Esas No
E. 2021/7078
Karar No
K. 2023/5338
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/7078 E.  ,  2023/5338 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/743 E., 2019/838 K.
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine 17.06.2019 tarihinde tebliğinin ardından 17.06.2019 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 24.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; " müvekkilinin suç işlemek amacıyla örgüte üye olmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından 27.09.2008 tarihinde tutuklandığını, 08.05.2009 tarihinde tahliye edildiğini ve yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini, müvekkilinin Manavgat Devlet Hastanesinden almış olduğu ihalede belirtilen şartları yerine getirebilmek amacıyla satın almış olduğu tomografi cihazı ve diğer makineleri tutuklanması sebebiyle işleri yürütemeyeceğinden dolayı büyük bir zarara uğrayarak satmak zorunda kaldığını, bir çok işi ve ihaleyi alamaz durumuna geldiğinden zarara uğradığını ve davacının tutuklu kaldığı süreçte cezaevinde yaptığı harcamalarından dolayı maddi zararının bulunduğu belirtilerek; haksız tutuklama nedeniyle; 150.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 21.12.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3.Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2019 tarihli ve 2018/443 Esas 2019/76 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2019/743 Esas 2019/838 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.10.2021 tarihli davalı vekilinin temyiz isteminin hükme konu toplam tazminat miktarına göre davalı yönünden kararın kesin olması nedeniyle temyizi mümkün bulunmadığından reddi, davacı vekilinin temyiz isteminin ise esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine İlişkindir.

Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi gerektiğine ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine İlişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;

İlk Derece Mahkemesince; davacısı sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda İhaleye Fesat Karıştırmak suçundan 20.12.2017 tarihinde beraatine karar verildiği, kararın 12.05.2018 tarihinde kesinleştiği, dosyamız davacısı sanığın bu dosyada 23.09.2008-27.09.2008 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 28.09.2008-08.05.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, kararın davacısı yönünden 12.05.2018 tarihinde kesinleştirildiği, kesinleşmiş beraat kararının 27.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, kesinleşmeden ve tebliğden sonra davanın 24.10.2018 tarihinde ve süresinde açılmış olduğu, davacının haksız tutuklama tarihlerine konu sürenin infaz gördüğü ve başka bir cezasından mahsup edilmediğinin anlaşıldığı, davacının 23.09.2008 tarihinde gözaltına alındığı 28.09.2008 tarihinde tutuklandığı ve 08.05.2009 tarihinde tahliye olduğu, dolayısıyla 2008 yılı net asgari ücretin aylık 503,26 TL olduğu, 2009 yılı Temmuz ayına kadar net asgari ücretin aylık 527,13 TL olduğu, buna göre davacının tahliye tarihi hariç olmak üzere gözaltında ve tutuklu kaldığı süre zarfındaki gelir kaybı için net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre 3.808,40 TL maddi zararının bulunduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından müvekkilinin Manavgat Devlet Hastanesinden almış olduğu tomografi cihazı ve diğer makineleri tutuklanması sebebiyle işleri yürütemeyeceğinden dolayı büyük bir zarara uğrayarak satmak zorunda kaldığından ve ayrıca tutuklu kaldığı süreçte cezaevinde yaptığı harcamalarından dolayı maddi zararının bulunduğu belirtilerek bu zararın tazmini istenmişse de; davacının tutuklanmadan önce almış olduğu cihaz ve makineleri tutuklandıktan sonra satmasından dolayı oluşan zararının doğrudan koruma tedbirlerinden kaynaklanan bir zarar olmadığı, ayrıca Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre cezaevi harcamalarının gerçek maddi zarar niteliğinde bulunmadığı ve maddi tazminat kapsamında giderilmesi gereken zarar olarak kabulünün mümkün görülmediği, davacının sadece gözaltı ve tutuklu kaldığı süreçte çalışamadığı için mahkememizce hesaplanan miktar kadar maddi zararının oluştuğu, bu sebeple davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği,Tüm bu değerlendirmeler ışığında davacı için 3.808,40 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın talep gibi 28.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;

Bölge Adliye Mahkemesince; vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; gerekçeli karar başlığında davanın ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' yerine ''Haksız Tutuklama Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat'' olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.

Yukarıda belirtilen husus dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan taraf vekillerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/28 Esas 2018/86 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüte üye olma ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından 28.09.2008-09.05.2009 tarihleri arasında 7 ay 12 gün tutuklu kaldığı, ancak yalnızca suç işlemek amacıyla örgüte üye olma suçuna ilişkin tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, yapılan yargılama sonunda atılı suçlardan beraatine hükmedildiği, beraat hükümlerinin 12.05.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliğinin ardından süresinde verdiği dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki davalı yönünden temyiz isteminin reddi gerektiğine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.

A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

1.Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davacının Manavgat Devlet Hastanesinden almış olduğu tomografi cihazı ve diğer makineleri tutuklanması sebebiyle işleri yürütemeyeceğinden dolayı zarara uğrayarak satmasından doğan zarar ile tutuklu kaldığı süreçte cezaevinde yaptığı harcamalarından dolayı meydana gelen zarara ilişkin talebin 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinde talep edilebilecek maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplerin maddi tazminat olarak ödenmemesi hukuka uygun bulunmuştur.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

3.5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince karar tarihi ve hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan nispi vekalet ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretin altına kaldığı gözetilerek, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

1.Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında davacı hakkında beraat kararı verilmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının maddi ve tazminat talebinin reddi gerektiğine dair temyiz istemleri yerinde görülmemiş olup, dava dilekçesinde davacı tarafından haksız tutuklama nedeniyle tazminat talep edildiği, ilk derece mahkemesince talep olmadığı halde gözaltı süresi de dahil edilmek suretiyle maddi tazminata hükmedilmiş ise de davacının 28.09.2008-09.05.2009 tarihleri arasında 7 ay 12 gün süreyle tutuklu kaldığı gözetilerek, 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden kesinti yapmadan ay ve gün üzerinden yapılan hesaplama neticesinde ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminat miktarında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. V. KARAR

Gerekçe bölümünün (A-2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2019/743 Esas 2019/838 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog