Esas No
E. 2023/3340
Karar No
K. 2024/5971
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2023/3340 E.  ,  2024/5971 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/531 Esas, 2023/448 K.
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2014/831 E., 2019/297 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.06.2011 tarihinde, WAB-S (AgNPs) Wision Anti bacterial Solution Sprey, WAB-H Wision Anti bacterial Solution, WAB-G (AgNPs) Wision Anti bacterial Solition, WAB-A (AgNPs) Wision Anti bacterial Solition, WAB-ST (AgNPs) Wision Anti bacterial Solition ürünlerin bayilik, alt bayilik, doğrudan ve/veya dolaylı satışına ilişkin "Distribütörlük Sözleşmesi"nin imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalıya 81.300,00 euro ve 47.000,00 USD ödeme yapıldığını, bu sözleşme kapsamında sözleşme konusu ürünlere ait her türlü destek, eğitim, resmi evrak ve test raporlarının verileceğinin de davalı tarafından taahhüt edildiğini, ürünlerin özellikle sağlık mevzuatına uygun bir şekilde üretimlerinin de davalının sorumluluğunda olup, davalının satışa hazır şekilde ürün taahhüdünde bulunduğunu, davalı tarafından yasalara uygun şekilde üretildiği taahhüt edilen ürünlerin satışı ile ilgili olarak dava dışı Zenith Chem Kimya San. ve Dış. Ltd. Şti.'ne de yetki verildiğini, davalı şirket tarafından bu firmaya satılan ''1.000 Lt Wision Antibacterial Solution'' isimli ürünlerin müvekkilince bu firmadan satın alınarak dava dışı Wision Medikal Dış Tic. Ltd. Şti.'ne satıldığını, ancak Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu yetkilileri tarafından Wision Medikal Dış Tic. Ltd. Şti. nezdinde yapılan denetim neticesinde, davalı şirket tarafından üretilmiş olan bu ürünlerin Biyosidal Ürünler Yönetmeliğinin 57 nci maddesi ile Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 282 nci maddesi gereğince satışı tehlikeli bir ürün olması nedeniyle idari para cezası verilerek söz konusu ürünlerin imhasına karar verildiğini, bu ürünlerin halk sağlığını tehdit etmesi nedeniyle satışı yasak bir ürün olduğunun açık olduğunu, tüm bu sebeplerle taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından verilen ürün ile ilgili taahhütlerin asılsız olduğunu, ayrıca ürünün satışa arzı için gerekli analiz sertifikaları ve test raporlarının davacıya verilmediğini, bu sebeplerle imzalanan sözleşmenin davacı tarafından 20.09.2013 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davalıya yapılan 81.300,00 euro ve 47.000,00 USD tutarındaki ödemelerin iadesinin talep edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine icra takibine geçildiğini, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeyi ihlal edenin davacı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada, davacı-karşı davalının sözleşmenin 4.3 maddesine göre aylık en az 1000 kg ürün almayı taahhüt ettiğini, sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı taraf olduğunu, davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle müvekkili şirketin kar yoksunluğuna uğradığını ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında 01.06.2011 tarihinde başlayan tek satıcılık sözleşmesinin davacı tarafından Beşiktaş 25.Noterliğinin 20.09.2013 tarih, 32240 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ürün ile ilgili taahhütlerin asılsız olması, ürünün satışa arzı için gerekli raporların verilmemiş olması nedeniyle feshedildiği, ödemelerin yapılması için davalı tarafa 3 gün süre verildiği, davacı tarafça olağanüstü fesih yolu ile sözleşmenin feshedildildiği, sözleşmenin haklı sebeple feshi için, sebebin hem objektif hem de subjektif açıdan belli bir ağırlık taşıması, yani belirli bir önem derecesine sahip olması gerektiği, bunun anlamı, ortaya çıkan sebebin hem dürüstlük kuralına hem de somut olayda fesih hakkını kullanmak isteyen taraf açısından derhal feshi haklı kılacak nitelikte olması gerektiği, sebebin objektif ağırlığı dürüstlük kuralı çerçevesinde, haklı sebebin varlığını iddia eden taraftan, sözleşme süresinin sonuna ya da en yakın olağan fesih dönemine kadar devamının beklenemediği hallerde mevcut olduğu, ortaya çıkan şartların objektif açıdan belli bir ağırlık taşıyıp taşımadığı, aynı şartlar altında makul bir insanın o şartlar karşısında sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkının olup olmayacağına bakılarak tespit edileceği, ortaya çıkan sebeplerin, yalnızca sözleşmenin karşı tarafına göre sözleşmeye devamı çekilmez hale getirmiş olması haklı sebebin değerlendirilmesinde yeterli olmadığı için objektif bir değerlendirme yapıldığı, gerek 08.03.2017 tarihli raporda, gerekse farmakoloji uzmanı eklenmek suretiyle oluşturulan heyet tarafından tanzim olunan 06.02.2019 tarihli raporda ürün etkinliğinin gerektiği gibi olduğu, ürünlerin halk sağlığını tehdit eder niteliğinin bulunmadığı, kesilen cezaların ürünlerin bakanlık ruhsatlarının alınmamasından kaynaklandığı, dolayısıyla feshin haksız olduğu sonucuna varılmış olmakla açılan asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, karşı dava bakımından yapılan değerlendirmede, karşı dava ile mahrum kalınan kazanç kaybı talep edilmiş ise de, bu hususun tespitine yönelik somut delil ibraz edilmediği, kar kaybı talebine ilişkin olarak ayrıntılı gelir gider listelerinin sunulmadığı, bu sebeple davalının kazanç kaybı olup olmadığının, kazanç kaybı bulunmakta ise tespitinin mümkün olmadığı, tanzim olunan bilirkişi raporuna da davalı tarafça bir itirazın bulunmadığı anlaşılmakla karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşme konusu ürünlerin halk sağlığını tehdit eder nitelikte olmadığı, nitekim idari yaptırım tutanağına göre idari para cezasının kesilmesinin sebebinin ürünlerin niteliğine ilişkin olmayıp Yönetmelikte belirtilen izinlerin alınmamış olması olduğunun görüldüğü, bu durumda davacının sözleşmeyi fesih sebebinin haklı sebep niteliğinde olmadığı ve asıl davaya konu talebinin yerinde olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı- karşı davacının karşı dava yönünden katılma yoluyla istinaf hakkı bulunmadığından, karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı- karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı- karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik yaptığı katılma yoluyla istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava itirazın iptali, karşı dava maddi tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3.Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog