Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/817
Karar No
K. 2024/835
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/817 ESAS
KARAR NO: 2024/835
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13.10.2022
KARAR TARİHİ: 08.10.2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu --- araç ile müvekkiline ait---- plakalı araç arasında ------ tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği sekiz iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilin haklarını (tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, ------- kararı ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla 09.06.2021 tarihinde borçluyu temerrüde düşürdüğünü ancak borcunu 10.03.2022 tarihinde tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmadığını, tahsil edilen yasal faizin müvekkilinin zararını karşılar nitelikte olmadığını beyan ederek dava dilekçesinde anılan Yargıtay kararında ayrıntılı anlatıldığı üzere ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak müvekkilin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının HMK 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; şimdilik 100,00-TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Talep Artırım Dilekçesi: Davacı vekili 20.08.2024 tarihli dilekçesi ile; HMK M.107 uyarınca anılan bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerinin artırımı yoluna gidilerek dava dilekçesinde 100,00-TL talep edilmiş olan aşkın zararı 1.516,11 TL'ye arttırdıklarını beyan etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülmekte olan dava zaman aşımına uğradığından zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı tarafın, daha önce aynı olay ve aynı talebe ilişkin--------nezdinde "faiz" talebini de içeren dava ikame ettiğini, bu talep kabul edilerek hüküm kurulduğunu, dolayısıyla, hali hazırda temerrütten kaynaklı faize de hükmedilen "kesin hüküm" nedeniyle davanın reddi gerektiğini, huzurdaki uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacı araç için işbu davadan önce---- gereğince------ değer kaybı tazminatı ve 4.408,91-TL fer'i ödemesi yapıldığını, yapılan ödemeler ilamdaki asıl alacak ve faiz de dahil olmak üzere ferileri toplamı üzerinden tahakkuk ettiğini ve müvekkili şirketin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, faiz talebi de karşılandıktan sonra var olmayan; bir an için varlığı kabul edilse dahi poliçe kapsamında bulunmayan taleplerin doğrudan reddinin gerektiğini, kazaya karışan ----plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ---------sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibariyle araç başına 43.000,00-TL olduğunu, yapılan tüm ödemelerin poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, işbu davadan önce davacıya 27.08.2021 tarihinde 480,00-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, huzurdaki uyuşmazlık kapsamında davacıya ait araçta meydana gelen hasar karşı tarafın kasko sigortacısı tarafından giderilmiş olup müvvekkili şirketçe ----------- tarihinde 3.602,59-TL rücu tazminatı ödemesi, ----- tarihinde ------tarihinde 1.271,47-TL ek ödeme yapıldığını, öncelikle hali hazırda asıl alacağa bağlı olarak tahakkuk eden faiz ödendiği için karşı yanın talebinin mesnedi ve karşılığı bulunmadığını, bir an için böyle bir zararın varlığı kabul edilse dahi, munzam zarara ilişkin taleplerin hukuken “dolaylı zarar” kapsamında olup dolaylı zararların 2918 sayılı KTK'nın 92. maddesi uyarınca poliçe teminatı dışında olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ilgili zararın varlığı halinde dahi, söz konusu zararın şüpheden uzak bir şekilde somut deliller ve maddi ispat vasıtasıyla kanıtlanması gerektiğini, ------- sayılı kararına göre munzam zarar iddiasının somut yöntem kullanılmak suretiyle net olarak ispatlanması gerektiğini, bu kapsamda karşı yanın, döviz kuru ve enflasyon gibi tamamen soyut hususlar öne sürülerek uygun illiyet bağı bulunmayan ve sigortanın sorumluluğundan bahsedilemeyecek bir meblağın tahsilini talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mağdur aracın müvekkili şirket ile arasındaki ilişki ticari bir nitelik arz etmediğini ve tazminat talebinin de haksız fiilden kaynaklandığını, KTK'nın tazminatın biçimi ile ilgili Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine yollama yaptığını ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, davacı vekilinin avans faizi isteminin haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; munzam zarar iddiasına dayalı alacak davasıdır.Davacı vekili; davacıya ait ---- plakalı araç ile davalı tarafından sigortalanan -------- plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle davacının aracının hasarlandığını, davacının alacağını ancak 10/03/2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini beyan ederek munzam zararının tahsilini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise zararın somut delillerle ispatı gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş, bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar arasındaki ihtilafın; davacının alacağını geç tahsil edip etmediği, geç tahsil etmiş ise bundan kaynaklı munzam zararı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise talep edilen tazminat kaleminden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise hangi miktarda ve ne şekilde sorumlu olduğu, faizin başlangıcının ve türünün ne olduğu noktalarında toplandığı görülmüştür.Bilirkişinin 29/07/2024 tarihli raporunda özetle; "...Davacı tarafından aşkın zararın varlığının somut ispat yöntemine göre ispatlanamadığı, soyut ispat yönteminin uyuşmazlığa uygulanması ihtimalinde aşkın zararın hesaplanabileceği, Yargıtay Hukuk daireleri arasında ispat yöntemleri konusunda görüş birliği olmaması sebebiyle sayın mahkemece soyut ispat yönetiminin varlığının yeterli olması durumunda; aşkın zarar hesabına Yargıtay ilke kararları gereğince esas alınması gereken tarihin, temerrüt tarihi ile fiili ödeme süresi arasında geçen zaman dilimi olduğu, davalı tarafından icra müdürlüğüne 09/03/2022 tarihinde ödeme yapıldığı, aşkın zarar hesabında davalı tarafından yapılan ödemede hakem heyetince maddi tazminat olarak hükmedilen 3.257,53-TL’nin esas alınması gerektiği, davalının uyuşmazlık hakem heyeti kararı gereğince aşkın zarara sebep olduğu iddia edilen 3.257,53-TL maddi tazminat yönünden 28/08/2021 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve aşkın zarar konusunda davalının dava değeri yönünden temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında ihtarname bulunmadığı, bu nedenle arabuluculuk son tutanak tarihi itibariye (20.07.2022) dava değeri açısından temerrüde düştüğü hususlarının sayın mahkemenin takdirinde olduğuna, davalının temerrüt tarihi ile davacıya ödeme yapılan tarih arasındaki enflasyon verilerini gösterir altın ve döviz kurları, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, asgari ücrete ilişkin değişim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu; 4.927,86-TL hesaplandığı, bu tutardan davacı tarafından icra dosyasından tahsil edilmiş 154,22-TL işlemiş faiz tutarının ve tahsil edilen maddi tazminat tutarı 3.257,53 TL'nin düşülmesi neticesinde davacının talep edebileceği aşkın zarar tutarının 1.516,11-TL olarakhesaplandığına ilişkin ..." şeklinde kanaat belirttiği görülmüştür.Aşkın (munzam) zarar, alacaklının temerrüt faizini aşan zararlarını ifade eder. Başka bir deyişle, aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. ---------Doktrinde aşkın zararın ispatı hususunda soyut veya somut olmak üzere iki tane yönteminin olduğu kabul edilmektedir. Somut yöntemde, davacı aşkın zararının açık bir şekilde ispat etmesi gerekirken, soyut yöntemde enflasyon, develüasyon vb hususlardan yararlanarak paradaki alım gücü düşüklüğü sebebiyle aşkın zararının ispat edilebileceği belirtilmektedir. Soyut yöntem ile alacaklıya ispat kolaylığı sağlanmaktadır. Bu yöntemde belli ekonomik göstergeler dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Alacaklı bu yöntemde uğradığı zararı somut vakıalarla ispat etmek zorunda değildir. Yargıtayın süre gelen uygulamasında aşkın zarar talebi için kişinin somut zararının bulunmasını ve aşkın zararın davacı tarafça somut olarak ispat edilmesi gerektiği hususunu katı bir biçimde uygulamaktaydı. Ancak -------aşkın zararla ilgili vermiş olduğu kararında TBK 122. maddesinde düzenlenen “Aşkın Zarar” müessesi ile paradaki alım gücü düşüşüne (enflasyon vb.) bağlı taleplerin değerlendirilebileceğini açıkça beyan edilmiştir.--- bu kararından sonra ---- arasında görüş farklılığı ortaya çıkmıştır. Ancak ------ içtihatlarına bakıldığında, aşkın zararın ispatı için alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir biçimde ispat edilmesi gerektiği yönündedir. Başka bir deyişle, ---- ihlal kararından sonra somut ispata ilişkin katı tutumunu biraz yumuşatmış ise de son kararlarında tekrar somut ispat hususunu katı bir şekilde aradığı görülmektedir.-----Şunu ifade etmek gerekir ki aşkın zararın ispatında salt bir yöntemin seçilmesi hukuken mümkün değildir. Gerçekten de, Yargıtay Dairelerinin paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi sebebiyle ilgili aşkın zarar talebine ilişkin içtihatlarda açık farklılığın bulunması sebebiyle içtihatların birleştirilmesi için ------ Kurulu gündemine gelmiş, kurul somut olayın özellikleri dikkate alınarak maddi olguların kanıtlanması hususunun hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, kaynağı çok ve çeşitli olan maddi olguların tek bir ispat vasıtasına bağlanmasının hakimin delilleri serbestçe takdir etmesi ve vicdani kanaate göre hüküm kurması kuralını sınırlayacağını, aşkın zararda ispatın tek bir koşula bağlanmasının hukukun zaman içinde gelişimini de önleyeceğini belirterek içtihatların birleştirilmesine yer olmadığına karar vermiştir.