Esas No
E. 2024/365
Karar No
K. 2024/365
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/365 - 2024/961

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/06/2018

NUMARASI : 2016/478 E. - 2018/196 K.

DAVACI

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce verilen 23/11/2022 tarih ve 2022/1359 Esas 2022/1468 Karar sayılı direnme kararının, Yargıtay Genel Kurulunun 24/01/2024 tarih ve 2023/11-588 Esas 2024/22 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine Dairemizce duruşma açılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemeyecek olup, davalının başvurusuna konu “... ...” ibaresinde öne çıkan unsurun “...” ibaresi olması sebebiyle anılan markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğu, markadaki diğer ibarenin yardımcı unsur niteliğinde bulunduğu, buradan hareketle davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markalar ile davalı şirkete ait “... ...” ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunduğu, buna göre madde metninde düzenlenen ilk şartın somut uyuşmazlık açısından gerçekleştiği görülmüştür.

Dosya kapsamında bulunan belge ve bilgilere göre davalının başvurusunun kapsamında 24 ve 35/1-4. Sınıf mal ve hizmetlerin bulunduğu, dosya kapsamına göre redde mesnet alınacak davacıya ait 99/293, 99/295, 99/296, 2004/41535 ve 99/1458 sayılı markaların kapsamlarının ise farklı olduğu, sadece davacının itiraza mesnet markalarından 99/1458 sayılı markanın kapsamında davalının başvurusu ile ilişikilendirilebilecek 35. Sınıf müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetlerinin olduğu, bunun dışındaki 99/293, 99/295, 99/296, 2004/41535 sayılı markaların kapsamları yönünden bir benzerlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacının itiraza dayanak 99/1458 sayılı markasının genel mağazacılık hizmetlerini kapsadığı, diğer bir deyişle davacının markalarının kapsamında 1. sınıftan 34. Sınıfa kadar olan sınıfların malları bulunmadığı, davacıdan 35. Sınıf genel mağazacılık hizmetlerinde tescil bulunan markasını 24. Sınıftaki mallara özgülenmiş şekilde kullanıp kullanmadığı sorulmadan ve bu yönde bir araştırma yapılmadan karar verilemeyeceği anlaşılmış olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları uyarınca (Yargıtay 11. HD.'nin 12.05.2016 tarih ve 2015/11817 E.- 2016/5411 K.) davacı vekiline müvekkiline ait ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında gösterilen markalarından 35. Sınıf genel mağazacılık hizmetlerinde tescil bulunan markasını 24. Sınıftaki mallara özgülenmiş şekilde kullandığını gösterir delillerini sunmak üzere süre verilmiş, ancak davacı tarafça buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gibi talep edilen kapsamda bir kullanım kanıtının bulunmadığı beyan edilmiştir.

Bu durumda karşısında somut uyuşmazlık irdelendiğinde, davalının başvurusuna konu ibarenin kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile davacının mesnet markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetler arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilebilme, rekabet etme gibi aynı tür sayılma kriterlerini taşımadığı kanaatine varılmış olup, somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. 556 sayılı KHK’nın 8/4.maddesi uyarınca “Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilir.” Bu maddenin uygulanabilmesi için, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin farklı mallar için tescilinin, tanınmış markadan haksız bir yarar sağlayıp sağlamayacağı, onun itibarına zarar verip vermeyeceği ve/veya onun ayırt edici karakterini zedeleyip zedelemeyeceği hususlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesinin koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Diğer yandan, davacı tarafça davalının başvurusunun kötüniyetli olduğu ileri sürülmüş ise de, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin ise istisna olması nedeniyle davacının davalının kötü niyetli olduğunu kanıtlanması gerektiği, Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edildiği, buna göre sırf marka başvurusunun davalının kötüniyetli sayılmasına olanak tanımadığı, bunun yanında davalının kötü niyetli olduğuna dair somut bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre yukarıda açıklanan nedenlerle YİDK iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.

Dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca kanun yollarına başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük kararına yönelik olarak Dairemizce bir inceleme yapılmamış, aşağıda gösterildiği şekilde önceki hüküm aynen korunmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.... YİDK kararının iptali talebi yönünden davanın REDDİNE,

2.Dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına,

3.Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 398,40‬ TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı ... tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 98,10 istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 97,43‬ TL posta ve tebligat masrafından oluşan toplam 195,53‬ TL'nin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,

7.Davalı şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

9.Davalı ... alınan 35,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... iadesine,

10.Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 22/05/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzal

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog