7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.03.2022 tarihinde maliki ... olan... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, İzmir İli, Bayraklı İlçesi, Manavkuyu Mah....Caddesi kavşağında kırmızı ışık ihlali yaparak müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin maliki olduğu araç yüksek maddi hasar oluştuğunu, taraflarca birlikte tanzim edilerek imza altına alınan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında meydana gelen kazanın oluş biçimi ifade edildiğini, kaza tespit tutanağında ifade edildiği üzere meydana gelen kazada tam ve asli kusurlu olan ... plakalı araç sürücüsü olup kaza tarihi itibariyle ... A.Ş. tarafından ...e ile zorunlu trafik sigortalı olduğunu, müvekkili aracında meydana gelen zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi araç maliki ve sürücüsü tarafından da müvekkilinin aracında oluşan zarar giderilmediğini, ayrıca orijinal aracın piyasa değerinde, yapılan tamirat ve bu kaydın Tramerde gözükecek olması nedeniyle ciddi düşüş olduğunu, bu düşüş nedeniyle müvekkili, aracını gerçek piyasa fiyatından daha düşük bir bedele satmak durumunda kalacağından değer kaybı zararı doğduğunu, dolayısıyla davalı araç sürücüsünün haksız eylemiyle doğan bu zararın da tazmini gerektiğini, dava öncesi hasar bedeli ve değer kaybı zararlarının giderilmesi için dava şartı arabuluculuk kapsamında sigorta şirketi ile yürütülen arabuluculuk sürecinden de sonuç alınamadığından işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, müvekkili aracının onarımı boyunca aracından yararlanamadığından araç mahrumiyet zararı doğduğunu, ancak davalılardan sigorta şirketinin teminat kapsamında araç mahrumiyet zararı olmadığından buna ilişkin talebimizi sadece kusurlu araç sürücüsü ve malikine yönelttiklerini belirterek 50 TL hasar bedeli ve 50 TL değer kaybı zararının davalıların tümünden müştereken ve müteselsilen, 50 TL araç mahrumiyet zararının ise davalı araç maliki ve sürücüsünden müştereken ve müteselsilen olmak üzere toplam 150-TL tazminatın sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt(avans) faizi ile, araç maliki ve sürücüsü yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, AAÜT m.16/2-c gereği davalılardan sigorta şirketi ile arabuluculuk görüşmelerine katılmamız sebebiyle sigorta şirketi yönünden yargılama giderleri arasında vekâlet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde ... poliçe sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle başvuruda bulunulması üzerine...numaralı hasar dosyası açıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan inceleme neticesinde... plaka sayılı araçta gerçekleşen değer kaybı ve hasar bedeli talebi, başvuruda eksik bilgi ve belgeler söz konusu olduğundan reddedildiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete değer kaybı ve hasar bedelinin tazmini için başvurulmuşsa da; müvekkili şirketçe davacının aracı fiziki olarak görülmemiş, araçta gerekli incelemeler gerçekleştirilemediğini, bu doğrultuda müvekkili şirket araçta hasar görmüş parçaların değer kaybına sebep olabilecek nitelikte olup olmadığını inceleyemediğini, şayet araçta değer kaybı varsa ne miktarda olduğunu tespit edemediğini, aynı zamanda yine araçta fiziken inceleme gerçekleştirilemediğinden, iddia edilen hasar onarım bedelinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını, aracın onarımlarının tamamının hasar dosyasına konu kaza ile bağlantılı olup olmadığı tespit edilemediğini, bu gibi dosyalarda zarar gören tarafın hakkını suistimal edebileceği ve kazayla bağlantılı olmayan hasarları da zarar kalemine dahil etmiş olabileceği dikkate alındığında müvekkili şirketin yalnızca dosya üzerinden tespit gerçekleştirmesi ve buna binaen ödeme yapması beklenemeyeceğinden, davacının iddialarının doğruluğu saptanmak üzere mutlaka araçta fiziki inceleme gerçekleştirilmesi gerektiğini, davacının başvurusu usulsüz olup, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak başvuruda bulunmadığından açılan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacı müvekkili şirkete gerekli tüm bilgi ve belgelerle usulüne uygun olarak başvuruda bulunmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, kabul etmemekle beraber, davanın kabulü halinde gerekli tüm belgelerle birlikte müvekkili şirkete yapılan müracaat tarihinin ardından 8 işgünü sonrasından itibaren ''yasal faiz'' işletilmesine, kabul etmemekle beraber, davanın kabulü halinde hasar bedelinin belirlenmesinde eş değer parçayla değişimin ve yedek parça ve işçilik bedelleri için iskonto ve kdv hariç halinin uygulanmasının kabulüne, kabul etmemekle beraber davanın kabulü halinde davacının arabuluculuk vekalet ücreti talebinin kanuna ve içtihata aykırı olduğu hususu göz önünde bulundurularak, davacının arabuluculuk vekalet ücreti talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 26.03.2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait ...raçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan hasar kaybı, ikame araç bedeli ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek hasar bedeli ve değer kaybı zararının davalıların tümünden müştereken ve müteselsilen araç mahrumiyet zararının ise davalı araç maliki ve sürücüsünden müştereken ve müteselsilen olmak üzere tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s.
1180.bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Türkiye Noterler Birliği Başkanlığına müzekkere yazılarak kazaya karışan araçlara ait ruhsat ve tescil belge ve bilgileri dosya arasına alınmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak davacı tarafa ait araca ilişkin tramer kayıtları temin edilmiştir. Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya, Trafik Hasar Uzmanı ve Otomotiv Uzmanı Uzmanı bilirkişilerine tevdi edilmiş ve rapor aldırılmıştır.
07/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Trafik kural ihlalleri yönünden: Taraflarca düzenlenmiş olan kaza tespit tutanağındaki beyanlar ve kroki ile araç hasarları arasında kazanın oluş şekline ilişkin ortaya çıkan ve otomotiv uzmanı bilirkişi tarafından gerekçeli olarak eşleştirme yöntemi ile teknik olarak ortaya konulan uyuşmazlık nedeniyle; oluşa uygun düşmediği kanaatine varılan trafik kazasında; tarafların davaya konu olan olayda esnasındaki trafik kural ihlallerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Hasar yönünden: Dava konusu kazaya karışan araçlarda meydana gelen hasarın anlaşmalı kaza tutanağında belirtilen şekilde meydana gelmediği, araçlardaki oluşan hasar ile kaza beyanının uyumlu olmadığı, Dava konusu kazada; anlaşmalı kaza tutanağındaki beyanlar ile araçlar üzerinde meydana gelen hasarın uyumlu olmadığı tespit edilmiş olup bu durumda davacı tarafa teknik olarak herhangi bir hasar onarım bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli ödenmemesi gerektiği, teknik değerlendirme dışındaki hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, hususlarında kanaatlerini içerir raporlarını dosyaya sunmuşlardır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 26/03/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedelinin belirlenmesi ile belirlenecek hasar ve değer kaybı bedelinin davalılardan tahsili taleplerine iişkin olduğu, Trafik Uzmanı Bilirkişi ve Otomotiv Alanında Uzmanı Bilirkişi heyetinin düzenlediği 07/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazaya karışan araçlarda meydana gelen hasarın kaza tespit tutanağında belirtilen şekilde meydana gelmediği, araçlar arasında hasar ile kazanın uyumlu olmadığı dolayısı ile dava konusu kaza ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1346,90-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3.Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı... A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 150,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Türkiye Sigorta A.Ş.'ne verilmesine,
5.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalını yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/02/2024 Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)