Esas No
E. 2021/748
Karar No
K. 2024/1168
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

17. Hukuk Dairesi

E. 2021/748 K. 2024/1168 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/748, K. 2024/1168, T. 17.10.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/748
Karar No
2024/1168
Karar Tarihi
17.10.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/748 Esas

KARAR NO: 2024/1168

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/02/2021

NUMARASI: 2015/994 Esas, 2021/85 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 17/10/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 05.01.2015 tarihinde 1 yıl süreli sözleşme akdedildiği, bahse konu sözleşmenin davalı tarafından 07.09.2015 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, feshin haksız olduğunu, haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 7. maddesine göre ödenmesi gereken Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarına ilişkin her ay için 8.500 + KDV olmak üzere 40.120,00 TL + 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, taraflar arasındaki sözleşmenin 7/c maddesinde hüküm altına alınan ajansın ürettiği tüm tasarımların görsel ve yazılı basın, internet portalları v.b kanallarda kullanılması sırasında yapılan medya satın almalarında ajans toplam bütçenin % 6 sının reklam verene faturalandıracağı hükmü gereği, sözleşmenin erken feshi nedeniyle mahrum kaldığı 4 aylık tutarın HMK 107 maddesi gereği tespiti ve dönemlere göre ödenmesi gereken tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme yapıldığının doğru olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen beklenen yararın sağlanamadığını, işlerin zamanında teslim edilmediğini, tek düze çalışmalar yapıldığını, beklenen yarar sağlanamadığından sözleşmenin ihtarname ile feshedildiğini, sözleşmenin 7/c maddesine ilişkin hizmet verilmediğini, davacının 7/c'deki medya satın almalarının yapması için sözleşmenin 6. maddesindeki şirketin özel onayının alınmasının şart olduğunu, davacıya sadece görsel ve yazıl mecralarda fiyat alma konusunda yetki verildiğini ancak satın alma yetkisi verilmediğini, % 6 komisyon talebini davacının kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında 05.01.2015 imza ve başlangıç tarihli, 1 yıllık reklam işbirliği sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin süre bitiminden önce davalı tarafça Beşiktaş ... Noterliğinin 07.09.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, sözleşmede hedeflenen hedeflere ulaşılamaması ve gereken nitelikte işlerin yapılmadığı gerekçesiyle feshedildiği, akabinde Mahkememizdeki iş bu davanın davacı tarafça açıldığı, sektörel bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarında, davalı şirketçe ileri sürülen fesih sebeplerinin somut sebepler olmadığı, dolayısıyla haklı bir fesih olmadığı belirtilerek, sözleşmenin devamı müddetince davacı şirketin mahrum kaldığı meblağ ile taraflar arasındaki sözleşmenin 7/c maddesi gereğince davacı tarafından tasarlanan ve hazırlanan reklam görselleri ve tasarımlarının, sözleşme dönemi ve fesihten sonraki kalan süre içerisinde, 3. Şahıs ajans ve mecralarda kullanılması durumunda, davacının talep edebileceği %6 lık komisyon tutarı bilirkişi aracığıyla hesaplandığı, Borçlar Kanunu hükümlerine göre manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile taraflar arasındaki süreli sözleşmenin, süre bitiminden önce davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi sebebiyle 24.000,72-TL mahrum kalınan kar bedeli ile taraflar arasındaki sözleşmenin 7/c maddesi gereğince, davacının talep edebileceği 65.581,62-TL tazminatın, dava tarihi olan 13.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmeye aykırı bir davranış sebebiyle kişilik hakları zarar gören kişinin manevi tazminat talep edebileceğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı sebebiyle manevi tazminatın reddedilmesinin Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından haksız fesih tarihinden sonraki 4 aylık hizmet bedeline katlanılması gereken maliyetten davacı için düşülmesi gerektiği nedeniyle % 40 indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece indirimsiz bedel üzerinden müvekkile ödenmesine karar verilmesini gerektiğini, manevi tazminatın tamamen reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle davacının tüm taleplerinin reddi gerektiğini, Mahkemenin kısmen kabul kararının doğru olmadığını, davacının ödenmeyen 4 aylık ücretini talep ettiğini, Mahkemece indirim yapılarak 24.000,72-TL sine karar verildiğini, ancak müvekkili tarafından Eylül ayı ücretinin ödendiğini, bu ödeme düştükten sonra hesabın 3 ay üzerinden yapılması ve indiriminde bunun üzerinden yapılması gerektiğini, davacının sözleşmenin 7/c maddesi gereğince komisyon talep ettiğini, maddede hizmetin faturalandırılacağından söz edildiğini, müvekkili şirkete fatura gönderilmediğini,davacının komisyon talebinin dayanağının bulunmadığını, yine bilirkişinin bu taleple ilgili olarak Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... firmasına ait BA formları incelendiğinin belirtildiğini, oysa müvekkilinin hiç bir dönemde Beykoz Vergi Dairesi mükellefi olmadığı, raporda belirtilen 2015-2016 yıllarında müvekkilli şirketin Beşiktaş Vergi Dairesi mükellefi olduğunu, bu konudaki uyarılara rağmen Mahkemenin bu hususu dikkate almayarak karar verdiğini, raporda ... Ltd Şti ile ilgili faturadaki hizmetin reklam yayınlama bedeli olup olmadığına tereddüt edildiğinin anlaşıldığını, bu faturanın sponsorluk ödemesi ile ilgili olduğunu, reklam hizmeti olmadığını, BA formlarına dayanılarak bir talepte bulunulmasının mümkün olmadığını belirterek kararda 65.581,62-TL'nin kabulü yönünde verilen kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle mahrum kalınan kar, manevi tazminat ve sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedelin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 05.01.2015 tarihinde 1 yıl süreli Reklamveren-Reklam Ajansı Hizmet ve İşbirliği Sözleşmesi imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinafa konu uyuşmazlık; sözleşmenin feshinde davalının haklı olup olmadığı, davacının sözleşme kapsamında bakiye hizmet bedeline hak kazanıp kazanmadığı, yine sözleşme kapsamında komisyon bedeline hak kazanıp kazanmadığı ve miktarı ile davacının manevi tazminat talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Mahkemece uyuşmazlık konusunda bilirkişi raporu alınmıştır.

Bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı arasındaki sözleşme kapsamında, davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususların sözleşmenin haklı feshi için somut sebep olarak değerlendirilemediğini, davacının taleplerine ilişkin mali olarak kalan süre sabit aylık ücret sebebiyle mahrum kalınan tutar imtina edilen masraflar hariç hesaplandığında 24.072,00 TL olduğunu, davacının sözleşmenin 7/c maddesi kapsamındaki davacı tarafından tasarlanan ve hazırlanan reklam görselleri ve tasarımlarının sözleşme dönemi ve fesihten sonraki kalan süre içerisinde 3. şahıs mecra ve ajanslarda kullanılması durumunda davacının sözleşme gereği %6 komisyon hakkının saklı olduğu, ancak kullanıldığının ve miktarının tespitine yarar şekilde bilgi ve belgenin taraflarca sunulmadığından belirlenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda özetle; Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 2015 yılı ve 2016 yılı Ocak ayına ilişkin ... firmasına ait BA formları incelenmesinde, BA formlarında davalının hizmet ve mal satın aldığı şirketlere ilişkin şirket ünvanı ve fatura tutar va adetlerinin ihtiva eden döküm olduğunu, fatura içeriklerini tespit etmenin mümkün olmadığını, ancak dökümde gazete ve reklama şirketlerine ilişkin ayrışım yapmak söz konusu olduğunu, BA formlarında 2015 yılına ait Reklam ve Gazete firmalarından toplam 293,207,00 TL fatura kayıtlandığını, hesaplanan 293.207,00 TL tutara ilişkin % 6 prim 17.592,42 TL olarak hesaplandığını, 2016 yılı BA formlarında Reklam ve Gazete firması kaydının mevcut olmadığını,yine sunulan BA formlarında aşağıda unvanı yazılı "... Tic.Ltd.Şti" ilişkin satın alınan hizmetin reklam yayınlama hizmeti olduğu kabulü halinde % 6 oranında prim 47.989,20 TL olarak hesaplandığını, davalı tarafından sunulmayan hususlarda Mahkemeye gelen yazı cevapları içeriğinde tespit edilen sözleşme kapsamına giren davacının talep edebileceği komisyon tutarına esas gelen yazı cevabında tespit edildiği belirtilmiştir.

Davalı tarafından davacıya keşide edilen Beşiktaş ...Noterliği'nin ... yevmiye 07 Eylül 2015 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar yapılan çalışmaların sözleşmenin 2.maddesinde belirtilen kalitenin korunması ve yükseltilmesi düzeyinde olmadığı, kampanyalarda görülen imaj eksikliği ve özellikle pazar ve rakip araştırması konusunda yetersiz kalındığı ve bu çerçevede raporlama yapılmaması gibi nedenlerle sözleşmeden beklenilen yaranın sağlanamadığı, işlerin zamanında teslim edilmediği, titiz davranılmadığı ve çalışmaların etkisiz olduğu, yaratıcı nitelikte olmadığından bahisle sözleşmenin devamının çekilmez olduğunu belirterek sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir. Davalı, sözleşmenin feshinin haklı olduğunu, davacı ise feshin haksız olduğunu iddia etmiştir. Öncelikle sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme bir yıllık olup davalı sözleşmenin sona ermesinden 4 ay önce gönderdiği fesih ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davalı, Mahkemeye sunduğu 08.02.2016 tarihli 2.cevap dilekçesinde, sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2015 Ocak ayından Eylül ayına kadar sözleşmeden umduğu yararı görmediğini, ancak yine de sözleşmeyi sürdürdüğünü, davacının medya satın almalarına dayanarak, sözleşmenin 7/c maddesinde belirtilen % 6 komisyona karşılık fatura düzenleyebilmek için toplam bütçe rakamını talep etmesi üzerine sözletmeyi feshetme kararı aldığını belirtmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. HD'nin 2016/991 Esas, 2018/5119 Karar sayılı kararı).

TBK'nın 223. Maddesi ise: "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmünü haizdir.

Davalı tarafça sözleşmedeki edimlerin eksik ve ayıplı olarak yerine getirilmiş olduğu iddia edilmiş ise de, davalı, ihtarname içeriğinde ileri sürdüğü fesih gerekçelerini somutlaştırmamış ve bu iddialarını delillendirmemiştir. Bununla birlikte, davalı süresinde ayıp ihbarında bulunmamış ve hizmeti TBK 223. maddesine göre mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının sözleşmeyi süresinden önce feshinin haksız olduğu değerlendirilmiştir. Yargıtay 23 HD 2016/8440 E-2019/4832 K. Sayılı 20.11.2019 tarihli ilamında sözleşmenin haksız feshi halinde talep edilebilecek zararın 6098 sayılı TBK'nun 408.maddesi kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.6098 sayılı TBK'nın 408.maddesinde; "İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir." düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli 2017/(13)3-2243 E-2021/1193 K. sayılı ilamında, BK’nın 325/2 maddesi (TBK 408/2) hükmünün resen nazara alınması gerektiği, davalının isteği olup olmasına bakılmaksızın Mahkemece doğrudan doğruya uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda TBK 408.maddesi hükmü gereğince bilirkişi tarafından davacının kalan süre sabit aylık ücretinden, katlanması gereken maliyetlerin düşülmesi sonucu 24.072,00 TL olarak hesaplanmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde sabit ücret bedelindeki indirim oranına itiraz etmiş ise de, davacı vekili tarafından, daha düşük maliyetlere katlanıldığına ilişkin bir iddia ve delil sunulmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili ise, Eylül ayı ücretini ödediğinden bahisle Eylül ayı ücreti düştükten sonra hesabın 3 ay üzerinden yapılması ve indiriminde bunun üzerinden yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, ek bilirkişi raporunda Eylül ayına ilişkin tanzim edilen faturanın Ağustos dönemine ilişkin olduğu taraf kayıtları üzerinde tespit edildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin hiç bir dönemde Beykoz Vergi Dairesi mükellefi olmadığı, raporda belirtilen 2015-2016 yıllarında müvekkilli şirketin Beşiktaş Vergi Dairesi mükellefi olduğunu, bu konudaki uyarılara rağmen Mahkemenin bu hususu dikkate almayarak karar verdiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Dosya kapsamına Beykoz Vergi Dairesi'nin 19.06.2019 tarihli yazısı ile davalı şirketin 2015 yılı (tüm ay) ve 2016/1. Ayına ait Form BA' larının gönderildiği bildirilmiştir. Davalı şirketin gönderilen BA form içeriklerine açıkça bir itirazı bulunmadığından formaları gönderen Vergi Dairesinin davalının mükellefi olduğu vergi dairesi olup olmadığının bu dosyada sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili bir diğer istinaf nedeni olarak BA formlarına dayanılarak bir talepte bulunulamayacağını ve sözleşmenin 7/c maddesine göre talep edilen bu hizmetin faturalandırılması gerektiğini, hizmet verilmediği için faturalandırılmadığını ileri sürmüştür. Sözleşmenin 7/c maddesine göre davacı tarafından tasarlanan ve hazırlanan reklam görselleri ile tasarımlarının sözleşme dönemi içerisinde 3.şahıs mecra ve ve ajanslarda kullanılması durumunda davacının, toplam bütçenin % 6 sı oranında komisyon alacağı kararlaştırılmıştır. Davacının medya satın almalarına dayanarak, sözleşmenin 7/c maddesinde belirtilen % 6 komisyona karşılık fatura düzenleyebilmek için toplam bütçe rakamını talep etmesi üzerine, davalının sözleşmeyi feshettiği davalının kabulündedir. Davacının komisyon bedelini hesap edilebilmesi ve faturalandırabilmesi için gerekli olan toplam bütçe miktarı, davalı tarafından davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu halde davalının, söz konusu maddede bu hizmetin faturalandırılacağından söz edildiğini, davacı tarafından bu hizmetin karşılığı olarak fatura gönderilmediğini, bunun nedeninin de böyle bir hizmetin verilmemiş olmasından kaynaklandığını ileri sürmesi, Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaz. Diğer taraftan, davalı, davacının sözleşmeye göre hakkettiği % 6 oranında komisyonun bu miktar olmadığına ve bilirkişi raporunda hesap edilenden daha düşük olduğuna dair herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı vekili manevi tazminat yönünden kararı istinaf etmiştir. Sözleşmenin feshi kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceğinden, manevi tazminatın koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, mahkemece davacının manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi yerindedir.Davacı vekili, manevi tazminatın tamamen reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin manevi tazminat davalarında ücret başlıklı 10/3 maddesi; "Bu davaların tamamının reddi durumunda, avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece reddedilen manevi tazminat talebi yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de; AAÜT tarifesine göre, taraflar lehine takdir edilecek avukatlık ücreti karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirleneceğinden ve kararın kaldırılması halinde yeniden verilen karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine göre Asliye Mahkemelerinde takip edilen işlerde maktu vekalet ücreti 30.000,00-TL olduğu dikkate alındığında, istinaf eden davacının aleyhine karar verilemeyeceği gözetilerek bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/994 Esas, 2021/85 Karar sayılı ve 09/02/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.530,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.102,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.17.10.2024

İlgili Mevzuat & Etiketler
REDDİNE İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 492 sayılı Harçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. HD'nin 2016/991 Esas, 2018/5119 Karar sayılı kararı). TBK'nın 223. Maddesi ise: "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmünü haizdir. Davalı tarafça sözleşmedeki edimlerin eksik ve ayıplı olarak yerine getirilmiş olduğu iddia edilmiş ise de, davalı, ihtarname içeriğinde ileri sürdüğü fesih gerekçelerini somutlaştırmamış ve bu iddialarını delillendirmemiştir. Bununla birlikte, davalı süresinde ayıp ihbarında bulunmamış ve hizmeti TBK 223. maddesine göre mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının sözleşmeyi süresinden önce feshinin haksız olduğu değerlendirilmiştir. Yargıtay 23 HD 2016/8440 E-2019/4832 K. Sayılı 20.11.2019 tarihli ilamında sözleşmenin haksız feshi halinde talep edilebilecek zararın 6098 sayılı TBK'nun 408.maddesi kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.6098 sayılı TBK'nın 408.maddesinde; "İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir." düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli 2017/(13)3-2243 E-2021/1193 K. sayılı ilamında, BK’nın 325/2 maddesi (TBK 408/2) hükmünün resen nazara alınması gerektiği, davalının isteği olup olmasına bakılmaksızın Mahkemece doğrudan doğruya uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda TBK 408.maddesi hükmü gereğince bilirkişi tarafından davacının kalan süre sabit aylık ücretinden, katlanması gereken maliyetlerin düşülmesi sonucu 24.072,00 TL olarak hesaplanmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde sabit ücret bedelindeki indirim oranına itiraz etmiş ise de, davacı vekili tarafından, daha düşük maliyetlere katlanıldığına ilişkin bir iddia ve delil sunulmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili ise, Eylül ayı ücretini ödediğinden bahisle Eylül ayı ücreti düştükten sonra hesabın 3 ay üzerinden yapılması ve indiriminde bunun üzerinden yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, ek bilirkişi raporunda Eylül ayına ilişkin tanzim edilen faturanın Ağustos dönemine ilişkin olduğu taraf kayıtları üzerinde tespit edildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin hiç bir dönemde Beykoz Vergi Dairesi mükellefi olmadığı, raporda belirtilen 2015-2016 yıllarında müvekkilli şirketin Beşiktaş Vergi Dairesi mükellefi olduğunu, bu konudaki uyarılara rağmen Mahkemenin bu hususu dikkate almayarak karar verdiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Dosya kapsamına Beykoz Vergi Dairesi'nin 19.06.2019 tarihli yazısı ile davalı şirketin 2015 yılı (tüm ay) ve 2016/1. Ayına ait Form BA' larının gönderildiği bildirilmiştir. Davalı şirketin gönderilen BA form içeriklerine açıkça bir itirazı bulunmadığından formaları gönderen Vergi Dairesinin davalının mükellefi olduğu vergi dairesi olup olmadığının bu dosyada sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekili bir diğer istinaf nedeni olarak BA formlarına dayanılarak bir talepte bulunulamayacağını ve sözleşmenin 7/c maddesine göre talep edilen bu hizmetin faturalandırılması gerektiğini, hizmet verilmediği için faturalandırılmadığını ileri sürmüştür. Sözleşmenin 7/c maddesine göre davacı tarafından tasarlanan ve hazırlanan reklam görselleri ile tasarımlarının sözleşme dönemi içerisinde 3.şahıs mecra ve ve ajanslarda kullanılması durumunda davacının, toplam bütçenin % 6 sı oranında komisyon alacağı kararlaştırılmıştır. Davacının medya satın almalarına dayanarak, sözleşmenin 7/c maddesinde belirtilen % 6 komisyona karşılık fatura düzenleyebilmek için toplam bütçe rakamını talep etmesi üzerine, davalının sözleşmeyi feshettiği davalının kabulündedir. Davacının komisyon bedelini hesap edilebilmesi ve faturalandırabilmesi için gerekli olan toplam bütçe miktarı, davalı tarafından davacı tarafa bildirilmemiştir. Bu halde davalının, söz konusu maddede bu hizmetin faturalandırılacağından söz edildiğini, davacı tarafından bu hizmetin karşılığı olarak fatura gönderilmediğini, bunun nedeninin de böyle bir hizmetin verilmemiş olmasından kaynaklandığını ileri sürmesi, Türk Medeni Kanunu TBK md.223 K6102 md.223 K6100 md.353 TBK md.408/2 TTK md.23/1 K6098 md.408 HMK md.107 TBK md.408
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog