20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/11/2021
NUMARASI : 2021/272 E. - 2021/373 K.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 s,ayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır..
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı Şirketin 18.02.2016 tarihinde, 2016/13972 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davalı Şirketin "..." asıl unsurlu çok sayıda markasına dayalı olarak iltibas ve tanınmışlık gerekçeleriyle bu başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesine dayalı itirazın yerinde görüldüğü ve 29,30,31,32. sınıf mallarla, 35. sınıf hizmetlerin bir kısmının başvuru kapsamından çıkarıldığı, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'in 09.06.2017 tarih, 2017-M-4338 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının 12.06.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, uyuşmazlığın iptali istenen YİDK kararında yazılı gerekçe ve hukuki durum dikkate alınarak çözümlenmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin birçok kararında açıklandığı üzere 556 sayılı KHK'nın 53. maddesine dayalı olarak açılan davalarda, mahkemece iptali istenen YİDK kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinden, bu kararda tartışılmayan hususların, kararın iptalinde gerekçe olarak göz önüne alınması mümkün değildir (Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 tarih, 2012/2649 E., 2013/16149 K. sayılı ilamı). Buna göre, davaya konu YİDK kararının, davacının marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca kısmen reddine ilişkin olması nedeniyle uyuşmazlık, yalnızca anılan madde koşullarının oluşup oluşmadığı ve buna bağlı olarak YİDK kararının iptali gerekip gerekmediği ile sınırlıdır. 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı Şirketin başvurusu kapsamından çıkarılan 29,30,31,32. sınıf mallarla, 35. sınıftaki hizmetlerin tamamı, davalı Şirketin redde mesnet markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzerdir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir.
İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru, büyük harf karakteri ve düz yazı ile yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsura yer verilmemiştir.
Davalı tarafa ait redde mesnet markalar ise "..." asıl unsurlu markalardır. Zira, bu markaların bir kısmı sadece "..." ibareli iken bir kısmı ise bu ibarenin yanına farklı ibareler eklenerek oluşturulmuş, bir kısmında ise şekil, renk ve logodan oluşan kombinasyonlara yer verilmiştir. Ancak bu markaların tamamında, algılanan ilk unsur "..." ibaresidir. O halde, "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olup olmadığı belirlenmelidir. "..." ibaresi, uniseks bir kişi ismi olduğu gibi ayrıca durmak fiilinin, 3. tekil şahıs için geçmiş zamandaki kullanım şeklidir. "..." ibaresi ise Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, "..." şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu kelimelerin açıklanan anlamları ile toplumun geniş kesimi tarafından bilindiği de açıktır. Buna göre taraf markaları arasında kavramsal yönden belirgin farklılık mevcuttur. Yine, işitsel yönden de dava konusu başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlanmıştır. Çünkü, her ne kadar işaretler arasında tek harf farklılığı mevcut ise de, davacı başvurusunda farklı olarak yer verilen "..." harfinin, vurgulu şekilde telaffuzu söz konusudur. Son olarak, görsel yönden de markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu haliyle ve özellikle markaların asıl unsurları arasındaki kavramsal farklılık ve bu farklılığın toplumun geniş kesimlerince bilinmesi hususu gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce, bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, yalnızca teknik açıklamalardan faydalanılmış, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, idari nitelikte bulunan marka başvurusunun tescili işlemlerinin devamına yönelik talep reddedilmiş, HGK'nın 2017/521 K. syılı kararı uyarınca bu nedenle davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/11/2021 gün ve 2021/272 Esas - 2021/373 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Davanın KABULÜ ile YİDK'in 09.06.2017 tarih, 2017-M-4338 sayılı kararının İPTALİNE,
3.Davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 396,20-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6.Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K. sayılı ilamı uyarınca marka başvurusunun tescili işlemlerinin devamına yönelik talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 255,40-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 83,90-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.360,00-TL yargılama giderine, 31,40-TL başvurma harcı, 31,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.422,80-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8.Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
10.Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...