21. Hukuk Dairesi
T. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1142 Esas 2024/953 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/07/2024
NUMARASI : 2021/172 Esas (Ara Karar)
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN DAVACI :
TALEP
İhtiyati Tedbir
GEREKÇELİ KARARIN
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili 05/05/2024 tarihli dilekçesinde özetle; davalı şirketin, büyük ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başkanı olan davalı ... ile diğer davalı ... tarafından temsil ve ilzam edildiğini, 30/07/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu içeriğinde, şirket kayıtlarına yansıtılmayan gelir olduğu yönündeki iddialarının sübut bulduğunu, davalı şirket yöneticilerinin gerçek satış hasılatını şirket kayıtlarına yansıtmadığını, böylece yasa dışı işlemlerle şirket kayıtlarına alınmadan doğrudan kendi şahsi hesaplarına para aktarımı yapıldığını, aynı zamanda cezai yönden suç unsuru, vergi mevzuatı açısından da ihlal barındıran bu işlemlerle şirketin zarar etmiş gibi gösterildiğini, kar dağıtımı yapılmadığını ve müvekkilinin mağdur edildiğini, davalı şirketin davalı gerçek kişiler tarafından son derece kötü yönetildiğini, çeklerin karşılıksız çıkmaya başladığını ve akabinde şirket aleyhine oldukça fazla icra takibi başlatıldığını, mahkemenizce dosya üzerinde bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yaptırılmasına karar verildiğini, verilen ön raporda, davalı şirketten talep edilen bazı bilgi ve belgelerin eksiksiz veya güncel olarak bilirkişilere teslim edilmediğinin, davalı şirketin yükümlülük bihakkını yerine getirmediğinin bildirildiğini, mahkemeden dahi kayıtları gizleyen davalı şirkete kayyım atanması şartlarının oluştuğunun son derece açık olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı şirket hakkında başlatılan yoğun icra takipleri, sözleşmelerin ve hakların üçüncü kişilere aktarılması tehlikesi, en son bilirkişiler tarafından istenilmesine rağmen davalı şirket tarafından kayıtların ibraz edilmediği yönündeki bilirkişi kurulu ön raporu bir arada değerlendirildiğinde; davalı gerçek kişilerin aktif müdürlük yetkisini kötüye kullanarak şirketin malvarlığını aktarabileceği, içi boş bir şirket haline getirebileceği kuvvetle muhtemel olduğundan, şirkete ait varlıkların ve sözleşmelerden kaynaklı hakların kaçırılmasının önlenmesini teminen, TTK m. 630/3 hükmünde sayılan haklı sebebin gerçekleştiği gözetilerek aynı maddenin 2. Fıkrası kapsamında; tedbiren; davalı müdürlerin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davalı şirketi yönetmek üzere resen seçilecek yönetici (kayyım) atanmasına, kabul edilmemesi halinde ise denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin davalı şirkete tedbiren yönetim ya da denetim kayyımı atanması yönündeki talebinin reddine,
Aleyhine ihtiyati tedbir istenilen ... Yapı İnş. Taah. Otom. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu belirlenen taşınmazlar; ... parsel sayılı 6.590 m2 tarla vasfındaki taşınmaz, ... Parsel sayılı, mesken (Blok: D, Kat: 3 No: 21, Arsa Pay:
64.vasfındaki taşınmaz, ... Parsel sayılı, mesken (Blok: B, Zemin Kat, No: 2, Arsa Pay:
36.vasfındaki taşınmaz ile taşıtlar; ... araçların 3. kişilere devrini önleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, esas itibariyle, 05.05.2024 tarihli kayyım atanması talepli dilekçelerinde, davalı şirket yöneticisinin TTK. Md 630 kapsamında özen ve bağlılığa uymayan davranışları somut örnekleri ile birlikte anlatıldığını; bunun üzerine ilk derece mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ara kararı ile; kayyım talebinin değerlendirilebilmesi bakımından, davalı şirketin hesaplarında ve bilançolarında gerçek olmayan ve şirketin mali durumunu kötü göstermeye yönelik herhangi bir usulsüzlük bulunup bulunmadığı hususlarında yeminli mali müşavir bilirkişiden 24.05.2024 tarihli rapor alınmış olup, raporda; şirketin hesaplarında ve bilançolarında şüpheli işlem olduğu, şirketin aktifini azaltmaya ve mali durumunu kötü göstermeye yönelik işlemler bulunduğu tespitine yer verildiğini, ara kararı ile yapılan görevlendirmenin amacı usulsüz işlemleri tespit ve buna göre kayyım atanması talep şartlarının oluşup oluşmadığını denetlemek olduğu ve bilirkişi raporunda davalı şirket kayıtlarında yer alan usulsüzlüklere yer verildiği halde, mahkemece kendi görevlendirme amacıyla bağdaşmayacak şekilde kayyım atanması taleplerinin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,
24.05.2024 tarihli raporda somut örnekleri verilen davalı şirketin usulsüz işlemleri açık hukuka aykırılık teşkil ettiği gibi, şirket değerlemesini değiştirecek, bir başka ifade ile dava konusu çıkma payı hesabına doğrudan etki edecek husus olduğu son derece açık olup, bu durumda, kayyım talebinin ne kadar haklı temele dayandığı ispatlandığını,
Bahsi geçen ve alınma amacı sadece kayyım atanması şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti amaçlı 24.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda, usulsüz işlemler örnekleme yoluyla tespit edildiğini, bunlar dışında oldukça fazla usulsüz işlem olduğu zaten bilindiğini, özellikle, davalı şirketin sahip olduğu 3 bağımsız bölümün satışı son derece dikkat çekici olup, raporun 14. Sayfasında yer verildiği üzere; KTA Yapı Ltd.Şti.ne 3 adet bağımsız bölüm satışı yapılmış gibi gösterildiğini, gösterilen satış bedeli zararına satış olduğu gibi olup bedeli de tahsil edilmediğini, bu firmanın, davalı gerçek kişilerin ortağı ve yöneticisi olduğu firma olup, davalı şirketten mal kaçırma işlemleri yapıldığını, davalı gerçek kişilere haksız kazanç sağlandığı bariz bir şekilde orta olduğunu,
Yine, aynı mali müşavir bilirkişi raporunda, davalı şirketin defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde; ... parsel T6-18 zemin kat kat 2 numaralı bağımsız bölümün karsız satışının yapıldığı ifade edildiğini, davalı tarafın bu tespite itirazının ekinde satış sözleşmesi örneği sunduğnu, iddialarına göre satışın bir kısım ödemesi olarak 3.500.000,00 TL bedelli özel tekne alındığı ifade edilmiş olmasına rağmen bu tekne kayıtlarda görünmediğini, bu nedenle davalı şirkete satış bedeli olarak verilmesi gereken teknenin akibeti de belirli olmadığını, Bu durumda; , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). Maddelerinde yer alan şartların somut olayda gerçekleşmiş olduğundan kayyım atanması talenin eddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
Kayyım atanması taleplerinin, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2021 tarih, 2021/1051 Esas 2021/956 Karar sayılı kaldırma kararı sonrası oluşan yeni maddi vakıalara dayandığını, ancak Mahkemece bu karara atıf yapılarak kayyım taleplerinin reddine karar verildiğini, oysa, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). Maddeleri uyarınca bu olgu her aşamada ileri sürülebileceğinden, davanın geldiği aşama ve toplanan yeni delillere göre kayyım taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği halde, önceki aşamada yer verilen gerekçelerle talebin reddinin yerinde olmadığını,
Davalı şirketin, büyük ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başkanı olan davalı ... ile diğer davalı ... tarafından temsil edildiğini, dava dilekçelerinde, davalı şirketin proje yapım karşılığı elde ettiği taşınmazların gerçek satış hasılatını gizlediğini, böylece şirket gelirini düşük gösterdiğini, gerçek satış bedeli ile tapuda gösterilen satış tutarı arasındaki farkın ise şirket gelirine yansıtılmayarak davalı gerçek kişilerin(yönetici-ortak)kendi şahsi çıkarları için kullandığını iddia ettiklerini,
Önceki aşamada alınan 30.07.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu içeriğine göre; şirket kayıtlarına yansıtılmayan gelir olduğu yönündeki iddiamız sübut bulduğunu, ilk bilirkişi kurulunun 30.07.2011 tarihli raporunda; davalı şirket yasal defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle; ... projesi kapsamında ... parsel A,B ve C Bloklarda yapımı tamamlanan bağımsız bölümlerin 2018-2019-2020 yılları satış gelirleri kaydi olarak tespit edildiğini ve tablolar halinde rapora yansıtıldığını,
Bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere davalı şirket yöneticileri(aynı zamanda hakim ortaklar) gerçek satış hasılatını şirket kayıtlarına yansıtmadığını, böylece yasa dışı işlemlerle şirket kayıtlarına alınmadan doğrudan kendi şahsi hesaplarına para aktarımı yapıldığını, aynı zamanda cezai yönden suç unsuru, vergi mevzuatı açısından da ihlal barındıran bu işlemlerle şirket zarar etmiş gibi gösterildiğini, kar dağıtımı yapılmadığını ve müvekkilinin mağdur edildiğini,
