Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/296
Karar No
K. 2024/412
Karar Tarihi
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/296 ESAS
KARAR NO: 2024/412
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29.04.2021
KARAR TARİHİ: 07.05.2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ------ imzalandığını, davacı şirketin anılan sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimin ifası kapsamında, kararlaştırılan nitelikteki agregayı zamanında ve eksiksiz şekilde davalıya temin ve teslim ettiğini, buna karşın davalı tarafın sözleşme ile belirlenen hak ediş ödemelerine ilişkin edimini yerine getirmediğini, dilekçe ekinde ibraz ettiklerini, 13.11.2019 tarihli sözleşmenin ödeme yeri ve şartlarını düzenleyen 12.1 maddesi incelendiğinde; hak edişin 30 günde bir düzenleneceği ve idare tarafından onaylandıktan sonra otuz gün içinde ödeneceği hususunun açıkça hüküm altına alındığının görüleceğini, somut olay ve ticari kayıtlar incelendiğinde; davacı şirketin ------------- bedelli olmak üzere toplam 4 adet faturadan kaynaklı 810.453,43-TL hak edişinin aylar sonra 18 ve 19 Kasım 2020 tarihlerinde 555.623,57-TL olmak üzere geç ve eksik şekilde ödendiğinin anlaşıldığını, ticari kayıtlar incelendiğinde; önceki dönemlerdeki hak ediş ödemelerinin de geciktirilerek ödendiği ve böylelikle davalı tarafın; kazanç elde etmekte zorlanan ve hatta işin yapılması kapsamındaki giderleri dahi karşılanmayan davacı şirketin edimini yerine getirmesinin imkânsız hale getirdiğini, davacı şirketin ise, hak edişlerini tahsil etmekte zorlanmasına rağmen, sözleşme kapsamında talep edilen agregayı davalıya teslim ettiklerini, yüklenilen iş kapsamında kararlaştırılan -------- tamamını teslim etmesinin akabinde davalı tarafından sözleşmenin bitiminden 30.09.2020 tarihine kadar süre uzatımı ve %14 iş artışı yapılmasına karar verildiğini, davalı tarafın sözleşme hükümlerine aykırı şekilde hak ediş ödemelerini yapmayarak açıkça kusurlu davranmasının yanı sıra, son derece kötü niyetli bir şekilde, 03.07.2020 tarihinde talep edildiği iddia edilen toplam 7.500 ton ------- nakli talebinin %80'lik kısmı olan 6.000 tonun 1.680,85 tonluk kısmının karşılandığını ileri sürdüğünü ve teslim edilmediği iddia edilen 4.319,15 tonluk kısım için KDV dahil toplam 254.829,54-TL tutarında faturayı cezai şart olarak davacı şirkete tebliğ ettiğini, dilekçe ekinde sunulan karşılıklı ihtarnamelerin içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı müvekkil şirket tarafından anılan fatura içeriğine itiraz edildiğini ve faturanın davalıya iade edildiğini, akabinde ise davacı şirketin gerek sözlü gerekse yazılı olarak sunduğu ısrarlı talepler üzerine yukarıda da belirttikleri üzere gecikmeli şekilde eksik bir hak ediş ödemesi gerçekleştirildiğini, her ne kadar davalı tarafça gönderilen----yevmiye sayılı ihtarnamede; taraflar arasında münakid sözleşmeye atıf yapılarak, davacı şirkete gönderilen ------ toplam bedelli faturaya ilişkin itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu iddia edilmiş ve hak ediş ödemelerinde kendilerinden kaynaklı bir gecikme olmadığı ileri sürülmüş ise de, önceki ihtarnamelerimiz ile davalı tarafa yazılı olarak sunulan diğer beyanlarımızda ifade ettiğimiz tüm hususları bu dilekçemizde bir kez daha tekrar ettiğimizi ve müvekkil şirkete uygulandığı ileri sürülen cezai şartın hakkaniyete ve sözleşme kurallarına aykırı olduğunu, hak ediş ödemelerindeki gecikmenin davalı tarafından kaynaklanmadığı iddia edilmiş olsa da, ihtarnamelerin son olarak keşide edildiği Kasım 2020 dönemi dikkate alındığında, ödemelerde çok uzun bir gecikme yaşandığı ve söz konusu gecikmelerin kesinlikle davacı şirketten değil, davalıdan kaynaklandığı anlaşıldığını, davacı şirketin kendisinden istenen hak ediş evrakını hazırlayarak teslim ettiğini ve ilgili faturaları davalıya gönderdiklerini ancak geçen uzun süreye rağmen, içeriğine itiraz edilmeyen fatura tutarlarının davacıya ödenmediğini, beyan ederek davalarının kabulü ile fazlaya dair hakları saklı kalmak, talep ve ıslah edilmek üzere şimdilik 10.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Talep Artırım Dilekçesi:

