17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/76
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/10/2023
NUMARASI : 2023/208 Esas 2023/814 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden
Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 26/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/09/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ve Tic. A.Ş. ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine ilişkin Yönetmelik ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun uyarınca “Görevli Tedarik Şirketi” sıfatıyla faaliyet gösteren davalı ... Satış A.Ş. arasında Lisanssız Üreticiler İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması imza altına alındığını, söz konusu Bağlantı Anlaşması’na göre, müvekkili şirket tarafından üretilen elektriğin, görevli tedarik şirketi sıfatıyla davalı şirket tarafından satın alındığını, bu bağlamda, müvekkili tarafından üretilmiş ve ... tarafından ... kapsamında satın alınmış olan elektrik alım/satım bedeline karşılık olan tahakkuk eden Ocak 2022 döneminde üretilen elektrik bedeline ilişkin alacak tutarının ... tarafından davalıya aktarılmış olmasına rağmen, söz konusu tutarın müvekkili şirkete ödenmediğini, Ocak 2022 dönemine ilişkin işbu güneş enerjisi elektrik üretim bedeline istinaden 12.02.2022 tarihli PEA2022000000019, PEA2022000000020, PEA2022000000021, PEA2022000000022, PEA2022000000023 ve PEA2022000000024 numaralı olmak üzere toplam 938.965,39 TL tutarında fatura düzenlendiğini ve borçluya iletildiğini, fatura vadesinin 07.03.2022 tarihinde gelmiş olmasına rağmen ödenmediğini ve asıl alacak üzerinden gecikme faizi işlemeye başladığını, gecikme faizine ilişkin olarak da gecikme faizi faturası düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan tüm şifahi bildirimlere rağmen davalı tarafından gerek elektrik üretim bedeli faturası gerekse gecikme faizi faturası tutarının zamanında ödenmediğini, alacakların tahsili amacıyla İzmir 21. İcra Dairesi’nin 2022/3361 Esas sayılı dosyasında 10.03.2022 tarihinde taraflarınca icra takibi başlatılarak davalı/borçluya ödeme emri gönderildiğini, borçlu/davalı tarafından dosya borcunun bir kısmı olan elektrik üretim bedeli ana para tutarının 22.04.2022 tarihinde ve 29.04.2022 tarihinde ise gecikme faizi tutarının henüz ödeme emri kendisine tebliğ olmadan önce haricen ödendiğini, ödeme emrinin, icra müdürlüğünden kaynaklanan gecikme sebebiyle 29.09.2022 tarihinde tebliğe çıktığını ve borçluya 04.10.2022 tarihinde tebliğ olduğunu, dolayısıyla davalının elektrik üretim bedelini taraflarınca icra takibine geçilmesinden ve ödeme emrinin teliğ edilmesinden sonraki bir tarihte haricen ödediğini, öte yandan, davalı tarafından borcun bir kısmı ödenmesine ve hala ödenecek tutar mevcut olmasına rağmen 04.10.2022 tarihinde borcun varlığına haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmesi neticesinde tarafların anlaşma sağlayamadığını, müvekkili ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde faaliyet gösteren ... A.Ş. ... Şubesi arasında bahse konu güneş enerjisi yatırımın finansmanının sağlanması amacıyla 18 Kasım 2016 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını ve Kredi Sözleşmesi’nin bir teminatı olarak devir alan sıfatıyla Banka ile devir eden sıfatıyla müvekkili arasında imzalanan 22 Kasım 2016 tarihli Alacak Devir Sözleşmesi akdedildiğini, bahsi geçen Alacak Devir Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirket tarafından üretim tesislerinde üretilen elektrik enerjisinin ...’e satılmasına ilişkin olarak gelecekte yapılacak tüm elektrik enerjisi satışlarından doğmuş ve doğacak hak ve alacakların tamamının Bankaya devredileceğinin hüküm altına alındığını, söz konusu alacak devrini, devir borçlularına bildirilmek amacıyla Devir İhbarnamesinin noter aracılığıyla devir borçlusu olan ...’e bildirildiğini, beraberinde devir borçlusu ... tarafından imzalanan teyit yazısının da alındığını, söz konusu Devir İhbarnamesinde, devredilen alacakların ... A.