--------O halde aşkın zararın ispatı bakımından her somut olayda borcun kaynağı, kanunun emredici hükümleri vb. hususlar dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca ----- geçmişten günümüze kararları incelendiğinde uyuşmazlığın bir tarafının bireylere göre güçlü konumda olan devlet veya kamu tüzel kişisi olması halinde paranın satın alma gücünün azalmasına ilişkin aşkın zarar taleplerini genellikle olumlu karşılamakta, devlete bu konuda pozitif yükümlülükler yüklemekte ve başvurucuların aşkın zarar taleplerini kabul etmektedir. Örneğin kamulaştırma kanununda yapılan kanuni düzenlemelerin ve değişikliklerin çoğu ------ bu yönde vermiş olduğu iptal ve hak ihlali kararlarına daynmaktadır. -----Yukarıda zikredilen --------gereğince borcun kaynağına ilişkin aşkın zarar talepleri yönünden iradi şekilde oluşturulan borç ilişkileri (araç satış sözleşmesi vb.) ile iradi olmaksızın (trafik kazasına bağlı haksız fiil, kamulaştırma vb,) oluşan borç ilişkileri bakımından ikili bir ayrım yapılması gerekmektedir. Hukukumuzda hakim olan sözleşme serbestliği ilkesi gereğince iradi borç ilişkilerinde kural olarak somut ispat yöntemi esas alınmalı, iradi olmayan borç ilişkilerinde ise soyut ispat yönteminin kabul edilmesi adalet duygusuna ve hakkaniyete daha uygun olacaktır. Çünkü trafik kazası gibi haksız fiil sebebiyle kendi iradesi olmaksızın zarar gören kişiye, enflasyon, develüasyon vb. sebeplerden kaynaklı paranın alım gücünün düşmesi sebebiyle oluşacak aşkın zararını ayrıca somut olarak ispat etmesini istemek (beklemek) TBK haksız fiil hükümleri gereği kazanın gerçekleştiği anda oluşan zarar tazmin edilmesi ilkesine aykırılık teşkil etmekte, ----- tabiriyle zarar görene aşırı külfet yüklemektedir. ---- kararlarının özü dikkate alındığında kanaatimizce iradi olmayan borç ilişkilerinde, bir tarafı kamu, devlet veya banka, sigorta şirketi gibi güven kuruluşları yönünden diğer şartların mevcut olması halinde aşkın zarar bakımından soyut ispat yönteminin kabul edilmesi gerekmektedir. ----- da benzer yöndedir.Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında; dava, haksız fiil hükümlerine dayamakta olup iradi olmayan bir borç ilişkisi mevcuttur. Davalı sigorta şirketi kanun emredici hükümlerine göre kurulan, devlet tarafından sürekli denetime tabi tutulan bir kurum olup güven kuruluşu olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca davalı taraf KZMSS (zorunlu trafik sigortası) sigortacısı olup KZMSS, kanun koyucu tarafından zorunlu tutulan bir sorumluluk sigortasıdır. KTK 99. maddesi gereğince trafik sigortacısı zarar görenin başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olup aksi halde aynı kanunun 99/3 fıkrası gereğince para cezası yaptırımına tabi tutulmuştur. Aynı şekilde 5684 sayılı SK m. 32/3 maddesi ile sigorta şirketlerinin sigorta tazminatının ödenmesinin geciktiremeyeceğini hükme bağlamış, aksi halde aynı kanunun 35/27 maddesi gereğince adli para para cezasına hükmedileceği öngörülmüştür.

Bu kapsamda KTK 99 maddesi ve SK 32/3 maddesi gereğince zorunlu trafik sigortası yönünden kanun koyucunun zarar görenin bir an önce tazminatına kavuşması amacında olduğu anlaşılmaktadır.----- Sigortasında Aşkın Zarar ve İspat) Davalı sigorta şirketi tarafından KTK 99 ve SK 32/3 maddesi gereğince bir an önce tazminat ödenmesi yükümlülüğünün yerine getirilmediğine ilişkin kanundan kaynaklı (örneğin KZMSS Genel Şartlar B.4. maddesindeki rücu halleri veya zararın teminat dışında olduğuna ilişkin deliller gibi..) herhangi bir defi ileri sürülmemiştir. Bu itibarla davacı-zarar görenin soyut ispat yöntemine dayanan aşkın zarar talebinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yönteminin Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına uygun olduğu ve davacının bilirkişi raporu tespitlerini aşan taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davacının aşkın zarar talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının davasının 20/08/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi doğrultusunda KABULÜ İLE; -1.516,11-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

2.Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 427,60-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ve 24,18-TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 322,72-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 104,88-TL peşin ve tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından başvurma harcı, vekalet harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 3.265,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı tarafından vekalet harcı olarak sarf edilen 11,50-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,

6.Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 1.516,11-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca--------- bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

8.Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.08.10.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog