6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2011/13422 E. , 2013/23195 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
UYAP'tan alınan adli sicil kaydı içeriğine göre mükerrir olan sanık hakkında, 5237 sayılı Yasanın 58. maddesi uyarınca, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı temel ilke olmakla birlikte, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için, savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir. 5271 sayılı CYY’nın 226. maddesi; yargılaması yapılan ve iddianamede yasal unsurları gösterilen suçun temas ettiği yasa maddelerinden başkasıyla mahkumiyet durumunda veya cezanın arttırılmasını gerektiren nedenlerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması hallerinde savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesi uyarınca, sanığın ek savunmasını yapabilmesi için bir takım usullere uyulması yükümlülüğünü getiren özel bir düzenlemedir. Bu konuya ilişkin olarak Ceza Genel Kurulu'nun 29.12.1998 gün ve 321–393 sayılı kararında; “İddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını gerektiren hallerin, ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmesi halinde, sanık veya müdafisine ek savunma hakkı verilmeden, sanığın iddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun hükmünden başkasıyla cezalandırılamayacağı” sonucuna ulaşılmıştır. Değer azlığı 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinde; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklinde düzenlenmiş olup, madde ile hırsızlık suçlarına, “konu değer”in azlığı nedeniyle yargıca, cezada indirim yapma veya ceza vermeme yönünde, geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince;
Zeytinburnu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hırsızlık suçundan düzenlenen iddianamede özetle; “Sanığın olay günü yakınana ait ve Zeytinburnu Telsizler mahallesindeki konutunun önüne park ettiği Toyota marka otomobilinin kapısına alet uydurmak suretiyle hırsızlık yoluyla alıp götürdüğü, daha sonra bir başka hırsızlık olayında çaldığı eşyayı bu araca yüklediği sırada polis tarafından görüldüğü ve yakalandığı” hususu belirtilerek, sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin de uygulanması istenmiş, atılı suç ve sevk maddeleri uyarınca savunmasını yapan sanığın TCK'nın 142/1-e, 143, 53. maddeleri uyarınca yasal unsurları gösterilen hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme; 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesini uygulamamıştır. Bir başka deyişle sanığın cezasının artırılmasını gerektiren bir durum ilk kez duruşmada ortaya çıkmamıştır. Sanığın, iddianamedeki anlatım ile 145. maddenin uygulanmama ihtimalini kovuşturma aşamasının her safhasında değerlendirip bu yönde bir savunma yapması imkanı kısıtlanmamıştır. Kaldı ki; sanık hakkında düzenlenen iddianamede yanılgı ile sanık hakkında uygulanması istenen bir indirim hükmünün sanık aleyhine olacak şekilde uygulanmaması sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirmeyecektir. Ceza Genel Kurulu'nun 30.09.1991 gün ve 225-241 ile 05.11.1990 gün ve 221-253 sayılı kararları da bu doğrultuda olup, anılan kararlarda; “Suç tarihinde 18 yaşını bitirdiği saptanan sanık hakkında aleyhine düzenlenen iddianamede zuhulen TCK’nın 55/3. maddesinin istenilmiş olması kendisine CMUK'nın 258. maddesi uyarınca ek savunma verilmesini gerektirmediği” hükmüne varılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere sanık, mahkemece TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma olanağına sahip olmuştur. Sanık hakkında uygulanmayan norm iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğini değiştirmemekte ya da cezanın artırılmasını gerektiren hal olarak ilk defa duruşmada ortaya çıkmamaktadır. Dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmayıp, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 145. maddenin uygulanmaması nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı vermeyen yerel mahkeme hükmünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiş; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yakınanın kollukta alınan beyanında, "Aracını 21.01.2006 günü saat 24:00 sularında kapılarını kilitleyerek park ettiğini ve ertesi gün saat 20:00 sularında çalındığını anladığını" söylediği, aracın 26.01.2006 günü başka bir hırsızlık iddiası nedeni ile yapılan takip sonucu.... nolu plakalar takılı şekilde bulunduğu, dosya içinde onaysız fotokopisi bulunan olay yeri inceleme tutanağında, “...Otonun kontak anahtarının üzerinde, çalışır vaziyette” olduğunun belirtildiği ancak dosyada araca giriş şekliyle ilgili herhangi bir bilginin bulunmadığının anlaşılması karşısında;
1.Tutanaklarda adı geçen ....'ye yönelik hırsızlık iddiası ile sanık hakkında açılan dava dosyasıyla özellikle 26.01.2006 tarihli olay yeri inceleme tutanağının onaylı örneğinin dosya arasına alınması, araç üzerinde bulunan anahtarın temin edilerek orjinal olup olmadığı ve yakınana olaydan sonra aracı teslim aldığında kapılarında ve aracın kontak kısmında herhangi bir zorlama, kırılma ve benzeri bulguya rastlayıp rastlamadığı, aracın düz kontak yapılıp yapılmadığı sorulup, gerekirse araç üzerinde keşif yapılarak, şayet aracın kilitli olan kapısı bir alet ile zorlanmak suretiyle açılarak ve düz kontak yapılarak eylemin gerçekleştirildiği tespit edilirse, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, aracın kapı kilidi taklit anahtar veya sair bir aletin anahtar gibi kullanılması suretiyle açılarak veya çalıştırılarak hırsızlık suçu işlenmişse, bu takdirde aynı Yasanın 142/2-d maddesiyle uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi,
2.Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmeyip suçun işlendiği saatin tam olarak tespit edilememesi karşısında, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle uygulama yapılması,
3.Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4.Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin yanlış yazılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.