Ş. ... Şubesi nezdinde açılan banka hesabına ödenmesi gerektiğinin imza altına alındığını, Ekim 2021 tarihi itibariyle ödemelerde gecikmeler yaşandığını, Banka ve müvekkili şirket tarafından ... ile ödeme yapılmasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirildiğini, Müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu ...’in Ekim ve Kasım ayına ilişkin elektrik üretim bedeli ve gecikme faizlerinin ödenmemiş olması sebebiyle faturalardan kaynaklanan bedellerin tahsili talebi ile talep yazısı ve devamında söz konusu talep yazısına yanıt verilmemesi üzerine 1113 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek Ekim- Kasım aylarına ilişkin elektrik üretim bedeli fatura ve gecikme zammı alacaklarının talep edildiğini, ... tarafından, bahsi geçen ihtarnameye de yanıt verilmediğini ve ödeme de yapılmadığını, söz konusu ödemelerin bilahare haricen ve gecikmeli olarak ödendiğini, davalı tarafından, Aralık 2021, Ocak 2022 dönemlerinde üretilen ve ... kapsamında satın alınan elektrik bedelinin yasal süresi içerisinde müvekkili şirkete ödenmemesi ve davalının ödemelerini gerçekleştirmemeyi bir alışkanlık haline getirmesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından, kredi ödemelerinde temerrüde düşmemek adına Banka ile görüşmeler sürdürülerek Alacak Devir Sözleşmesi’nde yer alan hüküm ve koşullar uyarınca, söz konusu fatura dönemlerine ilişkin olarak alacakların tahsil edilebilmesi adına 08.03.2022 tarihinde taraflarına izin verilmesi ve alacakların geri temlik yoluyla geri devredilmesinin talep edildiğini, buna istinaden Aralık 2021 ve Ocak 2022 dönemleri elektrik üretim bedelleri ve gecikme faizlerinin talep edilebilmesi adına ayrı ayrı olacak şekilde 08.03.2022 tarihinde Banka’dan geri temlik yazısı alındığını, davalı tarafından borca itiraz dilekçesinde yer verilmiş olan, müvekkili şirketin alacaklarını temlik etmesinden hareketle takip ve dava yetkisine sahip olmadığı şeklindeki itirazının haklı bir dayanağının olmadığını, haklı davalarının kabulüne, İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2022/3361 Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davanın kanunen belirlenen yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davaya konu alacağın temlik sözleşmesi ile devredildiğini, huzurdaki davanın ikamesinden önce temlik alan tarafa iddia edilen meblağın ödendiğini, alacaklı sıfatı bulunmayan davacı tarafın itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının olmadığını, itirazın iptali davasının açılabilmesi için öncelikle geçerli bir icra takibi bulunması gerektiğini, keza, geçerli bir icra takibi için alacaklı görünen tarafın, alacaklı sıfatı taşıması ve alacağı takip yetkisinin bulunması gerektiğini, her dava için davacının ayrıca dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiğini, gerek, geçerli bir takip ve davacının alacaklı sıfatının bulunması yani husumete ehil olması gerekse, hukuki yararın bulunmasının dava şartlarından olduğunu, şu halde davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı yan ile ... A.Ş. arasında "Alacağın Temliki Sözleşmesi" akdedildiğini, T.C. Beşiktaş 26. Noterliği'nin 07.05.2018 tarihli, 30310 yevmiye numaralı Temlik Sözleşmesine ilişkin ihbarname ve teyit mektubuna istinaden davacı tarafın, müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklarını fer'ileri ve teminatları ile birlikte ... A.Ş.'ye devir ve temlik ettiğini, temlik edilen tutar üzerinde herhangi bir hakkının kalmadığını ve temlik edilen tutarla ilgili talep, tahsil ve ahzu kabz yetkisinin ... A.Ş.'ye geçtiğini kabul ve taahhüt ettiğini, davacı yan, bankadan geri temlik yazısı alındığı ve bu kapsamda alacağın tahsiline yetkili oldukları şeklinde iddialarda bulunulmuşsa da, ne davacı ne de ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, dolayısıyla hiçbir bildirim yapılmadığı gözetildiğinde müvekkili şirketin temlik sözleşmesi ile bağlı olduğunun da şüphesiz olduğunu, bu kapsamda davacı yanın müvekkili şirket nezdinde doğan alacakları talep hakkı bulunmayıp, keza doğmuş alacakların da temlik sözleşmesi kapsamında temlik alan tarafa ödendiğini, bu nedenle, temlik alan ... A.Ş.'ye davanın ihbarını talep ettiklerini, nitekim mezkur temlik sözleşmesi uyarınca, davacı tarafın müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak alacakları ile ferileri kapsamında alacaklı sıfatının bulunmadığının sabit olduğunu, davacı tarafın alacaklı sıfatının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi iddia edilen borcun ödenmiş olup, artık hukuki yarar olmadığından itirazın iptali davası açılamayacağını, davacı tarafın, İzmir 21 İcra Dairesi 2022/3361 Esas sayılı dosyası ile alacaklı sıfatı olmadığı halde icra takibi başlattığını, dava dilekçesinde de kayıtlı olduğu üzere, takibe konu edilen faturaların temlik sözleşmesi doğrultusunda ödeme yerine ödendiğini, davacının icra takibine konu ettiği faturalar nedeni ile temlik sözleşmesinde belirlenen ödeme yerine toplam 938.965,69 TL ödeme yapıldığını, ödemelerin yapılmasının temel borç ilişkisinin varlığını açıkça ikrar edildiği sonucunu doğurmayacağını, davacı yanın icra inkar tazminatı talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, açıklanan ve sayın mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle davanın, ... A.Ş.'ye ihbarına, hukuki dayanaktan yoksun, haksız davanın reddine, davacının talep miktarı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Bankanın bu davaya dâhil edilmesinde tarafların hukuki bir çıkarının bulunmadığını, dava dilekçesi ve davalının cevap dilekçesi incelendiğinde tamamen taraflar arasında borç – alacak ilişkisi bulunduğunu, söz konusu davanın icra takibine ilişkin vekalet ücreti, harç ve masraflara ilişkin olduğu dikkate alındığında, müvekkili Bankanın usul hukuku prensipleri gereğince ihbar olunan sıfatıyla yargılamada yer almasının hukuka aykırı olacağını, nitekim HMK kapsamında, taraflardan birinin davayı kaybettiği durumda, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa ihbar müessesesinin devreye girdiğini, eldeki mevcut davaya bakıldığında, hâlihazırda davalı tarafından haricen ödeme yapıldığını, akabinde icra masrafları yönünden itirazın iptali davasının kendisine karşı ikame edildiğini, mezkûr davanın, davalı tarafından kaybedilmesi durumunda ödeme yapmaları gerekecek tutarın müvekkili Bankaya rücu edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zira müvekkili bankanın gerek taraflar arasındaki sözleşmenin gerekse de elektrik alım-satım ilişkisinin tarafı olmadığını, salt olarak müvekkili bankanın kullandırılan kredi nedeniyle temlik alan sıfatında olmasının, davanın ihbarı sonucunu doğurmaması gerektiğini, müvekkili Banka ile dosya davacısı ... A.Ş. arasında (Grup Şirketler) 18.11.2016 tarihli Kredi Sözleşmesi ve devamında bu kredinin teminatı olarak 18.11.2016 tarihli Ardıl Alacaklılık ve Ardıl Alacakların Devri Sözleşmesi ile Beyoğlu 48. Noterliğinin 22 Kasım 2016 Tarih ve 146197 Yevmiye numaralı Alacak Devir Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davacı şirketin, davalı şirket nezdinde doğmuş/doğacak alacaklarını, müvekkili bankadan kullanmış olduğu Kredi ödemelerine karşılık olarak devrettiğini, müvekkili banka ile dosya davacısı ... A.Ş. arasında Beşiktaş 26.Noterliği 30298 Yevmiye ve 07 Mayıs 2018 tarihli “Ek Alacak Devir Anlaşması (Elektrik Satışları)” Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile bağlantılı olarak dosya davacısı ... Aş tarafından davalı ... Aş ye hitaben Keşide edilen Beşiktaş 26.Noterliği 30310 Yevmiye numaralı 07 Mayıs 2018 tarihli Alacak Devir İhbarnamesi ve ekinde ...
Satış A.Ş.’den müvekkili bankaya hitaben yazılmış “Teyit Mektubu” bulunduğunu, bu ekler ile müvekkili Banka ile davacı ... A.Ş. arasında akdedilen Ek Alacak Devir Sözleşmesinin ... A.Ş.’ye bildirilmiş ve teyit alınmış olduğunu, müvekkili bankanın işbu dava konusu uyuşmazlık ile bir bağlantısının bulunmadığının ortada olduğunun da görüleceğini, davacı yanın icra takibinden kaynaklı olarak bir alacak hakkı olup olmadığı hususunda müvekkili bankanın bilgisi mevcut olmamakla birlikte, davalı yanın davayı müvekkili bankaya ihbar etme nedeninin detaylı olarak izah edilmesini talep ettiklerini, sunulacak yeni iddiaları kabul etmediklerini ve bu yöndeki her türlü açıklamaya karşı itiraz/cevap hakklarını saklı tuttuklarını, müvekkili bankanın ihbar edilen sıfatında olup, aleyhine masraf ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine, mahkeme masraf ve vekâlet ücretinin dosya tarafları üzerinde bırakılmasına ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava; GES bağlantı anlaşması uyarınca elektrik üretim bedeline ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Davalı vekili tarafından görev itirazından bulunulmuş ise de her iki tarafın da tacir olması ve davanın ticari işletmeleri ile ilgili olması nedeniyle TTK’nun 4. Maddesi uyarınca dava ticari dava niteliğinde olduğundan davaya bakmaya mahkememizin görevli olması nedeniyle görev itirazı reddedilmiştir. nın reddine,
Eldeki davada; taraflar arasında GES bağlantı anlaşmasının bulunduğu, davacı tarafından üretilen elektriğin davalı şirkete satıldığı, taraflar arasındaki GES bağlantı anlaşması uyarınca davacının ürettiği elektriği davalıya satışından kaynaklanan alacak haklarını ... A.Ş.’ye temlik sözleşmesi ile temlik ettiği, davacı tarafça 2022 yılı Ocak ayına ait elektrik üretim bedellerine ilişkin 12/02/2022 tarihli faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe konu bu alacak ve işlemiş faizinin takip tarihinden sonra ödeme emrinin tebliğinden ve dava tarihinden önce davalı tarafça alacaklı sıfatıyla ... A.Ş. adına davacıya ait hesaba 22/02/2022 tarihinde ödendiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 2022 yılı Ocak ayına ait elektrik üretim bedellerine ilişkin 12/02/2022 tarihli faturalardan kaynaklanan alacağın davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki temlik sözleşmesi uyarınca dava dışı ... A.Ş. ye temlik edilen alacaklar arasında olup olmadığı, söz konusu bu alacağın dava dışı ... A.Ş. tarafından geri temlik ile davacıya temlik edilip edilmediği, dolayısıyla davacının aktif takip ve dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davacının, takibe konu alacağın takip tarihinden sonra davadan önce ödenmesi nedeniyle icra takip masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini talep etmekte haklı olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Davacı şirketi ile dava dışı ... A.Ş. arasında Beyoğlu 48. Noterliğinin 22 Kasım 2016 Tarih ve 146197 Yevmiye numaralı Alacak Devir Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile davacı şirketin, davalı şirket nezdinde doğmuş/doğacak bütün alacaklarını, dava dışı bankadan kullanmış olduğu kredi ödemelerine karşılık olarak dava dışı bankaya temlik ettiği, davacı şirket tarafından dava dışı Banka’ya 08.03.2022 ve 21.02.2022 tarihli yazılar ile müracaat edilerek davalı şirket tarafından ödenmeyen Aralık 2021 ve Ocak 2022 faturalarına ilişkin olarak alacakların tahsil edilebilmesi için taraflarına izin verilmesi ve bu alacaklar yönünden geri temlik yapılmasının talep edildiği, yine davacı tarafından Beyoğlu 48. Noterliği 16.02.2022 Tarih ve 35742 Yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, davalı nezdindeki alacağın takibi için dava dışı Bankadan Yetki istendiği, dava dışı temlik alan bankanın 08.03.2022 tarihli yazısı ile “…. Devir eden sıfatıyla aşağıdaki listede adı geçen şirketler ve Devir Alan sıfatıyla ... A.Ş. ... Şubesi arasında 22.11.2016 tarihinde Alacak Devir Sözleşmesi tahtında Devir Alan sıfatıyla Bankamız lehine tesis edilen alacağın temlikine ilişkin olarak, aşağıdaki listede (Ek liste) belirtilen tarih ve numaralı faturalara dayalı alacak, hakkımız işbu Geri Devir yazımızın verilme tarihi itibariyle fek edilmiştir/geri devir edilmiştir. ……” denildiği, ek liste incelendiğinde dava konusu takibe konulan alacağın da yer aldığı, dolayısıyla davacının dava konusu alacak için takip ve dava hakkının ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı borçlunun, 10.03.2022 takip tarihinden sonra, ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiği 04.10.2022 tarihinden önce takip konusu alacağın tamamını 22.04.2022 ve 29.04.2022 tarihlerinde davacının ... A.Ş. ... şubesi nezdindeki hesabına ödediği, davacı vekilinin icra takip giderleri ve icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini talep etmiştir.
Borçlu davalı, takipte talep edilen asıl alacağın tüm ferilerine de itiraz ettiğinden ve itiraz sonucu takip tamamen durduğundan, icra giderleri, vekalet ücreti ve faiz vs. yönünden duran takibin devamı için itirazın iptali davası açılmasında davacının hukuki yararı mevcut olup, bu feri taleplere ilişkin hesaplamalar kararın infazı aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirileceğinden, mahkememizce davaya konu borç fer'ileri ile ilgili rakam ve miktar belirtilmeksizin yalnızca icra takip gideri ve icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptali ve takibin devamına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile, "Davacının davasının KABULÜNE, Davalı borçlunun, İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2022/3361 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın yalnızca icra takip giderleri ve icra vekalet ücreti yönünden iptali ile bu istekler yönünden takibin devamına, "şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davaya konu alacağın temlikli olduğu hususu göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı bir karar verildiğini, davaya konu alacağın temlik sözleşmesi ile devredilmiş olup huzurdaki davanın ikamesinden önce temlik alan tarafa iddia edilen meblağın ödendiğini, alacaklı sıfatı bulunmayan davacı tarafın itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, itirazın iptali davasının açılabilmesi için öncelikle geçerli bir icra takibinin bulunmasının gerektiğini, davacı yanın bankadan geri temlik yazısı alındığı ve bu kapsamda alacağın tahsiline yetkili oldukları şeklinde iddialarda bulunulmuşsa da, ne davacı ne de ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davacı tarafın alacaklı sıfatının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi iddia edilen borç ödenmiş olup, artık hukuki yarar olmadığından itirazın iptali davasının açılamayacağını, davacının icra takibine konu ettiği faturalar nedeni ile temlik sözleşmesinde belirlenen ödeme yerine İzmir 21 İcra Dairesi 2022/3361 Esas sayılı icra dosyasına konu alacaklar kapsamında toplam 938.965,69 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarının dosyada mübrez olduğunu, mahkemece kurulan hükmün usule de uygun olmayıp, infazının kabil olmadığını, mahkemece dava tarihinde davacı tarafın varsa alacak tutarının tespit edilmesinin ve buna göre takibin hangi miktar üzerinden devam edileceğine karar verilmesi gerektiği halde bunun yapılmadığını, hiçbir tutar belirtilmeden "itirazın yalnızca icra takip giderleri ve icra vekalet ücreti yönünden iptali" şeklinde izaha muhtaç bir hüküm kurulduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılıp yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava satıma dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2022 tarih ve 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı emsal kararı; '"..Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.
Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 16.02.2010 tarihinde Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2010/1841 E. sayılı icra dosyasında, cari hesap alacağına dayanılarak 59.365,99TL asıl alacak, 2.600TL işlemiş faiz toplamı 61.965,99TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin davalıya 17.02.2010 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davalı borçlu tarafından 22.02.2010 tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiş, aynı gün asıl alacak miktarı olan 59.365,99TL davacının banka hesabına havale edilerek haricen ödenmiştir.
Dava dilekçesi incelendiğinde, icra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın haricen ödendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen asıl alacak miktarının haricen ödendiği ihtilafsız olduğu hâlde, ödenen asıl alacak miktarı da harca esas değer olarak gösterilerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Az yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.
Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir...'' şeklindedir.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 183. maddesi “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir” hükmünü öngörmektedir. Alacağın temliki, mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Kanunun 183’üncü maddesindeki unsurlara göre, alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir. Yine, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışında öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer (TBK m.
189.BK. M 168). Devir işleminin yapıldığı ana kadar devir işleminin dışında kalan ve işlemin tarafı olmayan borçlu, işlemin yapıldığı andan itibaren devir işleminin tarafı olur ve haklarını üçüncü kişiye karşı ileri sürebilir. Dolayısıyla; borçlu, devir yapılmamış olsaydı önceki alacaklısına ne gibi def'ilerde bulunmak olanağına sahip idiyse, bu def'ileri yeni alacaklıya karşı da kullanabilir. (TBK m.188 - BK m. 167).
Somut olayda ;
Davacı tarafından üretilen elektriğin davalı şirkete satıldığı, taraflar arasındaki GES bağlantı anlaşması uyarınca davacının ürettiği elektriği davalıya satışından kaynaklanan alacak haklarını ... A.Ş.’ye temlik sözleşmesi ile temlik ettiği, davacı tarafça 2022 yılı Ocak ayına ait elektrik üretim bedellerine ilişkin 12/02/2022 tarihli faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için davalı aleyhine İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2022/3361 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe konu bu alacak ve işlemiş faizinin takip tarihinden sonra ödeme emrinin tebliğinden ve dava tarihinden önce davalı tarafça alacaklı sıfatıyla ... A.Ş. adına davacıya ait hesaba 22/02/2022 tarihinde ödendiği, davalı tarafından sadece ana para ve gecikme zammı tutarında ödeme yapılmış olup icra harç ve masrafları ve kanundan doğan hak olan vekalet ücreti alacağına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, icra takibinden sonra ancak ödeme emrinin tebliğinden önce borçlu tarafından ödeme yapılması durumunda, borçlunun takip başlatılmasına sebep olduğundan takip giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğini beyanla itirazın iptali talebiyle dava açılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde davacının alacaklı sıfatının bulunmadığını, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi iddia edilen borcun ödenmiş olup, artık hukuki yarar olmadığından itirazın iptali davası açılamayacağını, davacı tarafın alacaklı sıfatı olmadığı halde icra takibi başlattığını, takibe konu edilen faturaların temlik sözleşmesi doğrultusunda ödeme yerine ödendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ihbar olunan temlik eden bankanın cevabi yazısı ve eklerinde belirtildiği üzere devir sözleşmesi ile alacak takipten önce davacıya devir edilmiş olduğundan davacının dava konusu alacak için takip ve dava hakkının bulunmasına, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmasına, mahkemece davaya konu borç fer'ileri ile ilgili rakam ve miktar belirtilmeksizin yalnızca icra takip gideri ve icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/10/2023 tarih, 2023/208 Esas ve 2023/814 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 157,75 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/09/2024