Bahsi geçen bilirkişi raporunda 8 sayfa halinde; ... İlçesi' nde(Batıkent) yer alan ... Projesi A,B ve C bloklardaki bağımsız bölümlerin 2018-2019 ve 2020 yıllarında yapılan satışlarından elde edilen gelirlerin şirket kayıtlarına hangi miktar üzerinden yansıtıldığı bilgisine yer verilmiş olup, bloklar bazında genelde benzer satış rakamlarının yer aldığı görülmekte olup, her bir satıştan, yukarıda yer verilen somut örnekte olduğu gibi 89.000 TL ve 60.000 TL gibi satış hasılatının gizlenmiş olması halinde 794 adet bağımsız bölümün(bir kısmınında dükkan olmak üzere) satışı neticesinde oldukca yüksek bir kayıt gizleme işlemi olduğu anlaşılacağını, en düşük satış farkının 1+1 dairede olacağını, bu farkında somut örnekte olduğu gibi 60.000 TL olabileceği bilgisine göre değerlendirme yapılması halinde dahi, 60.000 TL satış farkı üzerinden hesaplama yapıldığında 794 adet bağımsız bölümün satışı kapsamında en az 47.640.000 TL gelirin kayıt dışı bırakıldığını, bu durumun davalıların oldukça kötüniyetli bir yaklaşım içerisinde olduklarını gösterdiğinden davamızdaki iddialarımızın haklılığı alınan bilirkişi kurulu raporu ile bir kez daha ortaya konulduğunu,
Bilirkişi kurulu raporunda yer alan bu tespitlerin, denetim kayyumu ...'un 30.07.2021 tarihli raporunda yer alan davalı şirketin kayıt ve belge gizlediği yönündeki tespitleri, yine aynı kayyum raporunda yer alan; davalı şirket yöneticisinin 2021 yılında şirketin gayrifaal olduğunu belirtmesine rağmen, bu yıl için oldukca yoğun bir banka hesap hareketi, ödeme ve harcamaların olduğunun tespit ve ifade edilmesi, yine kayyım raporunda açıkca; davalı şirketin, kayyım atama kararına rağmen hiçbir işlemini kayyım denetimine tabi tutmaması, kayyım atama kararından sonra dahi onay almadan oldukca yüklü harcama yapması, yoğun bir hesap hareketi içerisinde şirketten para çıkışının gerçekleşmesi davalı şirketin kayıt gizleme yaklaşımının kayyım denetiminde olduğu dönemde dahi devam ettiğini ortaya koyduğunu, Yeni açılan yoğun icra takipleri dahi davalı şirketin kötü yönetildiğini açıkca ortaya koyduğundan, kayyım atanması taleplerinin son derece haklı nedene dayalı olduğunu gösterdiğini,
Tedbir konulmasına karar verilen bu malvarlıkları üzerinde takyidat bulunduğunu, bu durumda, tedbir konulması düşünülen malvarlıklarının UYAP üzerinden güncel durumu sorgulanarak teminat niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılmadan ve değeri belirlenmeden karar verilmesi hatalı bir uygulama olduğunu, tedbir konulmasına karar verilen taşınır ve taşınmazların hacizli ve ipotekli olması halinde teminat niteliği taşımayacağı gibi tedbir konulma amacına hizmet edecek bir sonuç elde edilemeyeceği de açık olduğunu, bu bağlamda, eğer denetim kayyımı kararı verilmeyecekse; davalı şirketin yüklenicisi olduğu işlerden elde edeceği bağımsız bölümlerin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenilmesi ancak gerçek anlamda bir tedbir kabul edilebileceğini, bu kapsamda, öncelikle, davalı şirketin ilk yaptığı işlerden olan, ... projesi kapsamında ... A.Ş üzerine sözleşmede belirtilenden daha fazla devredilen taşınmazlara, davalıların ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... A.Ş'de bulunan tüm hesaplarına ihtiyati tedbir konulması gerektiğini,
Ayrıca davalı şirketin sözleşme kapsamında yapımını üstlendiği projelerden elde edeceği hak ve alacakların, bağımsız bölümlerin 3. Şahıslara devir ve temlikinin önlenilmesi bakımından; sözleşme muhatapları olan, ... Gayrimenkul Anonim Şirketi, ... Gıda Temizlik Turizm İnşaat Ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi, Ss ... Konut Yapı Kooperatifi, ... Yapı Mimarlık İnş.tur.tic.ve San.ltd.şti., Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi, Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi, ...(, Ss ... Konut Yapı Kooperatifi' nde bulunan hak ve alacaklarına, bağımsız bölümlere ihtiyati konulması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; kayyım atanmasına dair ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/3.maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3.Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,
HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/09/2024 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.