2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2021/22766 E. , 2024/3856 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
I. Sanık
Ayşe Bozkafa hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, sanık ... hakkında yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret suçlarından, sanık ... hakkında yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan hükümlere yönelik suçtan zarar gören vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;
Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından dolayı doğrudan zarar görmeyen anılan kurumun hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından kurum vekilinin temyiz talebinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
II. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme, hakaret suçlarından, sanık ... hakkında yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ...'nın yokluğunda verilen kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesine göre öncelikle sanığın kovuşturma aşamasındaki ifadesinde bildirdiği son bilinen adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen kararın kovuşturma aşamasında bildirdiği adresine tebliğ edilmeden doğrudan MERNİS adresine ihtarlı çıkarılıp Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında sanığın temyiz talebi süresinde kabul edilerek yapılan inceleme neticesinde; A- Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm ile sanık ... hakkında yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümler yönünden; Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
B- Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümler yönünden; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümlerde;
TCK'nın 265/1 ve 265/3. maddeleri uyarınca verilen 8 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanun'un 265/4.maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılırken sehven "indirim" yapıldığının yazılması ile cezanın 12 ay hapis cezası yerine 1 yıl hapis cezası olarak tayin edilip TCK'nın 43 ve 62. maddelerinin de uygulanması sonucu sonuç cezanın 12 ay 15 gün hapis cezası olarak tayin edilmesi gerekirken, 1 yıl 15 gün hapis cezası olarak fazla tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin kısımlarda sonuç cezaların "12 ay 15 gün hapis cezaları" olarak düzeltilmesi suretiyle diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III. Sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz itirazının incelenmesinde;
1.Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "... Seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu 5237 sayılı Kanun'un 179/3-2. maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için Yerel Mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması,
2.24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a, 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 saylı Kanun’un 251/1. maddesi kapsamına giren trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden; Anayasa’nın 38. maddesiyle 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA,
IV. Sanık ... hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik sanığın ve suçtan zarar gören vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü katılan olarak da temyize hakkı bulunduğu belirlenen suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin hükmü temyize yetkisi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan şikâyetçi İçişleri Bakanlığının duruşmadan haberdar edilip iddia ve delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak, sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, iddia hakkı kısıtlanmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve suçtan zarar gören Adalet Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.