5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakkı bilirkişi raporundan sonra ıslah suretiyle harcı tamamlanarak talep edilecek şekilde saklı kalmak kaydıyle bu aşamada 10.000,00 TL tazminatın sözleşme ve ödeme tarihi olan 16.10.2019 tarihinden itibaren geçerli temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, davalılar adına tapuda kayıtlı taşınmazlarına, bankalarda ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına, trafikte kayıtlı araçlarına açmış olduğu davanın sonucunda, karar altına alınacak tazminat ve sair hakları infazına kadar her türlü tasarrufunun ihtiyati tedbir olarak durdurulmasını ve ilgili birimlere müzekkere ile bildirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talebini netleştirmesi buna göre eksik harcın tamamlanması gerektiğini, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine taraf olmayan müvekkilinin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını, ortaklık sözleşmesi kapsamında müvekkilinin hiçbir maddi menfaati olmadığı gibi müvekkilinin davacının uğradığı beyan ettiği zararda herhangi bir kusurlu davranışı bulunmadığını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını beyanla, her türlü dava ve talep hakları saklı tutarak, davanın müvekkili yönünden usulden reddine karar verilmesini istemiştir. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasının öncelikle usülden aksi halde esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu, yetkili mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, öncelikle bu nedenle davanın reddi gerektiğini, açılan davanın zaman aşımına uğradığını, husumet itirazının söz konusu olduğunu, davacı ve üzerinde imzası olan diğer davalıların düzenledikleri ortaklık sözleşmesinden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesindeki beyanlar ile sunulan belgeler incelendiğinde davacının iddialarının çeliştiğini, dolayısı ile davacının iyi niyetli 3.kişi olmadığının açık olmadığını, davacının asıl olarak arsa sahibi olmayan diğer davalılar ile olan ortaklık sözleşmesini sona erdirerek ortaklığa koymuş olduğu parasını geri istediğini fakat haksız olarak müvekkili davaya dahil ederek, müvekkilinin alakasının olmadığı bir husustan sorumlu kılmaya çalıştığını, satım bedelinin vekillere ödenmediğinin açık olduğunu, her ne kadar satış vaadi sözleşmesinde müvekkiline ait yerin satım bedelinin 100.000 TL olarak gösterildiğini olsa bile bu bedelin 16/10/2019 tarihli ortaklık sözleşmesi gereği müvekkilinin hissesi olan 26 m2 karşılığı değil 25.340 m2 için verildiğinin açık olduğunu, davacı ve davalıların birlikte hareket ederek müvekkillerinden haksız bedeller tahsil etme gayretlerinin olduğu ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini beyanla, açılan davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddini, açılan davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olmasından ötürü davanın reddini, davanın zaman aşımından reddini, davanın müvekkili açısından husumet yokluğundan reddini, davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin itirazının, zaman aşımı ve yetki itirazlarının olduğunu, beyan ve itiraz hakkımız saklı kalmak kaydı ile karşı yanın tarafına tebliğ edilmeyen delillerinin tarafına tebliğini, davacının davasının konusunun açıklattırılmasını ve kısmi davanın belirsiz alacak davası mı açıkça açıklattırılarak beyanda bulunmak üzere davacıya süre verilmesini, zaman aşımı itirazı, yetki itirazı, husumet itirazı ve usul ve esasa ilişkin tüm itiraz ve cevaplarıyla haksız ve hukuka aykırı dava ve taleplerin reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir. Diğer davalıların süresinde cevap dilekçesi sunmamış olduğu görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir.
İşbu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, adi ortaklık ilişkisinin ticari dava niteliğinde olmadığı, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, davalıların şirket ortağı olduğu, bu dosya açısından şirket adına hareket etmedikleri, davalıların şirket ortağı olmasının tek başına tacir olarak nitelendirilmesini gerektirmediği, dava konusu işlemde davalıların tacir olmadığı, davanın mutlak ve nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu (Aynı yönde İBAM 37 HD. 2022/156 Esas 2022/2458 Karar sayılı ilamı) sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.TTK'nun 4/1, 5/1 ve 19/2 maddeleri ile HMK'nun 114/1-c, 115/1-2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.Görevli ve yetkili mahkemenin Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3.Mahkememiz ile Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde görev hususunun değerlendirilmesi (MERCİİ TAYİNİ) için dosyanın ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair,tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)