Davacı vekili 18.12.2023 tarihli dilekçesi ile HMK M.107 uyarınca anılan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava değerinin artırımı yoluna gidilerek davacı müvekkilinin davalıdan bakiye 254.829,86-TL hizmet bedeli alacağı bulunduğunun mütalaa edildiğini, belirtilen alacak kalemi bakımından; toplamda 244.829,86-TL eksik alacak isteminin bulunduğunu ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla işbu kısım için davalarını ıslah ettiklerini, bu nedenle toplam 254.829,86-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davalı şirketin yapmış olduğu ihaleye katılarak ----- işini üstlendiğini, davacı yanın iddialarını kabul etmediklerini, davalı şirketin davacı yana keşide etmiş olduğu --------yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kendilerine tebliğ üzere; taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin 16.3 maddesi "Yüklenici idare tarafından mail ve ------- yoluyla gönderilen günlük iş programına uymak zorundadır. Belirtilen programa uyulmaması durumunda yükleniciye getirmediği her bir ton için (talebin %80'nin altında kalan kısmı) 50,00-TL cezai şart uygulanacaktır." şeklinde olduğunu, anılı madde gereği 4319*50=215.957,50-TL ve KDV tutarında cezai şart uygulanarak davacı yana tebliğ edildiğini, cezai şart bedelinin mahsup edileceği hususunun davacı yana bildirildiğini, bu durumun davacı tarafın kabulünde olduğunu, yukarıda numarası yazılı ihtarname ile cezai şartın davacı yanın hak edişinden mahsup edileceği hususu ayrıntılı olarak belirtildiğini, karşı yan tarafından iddia edilen işin yapılmasının davalının davranışları sebebi ile mümkün olmadığını, bu konuya ilişkin davalı şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığını, tarafların 30.06.2020 tarihinden 30.09.2020 tarihine kadar sözleşmenin süresini uzatarak iş hacmini de %14 arttırılması yönünde anlaştıklarını, eğer ki dava dilekçesinde belirtilen ödemeler sebebi ile edimini yerine getirmediği iddiası bulunuyor ise bu sözleşmenin uzatılması ve iş hacminin büyütülmesi yönünde neden anlaştıklarını, bu sebeple davacının edimini zamanında yerine getirmediği konusundaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı yanın mutabakat metni de göz önüne alındığı takdirde davalı tarafından yapılan itirazın yerinde olduğunun ortada olduğunu, bu sebepler ile davacı yanın haksız icra takibi sebebi ile %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,” beyan ederek, yukarıda arz ve izah edilen sebepler ile usulüne uygun olmayan tebligatın geçersiz sayılması ile davadan muttali oldukları 25.10.2021 tarihinden tebliğ tarihi olarak sayılmasına karar verilmesi ile davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması sebebi ile usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise dava dilekçesine karşı itirazlarımı doğrultusunda davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.Davacı vekili özetle; davalı ile müvekkili arasında 13/11/2019 tarihinde hizmet sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereği------------ süresinde teslim ettiklerini, davalının 4 adet faturadan kaynaklı borcunu gecikmeli olarak ve eksik ödediğini, ayrıca aleyhlerine cezai şart faturası düzenlediğini, bakiye alacakları bulunduğunu beyan ederek davasının kabulünü istemiş; davalı vekili ise; davacıya gecikme için cezai şart uygulayarak bu bedeli davacının hak edişlerinden mahsup ettiklerini, bu nedenle davacının alacağının kalmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ------- tarafların sicil kayıt bilgileri celp edilmiş, bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Dava konusu uyuşmazlığın; anılan sözleşme kapsamında tarafların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirip getirmediği, bu doğrultuda yüklenici olan davacının zamanında ve eksiksiz olarak -------- teslimini gerçekleştirip gerçekleştirmediği, davalının davacının ödemelerini zamanında ve eksiksiz olarak yapıp yapmadığı, davacı tarafın davalı taraftan anılan sözleşme kapsamında bakiye hak ediş alacağının bulunup bulunmadığı, davalı tarafça davacı