12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ---- plaka sayılı araç ile ---- plaka sayılı aracın karıştığı 06.05.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ---- plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili davacıların desteğinin vefat ettiğini, ----- plaka sayılı aracın kaza sırasında ZMMS poliçesi bulunmadığını, diğer aracın ise; davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu beyanla fazlaya ilişkin değer artırım hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı yönünden ayrı ayrı 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL alacağın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile yine her bir davacı için 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin davalı Güvence Hesabından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin davacıya yapılan ödeme ile Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca sorumluluğunun sona erdiğini, olayda hatır taşıması bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası ile oluşan destekten yoksun kalma zararının tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.----Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2020 Tarih, ---- Esas, ---- Karar sayılı ilamı ile davalı Güvence Hesabı yönünden dava dosyası ayrılarak, yetkisizlik kararı verilmiş ve dosya mahkememize tevzi edilmiştir. -----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyasında yargılama sırasında alınan raporlar hükme esas alınmış olup; Yargılama sırasında dosya kapsamında alınan 14.11.2016 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunun incelenmesinden traktör sürücüsü ----- %70, davalı sigortalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %20 ve davacıların desteğinin %10 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Davalı güvence hesabı vekili kusur raporunun ATK'dan alınması gerektiğinden bahisle rapora itiraz etmiştir. Dosya kapsamında alınan kusur raporu ceza dosya kapsamında alınan ATK raporu ile aynı yönde olduğundan yeniden kusur yönünde bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talebin reddine karar verilmiş, ayrıca her ne kadar müterafik kusur indirimi yapılması talep edilmiş ise de anılan raporda vefat eden için kusur takdir edilmiş olduğundan hesap edilen tazminat miktarı üzerinden yeniden müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Şeklinde gerekçelendirilmiştir
Yetkisizlik kararı verilmeden önce davacı---- hayatta olması sebebiyle aktüer bilirkişi tarafından farazi yaşam süresi olan 16/12/2023 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapıldığı anlaşıldığından ve davacı ---- yargılama devam ederken 20/03/2021 tarihinde vefat ettiğinden mahkememizce yeniden tazminat hesabı için ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde kök raporu sunan hesap bilirkişisinden ek rapor alınmış olup, alınan raporda Güvence Hesabının teminat sorumluluğunun 60.000,00 TL olmakla, her bir davacı yönünden teminat limiti ile sınırlı sorumluluğunun; Anne ---- yönünden, 6.570,62 TL, Baba ----- yönünden 53.429, 38 TL olacaktır şeklinde rapor sunulmuştur. 2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır, Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, ----, sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve ----sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve ---- sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur, Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.05.2011 gün ve ----. sayılı ilamı). Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinde "Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21.12.1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ---- Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur" hükmüne yer verilmiş ve Kanun'un 14/2-a bendinde, sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için başvurulabileceği belirtilmiştir.
Bu düzenlemeye göre trafik kazası sonucu zarar görenlerin zorunlu mali sorumluluk sigortasından yararlanma olanağının ortadan kalkmış olması durumunda, 5684 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince kazaya neden olan motorlu aracın kimliği belirsiz ise, kaza sırasında geçerli poliçesi yoksa veya eksikse, poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi iflas etmişse veya ruhsatı iptal edilmişse, çalınan veya gasp edilen araçlardan dolayı işleten sorumlu tutulamıyorsa, Güvence Hesabı’na başvurulabilecektir.
Somut olayda toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiği, kusur bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere somut olayda ----- plaka sayılı traktör sürücüsünün %70, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün %20 oranında kusurlu olduğu, davacıların murisinin ise traktör yolcusu olduğu ve %10 oranında kusurlu bulunduğu, anlaşılmış olup ceza dosyası beyanlarında tütün işi bitince eve dönmek üzere müteveffanın taşındığının sabit olduğu, davalı güvence hesabının hatır taşıması indirim talebi dikkate alınarak aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarından % 20 hatır indirimi yapılarak tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup kabulüne karar verilen tazminata dava tarihi olan 07.08.2015 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmiştir.
Hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan takdiri indirim mahiyetinde olduğundan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. ( ---- BAM ---- HD. ----Sayılı Kararı)
1.Yargılama sırasında vefat eden davacı --- yönünden davacının talebinin KISMEN KABULÜ İLE, ----- lehine 5.256,50 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 07.08.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsili ile ----- Noterliğinin 31/10/2023 tarihli, ---- yevmiye nolu Mirasçılık Belgesindeki payları oranında ilgili davacılara ödenmesine, ---- Noterliğinin 31/10/2023 tarihli, ---- yevmiye nolu Mirasçılık Belgelerinin işbu kararın eki sayılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2.Davacı --- yönünden davacının talebinin KISMEN KABULÜ İLE, ---- lehine 42.743,50 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 07.08.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3.Karar harcı 3.278,88-TL 'nin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan 120,00- TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5.Davacı tarafından yapılan 730,00- TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.000,00- TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.730,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ile davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.