Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/647
Karar No
K. 2024/471
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/647 Esas
KARAR NO: 2024/471
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 05/07/2023
KARAR TARİHİ: 25/04/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 21/05/2024

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

davacı vekili özetle; Davalı ... 1/3 oranında pay sahibi olan müteveffa ...'nun 10/03/2014 tarihinde vefatı sonrası şirketteki paylarınıni, davacı taraflara ve dava dışı diğer kardeşe intikal ettiğini, söz konusu devir işleminin 06/06/2014 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan olduğunu, davalı şirketin 2014 yılından itibaren bilgi ve belge vermemesi, genel kurul toplantılarını yapmaması ve kar payı dağıtmamasından ötürü, bilgi ve belge inceleme talebinde bulunularak genel kurul yapılmasını talep edildiğinmi, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ....Esas, .... Karar sayılı dosyası ile şirketin genel kurul yapmadığı tespit olunarak, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 Eylül dönemine ait genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini ve kayyum atandığını, 24/12/2022 tarihli genel kurulda şirkete ait bilgi ve belgelerin incelenmesi talep edilerek süre istenildiğini, bunun üzerine de toplantı genel kurulunun 28/01/2023 tarihine ertelendiğini, davacının, davalılarca yapılan incelemelerde resmi kayıtlarda ciro ve özvarlığın gerçeğe aykırı olarak sunulduğunu, şirkete ait gayrimenkullerin satıldığı veya ipotek edildiğini, gelen paraların eksik işlendiğini, gerçek satış değerlerinin gösterilmediğini ve rayiç üzerinden para alınmış gibi işlemler yapıldığını, usulsüz faturalar düzenlendiğinin tespit edildiğini, 28/01/2023 tarihli genel kurulda bu hususların belirtildiğini ve özel denetçi atanarak şirket mesul müdürlerinin sorumluluklarının tespit edilmesi talebinde bulunulmuşsa da bu taleplerinin genel kurulda mesul müdürlerin oylarının çokluğu nedeniyle reddedildiğini, yapılan genel kurul toplantısında ibra oylaması yapılmışsa da bu oylama kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yapıldığını, bunun üzerine genel kurul kararının butlanı için Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı dosyası ile dava ikame olunduğunu ve mahkemece genel kurul kararının butlanına karar verilerek ibraya ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun hüküm altına alındığını, ibra kararının yok hükmünde olmasına ilişkin verilen karar sonrasında şirketin çoğunluk payına sahip ve aynı zamanda mesul müdürü olan ... Ve .... tarafından müvekkillerin haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması yönünde dava açılmasına ilişkin karar alınmak üzere şirketin olağanüstü genel kurula çağrıldığını, yapılan toplantı neticesinde müvekkillerce red oyu verildiğini ve alınan karara karşı iptal davası açılacağı yönünde de şerh toplantı tutanağına işlendiğini, TTK md. 446 gereği müvekkillerce usuli işlemlerin tamamlandığını, olağanüstü genel kurul tarafından alınan kararın yanlı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacılar tarafından açılan daha önce bahsi geçen davalar dışında açılan 3. davanın, şahsi sorumlulukları olması nedeniyle şirkette yapılan usulsüzlüklerin, resmi kayıtlarda ciro ve özvarlığın gerçeğe aykırı olarak sunulduğunın, şirkete ait gayrimenkullerin satıldığının veya ipotek edildiğinin, gelen paraların eksik işlendiğinin, şirketin Sırbistan mağazasının satıldığını ama cari hesabının hala açık olduğunın, gerçek satış değerlerinin gösterilmediğinin ve rayiç üzerinden para alınmış gibi işlemler yapıldığının, usulsüz faturalar düzenlendiğinin tespiti amacıyla açılan özel denetçi atanması yönünde olduğunu, ,iş bu davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile ikame edildiğini ve derdest olduğunu, müvekkilleri tarafından açılan davaların tamamının haklı şekilde ikame edildiğini, şirket mesul müdürlerinin, şirketi ve müvekkillerini zarara uğratmalarının önlenmesi amaçlandığını, şirket yetkililerinin denetlenme ve hesap verme yükümlülüklerini yerine getirmek istememeleri, davacılardan tarafından, yapılan usulsüzlüklerin tespiti ile şahsi sorumluluklarına gidileceği kaygısı ile alınan iş bu kararın açıkça TTK md. 445 gereği dürüstülük kuralına aykırı şekilde alındığını, şirkette azınlık pay sahiplerinin hakları korunmalı, çoğunluk pay sahiplerinin de haklarını kullanırken dürüstlük kuralları çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini, nitekim hakların sakınılarak kullanılması ilkesi, ayrıca kararların eşitlik ilkesine de uygun şekilde alınması ve eşitliğin gözetilmesi gerektiği, ortaklık hukukunda, aynı hukuki konumda bulunan pay sahipleri, aynı nimete sahip ve aynı külfete tabi olmaları gerektiğini, TTK’nın “Eşit işlem ilkesi” başlıklı 357’nci maddesinde de tüm pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulması gerektiğini düzenlediğini, Eşitlik ilkesinin, Türk Medeni Kanunu m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralının anonim ortaklıklar hukukundaki yansıması olduğunu, eşitlik ilkesine aykırılığın, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağını, kararların hesap verme yükümlülüğünden kaçınmak için alındığını beyanla ; davalı şirketin 19/06/2023 tarihli ilan olunan ve müvekkillerin ortaklıktan çıkarılması için dava açılması yönünde alınan genel kurul kararının iptaline/yokluğuna, vekâlet ücreti ve bilcümle dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:

TTK 640/3 gereği limited şirketlerde şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanarak şirketten çıkarılmasının mümkün olduğunu,

TTK 621/1-h gereğince ise bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılabilmesi adına mahkemeye başvurulabilmesi için şirket genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerektiğini, davaya konu 19/06/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının davacıların haklı nedenle ortaklıktan çıkarma davası açılabilmesi için yapıldığını, kanuni bir zorunluluğu yerine getirmek üzere gerçekleştirilen genel kurulun başka bir amacı olmadığını, tek gündem maddesiyle toplanıldığını, dava dilekçesinde genel kurulda ortaklıktan çıkarılmış gibi itiraz ve beyanlarda bulunulduğunu, halbuki davanın açılması için dava şartının yerine getirilmek üzere alınmış bir karar olduğunu, ortaklıktan çıkarılma ile ilgili argümanların yerinin bu mahkeme değil, açılması muhtemel ortaklıktan çıkarma davasına bakacak mahkeme olduğunu, dava ile ilgili olmayan eşitlik, dürüstlük ilkesi kavramlarını öne süren ve gerçekdışı beyanlarda bulunan davacının mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, kötü niyetli olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen dosyaların tümünün devam ettiğini, kesinleşmemiş olduğunu, ve bu dava ile ilgisi olmadığını, davacıların davaya konu genel kurula belirlenen gün ve saatte yasal temsilcileri olan vekilleri aracılığı ile tam olarak katıldığını, toplantı sonuna kadar da iştirak ettiklerini, 19/06/2023 tarihli genel kurulu iptalini gerektirecek hiçbir neden olmadığını, davacıların dava dilekçelerinde ortaya attıkları bir kısmi dava ile ilgisi olmayan bir kısmı da gerçekdışı iddialara cevap vermeye değer bulmadıklarını, devam eden davalarda cevaplarını verdiklerini, davacının sözkonusu iddialarının dinlenilebilmesinin mümkün olmadığını beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, Genel kurul toplantısı tutanakları, mahkememizce aldırılan 03/03/2024 tarihli bilirkişi raporu

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava davalı şirketin 19/06/2023 tarihli ilan olunan ve davacıların ortaklıktan çıkarılması için dava açılması yönünde alınan kararın TTK 445 maddesi gereği iptaline isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.

Mahkememizce aldırılan 03/03/2024 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.

Genel kurul kararları, hukuki sonuç doğuran irade beyanı olduklarından hukuki işlem niteliğindedir. Bu bakımdan, genel kurul kararlarının da hukuki işlemin asgari geçerlilik koşullarını taşıması gerekir. Aksi takdirde kararların hükümsüzlüğü söz konusu olur. Genel kurul kararı ile ihlal edilen hukuk kuralının niteliğine göre hükümsüzlük halleri değişir. Bu bağlamda genel kurul kararlarının yokluğundan bahsedilebileceği gibi butlanından ve iptalinden de söz edilebilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu T. 02.04.2014, E. 2013/11-1048, K. 2014/430 sayılı kararında anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerinin iptal, yokluk ve butlan şeklinde olabileceğini belirtmiştir. (Atakan, Murat Can, Kanuna Aykırı Genel Kurul Kararlarının Akıbeti: Toplantı ve Karar Nisapları Özelinde Bir İnceleme, Yargıtay Dergisi, Nisan 2022, Cilt 48, Sayı 2, sf.336) Türk Ticaret Kanunu’nun 622.maddesi gereğince anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı için, anonim şirketlere ilişkin yaptığımız açıklamalar limited şirketler bakımından da geçerlidir.

Doktrinde iptal, “bireysel (küçük) çıkarlarla ilgili geçerlilik gereklerinin eksikliğinde mağdur tarafından bozdurulabilirliği” olarak tanımlanmıştır. Genel kurul kararının iptali, genel kurul kararının mahkeme tarafından geriye dönük olarak ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir. Genel Kurul kararlarının iptali TTK’nın 445. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bir genel kurul kararının iptal edilebilmesi için bu kararın kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olması gerekmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki bir genel kurul kararının iptaline karar verilebilmesi için ilk şart; şeklen de olsa ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Yargıtay 11. HD, T. 07.02.1984, E. 1984/252, K.1984/ 594 sayılı kararında "... oluşmayan ve henüz ortada mevcut olmayan bir genel kurul kararı aleyhine de iptal davası açılması ise yasal olarak mümkün değildir." şeklinde karar vermek suretiyle iptal edilebilirlik için geçerli bir kararın varlığını aradığını belirtmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bir başka kararında (Yargıtay 11. HD, T. 15.01.2020, E. 2019/1941, K. 2020/435; Yargıtay 11. HD, T. 15/04/2021, E. 2020/5969, K. 2021/3722; Yargıtay 11. HD, T. 23.09.2020, E. 2018/5757, K. 2020/3545) “Davalı yanca sunulan posta alındısı üzerindeki yazılı adrese göre dava konusu genel kurula ilişkin davacıya gönderilen çağrının, davacının muhtarlıkta kayıtlı olduğu ikamet adresine gönderildiği ancak daire kapı numarasının yanlış yazılmış olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, genel kurul toplantısına davetin asgari koşullarının oluştuğu ancak eksikliğin bulunduğu, bu durumun ise hukuken yokluk yaptırımı ile değil iptal edilebilirlik yaptırımı ile karşılaşacağı nazara alınmalıdır. Başka bir deyişle, davacıya yapılan çağrı geçersiz değil, usulsüzdür. Bu durum ise davaya konu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğu anlamına gelmeyecek ancak iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olacaktır.” şeklinde karar vermiş ve dava konusu olan genel kurulun TTK'nın 410 ve devamı maddelerinde yerini bulan çağrı üzerine toplanmış olduğunu belirterek, davacıya usulüne uygun çağrı yapılmadığından, kanunun 445. maddesinde öngörülen iptal nedenlerinin değerlendirilmesi ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. (Atakan, Murat Can, Kanuna Aykırı Genel Kurul Kararlarının Akıbeti: Toplantı ve Karar Nisapları Özelinde Bir İnceleme, Yargıtay Dergisi, Nisan 2022, Cilt 48, Sayı 2, sf.352-353).

TTK’nın 445. Maddesine göre;

446.maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. Atıf yapılan TTK 446.maddeye göre iptal davası açabilmenin şartları aşağıdaki gibi sıralanmıştır. Buna göre; (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,

b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,

c)Yönetim kurulu,

d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. Davaya konu genel kurul toplantısının ve kararın incelenmesi;

Davalı şirketin 19/06/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan bazı pay sahiplerinin mahkeme kararıyla ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebinden ibarettir. Kararın dayanağı TTK m. 640/3 hükmüdür. Söz konusu hükme göre, “Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması” mümkündür. Ancak davanın açılabilmesi için, genel kurulda ortağın çıkarılması için mahkemeden talepte bulunulması konusunda karar alınması gerekmektedir. [TTK 621/1-(h)]

Haklı sebeplerin varlığı halinde alınacak genel kurul kararı, ortak hakkında çıkarılma davası açılmasına yöneliktir. Bu kararda haklı sebeplerin neler olduğunun da belirtilmesi gerekmektedir. Mahkeme tarafından sadece genel kurul kararında belirtilmiş sebeplerin haklı sebep niteliğinde olup olmadığı incelenmiş olup, genel kurul kararında belirtilmeyen sebeplerin davada ileri sürülmesi halinde ise bu sebeplerin davanın niteliği gereği incelenmemiştir.

Dava konusu iptali istenilen kararda söz konusu haklı sebeplerin “pay sahipleri ile şirket tüzel kişiliği ve diğer ortaklar arasındaki çeşitli davalar yoluyla oluşan hukuki ve ticari husumet ortaklar arasında uzlaşmanın mümkün olmaması ve tüm ortakların birlikte aynı ticari şirket çatısı altında ticari birlikteliklerini sürdürmelerinin artık mümkün olmaması” olarak gösterilmektedir.

Bu noktada genel kurul kararına ilişkin olarak öngörülen yenilik, genel kurul kararının tâbi olduğu nitelikli yeter sayının daha farklı tanımlanmış olması ve ağırlaştırılmış olmasıdır.

TTK 621/1-(h) gereğince gerek sözleşmesel gerek haklı sebeple çıkarma durumunda, genel kurul kararı, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bulunması halinde alınabilir. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen deliller ve mahkememizce aldırılan 03/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına binaen, Somut olayda;

Uyuşmazlık konusu genel kurul kararı incelendiğinde alınan kararın toplantı ve karar nisabına uygun olduğu, kararın ortaklıktan çıkarma anlamı taşımadığı, nihai çıkarma kararının, ileride açılacak dava sonucunda davanın açıldığı mahkemenin takdirine bağlı olacağından ve davalı şirketin çıkarma talebinin haklı sebep de teşkil edebileceği ihtimalinin ve dolayısıyla hukuki yararının da bulunabileceği göz önünde bulundurulduğunda işbu genel kurul kararının herhangi bir iptal unsuru ihtiva etmediği, davaya konu genel kurul kararının ortakların çıkarılması anlamında doğrudan icrai nitelikte olmadığı, haklı sebeple çıkarma davasının açılması kararı olduğu ve çıkarma talebinin haklı sebep teşkil edip etmediğinin ise ileride açılacak davada, davanın görüldüğü mahkemenin takdirinde olacağı, davalı şirketin 19/06/2023 tarihli şirket genel kurul kararının iptal şartlarını ihtiva etmediği, dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil etmediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın reddine,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭247,7‬0 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

5.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ödenmesine,

6.Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,

Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.