26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/802 - 2024/544
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2021
NUMARASI : 2019/311 Esas 2021/887 Karar
DAVACILAR :
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 13/05/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 13.01.2019 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. adına kayıtlı olup davalı ...’ün idaresinde olan ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı kamyonetin karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'ye çarpması sonucunda davacılardan ...’nin oğlu diğer davacıların kardeşi ...’nin vefat ettiğini, davalı araç sürücüsünün aşırı hızlı olup olaydan 2-3 saat sonra yapılan muayenede 1,03 promil alkollü olduğunu, davalı sürücünün müteveffaya çarptıktan sonra çarpmayı farketmiş olmasına rağmen durmadığını ve yaklaşık 100 m daha aracı sürdüğünü ve müteveffanın sürüklenmenin etkisiyle feci şekilde vefat ettiğini, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/70 Esas 2019/371 Karar sayılı dosyasında yargılandığını ve asli kusurlu kabul edilerek cezalandırıldığını, davacı ...’nin 84 yaşında olduğunu, müteveffanın evlenmediğini, annesi ve diğer davacı ...’nin bakım ve geçimini vefatına kadar üstlendiğini, davacı ...’nin 42 yaşında olup hiç evlenmediğini, müteveffa ve annesi ile birlikte yaşadığını, çalışmadığını müteveffanın ölümü ile destekten yoksun kaldığını, arabuluculuk başvurusunda anlaşmaya varılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 34.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 12.000 TL olmak üzere toplam 70.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Fab. Ltd. Şti’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için maddi tazminat talebini 21.746,19 TL’ye artırmış ve olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Fab. Ltd. Şti. vekili, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, davacı tarafın ceza davasında alınmış kusur raporuna göre davalının sorumlu olduğunu ileri sürdüğünü, söz konusu raporu ve içeriğini kabul etmediklerini, uzman bilirkişiden kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, davalı sürücünün alkollü olduğu belirtilmiş ise de müteveffanın da kaza anında alkollü olduğundan bahsedilmediğini, alkollü olarak aniden yola çıkan müteveffanın araç sürücüsünün yayaya çarpmamak için tedbir alma ihtimalini ortadan kaldırdığını, müteveffanın kendi kusuru ile kazanın gerçekleşmesine neden olduğunu, davacıların destek tazminatı taleplerinin fiili desteğin ispat edilememesi halinde reddi gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin çok yüksek miktarda olduğunu ve reddi gerektiğini, kazanın gerçekleşmesinde müteveffanın asli kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, davacı tarafın dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca davalı sigorta şirketine başvuru yapması cevap alınamaması veya eksik ödeme halinde arabulucuya başvurması gerektiğini, başvuru şartı eksikliği nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun kanıtlanması ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacıların desteği olduğunun kanıtlanması ve tazminat hesabının Genel Şartlar'a uygun olarak aktüer sıfatına haiz bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, davacıların kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların tespiti ve mahsubu gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya karşı cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak alınan 18.12.2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ün % 40 oranında, müteveffa yaya ...'nin de % 60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişiden alınan 17.04.2020 tarihli rapor, 19.02.2021 tarihli ve 07.06.2021 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamaların esas alındığı, ...'nin hayatını kaybetmesi nedeniyle davacı ...'nin desteğinden yoksun kaldığı, ancak müteveffanın fiili ve düzenli şekilde destek olduğunun ispat edilemediği davacı ... yönünden maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, kazada davacı ...'nin oğlu, diğer davacıların kardeşi ...'nin vefatı nedeniyle duydukları elem ve üzüntü ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli ve zararın ağırlığı hususları nazara alınarak manevi tazminatın hüküm altına alındığı belirtilerek davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile 21.746,19 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta AŞ yönünden dava tarihinden, davalılar ... ve ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'ye, 5.000,00 TL manevi tazminatın ...'ye, 5.000,00 TL manevi tazminatın ...'ye ve 5.000,00 TL manevi tazminatın ...'ye olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili, davalı ... Ltd.Şti vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, 13.01.2019 tarihinde meydana gelen kazada davalı sürücünün idaresindeki ekmek kamyoneti ile müteveffaya çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı sürücünün aracının teknik özelliklerini gözetmeden hava koşullarını nazara almadan hızlı araç kullandığını ve yüksek düzeyde alkollü olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur oranının tespitinde hataya düşüldüğünü, kazanın meydana geldiği cadde üzerindeki üst geçidin oldukça uzak konumda olduğunu, yaya olan ölenin bunu kullanmasının imkânsız olduğunu, olay yerinde keşif yapılmasının talep edildiğini ancak mahkemece gerek duyulmadığını, ayrıca çarpmadan sonra aracın durmadığını ve 99,9 metre sürüklediğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kusur tespitinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ...’ün kusurlu eylemi nedeniyle yargılandığını ve cezalandırılmasına karar verildiğini, dosyaya sunulan raporda sürücünün asli kusurlu kabul edildiğini, ancak mahkemece müteveffaya ağır kusur takdir ettiğini, alkollü olarak trafiğe çıkmanın yayalar için değil araç kullanan sürücüler için yasak olduğunu, mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat tutarlarının yerinde olmadığını, mahkemece itibar edilen kusur oranındaki isabetsizlik nedeni ile maddi tazminat eksik tespit edildiği gibi manevi tazminatın da yerinde olmadığını, davacı ...’linin 44 yaşında bekar olduğunu, kendisine ait geliri bulunmadığını ve ekonomik açıdan müteveffaya bağımlı yaşama mecbur bırakıldığını, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddinin doğru olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının amacına uygun olmayacak şekilde karşı taraf vekalet ücretine karşılık getirilip yaşadıkları ızrıdap göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, davacıların haklarının ihlal edildiğini, manevi tazminata ilişkin hükme itiraz ettiklerini ve kararın kaldırılması gerektiğini, davalıların acılı aileyi ziyaret etmediklerini ve pişmanlık göstermediklerini, hakkaniyetle bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, dosyada kusur oranlarının tespiti için rapor alınmadığından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarında belirtildiği üzere tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından hatalı olarak % 10 artırım ve % 10 iskonto yöntemiyle hesaplama yapıldığını, bu yöntemin davacı lehine haksız kazanca neden olduğunu, Anayasa Mahkemesi iptal kararının tamamlanmış hukuki durum ve olaylara etkili olacak şekilde geçmişe yürütülemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... Ltd.Şti vekili istinaf dilekçesinde, somut olayda müteveffanın kazanın gerçekleşmesinde tali kusurlu olduğu belirtilmişse de bu kusur tespitini kabul etmediklerini, olay yerinde keşif yapılması ve kusur durumuna ilişkin rapor alınması gerektiğini, davalı sürücünün süratli olduğu ve asli kusuru ile sebebiyet verdiği iddiasının varsayıma dayalı olduğunu, kaza anında müteveffanın da alkollü olduğunu, dosyada kusur oranlarının tespiti için net bir rapor alınmadığını, davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatının müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları ispat edildiği takdirde talep edilebileceğini, davacıların talebinin reddi gerektiğini, davacı annenin yaşına göre maddi tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın kazancının asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın aylık kazancı ne olduğu saptanmadan rapor tanzim edildiğini, aylık kazancın asgari ücretin altında olduğunu, tazminat hesabının 1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde çok uzun, soyut ve gerçeklik temelinden uzak açıklamalardan sonra yüksek miktarda manevi tazminat talep edildiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacıların manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, 13.01.2019 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. adına kayıtlı olup davalı ...’ün idaresinde olan ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'ye çarpması sonucunda davacılardan ...’nin oğlu diğer davacıların kardeşi ...’nin vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece yargılama sırasında kusura ilişkin alınan 18.12.2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde yaya müteveffanın % 60 oranında, davalı sürücünün de % 40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ...'nin ölümü ile davacı anne ...'nin destekten yoksun kaldığı, davacı kardeş ... yönünden destek ilişkisinin kanıtlanamadığı gerekçeleriyle aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve ek raporlar esas alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... Ltd.Şti vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya içeriğinden 13.01.2019 tarihinde kaza tespit tutanağına göre yaya ...'nin olay yerinde yolun sağından soluna geçiş yapmak istediğinde köprü üzerinde yaya iniş-çıkış merdivenlerini kullanmadığı ve solundan gelen araçların mevcudiyetine rağmen zeminin ıslak olması sebebiyle araçların tehlike anında duramayacağını göz ardı ederek karşıya geçmek için 4 şeritli yolun sağdan 3. şeridinde ... plakalı araca çarpıldığı, sürücü ...'