17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1066
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/05/2024
NUMARASI : 2023/132 Esas 2024/367 Karar
Müdahiller ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Tic Ve San A.Ş vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yapı kimyasalları pazarlama alanında faaliyet gösterdiğini, 2022 yılının ikinci çeyreğinden itibaren ülkeler nezdinde artan faizler ve ülkemizde yükselen döviz kurları sonrasında oluşan ekonomik bozulmanın müvekkili şirketin de ödeme dengesini bozan sonuçlar doğurduğunu, müvekkili şirketin ve kefilinin ödeme güçlüğü içine düştüğünü, ancak davacı şirketin borca batık olmadığını ve iyi niyetli olarak iflas etmemek, alacaklıları, çalışanları ve devleti zarara uğratmamak maksadı ile konkordato hukuki yoluna başvurmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek, davacı şirket hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca vade konkordatosu talep ettiklerini, konkordato tasdik kararından itibaren 30 ay içinde üçer aylık taksitler halinde 10 taksitte ödemeyi teklif ettiğini, önce geçici mühlet kararı ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ardından bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve akabinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
MAHKEMECE: "... Dava dilekçesi ve ekindeki belgeler incelenmiş, mahkememizin 22.02.2023 tarihli ara kararı ile 7101 sayılı yasa ile değişik,
İİK'nun 286. Maddesindeki belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğu tespit edilmekle,
İİK 287/1 Maddesi uyarınca 22.02.2023 tarih, saat 16.09'dan inden itibaren davacı şirket hakkında 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, davacı şirkete Bağımsız Denetçi ..., Hukukçu Doç. Dr. ... ile Sektör konusunda Uzman İşletme Fakültesinde Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...'ın geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmesine, ihtiyati tedbire,
İİK 288 maddesi uyarınca geçici mühlet verildiğinin ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen müdahiller ayrı ayrı katılma taleplerini ve itirazlarını bildirmiş, harcı yatırılan katılma taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı şirket yönünden Geçici Konkordato Komiser Heyeti sundukları 18.05.2023 tarihli nihai raporda davacı şirketin rayiç değer bilanço verilerine göre borca batık olduğu, alacaklılara % 8 faiz ödenmesinin tavsiye edildiği, şirket borçlarının ödenebilmesi için yaklaşık 25.000.000,00-TL ayni ve nakdi sermayenin şirkete getirilmesi gerektiği, iflas halinde rehinli alacaklılar ve kamu ve personel alacakları ödendikten sonra kalan tutarın adi alacaklıların alacağının % 40'ını karşılayacağı, davacı şirkete verilecek kesin mühlet sürecinde, şirketin bu aşamada verdiği taahhütleri yerine getirip getirmediğinin takip edilmesi sureti ile konkordato şartlarını sağlayıp sağlamadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasının alacaklıların menfaatine olabileceği kanaati ile kesin mühlet talebi bakımından takdiri mahkemeye bıraktıklarını bildirmişlerdir.
22.05.2023 tarihinde yapılan duruşmada; davacı şirket tarafından dosyaya sunulan belgeler, geçici konkordato komiser heyeti raporları, müdahillerin itirazları değerlendirilmiş,
İİK 289 maddesi uyarınca konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle, borçlu davacı şirket hakkında 1 yıllık kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin sonuçlarının uygulanmasına ve ihtiyati tedbirin devamına, yine konkordato komiseri olarak davacı şirkete daha önce atanan Bağımsız Denetçi ..., Hukukçu Doç. Dr. ... ile Sektör konusunda Uzman İşletme Fakültesinde Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...'ın görevinin devamına, karar verilmiştir. Davacı şirket yönünden kesin mühlet verildiğine ilişkin yasal ilanlar yapılmış, ilgili kurumlara yazılar yazılmıştır. Konkordato komiserleri kesin mühlet içerisinde 3'er aylık dönemler halinde konkordatonun gidişatı hakkındaki görüşlerini içerir raporlarını sunmuşlardır.
Davacı şirket yönünden konkordato komiser heyeti tarafından 25.03.2024 havale tarihli, konkordatonun akıbeti ve oylama sonuçları ile ilgili tasdik duruşmasına esas rapor ve dosya mahkememize sunulmuştur. Mahkememizce 02.04.2024 tarihli tensip tutanağı ile konkordato hakkında karar verilmek üzere duruşma günü belirlenmiş usuli işlemler tamamlanmıştır.
Davacı şirket yönünden konkordato komiser heyeti 25.03.2024 tarihli raporlarında, alacaklılar toplantısında davacının revize ettiği ödeme teklifi kapsamında borçlarını ilk taksidi mahkeme karar tarihini içeren ayda başlamak üzere 10 taksit halinde yıllık % 9 faizle ödemeyi teklif eden konkordato projesinin alacaklıların onayına sunulduğunu, nisaba esas alacaklıların konkordato tabi alacağının 88.995.667,68-TL olduğunu, alacak tutarının % 91,50 si yani 80.897.482,10-TL lik kısmı, 58 adet alacaklının 30 adedi yani % 51,72'sinin kabul oyu kullandığı,
İİK'nun 302 maddesinde belirtilen kabul oranının sağlandığını, davacı şirketin 31/12/2023 tarihi itibariyle kaydi öz varlığının 35.570.893,87-TL olması nedeniyle kaydi olarak borca batık olmadığını, şirketin 31/12/2023 tarihi itibariyle reel öz varlığının 38.742.362,99-TL olduğunu borca batık olmadığını, adi konkordatoda teklif edilen tutarın borçlu şirketin iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, şirketin İİK'nun 206. Maddesinin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklılar olan işçi alacaklarının ödendiği, teminata bağlanması gereken bir borcun bulunmadığı belirtilmiş, dolayısı ile konkordato tasdik şartlarının gerçekleştiğini ortaya koymuşlardır.
Konkordatonun yargılamasına başlandığının ve itiraz edeceklerin itirazlarını bildirmelerine ilişkin Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu Portalında gerekli ilanlar yapılmış, duruşma günü davacı vekili ile komiserlere tebliğ edilmiş, ancak konkordato tasdik harcının yatırılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili 19.04.2024 tarihinde yapılan duruşmada harç için verilen sürenin bayram tatiline denk geldiğinden ve likitide sorunu olduğundan harcı ikmal edemediklerini bildirmiş, ayrıca asli müdahillerden ... Tic. A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti., ... Bankası A.Ş. ile ... Bankası vekilleri tarafından ayrı ayrı alacak tutarlarına itirazda bulunduklarını bildirmişlerdir. 19.04.2024 tarihli duruşma ara kararında davacı vekiline 200.695,09-TL tasdik harcını duruşma gününden 3 gün evveline kadar yatırması için kesin süre verilmiş, kesin süre içinde belirtilen tutarda harç yatırılmadığı takdirde İİK'nun 305/e maddesi uyarınca tasdik şartını yerine getirmekten kaçınmış sayılacağı davacı vekiline ihtar edilmiş, ayrıca komiser heyetinden itirazların değerlendirilmesi hususunda ek rapor düzenlenmesi istenmiştir. Konkordato Komiser heyeti 10.05.2024 tarihli ek raporunu dosyaya sunmuştur. Konkordato tasdik harcı 200.695,09-TL ile konkordato komiser heyetinin 10.05.2024 tarihli ek raporunda hesaplanan 15.046,33-TL harç olmak üzere toplam 216.000,00-TL tasdik harcının davacı vekilince yatırıldığı anlaşılmıştır.
Konkordato komiser heyeti 10.05.2024 tarihli ek raporlarında; bir kısım alacaklıların itirazları hakkında yapılan incelemeler sonucunda, sonuç olarak İİK 305/1-c hükmündeki tasdik şartının sağlandığı, müdahil alacaklılardan ... Bankası alacağının 3.499.106,21-TL olduğunu iddia ettiğinden, davacı tarafça bu miktarın 2.750.000,00-TL lik kısmının kabul edildiği, kalan 749.106,21-TL alacağın çekişmeli alacak olarak kabul edilebileceği, diğer yandan yeniden yapılan değerlemeler sonucunda konkordatoya tabi alacağın 95.040.274,77-TL olduğu, bu tutara göre yatırılması gereken harç miktarının 215.741,42-TL olduğu ortaya konulmuştur.
Davacının adi konkordato teklifi ve süreç İİK 305 maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Komiser raporunda ortaya konulduğu üzere borçlu davacının konkordato teklifinin ve projesinin, adi alacaklılar tarafından maddede belirtilen çoğunlukla kabul edildiği, teklif edilen ödeme şartlarının borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, alacaklılara ödenmesi teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek tutara nazaran fazla olduğu, konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın yatırıldığı, konkordato tasdikinin gerektirdiği yargılama giderinin gider avansı olarak mevcut olduğu,
İİK 305/1-d maddesi kapsamında teminatlandırması gereken işçi alacağının bulunmadığı, işçi alacakları dışında mühlet içersinde komiser onayı ile akdedilmiş sözleşmeden kaynaklı teminatlandırması gereken borcun bulunmadığı, sonuç olarak İİK'nun 305. Maddesine göre tasdik şartlarının sağlandığı, teklif edilen projenin alacaklılar lehine yeterli olduğu kanaatine varılarak davacının konkordato talebinin kabulüne ve aşağıda belirtilen ödeme şekliyle konkordatonun tasdikine karar vermek gerekmiştir.
Davacı şirketin itiraz ettiği nizalı hale gelen ...
Bankası A.Ş.'nin 749.106,21-TL lik alacak tutarının İİK 308/b maddesi uyarınca konkordatonun tasdikinin ilanından itibaren 1 ay içerisinde alacak davası açılması halinde açılacak davanın kesinleşmesine kadar mahkememize emrine ... ... Şubesine tasdik kararındaki ödeme projesi kapsamında yatırılmasına, 1 aylık süre içerisinde söz konusu çekişmeli alacak için dava açılmaması halinde davacı tarafından yatırılan payın yatıran borçluya iadesine karar verilmiştir. '' gerekçesi ile; H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacı ... SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ.'nin konkordato talebine ilişkin davanın kabulüne, konkordatosunun İİK 306 maddesi uyarınca tasdikine, Davacı borçlunun konkordatoya tabi borçlarını, konkordato revize projesi gereğince, iş bu karar tarihinden itibaren, 2024 yılı Mayıs ayından başlayarak, üçer ay ara ile 10 eşit taksitlerle (30 ayda) konkordato talep tarihi olan 16.02.2023 tarihinden itibaren yıllık % 9 faizi ile ödenmesine,
İİK 308/c maddesi uyarınca konkordato tasdik kararı bağlayıcı hale geldiğinden ve bundan böyle konkordato tasdik hükümleri uygulanacağından tedbirlerin kaldırılmasına,
İİK 308/b maddesi uyarınca ...
Bankası A.Ş.'nin borçlu şirket tarafından reddedilen 749.106,21-TL lik alacak talebinin nizalı alacak olarak kabulüne,
İİK 308/b-1 maddesi uyarınca konkordato tasdik kararının ilanından itibaren 1 ay içinde alacak davası açılması halinde açılacak davanın kesinleşmesine kadar ... ... Şubesine mahkememiz emrine açılacak bir hesaba proje kapsamında yatırılmasına, hesap cüzdanının davacı borçlu tarafından mahkememize ibraz edilmesine, alacak iddiasında bulunan tarafından 1 ay içinde söz konusu çekişmeli alacak davası açılmaması halinde ve aynı sürede dava açıldığının mahkemeye bildirilmemesi halinde yatırılan paranın borçluya iadesine, Konkordato komiserlerinin görevine son verilmesine,
İİK 306/2 maddesi uyarınca konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli kayyım tayinine, kayyım olarak ...'ın atanmasına, kayyımın görevinin konkordatoya tabi borcun ödenmesi süresince devamına, Kayyımın görevine başlamasından sonra borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir mahkememize rapor vermesine, Kayyıma aylık net 10.000,00-TL ücret takdirine, söz konusu ücretin şirket tarafından her ayın son günü olmak üzere kayyıma ödenmesine,
İİK 306/son maddesi uyarınca konkordatonun tasdik kararının İİK 288 maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine, Konkordato tasdik harcı yatırılmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Bugüne kadar sarf olunan yargılama giderinin davanın niteliği gereği davacı üzerinde bırakılmasına," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Usule ilişkin itirazları bakımından; davacı firmalar tarafından sunulan belgelerin, davacı firmaların güncel mali verilerini yansıtmadığını, yanıltıcı nitelikte ve gerçeklikten uzak belgelere dayalı verilen konkordato kararının doğru olmadığını, anılan belgelerin eksiksiz ve doğru bir şekilde sunulmasının zorunlu olduğunu, mahkeme tarafından re'sen bu belgelerin varlığının araştırılması ve anılan belge ve kayıtların mahkemeye sunulmaması halinde, İİK Md.
287.maddesi uyarınca konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini ancak ilgili kanun maddesinin (b), (c), (d) bendinde sayılı belgeler dosya içerisinde bulunmamasına karşılık konkordato talebinin kabulüne karar verildiğini,
Esasa ilişkin itirazları bakımından; davacı firmanın sırf borçlarından kaçmak maksadıyla haksız ve kötüniyetli olarak davayı açtığını, davacı firma tarafından 31.12.2022 tarihli mali verileri ile başvuru yapılarak, vade konkordatosu talep ettiğini, ancak ilk derece mahkemesince dosyaya sunulan mali verilerle de açık olan davacı firmanın, tüm borçlarını karşılayabilecek durumda olduğunu, konkordato kararı verilebilmesi için gerekli şartların bulunmadığını, ancak davacı şirketin açmış olduğu konkordato talepli davanın tek amacının kötüniyetli olarak alacaklıların alacaklarını tahsil imkanını geciktirmek olduğunu, müvekkil banka ile herhangi bir yapılandırma talebi olmadığını, borçlu firmanın borç ödeme niyetinde olmayıp yasanın tanımış olduğu hak ve yetkilerin arkasına sığınarak borçlarından kurtulma çabası içerisine girdiğini, ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir bir konkordato ön projesinin olmamasının da davacı firmanın gerçek niyetini ortaya koyduğunu, eksik ve yetersiz olan ön proje ve finansal analiz raporu hakkında hiçbir inceleme yapılmadan konkordatonun kabulüne karar verilmesinin müvekkil banka ve diğer alacaklılar açısından telafisi imkansız zararlar doğuracak nitelikte olduğunu belirterek, konkordato talebinin reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Müdahil ... Tic. Ve San. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya içerisinde bulunan müdahale dilekçelerinde, müvekkil şirkete ait ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçların uzun dönem araç kiralama sözleşmesi uyarınca borçlu şirkete kiraya verildiğini, borçlu şirketin araç kiralama nedeniyle müvekkil şirkete kira bedellerinin ödenmediğini, borçlu/davacı şirketin müvekkil şirkete 129.945,40 TL cari borç bakiyesinin bulunduğunu, ayrıca 04.08.2022 tarihli F2207-3760 nolu Uzun Dönem Araç Kiralama Sözleşmesi ile 05.09.2022 tarihli F 2208-4136 nolu Uzun Dönem Araç Kiralama Sözleşmesinin haklı sebeple müvekkil şirket tarafından fesih edildiğini, borçlu şirketin araç kiralama nedeniyle haklı fesihten kaynaklanan cezai şart bedeline ilişkin olarak, 05.09.2022 tarihli F 2208-4136 nolu Uzun Dönem Araç Kiralama Sözleşmesine ilişkin olarak 477.034,67 TL ve 04.08.2022 tarihli F2207-3760 nolu Uzun Dönem Araç Kiralama Sözleşmesine ilişkin olarak 371.700,00 TL cezai şart bedeli borçları bulunduğunu, davacı/borçlunun borçlarını ödemeyi geciktirmesine, alacaklıların alacağının enflasyon ile eritmesine yol açarak alacaklıların mağdur duruma sokmasına sebebiyet vereceğini, usul ve yasaya aykırı olan birçok raporun ve gerekçenin eksik olduğunu, tasdik şartlarının oluşmadığını, bu projenin müvekkil şirketi ve diğer alacaklıları zarara sokacağını belirterek, konkordatonun tasdiki kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato talebinde bulunan davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile müvekkil bankanın toptancılar çarşısı şubesi arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri gereğince ve ...'ın müteselsil kefaletine bağlı olarak davacıya krediler tesis edildiğini ve kullandırıldığını, müvekkil banka alacağının yanlış ve eksik olarak hesaplandığını, İİK.294/3 maddesi gereğince; rehinle temin edilmiş olan müvekkil banka alacağına faiz işlemesinin durmayacağını, komiser heyeti ek raporunda müvekkil bankaya rehinli ... ve ... plakalı araçların bilirkişi incelemesi neticesinde toplam 2.135.000 TL olarak belirlendiğinin belirtildiğini ancak dosyaya sunulmuş veya tarafımıza bildirilmiş olan bir bilirkişi raporunun bulunmadığını,
İİK 298. maddesi gereğince komiser heyeti tarafından rehinli malların kıymetinin takdir edilmesinin akabinde kıymet takdiri kararının alacaklılar toplantısından önce yazılı olarak rehinli alacaklılara ve borçluya bildirilmesi gerekeceğini, konkordatoda amacın, dürüstlük kuralı çerçevesinde borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların alacaklarına kavuşma olanağı yaratmak olduğunu, ancak konkordatonun tasdiki kararı verilmesi halinde alacaklıların alacağına kavuşamayacağının açık olduğunu, ayrıca tasdik şartları oluşmadığını ve davanın ve tasdik talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, tasdik kararına konu projenin, şirket kaynakları ile orantılı olmadığı gibi, alacaklılara zarar verme ihtimali yüksek ve başarı ihtimali olmayan bir proje olduğunu, yerel mahkemece ilan edilen kararda tasdik edilen projeye yer verilmediğini, konkordato talebinin gerekli şartları taşımadığından, usul ve mevzuata açıkça aykırı olarak şirket lehine verilen konkordato tasdik kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin konkordato tasdik taleplerinin reddine ve tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: vade konkordatosu istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ilk derece mahkemesince atanan konkordato komiseri tarafından tasdik incelemesine esas gerekçeli raporun 25/03/2024 tarihinde, ek raporun ise 10/05/2024 tarihinde dosyaya sunulduğu, ilk derece mahkemesince oluşturulan 02/04/2024 tarihli ek tensip kararıyla,
İİK 304. maddesi gereğince konkordato hakkında karar verilmek üzere yargılamaya başlanmasına ve davacının talebi hakkında karar verilmek üzere tayin edilen duruşma günü ile davacının konkordato talebinin tasdikiyle ilgili itiraz edenlerin itiraz sebeplerinin duruşma gününden en az 3 gün önce bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin İİK'nun 288. maddesi uyarınca ilanına karar verildiği görülmüştür.
Yine İlk Derece Mahkemesince konkordato tasdik duruşma gün ve saatine ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ilanın 03/04/2024 tarihinde, Basın İlan Kurumu Resmi İlan Portalındaki ilanın 04/04/2024 tarihinde yapıldığı, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama masrafları ve ilam harçlarının da tasdik kararından önce 17/05/2014 tarihinde yatırıldığı görülmüştür.
İİK'nun "Kanun yolları" başlıklı 308/a maddesi gereğince: "(Ek: 28/2/2018-7101/37 md.) Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir..." "Konkordatonun mahkemede incelenmesi" başlıklı 304/1. maddesi gereğince:"(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." hükmüne yer verilmiştir.
Bu sayede "alacaklılar itirazlarıyla ya konkordatonun tasdikine engel olmayı ya da konkordato şartlarının kendileri açısından düzeltilmesini isteyebileceklerdir. İİK m. 308/a hükmü alacaklıların itirazına önemli bir sonuç bağlamıştır. Bu madde gereğince konkordato hakkında verilen hükme karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmak isteyen alacaklının daha önce konkordatoya itiraz etmiş olması gerekir."
İcra ve İflas Kanunu’nun 308/a maddesinin; aynı Kanun’un “Konkordatonun mahkemece incelenmesi” başlıklı 304. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmekle anılan maddede; komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, 288 inci madde uyarınca ilân edileceği, itiraz edenlerin ise, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilâna yazılacağı belirtilmiştir.
Bu düzenlemeye göre, projeye itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmemeleri hâlinde tasdik duruşmasında yer alamayacakları anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 304. maddesine ilişkin Adalet Komisyonu raporunda, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmeleri için, itiraz sebeplerini mahkemeye duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmaları gerektiği, aksi hâlde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmelerinin mümkün olmadığı, böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeninin her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesi olduğu belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesi de “Mevcut Kanunun 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü, güncellenerek metne alınmaktadır. Buna göre, mahkemenin komiseri dinledikten sonra kararını her halde kesin mühlet içinde vermesi emredilmektedir. Duruşma günü 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecektir. Yine mevcut düzenlemeden farklı olarak, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmelerinin şartı, itiraz sebeplerini, mahkemeye, duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmalarıdır. Aksi halde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmeleri mümkün olmayacaktır. Böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeni, her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesidir,…” şeklinde olup tüm alacaklıların duruşmada hazır bulunarak itirazları ileri sürmesinin konkordato sürecini aksatabileceği düşüncesiyle duruşmada hazır olabilmek için itirazların tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bununla birlikte konkordatonun yapısı tamamen şeklî olduğundan tasdik işlemlerinin bir an önce tamamlanması gerekmekte olup, konkordatoya ilişkin kanunda yer alan düzenlemelere bakıldığında borçlu lehine verilen birçok kararda kanun yolunun tamamen kapatıldığı ve sürecin bir an evvel sonuçlandırılmasının istendiği anlaşılmaktadır. Örneğin ilk derece mahkemesince verilecek geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı (İİK md. 287/son), kesin mühlet talebinin kabulü ile mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolunun kapalı olduğu (İİK md. 293/1) görülmektedir. Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi hâlinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkânı tanımayacaktır.
Bu yasal düzenlemelerden hareketle, İİK’nın 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz ve Emel Hanağası’nın İcra ve İflas Kanunu ve İlgili Mevzuat (8.b., Ankara 2022, md. 308/a, s.
291.adlı eserinde, kanun yollarına ilişkin 308/a maddesinde itiraz eden ibaresinin yanına 304/1 inci maddesine atıf yapıldığını gösterecek şekilde bu maddenin numarası yazılarak İİK’nın 308/a maddesindeki itirazın, İİK’nın 304/1 inci maddesinde düzenlenen itiraz olduğuna işaret etmişlerdir. İcra İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesine bakıldığında, duruşmaya gelecek olanları “yargılamanın uzayacağı” endişesi ile sınırlayan yasa koyucunun aynı yasanın 308 inci maddesinde temyiz yoluna gelecek olanları sınırlamadığını kabul etmek konkordatonun sistemine de aykırıdır.
Kanunun öngörmediği bir yasa yolu ve yasa yoluna başvuru hakkı yorum yoluyla da olsa kabul edilemez.
İİK’nın 308/a maddesindeki düzenleme de 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) kabul ettiği anlamda temel hak niteliğindeki hak arama özgürlüğünü kullanmayı "itiraz" şartına bağlamıştır ve bu durum da Anayasa’ya uygun bir sınırlama yöntemi olup, “itiraz eden alacaklı” deyiminden İİK’nın 304 üncü maddesinde belirtilen alacaklıları kabul etmek, hak arama özgürlüğünün ihlâli olarak değerlendirilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/6-177 Esas, 2023/250 Karar sayılı ilamı)
Konkordatonun tasdiki kararları ancak toplantıda olumsuz oy kullanan ve tasdik duruşmasının ilanından duruşmaya üç gün kalana kadar itirazlarını bildiren alacaklılar tarafından istinaf edilebilir (İİK m.308/a). Konkordatoya itiraz kurumu İcra ve İflas Kanunu'nun 304’üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş ve duruşma tarihinin gösterildiği ilanda alacaklıların duruşmadan en az üç gün öncesine kadar yazılı olarak itiraz etmek suretiyle duruşmada hazır bulunabilecekleri hususunun ayrıca gösterileceği düzenlenmiştir. Bu şekilde itiraz etmeyen alacaklıların duruşmaya katılma hakkı bulunmadığı gibi karara karşı yasa yollarına başvurma hakkı da bulunmamaktadır.
Dava konusu somut olayda yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve emsal Hukuk Genel Kurulu Kararı değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nun 304/1. maddesine uygun İİK'nun 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu Portalında gerekli ilanlar yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, istinaf yoluna başvuran müdahil ... Tic. Ve San.A.Ş tarafından yasanın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde "itiraz" edilmediğinden, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca istinaf hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle müdahil ... Tic. Ve San.A.Ş vekilinin istinaf istemlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-ç düzenlemesi uyarınca reddi gerekmiştir.
Diğer taraftan ilan edilen konkordato tastik duruşmasından önce müdahil ... Bankası A.Ş ve müdahil ... Bankası A.Ş vekilleri tarafından da İİK 304/1. maddesi gereğince süresinde itiraz dilekçelerinin sunulduğu anlaşılmakla, bu müdahiller yönünden istinaf hakkının bulunduğu sonucuna varmak gerekmiş olup bu kapsamda bu müdahiller vekillerince sunulan istinaf dilekçeleri kapsamında yapılan istinaf incelemesinde ise; Davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ilk proje ve sonradan sunulan revize projede örtülü tenzilat talep edildiği anlaşılmaktadır. ''...Dava konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir.
Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de,
İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.
İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir...
Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır. Bu nedenle bu alacaklar ile ilgili araştırma yapılarak özellikle kanunun 308/d maddesinde belirlenen teminat konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...''(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı İlamı)
Doktrinde; "...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'nun da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir; bkz.bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.ancak İsviçre'de bazı yazarlar (Dominique Junod Moser/Louis Gaillard, Commenaire romand, Poursuite et faillite, edite par Louis Dalleves-Benedict Foex, Nicolas Jiandin, Basel 2005, m.314 no.8 s.1504), İsv.İİK m.297,f.7'ye (İİK m.294, f.3) yollama yaparak, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifinin vade konkordatosu olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır...( Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova- Yeni Konkordato Hukuku s.107 dipnot 3)'' Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin doktrine bakıldığında ise; Prof. Dr. Selçuk Öztek Yeni Konkordato Hukuku kitabında; "...
B. Konkordato Talebinde Bulunulmasına İmkan Veren Haller İİK m.
285,f.1; " borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu" nun, " borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak " için konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır.
Halbuki bilim komisyonunun çalışmaları sırasında İİK m. 285, f.1; "borçlarının ödenmesinde kendisine vade verilmesini veya tenzilat yapılmasını isteyen herhangi bir borçlu konkordato talep edebilir. " şeklinde kaleme alınmıştır. Bilahare Bakanlıktaki çalışmalarda 285.maddenin 1.fıkrasına bazı ilaveler yapılmış ve bu bağlamda konkordatonun tanımlanması cihetine gidilmiştir. Mecliste Alt Komisyon çalışmaları sırasında konkordatonun kanunda tanımlanmasının uygulamada konkordatonun hukuki niteliği ve işlevi bakımından tereddüt yaratabileceğinden ve yanlış uygulamalara yol açabileceğinden madde metninden çıkarılarak içeriğinin netleştirilmesinin öğreti ve içtihatlara bırakılmasının daha uygun olacağı belirtilmiş ve tanımda yer alıp konkordatonun borçluyu borçlarından veya muhtemel bir iflastan kurtarma amacını vurgulayan kısmın birinci cümleye aktarılmasına yönelik bir önerge verilerek tasarıda değişiklik yapılmış, böylece Adalet Komisyonunda ve akabinde genel kurulda kabul edilen metin ortaya çıkmıştır. Oysa İİK m. 298, f.1, 'den ( Yeni m.İİK m.305,f.1, b (b)) tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Yeni hüküm, anlaşılabildiği kadarıyla İİK'nun sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yönteminin uygulama alanını düzenleyen m.309/m'nin "muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif" şeklindeki hükümden esinlenerek düzenlenmiştir. Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür.
Bu iki halde, bir de borçlunun borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması nedeniyle yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması halini eklemelidir. Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in " Borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... Konkordato talep edebilir. " şeklinde hükmünü geniş yoruma tabi tutmayıp, borçlunun yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması ve bu borçların tahakkuk etmesi durumunda borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması şeklinde anlamak daha doğru olacaktır.
Madde de " tehlike altında bulunma " gibi bir ölçüte dayandırılan bu son hal, kesin olmayan bir durumun ispatını gerektirmektedir. Ama bu tür belirsiz yahut tespiti tam olarak mümkün olmayan durumların ispatı türk hukukuna yabancı değildir. ( Örneğin İİK m. 258, m.177 ). Bu çerçevede "yaklaşık ispat" la yetinmek doğru olacaktır.
Borçlunun borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması halinin konkordatoya başvurma nedeni olarak kabul edilmesi aslında olumlu ve yerinde bir değişiklik olarak kabul edilebilir. Çünkü borç ödemeden aciz halinde veya borca batık durumda olan bir borçlu muhtemel bir iyileşme için artık çok geç kalmış olabilir. Önemli olan; borçlunun bu duruma düşmeden önce harekete geçebilmesinin sağlanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında 7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik çağdaş eğilimlere uygundur.
Böyle olmakla birlikte, İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması ( mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması ) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.
Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır.
Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: "Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi "teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...".
Demek ki, İİK m.285,f.1'in, "borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. " şeklindeki hükmü, konkordatoya başvurma hallerini kanun koyucunun kastetmek istemediği kadar geniş anlamaya imkan verebilecek bir hüküm olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle hüküm dikkatle yorumlanmalı ve borç ödemeden aciz halinde bulunmakla birlikte borca batık olmayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu istemesi mümkün olmamalıdır; mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan böyle bir borçlunun ancak borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine ödemek için bir süre verilmesini isteyebilmesine (vade konkordatosu) izin verilmelidir. Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.
Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: " Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur... " ; " ... Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. ".
Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: "... borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özelikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur..." Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir...
Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukuku s:158,159,160,161,162,163,164,165,166,167,168,169 ) "...İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kolektif bir tasfiye biçimidir. Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
Esasen kısa vadeli borçların ödenememesi ya da ödenememesi tehlikesi konkordatoya başvuru için yeterli olmakla birlikte varlıkları borçlarının kat be kat üstünde olan borçlular için konkordatoya müracaat kabul edilemeyeceği yerleşik Yargıtay uygulaması halindedir (Yargıtay İİD. 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670).
Konkordatonun temel amacı borçların ödenmesi olmakla birlikte 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle borçlunun işletmesinin iyileşmesi de bir işlev olarak konkordatoya yüklenmiştir. Ancak bu işlev alacaklıların alacaklarının çeşitli yollarla yok edilmesi suretiyle borçlunun borçlarından kurtulması ve buna ek olarak işletmenin kalkındırması maksadıyla kullanılamaz. Borçlu alacaklılarına mümkün olan en yüksek tatmini sağlamak zorundadır.
İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin yükünün sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun konkordato projesini niteleyen 286'ncı maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Diğer taraftan işletmenin mali durumunu gösteren tek ölçüt varlıkların borçlara (kaldıraç) oranı da değildir. Mali tablo analizinde borç ödeme kabiliyetini (likiditeyi) hesaplamaya yarayan başka oranlar (rasyolar) da bulunmaktadır. Söz gelimi cari oran, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymak bakımından önemlidir. Cari oranın ülkenin kalkınmışlığına, sektörün gerekliliklerine göre değişmekle birlikte 2:1, 1,5:1 gibi değerlerde olması yeterli görülmektedir (bkz. Akgüç, Ö.: Mali Tablolar Analizi, 15.b., İstanbul 2013, s.465 vd.). Borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan ve cari oranı tamamlayan ikinci bir rasyo da asit-test oranıdır. Bu oranda cari orandan farklı olarak paraya çevrilmesi görece daha uzun zaman alabilecek kalemler hesaplamada dikkate alınmamakta, başka bir söyleyişle nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilecek varlıkların borçları karşılama oranı göz önünde tutulmaktadır. Asit-test oranının 1:1 olması işletme finansmanında "oldukça iyi" sayılmaktadır (Akgüç, s.471).
Bu anlamda konkordatonun temel koşulu olarak ifade edilen vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında en pratik ve doğru yolun, işletmenin cari oranı ile asit-test oranı başta olmak üzere likidite oranlarının değerlendirilmesi olduğu sonucuna varılmaktadır (bkz. Karakaş, C.F.: Borca Batık Olmayan Borçlunun Tenzilat Konkordatosu İstemi ve Seçenekli Konkordato Projesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, C.XVI, 2020/3, S.47, s.782 vd.).
Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde istemci şirketin ödemelerini uzun bir vadeye yaydığı, faiz verilmesine dair bir proje unsuru öngörülmeyerek yıllık bazda borçlardan faiz oranı kadar örtülü tenzilat yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan işletmenin tek ortağının 1.000.000,-TL mertebesindeki sermayeyi arttırmak gibi bir taahhüdünün de bulunmadığı da görülmektedir.
Diğer yandan şirketin (likiditesi görece yüksek) dönen varlıklarının tutarının 53.165.666,31 TL, buna karşın kısa vadeli borçlarının 48.110.175,67 TL olduğu; bu tutarın dönen varlıklarla kolaylıkla ödenebileceği ve hatta 6.985.000,92 TL tutarındaki uzun vadeli borçlar da eklendiğinde hesaplanan 55.095.176,59 TL tutarındaki toplam borcun ödenmesi için dönen varlıklara iki milyon liradan az bir ilavenin yeterli olduğu; 2021 yılında brüt 20.000.000,-TL gelir beklendiği, Şirketin 15.703.487,72 TL'lik kaynak fazlasının olduğu ve varlık borç oranının %128,5 mertebesinde hesaplandığı anlaşılmıştır.
Bütün bu verilere göre şirketin vadesi gelmiş borçlarının tamamını derhal, bütün borçlarını da alacaklıları fazla bekletmeden ödeyebilecek güçte olmasına rağmen ödemeyi tasdik tarihinden başlatarak 13'üncü aya ertelediği ve aylık aralıklarla 36 aya yaydığı; bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, tek ortağın ve şirketin bu süreçte hiçbir yükümlülük altına girmediği ve konkordatonun finansal bir enstrüman olarak kullanıldığı değerlendirilmiştir.
Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. Nitekim oylamanın yapılmasından ve duruşmaya katılabilmek ve istinaf hakkı kazanabilmek için Yasanın aradığı (İİK m.304) üç günlük sürenin geçmesinden sonra revize proje sunulması da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Açıklanan nedenlerle ...ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve istemci şirketin konkordato tasdik talebinin reddine karar verilmek gerekmiştir..." (Bknz. Ankara BAM 23.Hukuk Dairesi'sinin 2021/1746 Esas ve 2021/1769 Karar sayılı kararı)
Yukarıdaki yasal düzenlemeler, emsal içtihat ve kararlar ile doktrindeki görüşler ve açıklamalar ışığında dava konusu somut olayda; her ne kadar yerel mahkemece, davacı şirketin konkordato talebine ilişkin davanın kabulüne, konkordatosunun İİK 306. maddesi uyarınca tasdikine, davacı borçlunun konkordatoya tabi borçlarını, konkordato revize projesi gereğince, iş bu karar tarihinden itibaren, 2024 yılı Mayıs ayından başlayarak, üçer ay ara ile 10 eşit taksitlerle (30 ayda) konkordato talep tarihi olan 16.02.2023 tarihinden itibaren yıllık % 9 faizi ile ödenmesine, karar verilmiş ise de;
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen tasdik incelemesine esas raporda sonuç olarak, davacı tarafın 31.12.2023 tarihi itibariyle Kaydi Özvarlığı'nın müsbet (+) 35.570.893,87 TL olduğundan bilançolara göre borca batık olmadığı, şirketin borç toplamının 119.787.886,39 TL, Reel değerlere göre şirketin (+) 38.742.362,99 TL borca batık olmadığının tespit edilmiş olması karşısında ilk derece mahkemesince tastik edilen " iş bu karar tarihinden itibaren, 2024 yılı Mayıs ayından başlayarak, üçer ay ara ile 10 eşit taksitlerle (30 ayda) konkordato talep tarihi olan 16.02.2023 tarihinden itibaren yıllık % 9 faizi ile ödenmesi" şeklindeki iş bu konkordato projesinin örtülü tenzilat ve vade konkordatosu içerdiği, zira karar tarihinden itibaren 2,5 yılda yıllık %9 gibi çok düşük bir faiz uygulanmak suretiyle ödeme teklifinin davacı şirketin borca batık olmadığı dikkate alındığında ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmadığı gibi ödemelerde uygulanacak vade ve faiz oranının davacı şirketin kaynaklarına göre makul seviyede olmadığı, bu haliyle borçlunun ödemeyi teklif ettiği tutarın, eşitlik ve kaynakları ile orantılı olması şartına açıkça aykırı olduğu, davacı tarafın konkordatoyu finansal bir enstrüman olarak kullanmak istemesinin konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmadığı, alacaklıların zararına olduğu, bu durumda İİK.'nun 305. maddesinde öngörülen tasdik koşulları oluşmadığından (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarih ve 2022/5037 Esas 2023/518 Karar sayılı ilamı) ve davacı tarafın borca batık durumda olmadığı hususu dikkate alınarak konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yukarıda yazılı şekilde tasdik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.
Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden istinaf kanun yoluna başvuran müdahil alacaklılar ... Bankası A.Ş ve ... Bankası A.Ş vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-b-2 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak aşağıdaki şekilde davanın reddine, müdahil ... Tic Ve San A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-ç düzenlemesi uyarınca usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
A-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2024 tarih ve 2023/132 Esas 2024/367 Karar sayılı kararına ilişkin olarak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi gereğince başvuru şartları yerine getirilmediğinden Müdahil ... Tic Ve San A.Ş'nin istinaf kanun yolu başvurusunun USULDEN REDDİNE,
1.Müdahil ... Tic Ve San A.Ş'nin yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ve 427,60 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 1.597,00 TL harcın yatıran Müdahil ... Tic Ve San A.Ş'ne iadesine,
2.İstinaf eden Müdahil ... Tic Ve San A.Ş'nin tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca Müdahil Alacaklılar ... Bankası A.Ş ve ... Bankası A.Ş vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,
1.İstinaf başvurusunda bulunan Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş'ne iadesine,
2.İstinaf başvurusunda bulunan Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş'ne verilmesine,
3.Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusunda bulunan Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş'ne iadesine,
5.İstinaf başvurusunda bulunan Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş'ne verilmesine,
6.Müdahil Alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, C-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2024 tarih ve 2023/132 Esas 2024/367 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1.Davacı şirketin konkordato talebinin REDDİNE,
2.Davacı şirket ile ilgili tüm ihtiyati tedbir kararlarının KALDIRILMASINA,
3.Konkordato komiserinin ve kayyımın görev ve yetkilerinin KALDIRILMASINA, kararın komisere ve kayyıma tebliğine,
4.İcra ve İflas Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aynı Yasa'nın 288'inci maddesi uyarınca ilanına ve bu maddede belirtilen yerlere bildirilmesine,
5.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 427,60 TL maktu ilam harcından peşin olarak alınan 179,90 TL harcın tenzili ile bakiye 247,70 TL harcın davacı şirketten alınarak hazineye irat kaydına, davacı şirket tarafından yatırılan tasdik harcının karar kesinleştiğinde davacı şirkete iadesine,
6.Davacı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına,
7.HMK' nın 333. maddesi gereği yatırılan gider/delil avansından kullanılmayan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde yeniden hüküm tesisine,
8.Kararın kesinleştirme, harç ve gider/delil avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
9.Kararın istinaf kanun yoluna başvuran müdahil vekillerine ve davacı vekiline resen tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.