12. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1279
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/07/2019
NUMARASI: 2016/1307 Esas - 2019/628 Karar
BİRLEŞEN GEBZE ATM'NİN 2017/186 ESAS 2018/544 KARAR SAYILI DOSYASI
Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. HD tarafından asıl dava yönünden bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
ASIL DAVA:
Davacı vekili, taraflar arasında 15/04/2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu bayilik sözleşmesinin konusunun davacı şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı tarafından satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre her ay 20 adet saldorsenin (konteyner taşıyıcı) davalı şirket tarafından davacı şirketten alınıp sevkiyatının yapılacağını, yıl bazında minimum sipariş adetinin 350 adet olarak belirlendiğini, buna istinaden davacı şirketin saldorse (konteyner taşıyıcı) yapımına başladığını, bunlardan 24 tanesinin davalı şirket tarafından teslim alındığını ve bedelinin de ödendiğini ancak davalı şirket tarafından davacı tarafından yapılan 74 adet aracın teslim alınmadığını, bu kapsamda davalıya bayilik sözleşmesine göre 74 adet aracı teslim alması hususunda Gebze ...Noterliği'nden 24/10/2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini ve araçların faturaları düzenlenip gönderildiğini ancak davalı tarafından araçların teslim alınmadığını ve kesilen faturaların da geri gönderildiğini, davalı şirketin malları teslim almaması nedeniyle ihraç kayıtlı olarak kesilen faturalı araçların gümrük alanına çekilmeyip KDV'si de düşülemediğinden kesilen faturaların davacı tarafından iptal edildiğini; davacı şirketin bayilik sözleşmesi gereği ürettiği araçların her bir tanesinin fiyatının araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV hariç 15.250-USD olduğunu bu kapsamda fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.128.500-USD bedelin fiili ödeme günündeki kur karşılığı üzerinden ve araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV'si ve ticari temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP:
Davalı vekili,davalı şirketin, davacının iddia ettiği gibi her ay 20 araç yıl bazında ise minimum 350 araç satın alma zorunluluğuna yönelik davacıya karşı bir taahhüdünün bulunmadığını, zira davalının, fabrika ile satıcı arasında aracılık yaptığını, yapılacak satış miktarını bilebilecek ve öngörebilecek durumda bulunmadığını, davalının, davacı şirket ile ... firması arasındaki satışlara aracılık yaptığını, bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, davacının, dava dilekçesi ekinde 3 nolu delil olarak ibraz ettiği 23/06/2015 tarih, ... Ref nolu 30 araç siparişine yönelik sözleşme ve 22/07/2015 tarih, ... Ref nolu, 170 adet araç siparişine yönelik sözleşme incelendiğinde; bu sözleşmelerin davacı tarafından düzenlendiği ve sözleşmelerde davalı şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığının görüleceğini, söz konusu siparişlerin kesin sipariş olması ve sözleşmelerin geçerli olması için davalı tarafından imzalanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde bulunduğunu, delil listeleri ekinde sunulacak olan araç satışına ilişkin 06/11/2015 ve 14/01/2016 tarihli sözleşmelerinde görüleceği üzere sözleşmenin taraflarca karşılıklı imzalanarak siparişin tamamlandığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının çelişkiler içerdiğini ayrıca davacının iddiasının aksine elindeki 74 adet aracın özel imalat niteliğinin bulunmadığını, davacının oldukça geniş bir pazarı olan araçları piyasa rayiç değerinden satmak yerine daha yüksek olan daha önce davalıya sattığı 24 adet araç rakamından davalıya satmaya çalıştığı, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında zaman zaman iş araçları, damperli araç satın alındığını, müvekkilinin davalıdan almayı düşündüğü 10 adet treyler için 100.000-USD tutarında avans ödemesi yapıldığını, müvekkilinin araçları almaktan vazgeçmesi üzerine avansın davalı uhdesinde kaldığını, ödenen tutarın iadesi isteğinin davalıya bildirildiğini ancak davalının avansı iade etmemesi üzerine Kadıköy ... Noterliği'nin 02/11/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiklerini, davalının avansı iade etmemesi üzerine Gebze ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında icra takibine başlanıldığını, davalı tarafın icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, davalıya gönderilen dekontlarda "10 treyler ön ödeme" açıklaması bulunduğunu, davalının müvekkiline 100.000-USD tutarındaki avans ödemesini iade etmediğini ve araç satışı yapmadığı düşünüldüğünde davalının müvekkiline borçlu olduğunu, borca itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla Gebze ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Birleşen davada davalı vekili, davacı vekili tarafından her ne kadar 10 damper treyler için yapılan avans ödemesi olduğunu bildirilmiş ise de bu iddiaların asılsız olduğunu,taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 15 Nisan 2015 tarihli bayilik anlaşması imzalandığını, iş bu bayilik sözleşmesinin konusunun müvekkili şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı şirket tarafından, satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre de davacı şirketin avans ödemesi yaptığını, ancak davalı şirketin müvekkili tarafından yapılan araçları teslim almadığını, buna ilişkin davacı şirket ile müvekkil şirket arasında Anadolu 6. ATM 2016/107 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın devam ettiğini, davacı şirket her ne kadar müvekkil şirketten alacağı olduğunu iddia etse de asıl müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı bulunduğunu, davacı şirketle ile müvekkil şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesi gereği müvekkili şirketin araç yapımını başlattığını ve devam ettiğini ancak davacı şirket sözleşmeye uymayıp yapımını istediği araçları teslim almadığını, bu nedenle de müvekkili şirketin mağdur olup zarara uğradığını, tüm bu nedenlerle esas bakımından davanın reddine ve işbu dava ile İstanbul Anadolu 6. ATM’nin 2016/1307 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkeme tarafından; asıl dava yönünden, imzaları inkar edilmeyen bayilik sözleşmesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak, davacı tarafça davaya konu araçlara ilişkin faturaların iptal edildiği bu nedenle faturaların defterlere kayıt edilmediği, 24 adet aracın davalıya teslim edilip bedelinin tahsil edildiğinde ihtilaf bulunmadığı, bunlara ilişkin faturanın kayıtlı olduğu, davalı yönünden de davaya konu araçlara ilişkin faturaların defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilerek, çekişme konusu 74 araca ilişkin üretimin, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede belirlenen yıllık ve aylık sipariş sayılarına ve davalı taraftan mail ile gelen siparişlere istinaden yapılıp yapılmadığı konusunda yapılan inceleme ile; sözleşme m.7 ve m.35 ile ek b birlikte yorumlanmak suretiyle değerlendirilerek bir alım taahhüdünün öngörülmediği, kesin siparişlerin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, teslimi ve ödemesi yapılan 24 adet araca ilişkin prosedürün o şekilde gerçekleştiği, ... ve ... referans nolu araç siparişlerinde davalı imzasının olmadığı, o sayıda bir siparişlerinin de olmadığı değerlendirilerek asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen davada, Gebze ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibin, 04/12/2015 tarihli 50.000-USD avans ödemesi, 14/01/2016 tarihli 13.000-USD avans ödemesi, 14/01/2016 tarihli 28.000-USD avans ödemesi ve 14/01/2016 tarihli 9.000-USD avans ödemelerinden kaynaklanan cari hesap alacağı açıklamasıyla başlatıldığı ve 14/01/2016 tarihli 9.000-USD tutarlı, 13.000-USD tutarlı, 28.000-USD tutarlı havalelerde "10 damper treyler ön ödeme" açıklaması bulunduğu, 04/12/2015 tarihli 50.000-USD tutarlı havalede "cari hesaba istinaden" açıklamasına yer verildiği tespit edilerek, davacının davalı şirketten almayı düşündüğü 10 adet damper treyler araç ile ilgili davalıya 100.000-USD avans ödemesi yapıldığı, kesin siparişin verilmediği ve araçları almaktan vazgeçmeleri nedeniyle ödenen 100.000-USD'nin iadesinin gerektiği gerekçesi ile anılan ödemelere ilişkin taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde toplam 100.000-USD ödemenin her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça da anılan tutarın davacıya borç şeklinde kayıtlarına işlendiği belirlenmiş ve her iki tarafın, takip tutarı olan 100.000-USD'yi defterlerine işlenmiş olması, taraf kayıtlarından ödemenin avans mahiyetinde yapıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının Gebze ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibe vaki itirazının iptaline, davacı lehine 69.672-TL icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
1.Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı vekili; davalının müvekkili üretici şirketi yanlış ve eksik yönlendirerek zarara uğrattığını, sevkiyat yapıldıktan sonra atılan mailleri dosyaya sunduklarını, bu maillerin müvekkili şirket çalışanı ... Bey'e gönderildiğini, mailde yazılan adetler hesaplandığında iddialarını doğruladıklarını, maillerin davalı şirket yetkilisi ... tarafından atıldığını, elektronik sözleşmelerin klasik sözleşmelerden farkı olmadığını, tek farkın elektronik ortamda hazırlamak olduğunu, bu sözleşmelerinde diğer sözleşmelerle aynı değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sipariş sözleşmelerinin de elektronik ortamda mail aracılığıyla yapıldığını, birleşen davanın konusu olan davalı şirket tarafından yapılan 274.210,90-TL ödemenin alınan sipariş avansı olduğunu, bu durumun davalı şirketin sipariş verdiğini ispatladığını, bilirkişilerin mailleri incelemeyerek eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, kararın kaldırılarak davanın kabulünü; birleşen dava yönünden; taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, aralarında 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesine göre avans ödemesi yaptığını, karşı tarafın alacağı olmadığını, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını, icra takibinde fahiş faize de itiraz ettikleri halde bu konuda inceleme yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak, davanın reddini talep etmiştir.
2.Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekili; asıl dava yönünden; mahkeme tarafından davacının davasını yabancı para alacağı talepli ve +KDV talep edildiğini dikkate almadığını, vekalet ücretine ilişkin yapılan hesaplamada dava tarihindeki kur oranı ve KDV tutarı eklenmeden yanlış hesaplama yapıldığını, dava tarihiyle karar tarihi arasındaki dolar kur farkının 2,174-TL olduğunu, yapılan hesaplamalarda 140.108,18-TL nispi vekalet ücreti olması gerektiğini, mahkemenin hesaplamasında bu tutarın 102.927,09-TL olduğunu, arasında 37.181,00-TL gibi ciddi bir fark olduğundan müvekkilinin zarara uğradığını, hesaplamanın tekrar yapılarak kararın onanmasını; birleşen dava yönünden; davalıya avans olarak yaptığı ödemelerin iadesi için davalı aleyhine cari hesap alacağına ilişkin 100.000-USD yabancı para alacağına ilişkin ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz edildiğinden takibin durduğunu, takip tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapıldığını, karar tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, aradaki farktan dolayı hesaplanan icra inkar tazminatı ve vekalet ücretinin eksik hesaplandığından mağduriyet yaşadıklarını, bu nedenlerle yanlış hesaplanan tutarların düzenlenerek kararın onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE-SÜREÇ: Taraf vekillerinin asıl ve birleşen davada verilen karara yönelik istinaf başvurusu üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; asıl dava; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca; davalı bayinin davacıdan 74 adet eksik araç alımı nedeniyle, davacının şimdilik 1.128.500-USD alacağının KDV'si ve ticari temerrüt faizi alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava; 04/12/2015 tarihli 50.000-USD, 14/01/2016 tarihli 13.000-USD 28.000-USD, 9.000-USD toplamı 100.000-USD avans ödemesinin faiz ve takip fer'ileri ile birlikte tahsili için davacı- alacaklının başlattığı Gebze ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamsız takibe karşı davalı- borçlunun ödeme emrine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Davacı- birleşen dava davalısı ... şirketi tarafından üretilen ticari araç ve yedek parçaların; bir kısım Afrika ülkelerine satışının, Türkiye uyruklu davalı şirket ile birlikte dava dışı Tanzanya uyruklu ... Limited isimli şirket (Bayi = ... Ltd. Şti. & ... Limited) bayi tarafından yapılması hususunda 5 yıl süreli 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 6.1 maddesinde bayiinin pazar payı satış hedefini tutturması gereği, 6.2. maddesinde bayinin tüm satış, sipariş ve sevkiyat planlamalarını davacı ile paylaşacağı, 7.1. maddesinde davacıya geçilen kesin siparişlerden geri dönülemeyeceği/ değiştirilemeyeceği, 7.2. maddesinde tüm kesin sipariş ibaresinin kullanıldığı, 7.3. maddesinde taahhüt ettiği satın alma adetlerini davacıdan alma zorunluluğu, 21. maddesinde davacı tarafından alınan siparişler ibaresinin kullanıldığı, 32. maddesinde uyarıların (tüm bildirim, istek, muvafakat, feragat vb) İngilizce, elden teslimli/ iadeli taahhütlü posta ile veya e-posta ile iletileceği, Ek B'de bayinin araç alım satış hedefinin her yılın son ayı gelecek yılın belirleneceği, bayi tarafından konfirme edilmiş (onaylanmış) sevkiyatın her ay için 20 adet sal dorse olduğu, damper yarı römork treyler için bu adetin 5 olduğu (4/5 adet Kenya için), ilave sipariş için karşılıklı görüşme yapılacağı, toplamda yıl bazında 350 adet araç satışının hedeflendiği ve orijinal yedek parça taahhüdünün de 2015 yılı açısından 50.000-USD olduğu, Ek A'da ilave yeni araç için karşılıklı toplantı gerektiği, Ek C'de Ek B'ye atıfla minimum stokla başlamanın 2015- 2016 için taşıma taahhüdü olarak araç stokunun 20-50 adet, yedek parça 20.000-USD olduğu, Ek D'de araçlarda kesin sipariş ödemesinin %30, sevkıyat sonrası ödemenin % 70 oranında olacağı, yedek parça açısında peşin ödeme olacağı, bayi tarafından davacıya sözleşme avansının 1.000.000-USD olarak verileceği, Ek E'de aylık siparişlerin 3 ay önceden kesin sipariş olarak geçilmesi gerektiği ve yedek parça yönünden toplantı ile listenin hazırlanacağı kararlaştırılmıştır. Asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından sunulan ve inkar edilmeyen e-mail yazışmalarından, tarafların sözleşmenin 32. maddesine uygun şekilde e-mail yolu ile iletişime geçtiği, tarafların beyanlarından ve tarafların ticari kayıtları ile defterlerinden, 24 adet aracın asıl dava davalısı- birleşen dava davacısı tarafından asıl dava davacısı- birleşen dava davalısından alındığı ve bedellerinin ödendiği sabittir. Uyuşmazlık; davalı-birleşen dava davalısının 74 adet araca ilişkin satın alma taahhüdünün bulunup bulunmadığı, kesin siparişin verilip verilmediği, araçların davacı- birleşen dava davalısı tarafından üretilip üretilmediği, araçların davalı- birleşen dava davacısına teslime hazır hale getirilip getirilmediği, davalı- birleşen dava davacısının bu araçlara ilişkin sipariş ön ödemesini (avans) davacı-birleşen dava davalısına yapıp yapmadığı, birleşen davada davalı- birleşen dava davacısının avans ödemelerinin sözleşme avansı mı yoksa sipariş avansına mı ilişkin olduğu, iadesinin gerekip gerekmediğine noktasındadır.Birleşen dava dosyasında davacı 10 adet damperli treyler satışı ön ödemesi olarak yatırdığı paranın iadesini isterken asıl davada davacı 22.06.2015, 22.07.2015 tarihli sözleşmeler ile davalının sipariş verdiğini iddia ettiği araç siparişi nedeniyle ürettiği ancak davalı tarafından teslim alınmayan 74 adet araç bedelini talep etmektedir. Davalı imzasız sözleşmelerin kendisini bağlamayacağını savunmuştur. 05.10.2015- 17.10.2015 tarihli e-mailler 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olup üretilen araçların tamamının gemiye yükleneceği mealindedir. 24 adet aracın üretimde olduğu beyan edilmiş, 24 adet aracın satın alındığı da anlaşılmakla, Ekim 2015'te yapılan e-mail yazışmalarından davacının dava konusu yaptığı 74 adet araç bakımından kesin sipariş verildiğine ilişkin içerikte bulunmadığı tespit edilmiştir. Satışı tamamlanan iki ayrı sözleşme davalı tarafından örnek olmak üzere sunulmuş olup, sözleşmelerin her iki yan temsilcileri tarafından imzalandığı ve satış sözleşmesi olarak tanzim edildiği belirlenmiştir. Buna göre asıl davada davacı vekilinin sözleşmede yazılı 350 araç siparişin kesin sipariş olduğu, 74 adet aracın kesin sipariş üzerine imal edildiğine, bedelinin ödenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Bayilik sözleşmesinde öngörülen miktar kadar sipariş verilmemesi, sözleşmenin ihlali olarak kabul edilebilecek ise de davacı bu yola gitmemiş sözleşmeyi fesih yoluna gitmemiştir. Asıl davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır.Asıl davada KDV isteği harçlandırılmamış bu suretle yargı gideri hesaplamasında da dikkate alınmamıştır. Davalı-birleşen davada davacı vekili karar tarihindeki kurun dikkate alınarak vekalet ücretinin ve icra inkar tazminatının hesaplanması gerektiğini ileri sürmekte ise de yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanıp gösterilir. İcra inkar tazminatı da takip tarihindeki kur üzerinde hesaplanır. Aksini kabul kur düştükçe veya yükseldikçe dava değerinin değişmesi sonucuna yol açar. Asıl ve birleşen dava bakımından dava değerinin dava tarihindeki kurdan hesaplanması gerekir. İlk derece mahkemesince icra takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatını, dava ve birleşen dava tarihlerindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplamış olup, hesaplamada hata bulunmamaktadır. Davalı vekilinin karar tarihindeki kurdan vekalet ücreti hesaplamalarına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Birleşen davada, davacı 100.000-USD'nin avans olarak gönderildiğini geriye iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Dekontların bir kısmında ön ödeme olduğu açıkça yazılıdır. Cari hesapta davacının davalıya bir borcu olmadığı belirlenmiştir. Esasen davalı 10 adet treyleri ürettiğini davacının teslim almadığını da savunmamış, 10 adet treyler için avans olarak verildiğini kabul etmemekle yetinmiştir. Avans olarak davalı kayıtlarında bulunan 100.000-USD'nin iade edilmesi gerektiği yönünde ki kabulde hata bulunmamıştır. Ancak yabancı para olarak başlatılan icra takibinde %10,5 oranında avans faizi talep edilmiş, ilk derece mahkemesi tarafından da aynı oranda faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin faiz oranına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülerek, hükmün bu nedenle kaldırılmasına,yapılan hata/eksiklik nedeniyle yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmesine asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile itirazın iptaline, 100.000-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek takibin devamına ,davacı yararına hükmolunan icra - inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacı birleşen davada davalı vekilinin kararı temyizi üzerine; Yargıtay 11 HD'nin 2022/5989 esas, 2024/3133 karar sayılı, 22.4.2024 tarihli ilamı ile; 1. .... birleşen davaya ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2.Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi gelince, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının, sipariş edildiği ihtilafsız olan 24 araç dışında davacıdan 74 adet daha araç sipariş edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
3.Davalı yan, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre geçerli bir siparişin söz konusu olabilmesi için siparişin yazılı olarak geçilmesi ve taraflarca imzalanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde geliştiğini, müvekkilince davacıya belirtilen şekilde verilmiş bir sipariş bulunmadığını savunmuştur. Ancak bayilik sözleşmesinin 7 nci maddesinde, bayi tarafından dağıtıcıya kesin sipariş geçilmesiyle birlikte dağıtıcının siparişleri temin edip bayiye teslim edeceğinden bahsedilmiş ise de siparişin hangi yöntem ve şekille geçileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Nitekim davalı tarafından sipariş edildiği ve davacı tarafından da üretilerek davalıya teslim edildiği ihtilafsız olan 24 adet saldorsenin siparişine ilişkin tarafların imzasını taşıyan herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır. Sözleşmeyle siparişin hangi yöntemle geçileceğinin açıkça belirlenmediği ve tarafların harici olarak geçilen siparişi kabul ettikleri gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre siparişin yazılı veya sözlü olarak veyahut diğer herhangi bir yöntemle bağlayıcı bir şekilde geçilebileceğinin kabulü gerekir.4. Davacı vekili, davalının, ihtilaf konusu 74 adet araç siparişini müvekkiline gönderdiği maillerle geçtiğini iddia etmiş olup uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dosya arasında bulunan ve taraflar arasında Temmuz 2015 ila Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılan e-posta yazışmalarının incelenmesi gerekmektedir. Sözü edilen e posta yazışmalarından, davacının, davalının siparişi üzerine 24 adet saldorse üretip davalı yanca inkar edilmeyen 26.08.2015 tarihli teslim belgesiyle davalıya teslim ettiği, taraflar arasındaki iletişimin araçların tesliminden sonra da sürdüğü, davacı şirket çalışanı ... tarafından davalı şirket çalışanı ...'a gönderilen 16.09.2015 tarihli e postayla, an itibariyle 20. aracın üretimde olduğu, 6 setlik sevkıyatın belirtilen tarihte hazır olacağının bildirildiği, davalı şirket yetkilisi ...'ya ait e posta hesabından yukarıdaki e postaya cevap olarak ...'e gönderilen 17.09.2015 tarihli e postayla; 8 set (40 adet) de gönderilebileceği, üretime devam edilmesi gerektiği sınır olmadığının belirtildiği, keza davalı şirket yetkilisi ...'ya ait e posta hesabından 30.09.2015 tarihinde davacıya gönderilen e postayla geminin 12 set olarak yükleme yapma olasılığının olduğunun belirtildiği görülmektedir.5. Belirtilen yazışmalardan sonra davacı şirket çalışanı ... tarafından davalı şirket yetkilisi ...'ya gönderilen 05.10.2015 tarihli e-postayla, stoklarında bulunan 24 adet platform treylerin sevkıyatının ne zaman gerçekleşeceğinin sorulduğu, ...'ya ait e-posta adresinden aynı tarihte gönderilen cevabi e-postayla, "sevkıyat için gemi bekliyoruz. Üretilmiş olan ve üretilenler dahil haftaya çarşamba 14.10.2015 gününe kadar. Bu arada toplam set sayısı 10 olarak göndermeyi hedefliyorum..." şeklinde cevap verildiği, ...'ya ait hesaptan davacı şirket çalışanlarına gönderilen 22.10.2015 tarihli e postayla ise yüklemesi yapılacak olan 24 adet araçla ilgili geminin hava muhalefetinden dolayı 05.11.2015 gününe ertelendiğinin belirtildiği görülmektedir.
6.Davacı, 24 adet saldorsenin 26.08.2015 tarihinde davalıya teslim edildiğini, yukarıda zikredilen ve 8, 10 ve 12 setlik sevkıyat planlarından bahsedilen mail yazışmaların ise bu tarihten sonra olduğunu, davalı yanca iddia edildiği gibi sadece 24 adet araç sipariş edilmiş olması halinde söz konusu yazışmaların yapılmayacağını, yukarıda zikredilen maillerle davalının müvekkilinden 74 adetten çok daha fazla araç sipariş ettiğini ispatladıklarını ileri sürmüş davalı ise yukarıda zikredilen maillerden davacının iddia ettiği gibi bir anlam çıkmadığını, siparişin 24 adetle sınırlı olduğunu, maillerden anlaşılan tek hususun müvekkilince sipariş edilen 24 aracın davacı yanca ancak 05.10.2015 tarihinde hazır edildiği olduğunu savunmuştur.
7.Davacı maillerde geçen 8, 10 ve 12 set ifadelerinin her birinin ayrı bir sipariş olduğunu, başka bir deyişle, davalının 17.09.2015 tarihli maille 8 set, 30.09.2015 tarihli maille 12 set, 14.10.2015 tarihli maille ise 10 set olmak üzere toplam 30 set sipariş verdiğini iddia etmekte ise de bu sayıların ayrı bir sipariş olmadığı, davalının davacıya hazır edilecek araç sayılarına ve geminin uygunluk durumu ve kapasitesine göre en iyi ihtimalleri bildirdiği anlaşılmaktadır. Ancak yine yukarıda zikredilen maillerden taraflar arasındaki ilişkinin davalı yanca iddia edildiği gibi 24 adet aracın siparişinden ibaret olmadığı, tarafların daha fazla sayıda araç göndermeyi hedefledikleri de anlaşılmaktadır.
8.Bölge Adliye Mahkemesince, 05.10.2015-17.10.2015 tarihli maillerin 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamından 26.08.2015 tarihli belgeyle davalıya teslim edilen 24 adet aracın hangi tarihte gemiye yüklenerek sevk edildiği anlaşılamamaktadır. 24 aracın yukarıda özetlenen maillerden önceki bir tarihte sevk edildiğinin tespit edilmesi halinde davalının davacıdan en azından bir sonraki sevkıyat tarihine kadar hazır edebileceği miktarda ayrı bir sipariş verdiğinin kabulü gerekecektir.9. Sipariş edildiği hususunda ihtilaf bulunmayan 24 adet aracın yukarıda zikredilen maillerde 05.11.2015 tarihine ertelendiği belirtilen sevkiyatla gönderildiğinin başka bir deyişle davacının 05.11.2015 tarihine kadar sadece yukarıda sözü edilen 24 adet aracı Tanzanya'ya gönderilmek üzere hazır edebildiğinin tespiti halinde ise, yukarıda özetlenen mail yazışmalarında geçen, "8 set (40 adet) de gönderilebileceği, üretime devam edilmesi gerektiği sınır olmadığı", "geminin 12 set olarak yükleme yapma olasılığının bulunduğu", "sevkıyatın toplam 10 set olarak yapılmasının planlandığı" gibi ifadelerin davalının davacıdan daha fazla araç sipariş ettiği anlamına gelip gelmeyeceğinin 6098 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi de gözetilerek tartışılması gerekecektir. Sözü edilen bu ifadelerin sipariş olarak değerlendirilemeyeceğinin tespiti halinde ise taraflar arasında süresiz bayilik sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki ilişkinin 24 adet aracın satışından ve tek bir sevkiyattan ibaret olmadığı gözetilerek bu ifadelerin davalı tarafından daha fazla araç alınacağı taahhüt edilerek davacıyı üretime teşvik anlamına gelip gelmediğinin, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve sözü edilen mail yazışmaları karşısında davacının davalıya satılmak üzere daha fazla sayıda araç üretmesinin haklı olup olmadığının ve yine belirtilen hususlar karşısında davalının üretilen araçları almayı kabul etmemesinin haklı olup olmadığının tartışılması gerekecektir. Ancak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince yukarıda 8 numaralı bentte belirtilen husus tereddüte mahal vermeyecek şekilde aydınlatmadığı gibi bu bentte belirtilen hususlar hakkında da herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.10. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda 8 numaralı bentte belirtilen husus aydınlığa kavuşturulduktan sonra taraflar arasında mail yazışmaları incelenip bilirkişi incelemesi de yaptırılarak 8 ve 9 numaralı benttlerde belirtilen hususlar hakkında değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş asıl davada verilen hükmün bozulmasını gerektirmiştir. "denilerek asıl davaya ilişkin kararın bozulmasına, birleşen davaya ilişkin kararın onanmasına ,3.Bozma sebebine göre Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, karar verilmiştir.Usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Somut olayda; asıl davada dava; ticari satım nedeniyle alıcının temerrüdü nedeniyle açılmış, satım bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı tarafça sipariş edilen 24 adet(6 set)aracın davacı tarafça 26 ağustos 2015 tarihli teslim tutanağı her iki tarafın kabulünde olup bu konu uyuşmazlık dışıdır. 15.7.2015 tarihli iki adet ve 26.8.2015 tarihli 4 adet fatura bu araçlara ait olup, tarafların ticari defterlerinde ödeme ile birlikte kayıtlıdır. Uyuşmazlık ilk teslim tarihinden sonra doğmuştur. İlk olarak her bir faturada bir set olmak üzere (4 adet) 15.250-USD birim fiyatla 28.9.2015 tarihli 6 adet fatura (KDV siz) düzenlenmiş, davacı tarafça bu faturalar iptal edilmiştir. Bunun ardından ilk faturada şasi numaraları yazılı araçlar dahil olmak üzere bu kez 1.11.2011 tarihli 74 adet araç faturası düzenlenmiş bu faturalar da iptal edilmiş,davacının ticari defterlerinde kaydı bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan e-postaların incelenmesinde 26.8.2015 tarihinden sonra bu uyuşmazlık ile ilgili ilk e-posta davalı ... çalışanı tarafından 16 eylül 2015 tarihinde gönderilmiş olup, "ayrıca ay sonu itibariyle hazır olacak kaç adet flatbad araç bulunmaktadır. diye sormuştur. Aynı gün davacı çalışanı ... tarafından "an itibariyle 20. araç üretimde dolayısıyla 6 setlik sevkiyat belirttiğiniz tarihte hazır olacaktır." denilmiştir. Buna göre; 24 (6 set) adet aracın siparişi verildiği, 16 eylül 2015 tarihine kadar 20 sinin davacı tarafından üretildiği belirlidir. 17 eylül 2015 tarihinde davalı çalışanı tarafından "8 set de gönderebiliriz, üretime devam etmek gerek sınır yok" denilmiştir. Bu arada bir teslim yapılmadığı sabit olduğuna göre davacının davalının gönderebileceği kadar üretime devam ettiği, ay sonuna kadar 32 araç siparişi nedeniyle 12 araç daha üretmesi gerekmektedir. Bu tarihten sonra 5 ekim tarihinde; bu kez davacı tarafça davalıya " stokta bulunan 24 adet platformun ne zaman sevk edileceği" sorulmuştur. Davalı da (pazartesi günü yazılmış); "Sevkiyat için gemi bekliyoruz. Haftaya çarşamba 14.10.2015 tarihine kadar üretilmiş olan ve üretilenler dahil ,bu arada toplam set sayısı 10 olarak göndermeyi hedefliyorum'' denilmiştir. Buna göre mail ile sipariş verilen sayı toplam 40 adet( 10 set)dir. Buna göre; davacı tarafından 170 araç için sipariş verildiği iddiasına itibar edilemez. E-posta ile 24-40 arası sayıda maksimum sipariş verildiği, bu siparişlerin teslim alınmadığı anlaşılmaktadır. Somut durumun tespitine göre; Alıcının temerrüdüne ilişkin hükümlerin değerlendirilmesi gerekir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı; TTK'nın 23–(1)maddesi "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. Satım sözleşmesinde " Alıcının borcu" TBK'nın 232 maddesinde düzenlenmiş olup "Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür. Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir." TBK'nın " Zararın hesaplanması ve giderimi başlıklı " 236.maddesi:" Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.Davacının, 170 araç için sipariş verildiği iddiası ile sunduğu sipariş sözleşmesine itibar etmek mümkün değildir. Ayrıca maillerin değerlendirilmesinde de siparişlerin ayrı ayrı verildiği sonucuna varılacak bir zaman aralığı ve bu zaman aralığında teslim edildiği ileri sürülen bir araç yoktur. En son mail 5.11.tarihinde gemiye yükleme yapılacağına ilişkindir. Siparişin en son on set ile sınırlı olarak verildiğinin kabulü gerekir ise de; alıcının temerrüdü halinde satıcının hakları fatura düzenleyerek fatura bedelini talep etmek olmadığından yukarıda yazılı kanun hükümlerine göre ancak doğan zararını isteyebilir.Davalının 40 adet aracın siparişini verdi ise de ,teslim alma borcunu yerine getirmediği , davacının kural olarak zararını davalıdan TTK nın 23 ve TBK nın 236 madde hükümlerine dayanarak isteyebileceği ,ancak anılan hükümlerde yazılı gerekliliklerin de yerine getirilmesi gerektiğinden davacının doğrudan satış bedelini talep hakkı bulunmamaktadır. " TTk nın 23.maddesi ile ilgili olarak yazılan bir eserde "Hüküm sadece, alıcı tacirin satılanı teslim almada temerrüdü haline yönelik düzenlenmiştir. Bu bakımdan doktrinde satıcının satış bedelini ödemede temerrüdü halinde de, bu hükmün TBK hükümleriyle (235-236 .madde) seçimlik bir hak sağladığı yolunda bir görüş vardır.Alıcı hem satılanı teslim almada hemde satış bedelini ödemede temerrüt halindeyse, bu durumda satıcının bu iki temerrüt halinden herhangi birine dayanarak ona göre davranmak hakkı olabilecektir. ( Doç Dr.Burak Adıgüzel sh:237 ) Somut olayda davalının e-posta ile sipariş verdiği, ancak teslim almadığı araçlar nedeniyle davacı TTK nın 23/1-b veya TBK'nın 236 madde hükmünce davranmamış, sipariş verildiği kabul edilen kırk adet araç için araçların satışı için mahkemeden izin istememiş, TBK'nın 236.maddesi hükmünce de araçları satma yoluna gitmemiştir. Bu yola gitmeden zarara uğramış olmayacağından davalıdan muaccel olan bir alacağı bulunmamaktadır. (Yargıtay kapatılan 19 HD.'nin 2016/18318 esas, 2017/3859 karar sayılı 17.5.2017 tarihli ilamı ) Açıklanan nedenlerle; satış için mahkemeye başvurmadan veya satış yoluna gitmeden muaccel alacak bulunmadığından davanın reddi gerektiğinden, Yargıtay bozmasından evvel sipariş verilmediği kabul edilmesi hatalı ise de sonuçda alıcının temerrüdü hükümleri bakımından sipariş edilen araçlar sipariş üzerine üretilmiş ise de konteyner çekicisi olduğu ,piyasada satışının mümkün olduğu gözetilerek zarar doğmadan açılan davanın reddine karar verilmiştir.