10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/1835 E. , 2024/1693 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 2926 sayılı Kanun kapsamında hizmetinin kurum hesaplarına intikal eden tevkifat prim kesintisine istinaden 01.11.1994 tarihi itibariyle başlatıldığını, Müvekkil 6552 sayılı af ve taksitlendirme yasasından da faydalanmak suretiyle 31.12.2014 tarihinde 4.945.19 TL ve 31.12.2014 tarihinde 15.683.77 TL prim ödediğini, müvekkilinin 01.11.1994-31.08.2010 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Kanun sigortalısı kabul edildikten sonra arazi bilgisi ile tevkifat kesintisinin uyuşmadığı ileri sürülerek 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arası hizmet sürelerinin iptal edildiğini, iptal sebebiyle müvekkilinin 30.12.2019 tarihli yaşlılık aylığı talebinin reddedildiğini, iptal işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ihtilaf konusu dönemde ... Ziraat Odası, ... Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı, ... Sulama Birliği kaydının bulunduğunu, ... Ziraat Bankasından tarımsal kredi kullandığını, 27.05.1996 ve 23.05.1996 tarihli müstahsil makbuzlarının bulunduğunu, müvekkilinin ihtilaf konusu dönemde fiilen tarımsal faaliyet ile uğraşmış olup geçimini bu sigortalılık kolundan sağladığını, bu nedenle müvekkilinin 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Yasa sigortalısı kabul edilmesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a (SSK) sigortalılık kolundan yaşlılık aylığı bağlanmasına, ödeme tarihleri itibariyle faizleriyle birlikte ödenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum cevap dilekçesinde özetle; davacının 2926 sayılı Kanuna göre Bağkur' a giriş bildirgesine istinaden 01.11.2007 tarihi itibariyle 4/b tescilinin yapıldığını, daha sonra sigortalının 14.04.2011 tarihinde tevkifat kesintilerine istinaden geriye dönük tescil talebinde bulunarak 6111 sayılı yasa kapsamında borcunu ödemeyi talep ettiğini, buna istinaden 2007/44 sayılı genelge kapsamında sigortalının başvurusunda 01.06.1996 tarihi itibariyle geriye dönük sanal tescil yapıldığı bu tarihten ilk tescil tarihine kadar sigortalı sayıldığını ve sigortalılığının devam ettirildiğini, 6552 sayılı yasa kapsamında, (4289 gün) 15.683.77 TL ihya borcunu ve 4.945.19 TL yapılandırma borcunu 31.12.2014 tarihinde ödediğini, kurum tarafından sigortalının 4/b Bağkur dosyasında emeklilik işlemleri kapsamında yapılan inceleme neticesinde, 1996 yılı için yapılan sanal tevkifatın fatura karşılığı Kurum kayıtlarında bulunmadığının tespit edilmesi nedeni ile 1996 yılı için verilen hizmetin iptal edildiğini, 28.01.2003 - 01.08.2011tarihleri arasında ... Ziraat Odası kaydının olduğunu, tarla tapu kaydının olmadığını, tarım kredi kooperatifi kaydının olmadığını, 1990 yılından itibaren bağ tapusunun olduğunu, fakat üzüm faturasının olmadığının tespit edildiğini, 1994 yılındaki tevkifatını destekleyici kayıt olmadığı için 31.12.1994 yılında sigortalılığının bitirilerek ve 01.11.1994 - 31.12.1994 ile 01.11.2007 - 01.08.2011 tarihleri arasında 4b hizmetinin olduğunu, 6552 sayılı yasa kapsamında ihya koduna ödediği 15.683,77 TL ödemesi 4b sigortalı hesabında fazla ödeme olarak beklediğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...
Uyuşmazlık, sigortalılığa hak kazanmak için ya da devam ettirebilmek için tevkifat ürününe esas tapu kaydının bulunmasının gerekip gerekmediği, tevkifat kesintisinin kuruma intikal etmemesi halinde tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkının kazanılmasına engel olup olamayacağı ve davacının 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 23/05/1996 ve 27/05/1996 tarihli müstahsil makbuzlarına göre; davacının, “... Sebze ve Meyve Komisyoncusu ... ve ...” unvanlı işletmeye erik ürünü teslim ettiği, ürün bedellerinden Bağ-Kur kesintisinin yapıldığı sabit olup, tevkifat kesintisinin kuruma intikal etmemesinin tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel teşkil etmeyeceği, davacının anılan tevkifatlar yönünden 01.06.1996 tarihi itibarıyla sigortalı sayılması gerektiği anlaşılmakla, 1996 yılına ait tevkifatların kurum tarafından kabul edilmemesine dair kurum işleminin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. 1994 yılına ait tevkifata istinaden tescil edilen 01.11.1994-31.12.1994 tarihleri arasındaki sigortalılık yönünden uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, 01.01.1995 tarihi itibarıyla tarımsal faaliyetin devam etmediği hususunda yapılan incelemede; UYAP üzerinden alınan tapu kayıtlarına göre, davacının Manisa İli ... İlçesi 10. Mıntıka Mahallesi 129 ada 38 parsel sayılı Bağ vasıflı 7.491,00 m2’lik taşınmazın 17.05.1990-30.12.2014 tarihleri arasında adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Taşınmaz niteliği(vasfı), taşınmazın kullanım şekline göre kayıt malikinin talebi ve idari işlem nedeniyle her zaman değiştirilebilecek nitelikte tapu üzerinde yer alan bir kayıttır. Yine bununa birlikte tarımsal faaliyette bulunulabilmesi için kişinin adına kayıtlı tarlası olması gerekmeyip, kiralama ya da sair yöntemlerle de üretim yapabileceği açıktır. Dinlenen mahalle muhtarı tanığın, davacının çocukluğundan beridir sadece tarım ile uğraştığını, bağı ve meyveliklerinin olduğunu beyan ettiği, yine davacının ... İlçesi Çiftçi Malları Koruma Başkanlığında 1989-2014 yılları arasında kaydının bulunduğu görülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere davacının 1994 ve 1996 yıllarında erik ürünü teslim ettiği, davacının bu dönemlerde de tarımsal faaliyetini sürdürdüğü, teslimat olmayan 1995 yılındaki 1 yıllık sürenin de makul süre kabul edileceği dikkate alındığında, davacının 01.01.1995-01.06.1996 tarihleri arasında da kesintisiz tarımsal faaliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla, bu yöndeki kurum işleminin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacıya ait 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın tespitine ilişkin değerlendirme sonrasında, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında 30.12.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin incelenmesinde; mahkememizce bu doğrultuda alınan 13.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre davacının 31.12.2012- 31.12.2019 tarihleri arasında 4/1-b sigortalığına ilişkin olarak çalışmasının bulunmadığı, son yedi yıl içerisinde davacının 28.10.2014-30.12.2019 tarihleri arasında toplam 1306 gün 4/1-a sigortalısı olarak çalıştığı, bu nedenle son yedi yıldaki baskın sigorta kolunun 4/1-a olduğu, davacının ilk sigortalılık tescilinin 4/1-a olarak 02.03.1981 yılında olması nedeniyle 4/1-a sigortalılık yönünden yaşlılık aylığına hak kazanma şartının 25 yıl sigorta süresi, 5075 prim hizmet günü ve 46 yaş olduğu, yukarıda da açıklandığı üzere davacının hizmet dökümünde yer alan diğer dönemleri dışında 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur hizmetlerinin de geçerli olduğu, yine davacının 506 sayılı Kanun kapsamında toplam 1353 gün 4/1-a sigortalılık hizmet süresinin bulunduğu, buna göre tahsis talebi tarihi itibarıyla davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla, davanın kabulüne" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 1996 yılı için yapılan sanal tevkifatın fatura karşılığının Kurum kayıtlarında bulunmadığının tespit edilmesi nedeni ile 1996 yılı için verilen hizmetin iptal edildiğini, 28.01.2003 - 01.08.2011tarihleri arasında ... Ziraat Odası kaydının olduğunu, tarla tapu kaydının olmadığını, tarım kredi kooperatifi kaydının olmadığını, 1990 yılından itibaren bağ tapusunun olduğunu, fakat üzüm faturasının olmadığının tespit edildiğini, 1994 yılındaki tevkifatını destekleyici kayıt olmadığı için 31.12.1994 yılında sigortalılığının bitirilerek ve 01.11.1994 - 31.12.1994 ile 01.11.2007 - 01.08.2011 tarihleri arasında 4b hizmetinin olduğunu, 6552 sayılı yasa kapsamında ihya koduna ödediği 15.683,77 TL ödemesinin 4b sigortalı hesabında fazla ödeme olarak beklediğini, bu sebeplerle raporda ilk seçenekte belirtilen şartların gerçekleşmediğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davacı ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu ... ve ... unvanlı firma tarafından erik ürününün alımına ilişkin düzenlenen 27.05.1996 tarihli, ... Tarım Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş. Unvanlı firma tarafından , pamuk ürününe ilişkin düzenlenen 20.09.2003, 15.10.2003, 02.12.2003 tarihli müstahsil makbuzlarında, bağkur prim tevkifatı yapıldığını gösterir makbuz suretini ibraz etmiş ise de tevkifatın Kuruma aktarılmış olmaması karşısında davada her ne kadar tanık dinlenilmişse de ilgili belgelere dayalı ispat zorunluluğu bulunduğu ve geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açma yasal olanağı ilgili yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler çerçevesinde mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak;
HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği " gerekçesiyle;
1.Davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle; Manisa 3. İş Mahkemesi'nin, 17.11.2022 tarihli, 2020/41 E, 2022/305 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2.Davanın reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 01.01.1995-31.10.2007 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'un Geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu' nun 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesinin 4 numaralı alt bendi hükümleridir. 2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, Kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nun 526 ncı maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir.
3.Değerlendirme
1.Dosya kapsamında; davacının davasına dayanak teşkil ettiği 23.05.1996, 27.05.1996, 20.09.2003, 15.10.2003, 02.12.2003 tarihli müstahsil makbuzlarının bulunduğu, makbuzda Bağ-Kur prim kesintisinin olduğu, söz konusu müstahsil makbuzunda belirtilen kesintiye ilişkin tevkifat listesi ve bank dekontunun Kuruma intikal etmediği gerekçesiyle Kurum tarafından söz konusu tevkifatın kabul edilmediği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "tevkifatın Kurum'a aktarılmamış olması nedeniyle geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açma yasal olanağının da bulunmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
2.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, müstahsil makbuzlarında Bağ-Kur primi kesilmiş olduğu da görülmekle Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescili için yapılan tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin engel oluşturmayacağı hususu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi ve yaşlılık aylığı şartlarının da değerlendirilmesi gerekirken intikal olmaması nedeniyle verilen red kararı hatalıdır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Üyeler ... ve ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla,
22.02.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık; gerçek kişiler ve özel kuruluşlar tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmediği takdirde sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik Tarım Bağ-Kur sigortalılığı tespitinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 17.10.1983 tarihinde kabul edilip 20.10.1983 tarihli ve 18197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu (2926 sayılı Kanun)'un 2 inci maddesinin ilk hâlinde kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların bu kanuna göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 15.04.1987 tarihli ve 3350 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile eklenen fıkra ile de uygulama tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla 55 yaşını dolduran erkeklerin istekleri hâlinde kapsama alınacağı hükme bağlanmıştır. 2926 sayılı Kanun’un sözü edilen 2 inci maddesi 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi ile değişikliğe uğramış olup madde; "Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir. İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. 2926 sayılı Kanun’un "Tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesinin (b) bendinde "Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar..." şeklinde tanımlanmıştır.
Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun’un 7 inci maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun'a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca re'sen yapılacak ve Kanun'un 5 inci maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.
Tescile esas alınacak kayıtlar 2926 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde; valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının olduğu belirtilmiştir.
Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere bu kayıtlar tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesidir. 2926 sayılı Kanun'un “Primlerin Ödenmesi” başlıklı 36 ıncı maddesi “Sigortalı, 31. maddede belirtilen prim borcunu ait olduğu yıl içinde bakanlar kurulunca tespit edilen dönemlerde ödemek zorundadır. Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda 2 inci madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları, Kurumun prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re'sen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği re'sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil ettiği belirgindir.
Sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1'e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği (Tebliğ) düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (D) bendinde çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu belirtilmiştir.
Çiftçilerin sattıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben yapılan tevkifatların, tevkifatın Kurum hesaplarına intikal etmesi koşuluyla tevkifatın gerçekleştiği tarih itibariyle cari ve geçmiş dönem prim borçları ile iadenin talep edileceği dönemin sonuna kadar tahakkuk ettirilecek prim borçlarına mahsup edileceği, Kurum hesaplarına intikal etmeyen tevkifatların mahsup işlemine esas alınmayacağı ise Tebliğin (F) bendinde düzenlenmiştir.
Tebliğinin "Prim Tevkifatı Nedeniyle Tescil ve Sigortalılığın Başlangıcı" başlıklı (I) bendinde ise, "2926 sayılı Kanun'un 2 inci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde, Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların tescil işlemleri, Kanunun 9 uncu maddesine göre Kurumca re'sen yapılmakta ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri de kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.
Ancak Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı olmaları gerektiği halde, Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış çiftçilerin, tevkifatın yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle yazılı talepte bulunmaları halinde, söz konusu talepleri tescil için irade beyanı olarak değerlendirilecek ve tevkifat tutarının Kurum hesaplarına, bildirimin ise Kurum kayıtlarına intikal etmesi koşuluyla, sigortalılıkları tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşı itibariyle başlatılacaktır.
Sigortalının bu yönde bir talebinin olmaması halinde, sigortalılık Kurumca re'sen tescil işleminin yapıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren başlatılacaktır." yönünde düzenleme bulunmakta iken bu bent 21.03.2002 tarihli ve 24702 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 seri nolu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmış ise de daha sonra 22.5.2007 tarihli ve 26529 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7 seri nolu Tebliğ ile yeniden düzenlenerek tekrar yürürlüğe konulmuştur.
Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ ile 26.03.1994 tarihli Tebliğ yürürlükten kaldırılmış, Tebliğ'in 11. maddesinde de konu aynı şekilde düzenlenmiş ve 2926 sayılı Kanun'un 2 inci maddesine göre sigortalı sayıldıkları hâlde Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış ve sattıkları ürün bedellerinden 01.04.1994 tarihinden itibaren kesinti yapılan tarımsal faaliyette bulunanların, kesintinin yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle Kuruma yazılı talepte bulunmaları hâlinde kesinti tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla kesinti yapılan tarihi takip eden aybaşından itibaren 4 Seri Nolu 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği uyarınca sigortalılıklarının başlatılacağı belirtilmiştir.
Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlar için 2926 sayılı Kanunda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79 uncu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86 ıncı maddelerinde düzenlenen bildirilmeyen hizmetlerin tespiti davasına benzer bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyeti bulunan kişilerin hak ve yükümlülükleri ancak kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır. Sigortalılık tescili bulunmayan üreticinin teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yoluyla Bağ-Kur priminin kesilmesi, kesilen primin Kurumun hesabına intikal etmesine karşın Kurumun primleri iade etmeyip üreticiyi de sigortalı olarak re’sen kayıt ve tescilini yapmaması halinde, kesinti yapılan tarihi takip eden aybaşından kişinin sigortalı olarak tescil edileceği tartışmasızdır. Yerleşik yargı kararlarında kamu kurum ve kuruluşları tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin, kamu kurumunun hesabına girmiş olması ve kamuya olan güven ilkesi gereği Sosyal Güvenlik Kurumunun hesabına intikali ayrıca aranmamıştır. Buna karşın gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisinin, teslim edilen ürünün bedelinden tevkifat yoluyla prim tahsil edip, bu primleri Kurum kayıtlarına intikal ettirmemesi durumunda, Kurumun ürün teslim eden kişilerle ilgili olarak bir yükümlülüğü bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Ayrıca Kurumun ürün teslim alan kişileri denetleme gibi bir görevinin de bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığı gözetildiğinde Kurum hesabına intikal etmeyen tutar için geçmişe dönük sigortalılık süresi verme yükümlülüğünden de söz etme olanağı bulunmamaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 tarihli 2010/10-380 E., 2010/420 K., 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 E., 2017/215 K., 18.01.2022 tarihli ve 2019/(21)10-594 E., 2022/9 K., 08.11.2022 tarihli 2021/(21)10-343 E., 2022/1459 K., 19.04.2022 tarihli 2019/(21) 10-406 E., 2022/572 K., 31.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-596 E., 2022/793 K., 27.10.2022 tarihli ve 2020/10-607 E., 2022/1396 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, teslim edilen ürün bedellerinden gerçek kişiler ve özel kuruluşlar tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmemesi halinde, bu makbuzlara istinaden tevkifata dayalı geriye dönük tescil imkanına sahip olmayan davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması olanağı bulunmadığından davanın reddine yönelik mahkeme kararı isabetli olup kararın onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.