12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/271 E. , 2023/5524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 01.11.2020 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 20.08.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilininin 03.04.2019 tarihinde gözaltına alındığını ve 05.04.2019 tarihinde tutuklandığını, davasının Antalya 10.Ağır Ceza Mahkemesine açılarak Antalya 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/127 Esas sayılı dosyasından beraatine karar verilerek 07.05.2019 tarihinde tahliye edildiğini ve kararın 15.05.2019 tarihinde kesinleştiğini ve bu nedenle müvekkilin haksız gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreler için 10.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte lehlerine hükmedilmesini, talep etmiştir.
2.Davalı vekili 03.10.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacılarıın kendi kusurlu ve ihmali hareketleri sonucu tutuklanmasına sebebiyet verdiklerini, aynı konu ve haksız gözaltı ve tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, dava konusu tazminata faiz yürütülmesi isteminin hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığını, savunarak, davanın reddini, talep etmiştir.
3.Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/410 Esas, 2019/594 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2020/2079 Esas, 2020/2694 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.01.2022 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacı vekilinin temyiz istemi;
İstinaf merciinin gerekçesiz olarak istinaf nedenlerini reddettiğini, maddi tazminat miktarı ve hesaplama usulünün hatalı olduğunu, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin tazminat olarak verilmesi gerektiğini, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğunu, belirtmiştir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi;
İlk derece mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, davacının maddi zararının bulunmadığından reddi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/127 Esas – 2019/242 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 03.04.2019 - 07.05.2019 tarihleri arasında 34 gün gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 15.05.2019 tarihinde kesinleştiğini ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında gözaltı ve tutuklu kalınan sürelerin infaz gördüğü ve mahsup edilmediği, derdest dosya bulunmadığı, davacının gözaltına alınmadan önce Türkiye'ye tatil için geldiği, yurt dışında yaşamakta olduğu, SGK nezdinde çalışma kaydının bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili tarafından davacının tutuklanmadan önce yurt dışında çalışarak gelir elde ettiği ileri sürülerek bunu ispata yönelik dilekçesi ekinde yer alan bir kısım evrakın tercüme ettirilmesi istenmiş ise de, davacı vekilinin sunmuş olduğu evrakın e-posta fotokopisi mahiyetinde olduğu ve resmi belge olmayan dolayısıyla bu belge haricinde doğrudan davacının kazancını ortaya koyacak yargılamada esas almaya elverişli başkaca bir belgenin dosyada bulunmadığı, açıklanan gerekçelerle maddi tazminat miktarının hesaplanmasında davacının gözaltı ve tutukluluktaki süre itibariyle 16 yaşından küçüklere uygulanan net asgari ücret miktarının esas alınması gerektiği belirlenerek, 2.290,24 TL maddi, 3.500,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/127 Esas – 2019/242 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 03.04.2019 - 07.05.2019 tarihleri arasında 34 gün gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 15.05.2019 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
1.Davacının dava dilekçesinde ve tazminat yargılanması boyunca Almanya'da çalıştığını ve daha yüksek gelir elde ettiğini beyan etmesi karşısında, söz konusu geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının, bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden davacı vekilinin manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
3.Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihatı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4.271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B. Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin esasını oluşturan Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesininn 2014/163 Esas – 2014/681 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu kalan ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedilen davacının 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının e bendi gereğince tazminata hak kazandığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamış, davalı vekilinin temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2020/2079 Esas, 2020/2694 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.