...'un ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan soruşturma aşamasında 27/07/2016 tarihinde göz altına alındığı ve 27/07/2016-03/08/2016 tarihleri aralığında göz altında kaldığı, akabinde 17/08/2016- 25/09/2017 tarihleri aralığında tutuklu kaldığı ve 25/09/2017 tarihinde tahliye edildiği, yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/10/2018 tarihli 2017/346 Esas, 2018/547 karar sayılı ilamıyla 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine kararı verildiği ve bu kararın 26/10/2018 tarihinde kesinleştiği, sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı ve "şüphe sanık lehine yorumlanır" evrensel ilkesi gereğince beraat kararının gerekçelendirildiği, davacının hakkında verilen beraate dair kararın kesinleştiği 26/10//2018 tarihine kadar manevi olarak üzüntüye uğradığı anlaşılmakla kendisine isnad edilen suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı ve tutuklu kaldığı sürenin davacı üzerindeki etkileri, davacının sosyal ve ekonomik yaşantısındaki tahribatı, beraat kararındaki gerekçe ve dosya içeriği, davacının tutuklu kaldığı dönemin bir kısmında öğretmenlik mesleği mensubu olması dikkate alınarak zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktar olarak Bursa BAM.
3.CD.'nin 16/04/2018 tarihli 2018/674 Esas, 2018/802 karar sayılı ilamı ve Bursa BAM 3. CD.'nin 14/02/2019 tarihli 2019/489 Esas, 2019/252 Karar sayılı ilamı ışığında mahkememizce takdiren 38.000,00-TL. manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." denilmektedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
1.Tazminat talebinin dayanağı olan Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/346 Esas – 2018/547 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 27.07.2016 - 03.08.2016 tarihleri arasında 7 gün gözaltında ve 17.08.2016 - 25.09.2017 tarihleri arasında 404 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 26.10.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2.Kamu görevinden 01.09.2016 tarihinde ihraç edilen, Ağustos 2016 maaşını almış olan ve maaşını iade ettiğine dair bilgi bulunmayan davacının maddi kaybının 15.09.2016 tarihinden itibaren hesaplanması ve maddi tazminata bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken ihraç tarihinden maddi tazminata ve gözaltından itibaren faize hükmedilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış, davacının ihraç edilmesi idari işlem niteliğinde olup koruma tedbirlerinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından, kazanç kaybının maaşı üzerinden hesaplanmasına yönelik temyiz sebebi yerinde bulunmamıştır.
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında ve Anayasa Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarihli, 2019/38627 başvuru numaralı kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları ile Anayasa Mahkemesi kararı nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
4.Davacının 27.07.2016 - 03.08.2016 tarihleri arasında 7 gün gözaltında ve 17.08.2016 - 25.09.2017 tarihleri arasında 404 gün tutuklu kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, manevi tazminatın 7 gün ve 404 gün için ayrı ayrı belirlenerek faiz başlangıcının her bir tedbirin başlangıç tarihine göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
5.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (5) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/3410 Esas, 2019/1413 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.