Esas No
E. 2011/12132
Karar No
K. 2012/14248
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı

6. Ceza Dairesi         2011/12132 E.  ,  2012/14248 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1.İddianamede iki ayrı mağdura yönelik gerçekleştirilen yağma eylemlerinin anlatıldığı, ancak tek suç için sevk maddelerine yer verildiği; mahkemenin gerekçeli kararında da iki ayrı mağdura yönelik olarak gerçekleştirilen yağma eylemlerinin sübut bulduğu kabul edildiği ama tek yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında; mahkemenin somut olaylardan hangisi için uygulama yapıp hüküm kurduğu belli olmadığından; öncelikle mağdurlara yönelik eylemler için 5271 sayılı CMK’nın 170/3 ve 225/1. maddelerinde öngörülen yönteme ve biçime uygun olarak dava açılmasının sağlanması ve daha sonra yargılamaya devam edilerek anılan Yasanın 230 ve 232. maddelerinde öngörülen biçim ve yönteme uygun olarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması,

Kabule göre de;

2.Sanıkların ve kimlikleri belirlenemeyen suç arkadaşlarının gündüz vakti sokakta yürüyen iki mağdurun yanına gelip zor kullanarak ve darp ederek mağdur ...'ın 50 Kuruş parasını, mağdur ...'ün de cep telefonunu aldıkları ve mağdurları korkutmak için içlerinden birinin “Hançeri çıkar...hançeri çıkar...” diye seslendiği ancak eylemlerin gerçekleştirilmesi sırasında ve sonrasında mağdurlara bıçak ya da benzeri bir aletin gösterilmediği anlaşılıp kabul edildiği halde; sübut bulan yağma suçları için 5237 sayılı TCK'nın 149/1.madde ve fıkrasının ( c ) bendinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, “Suçun işleniş şekli,bu suçun birden çok fail tarafından,yol kesilerek,bıçakla işlenmesi teşdit nedeni sayıldığından” biçiminde bir gerekçe gösterilerek, bir kısmı somut olayla ve toplanan kanıtlarla örtüşmeyen ölçütler gösterilmek suretiyle ve anılan Yasa maddesinin uygulama olanağı bulunmayan ( a ) bendi ile hüküm kurulması,

3.Sanıkların ve suç arkadaşlarının sanıklara önce “Paranız var mı?” diye sordukları, korku duyan mağdur ...'ın kendilerine cebinden çıkardığı 50 kuruş parayı verdiği ve daha sonra diğer mağdurun cep telefonunun üzerinden alındığı ve eylemlerin zor kullanılarak yağmaya dönüştürüldüğü, ancak mağdur ...'ın başka para ve eşyasının alınmadığı, sanıkların bu mağdurun verdiği 50 kuruş para ile yetindikleri dikkate alındığında sanıkların mağdur ...'a yönelik suçu işleyiş biçimleri, olayın özelliği ve suça konu paranın değeri dikkate alındığında, somut olayda yağma kastını “değer olarak gerçekten az olan şeye” özgüledikleri ve bu nedenle haklarında 5237 sayılı TCK'nın 150/2. madde ve fıkrasının uygulama koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

4.20.12.2007 tarihli tutanak içeriğine göre, sanıkların olaydan hemen sonra çevredeki kişilerce polise ihbar edilmeleri üzerine, olay yerine gelen kolluk görevlilerinin sanıkların kaçtıkları istikamete yöneldikleri ve az ileride yakaladıkları, üzerlerinde yağmaladıkları cep telefonu ile 50 kuruş parayı buldukları ve geri dönüp mağdurlara gösterdikleri, mağdurların da bu cep telefonu ve paranın kendilerine ait olduğunu söyleyip teslim aldıkları anlaşıldığına göre, somut olayda sanıkların suça konu eşya ve parayı etkin pişmanlık iradesi ile teslim etmedikleri, yakalandıklarında olaydan önceden bilgileri olan kolluk görevlilerince üzerlerinden alındığı ve bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 168/3. madde ve fıkrasının uygulama koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, anılan Yasa maddesi ile cezalarından indirim yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ile Mazlum Enük savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 13.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog