6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2010/5618 E. , 2012/3754 K.
"İçtihat Metni" Hırsızlık suçundan sanık ...’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/ilk, 522, 55/3, 59/2, 647 sayılı Cezaların Infazı Hakkında Kanun’un 4, 5. maddeleri uyarınca 198 yeni Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının iki eşit taksit halinde tahsiline ve bu cezasının 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair KAHTA Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2006 tarihli ve 2005/332 esas, 2006/56 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25/01/2010 gün ve 2007/534/3779 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/02/2010 gün ve KYB.2010/19360 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 19.02.2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre,
1.Kayden 12/06/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 25/02/2002 tarihinde 15 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olan cezadan, 765 sayılı Kanun’un 55/3 maddesi yerine 2253 sayılı Kanun’un 12/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2.647 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 4 ve 9. fıkralarında öngörülen düzenleme uyarınca taksit süresinin üçten eksik olamayacağının nazara alınmamasında,
3.5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1. maddesinde yer alan “çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adlİ para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, bu husus hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisinde,
4.Suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan “Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır” hükmü uyarınca işlem yapılmamasında,isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kahta Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2003 tarih ve 2002/59-2003/77 sayılı hükümlülük kararının, ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği; anılan kararın suçun diğer sanığı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 12.10.2005 tarih 2004/12562 esas, 2005/12650 sayılı kararı ile “01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların cezai sorumluluğu yoktur, hükmü ile aynı kanunun 7.maddesi nazara alınarak kayden 20.08.1990 doğumlu olup, suç tarihi olan 25.02.2002 tarihinde 12 yaşını bitirmemiş olan sanık ... hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223.maddesinin 3.fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunması,” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık ...’da yararlandırılarak 02.03.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi yanlış anlam verilerek yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 24.03.2004 tarih ve 2002/59-2003/77 sayılı kararının kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen ve hükümlü konumuna giren sanık ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren diğer sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü sanık ... hakkındaki dosyanın diğer sanık ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması gerektiğinden, 5271 sayılı CMK.nun 309 ve 310. maddeleri uyarınca kanun yararına bozma yoluyla ilgili bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağının takdiri ile bunun sonucuna göre inceleme yapılmak üzere Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 05.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.