aleyhine düzenlenen 25/08/2020 tarihli 254.829,54-TL bedelli cezai şarta ilişkin faturanın davacının varsa alacağından mahsubunun yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir, bir inşaat mühendisi ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinin 03/04/2023 tarihli raporlarında özetle; "...Raporumuzun mali kısmındaki tespitlere göre; davalının davacı adına düzenlediği ihtilaf konusu KDV dahil 254.829,85 TL bedelli Cezai Şart bedelini içeren fatura tutarı davacının hizmet bedeli alacağından mahsup edilmediğinde (düşülmediğinde), davacının davalıdan bakiye 254.829,86 TL alacağı bulunmaktadır. Bu durumda dava konusu uyuşmazlık, davalının ihtilaf konusu KDV dahil 254.829,85 TL tutarlı Cezai Şart faturası tutarını davacının hizmet bedeli alacağından mahsup etme (düşme) hakkına sahip olup olmadığı ve dolayısıyla da işbu fatura tutarını davacının hizmet bedeli alacağından haklı olarak mahsul edip etmediği, noktasındadır. Davalı, ihtilaf konusu faturanın içeriğinde yer alan Cezai Şart alacağına, taraflar arasındaki sözleşmenin 16.3 nolu maddesinde yer alan, “Yüklenici (davacı) idare (davalı) tarafından mail veya faks yoluyla gönderilen günlük iş programına uymak zorundadır. Belirtilen programa uyulmaması durumunda yükleniciye (davacıya) getirmediği her bir ton için (talebin %80’in altında kalan kısmı) 50,00 TL cezai şart uygulanacaktır” hükmüne istinaden hak kazanıldığını, yani bu hükmü istinaden davacının davalıya Cezai Şart ödeme borcu altına girdiğini, iddia etmektedir. Bu durumda davalı, bu hükme istinaden davacıdan Cezai Şart alacağına hak kazandığını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak dava dosyası içeriğinde, davalı (idare) tarafından davacıya (yükleniciye) mail veya faks yoluyla İş porgramı gönderildiğini ve davacının da bu İş Programına uymadığını, bunun sonucunda da davalının Cezai Şart alacağına hak kazandığını ispata yönelik somut delile rastlanmamıştır. Bu nedenle de, davalının iddia ettiği gibi Cezai Şart alacağına hak kazandığını ispat edemediği kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kaldı ki bir an için, davacının davalı tarafından gönderilen İş Programına uymadığı farz edilse bile; davalının davacının hizmet bedeli alacaklarının gecikmeli ve eksik ödemiş olması sebebiyle, davalının davacıdan Cezai Şart alacağı talep etmeye hak kazanamayacağı (TBK.md.97, TMK.md.2) kanaatine varılmış olup takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davalı iddia ettiği gibi Cezai Şart alacağına hak kazandığını ispat edemediği için, davalının davacının hizmet bedeli alacağından ihtilaf konusu Cezai Şart tutarını içeren fatura bedelini mahsup etme (düşme) hakkına sahip olmadığı, dolayısıyla da davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye 254.829,86 TL hizmet bedeli alacağı bulunduğu; bu alacağın, davacının 10.11.2020 tarihli Temerrüt İhtarnamesinin davalıya tebliği edildiği 12.11.2020 tarihinden 7 günlük ödeme süresinin sonu olan 19.11.220 tarihinden, yani temerrüt tarihinden (TBK.md.117/f.1) itibaren işleyecek avans faizi (3095 sayılı Faiz Kanunu md.2/f.2) ile birlikte tahsili gerektiği, kanaatine varılmıştır..." şeklinde kanaat belirttikleri görülmüştür.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, alacak davaları için de geçerlidir. Yani, alacak davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Faturanın delil olarak kullanılabilmesi için taraflar arasında sözleşmenin bulunması gerekir. Fatura sözleşmenin ifası yönelik belge hükmündedir. Sözleşmenin kurulmasına yönelik fatura ispat kulfeti açısından sonuç dogurmaz. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ispat kulfeti davacı taraftadır. Davacının sözleşmenin bulduğunu ve faturaya konu hizmetin davalıya verildiğini ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında sözleşme iliskisi yoksa fatura ispat külfeti açısından sonuç dogurmaz. Ayrıca faturanın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin de davacı tarafca ispatlanması gerekir.