7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı firmaya sigorta poliçeleri düzenlendiğini, davalı firma sigorta poliçeleri primlerinden kaynaklanan borçlarının bir kısmını ödemediğini, cari hesap ilişkisinde ödenmemiş 41.187,44 TL sigorta poliçeleri primleri ve 15/06/2022 tarihinde müvekkilinin davalı firmaya 50.000,00 TL tutarında verilmiş borç ile birlikte toplam 91.187,44 TL borcu bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla anılan nedenlerle itirazın iptalini, takibin devamını, davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket adresinin Başakşehir olması sebebiyle Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket yetkilisi .... ile davacı şirket (20.03.2023 tarihine kadar) yetkilisi olan ...'ın halen evli olduğunu, taraflar arasında gerek ticari gerekse de ailevi tüm parasal akış, karı kocalık ilişkisi sebebiyle hem şirket hesapları hem de kişisel hesaplar ile sağlandığını, müvekkilinin annesi ...'a ait olan .... Plakalı araç, davacı şirket yetkilisi ...'a vekalet verilerek müvekkili şirkete devredildiğini, davacının kendi kullanımında olan ve bakımlarını da yaptırdığı aracın sigorta bedelini dahi talep ettiğini, davacının ilgili araca yönelik gerçekleştirdiği tüm sigortalar bila bedel aile birliğinden doğan borç vazifesiyle yapıldığını, tarafların aralarında açılmış boşanma davası sebebiyle davalı bila bedel üstlendiği tüm sigortaları haksız bir şekilde talep ettiğini, 16.08.2022 tarihinden sonra müvekkili şirketçe yapılan tüm ödemeler incelendiğinde davacıya herhangi bir borcunun olmadığının görüleceğini beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, ticari ilişkinden kaynaklı cari hesap alacağın tahsili amacıyla başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 91.187,40 TL asıl alacağın tahsili için cari hesap alacağına dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi 21/03/2024 havale tarihli raporunda; davacı ve davalı firmanın ticari defterlerini ibraz ettiğini, davalı firmanın davacı firmaya 91.187,44 TL borcunun göründüğünü, davacı firmanın davalı firmaya 210.733,46 TL borcunun göründüğünü, tarafların defter kayıtlarına göre davacı firmanın alacak tutarı ile davalı firmanın borç tutarları arasında mutabakat bulunmadığını, tarafların ticari defter kayıtlarına göre her iki tarafında birbirlerinden alacaklı göründüğünü, davacı firmanın davalı firmadan 91.187,44 TL, davalı firmanın davacı firmadan 210.733,46 TL alacağının göründüğünü, esasen davacı firmanın, davalı firmaya sigortacılık hizmeti verdiği ve bu hizmet bedelleri ile 15.06.2022 tarihinde gönderdiği ve davalı firmanın ödemediğini iddia ettiği 50.000,00 TL tutarın toplamından dolayı davalı firmadan alacaklı göründüğünü, tarafların ticari defterlerinin cari hesap ekstrelerinin ve dava dosyasının tetkikinde, davacı firma yetkilisi ... ile davalı firma yetkilisi .... arasında dava tarihi itibarıyla boşanma davası olduğu ve boşanma davası açılmadan önce aralarındaki ticari işlemlerinin dışında birbirlerine verdikleri paraları da şirketlerin cari hesaplarında takip ettiklerinin görüldüğünü, bu defa davalı firmanın davacı firmaya borçlu olup olmadığının tespiti hususunda, davalı firmanın Mahkeme Başkanlığına sunmuş olduğu ek cevap dilekçesinde bahsettiği ve davalı firmanın ticari defter kayıtlarında ve cari hesap ekstresinde çek ile ödeme olarak gözüken ancak davacı firmanın kayıtlarında tahsilat olarak gözükmeyen ve davalı firma tarafından davacı firmaya verildiği iddia edilen ...bank ... şubesine ait 05.05.2022 vade tarihli, .... seri no.lu 80.000,00 TL tutarlı, ...bank .... şubesine ait 25.06.2022 vade tarihli, .... seri no.lu 426.000,00 TL tutarlı çeklerin davacı firma tarafından borçlara karşılık alınıp alınmadığı hususunun önlem arz ettiğini, Sayın Mahkemece çeklerin akibeti hakkında çeklerin ait olduğu bankalarla yazışma yapılması sonucunda çek bedellerinin davacı firma tarafından tahsil edildiği veya bu çeklerin başka firmalara ciro edilerek verildiğinin tespit edilmesi halinde, bu durumun davacı firmanın bu tutarlar kadar davalı firmadan çek ile tahsilat yapıldığına karine teşkil edeceğinden bu durumda, davalı firmanın davacı firmaya borcunun bulunmadığını, bu durumun aksine .... Sigorta Acentecilik Hizmetleri Ltd. Şti tarafından tahsil edilmediği veya bu çeklerin başka firmalara ciro edilmediğinin tespit edilmesi halinde ise davalı firmanın davacı firmaya borcunun bulunduğu sonucunun ortaya çıktığını, her konuda olduğu gibi bu konuda ki takdir yetkisinin de Yüce Mahkemenin uhdesinde olduğunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun ile ilgili olarak çıkarılan ve 4 Şubat 2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 396 Seri nolu Vergi Usul Kanunu Tebliğinin 1.2.5 kısmındaki açıklamaya göre, Bankalar, Katılım Bankaları, Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri. Menkul Kıymet Yatırım Fon ve Ortaklıkları, Reasürans Şirketleri, Emeklilik Şirketleri, Sigorta Şirketleri ve Acentelerinin yapmış oldukları işlemleri belirli periyotlarla Bakanlığımıza bildirdiklerinden, hizmet ve satış işlemlerinde düzenledikleri dekont ve poliçe bilgilerini Form BS ile bildirmelerine gerek bulunmadığını, icra inkar tazminatı konusunda değerlendirmenin tamamen yüce mahkemenizin uhdesinde olduğunu bildirmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 6100 sayılı HMK'nun 200. maddesine göre; Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlıdır.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; icra takibinin cari hesap alacağına ilişkin olduğu, tacir olan tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde; davacının ticari defterlerine göre 91.187,44 TL davacının alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre 210.733,46 TL davalının alacaklı olduğu, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ancak birbiriyle uyumlu olmamaları nedeniyle sahibi lehine delil olamayacakları, şirket yetkililerinin arasında boşanma davasının devam ettiği, aile hukuku kapsamından bir kısım ödemelerin yapıldığının ve prim borcuna konu araç kullanımının diğer eşe bırakıldığının iddia edildiği, yapılan işin karşılığı olarak alacak-borç tespitinin yapılamadığı, borç veya avans ödemesine ilişkin senedin bulunmadığı, davalı tarafından çekle ödeme yapıldığına ilişkin savunmanın da bulunduğu, bu çeklerin de bankadan tahsil edildiği, ispat yükü üzerinde olan davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağını ispat edemediği, yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla davanın reddi ile davacı tarafın icra takibi yapmasında kötüniyeti bulunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine,
Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.101,32 TL harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 673,72 TL karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/07/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)