6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2007/12662 E. , 2011/44128 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ...’nın adli sicil kaydında yer alan Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/254-461 E.K. sayılı kararın kesinleşme tarihinin 16/6/2003 olup suç tarihi itibariyle kesinleşmiş sabıkasının bulunmadığı, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün, 2008/6-47 esas ve 2008/43 sayılı kararı ışığında; yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan sanığın ikinci kez yararlandırılmasının, hakkaniyete aykırı sonuç doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağı, sanık ... Uğurlu hakkında ise, silinme koşulları oluşmamış kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunduğundan; sanıklar hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; 5237 Sayılı TCY’nın 145. Maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, yasa koyucunun amacı ve suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları oluşmadığı halde aynı Yasanın 145. maddesiyle cezadan indirim yapılması, 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın gece sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait iş yerinin, yapılan keşfe göre sağlam ve dayanıklı olan kapı kilidini kırıp içeri girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4,119/1-c maddelerinde belirtilen iş yeri dokunulmazlığını bozma suçu ile aynı yasanın 151/1. maddesinde belirtilen mala zarar verme suçunu da oluşturduğu bu suçlar yönünden 5271 Sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma koşulları da araştırılıp sonucuna göre değerlendirme yapılmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.5237 sayılı TCY’nın 7/3. maddesinin açık hükmü karşısında, 29.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2.Sanığın,
TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından sanıklar hakkındaki; 5237 sayılı yasanın 53. ve TCK’nın 58. Maddelerin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak 53.maddenin uygulanmasıyla ilgili bölüme, “Sanığın,
TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.