6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2006/7688 E. , 2010/8155 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hüküm sanıkların yüzüne karşı tefhim edildikten sonra gerekmediği halde ayrıca sanıklar savunmanına yapılan tebligatın, tefhim ile başlayan temyiz süresinin başlama tarihini değiştirmeyecek ise de, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin açıkça belirtilmesi zorunlu olduğu, bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/3, 232/6 ve 40. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tefhim ve tebliği geçersiz kılacağı gözetilip, kararda yasa yoluna başvurunun nereye ve ne biçimde yapılacağının gösterilmemesi nedeniyle eksik olup, sanıkların yüzüne karşı yapılan tefhimin (tebliğin) kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı gözetilip bu nedenle temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1.5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 491/4 ve 493/1 maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, iş yerinin camdan olan kapısını menteşelerinden sökmek suretiyle açıp içeri girerek hırsızlık suçunu işlemeye kalkıştıklarının anlaşılması karşısında eylemlerinin, hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 sayılı Yasanın aynı Yasanın 116/2, 119/1-c maddelerindeki işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu halde, bu suçtan değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, (işyeri dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden CMK.nun 253 ve 254. maddelerindeki uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı da araştırılıp) ve 765 sayılı TCK.nun ilgili maddeleri uyarınca (765 sayılı Yasaya göre yapılacak nitelendirme yönünden; işyerinin camdan olan kapısının menteşeleri sökülerek açıldığının anlaşılmasına göre, kapının sağlam ve muhkem olup olmadığı araştırılıp saptanarak sonucuna göre nitelendirme yapılıp) denetime olanak sağlayacak şekilde uygulama yapılarak cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasa saptanarak uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, 765 sayılı Yasa uyarınca denetime olanak sağlayacak hiçbir değerlendirme yapılmadan, 5237 sayılı Yasa uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Dosya içeriğine göre suçun saat 05.30 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşısında; suçun 5237 sayılı TCY.nın 6/e. maddesinde tanımlanan gece sayılan zaman diliminde işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu, karar yerinde gösterilip tartışılmadan, anılan yasanın 143. maddesiyle uygulama yapılması,
3.5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... savunmanlarının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış haklarının korunmasına, 02/06/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.