ün idaresindeki araç ile 3. şeridi takiben seyri sırasında olay yeri noktasında önüne çıkan yaya ...'ye çarptığı kazada aracın teknik özelliklerini göz ardı ettiği, oluşan tehlike karşısında aracını durduracak seviyede seyretmediği, yayaya ayna kısmıyla (sağ) çarptıktan sonra gerekirse ani frenle durması gerektiği, fakat kapanan aynadan yere düşen yayayı görememesine rağmen aracını sağa yanaştırmak için seyrine devam ettiği ve yayayı aracının altına alarak 99,5 metre sürüklediği, yayanın çarpmadan çok sürüklenmeden dolayı hasar aldığı, ayrıca almış olduğu alkolün kazanın oluşumunda etkisinin var olduğu ifade edildikten sonra müteveffa ve davalı sürücünün ihlal ettiği kuralların belirtildiği, Ankara Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının 22.04.2019 tarihli müteveffanın otopsi raporunda kanda 307 mg/dL etonol bulunduğunun belirtildiği, kazaya ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/8861 sayılı soruşturmasında adli trafik uzmanı tarafından düzenlenen 17.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'ün kazanın meydana gelmesinde hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması ve alkollü araç kullanması nedeniyle asli kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'nin ise karşıdan karşıya geçmek için önce sola, sonra sağa bakarak sakınca yoksa taşıt yoluna girmesi gerekirken yola gereken dikkati vermeyerek tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde tek yönlü yolda, yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne almadan bu araçlara ilk geçiş hakkını tanımadan gelen araçların mevcudiyetine rağmen zeminin ıslak olması sebebiyle araçların tehlike anında duramayacağını göz ardı ederek, köprü üzerinde yaya iniş-çıkış merdivenleri bulunmasına rağmen bu merdivenleri kullanmayıp yolu geçmeye çalıştığı sırada ...'ün idaresindeki kamyonetin sağ dikiz aynası ile çarpıldığı olayda tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/70 Esas, 2019/371 Karar sayılı kararında davalı sürücü ...'ün asli kusurlu olduğu belirtilerek taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 05.04.2021 tarihli ve 2020/1603 Esas, 2021/977 Karar sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, yargılama sırasında adli trafik uzmanı bilirkişi tarafından ibraz edilen 18.12.2019 tarihli raporda ise müteveffa ...'nin almış olduğu yüksek alkol seviyesine bağlı olarak kendi can güvenliği açısından yaya merdivenlerinini kullanmaması yanında akan trafikte kendi can güvenliği açısından, solundan gelen araç trafiğini kontrol etmeden taşıt yolunun karşısına geçişi sırasında solundan aşırı hızla seyirle gelen alkollü davalı sürücünün idaresindeki kamyonetin sağ yan aynasının olduğu yerden çarpılarak aracın altında 99,9 metre sürüklenerek yaralanıp daha sonra hayatını kaybettiği ve % 60 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise idaresindeki kamyonetlere ve motosikletlere tanınan yasal 0,20 promilin üzerinde alkollü araç kullandığı ve taşıt yolundaki zemin yüzeyinin ıslak ve kaygan bir yol olması yanında seyir yönünde köprülü kavşağın da olması ve azami 50 km hız sınırı ile sınırlandırılmış yolda gerek kazanın oluş şekli ve gerekse sağ yan dikiz aynası ile çarptığı yayayı aracının altına alarak 99,9 metre sürükledikten sonra yolun sağında duruşa geçtiği ve % 40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan bu rapor ile ceza yargılamasında düzenlenen kusur raporu arasında ihlal edilen kurallar ve taraflara atfedilen kusur oranları arasında farklılık bulunduğu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yargılamanın sürdürüldüğü, mahkemece kusur durumuna ilişkin yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin olarak Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/70 Esas, 2019/371 Karar sayılı ceza dosyasının getirtilmesi, daha sonra kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme tutanağı, ifadeler, tanık beyanları, daha önce düzenlenmiş raporlar ile tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden seçilecek 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden kazanın meydana geliş şekli ve kusur durumuna ilişkin olarak gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik tahkikat ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacılar vekili ile davalı ... Ltd.Şti vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
1.Davacılar vekili, davalı ... Gıda Yurt. San. Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2.İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilgilisine iadesine,
3.İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4.Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5.Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2022/3173 esasına yatırılan 115.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.