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelmesi sonucunda; davacının ve davalının incelenen yıllara ait ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı şirketin 2019 ve 2020 yılları ticari defter kayıtlarında, davalı ile olan ticari münasebet kayıtlarını ----- yurt içi alıcılar hesabında takip ettiği, ilgili cari hesap harekelerine göre; 2019 yılından 2020 yılına davacı şirketin davalı şirketten 126.329,68-TL alacak bakiyesi devrettiği, 2020 yılında ise 12 Adet 2.106.074,63-TL bedelli fatura düzenlendiği, davalı şirketin davacı şirkete 11 adet 1.643.828,57-TL ödeme yaptığı, davalı şirketin davacı şirkete 2 adet 283.252,04-TL bedelli fatura düzenlediği, taraflar arasında gerçekleşen bu işlemler neticesinde davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketin davacı şirkete 305.323,70-TL borçlu kaldığı; davalı şirketin 2019 ve 2020 yılları ticari defter kayıtlarında, davalı şirketin davacı şirket ile olan ticari münasebet kayıtlarını ----- hesapta izlediği, davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenmiş olan 25.08.2020 tarihli 254.829,85-TL bedelli ceza faturasının davalı şirketin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, ancak davacı şirketin söz konusu faturayı ticari defter kayıtlarına almadığı; hak ediş raporlarına göre; yapılan iş miktarına göre hakediş tutarlarının düzenlendiği ve buna bağlı olarak fatura miktarlarının belirlendiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.Hakediş evraklarında bilirkişilerin yaptıkları hesaplamaya göre; irsaliyeler ve hakedişlere göre ----- hakedişleri aralığında toplam 262.703,85 kg (262,7 ton) ---------nakli yapıldığı, birim fiyat (5,75 TL) üzerinden hesaplama yapıldığında hak edişlerin toplam 1.782.445,62-TL tutarında olduğu; davacı tarafın muavin defter kayıtlarına göre; ------ fatura tarihli 309.857,38-TL bedelli ------fatura tarihli 372.269,21-TL bedelli -------- Nolu Hakedişlerin iletilmesinden sonra davalı tarafından 11.09.2020 tarihinde 100.000,00-TL ve 16.10.2020 tarihinde 150.000,00-TL ödeme yapıldığı; 21.09.2020 fatura tarihli 315.931,30-TL bedelli --- Nolu ve 20.10.2020 fatura tarihli 66.925,21-TL bedelli ------- Nolu Hakedişlerdenden sonra davalı tarafından 18.11.2020 tarihinde 150.000,00-TL ve 19.11.2020 tarihinde 405.623,57-TL ödeme yapıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır.Sözleşmeye göre, hakedişler yapılıp imzalandıktan 30 gün içerisinde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Bu hükümden hareketle; davacının toplamda 810.453,43-TL hakedişinin davalı tarafından 18-19 Kasım 2020 tarihinde ve 555.623,57-TL olmak üzere geç ve eksik ödendiği; davalının geç teslim iddiasını ispata yarar bir delil sunmadığı, bu nedenle cezai şart uygulayarak yaptığı mahsubun usulüne uygun olmadığı değerlendirilmekle, davanın 18.12.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi doğrultusunda kabulü ile, 254.829,86-TL alacağın temerrüt tarihi olan 19.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının davasının 18.12.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi doğrultusunda KABULÜ İLE; -254.829,86-TL alacağın temerrüt tarihi olan 19.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

2.Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 17.407,43-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 170,78-TL peşin harç ve 4.181,10-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 13.055,55-TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3.Davacı tarafından yatırılan 4.351,88-TL peşin ve ıslah harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından başvurma harcı, vekalet harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 3.187,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı tarafından vekalet harcı gideri olarak sarf edilen 59,70-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,

6.Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 40.224,48-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca-----bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

8.Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde----- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.07.05.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog