Esas No
E. 2024/1796
Karar No
K. 2024/1585
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1796

KARAR NO: 2024/1585

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 06/03/2024

NUMARASI : 2022/756 Esas - 2024/204 Karar

DAVA: Tasfiye Memurunun Azli
DAVA TARİHİ: 20/09/2022
BAM KARAR TARİHİ: 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 31/10/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2024 tarihli 2022/756 Esas ve 2024/204 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekillerinden ...’in evvelce Tasfiye Halinde ... Tic. AŞ’nin ortağı olan müteveffa ...’in eşi ve ...’in ise kızı olması hasebiyle miras yolu ile mezkur şirketin ortakları olduğunu, müvekillerinden ...’in ortaklık oranının %12,50, Eylül’ün ise ortaklık oranının %37,50 nispetinde olduğunu, davalının ise, şirketin diğer ortaklarının pay sahibi oldukları diğer şirketlerinde ön muhasebe elemanı olarak çalışan bir kişi olduğunu, bu nedenle de diğer şirket ortakları tarafından danışıklı şekilde tasfiye memurluğuna atanmış olup, tamamen diğer ortakların kontrolünde olduğunu, davalı tasfiye memurunun aynı şekilde müvekillerinin ve dava konusu şirketin diğer ortakları olan ... ve ...’nun hissedarı olduğu tasfiye halinde ... Tic. AŞ’nin de tasfiye memuru olarak atandığını, söz konusu şirketin tasfiye sürecinin de aynı şekilde sürüncemede bırakıldığını, tasfiye memuru davalının genel kurulda atanması, muris ...’nin sağlığında gerçekleştiğini, öte yandan şirketin 01/09/2020 tarihinden itibaren tasfiye sürecine girdiğini, ancak aradan geçen 2 yılı aşkın süreye rağmen, 6102 s.TTK’nun 542/1-e maddesi uyarınca tasfiye işlemlerinin en kısa sürede tamamlanması gerektiği halde tasfiye sürecinin tamamlanmadığı ve kısa zamanda da tamamlanmayacağının anlaşıldığını, yine 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul yapılmadığını ve 6102 s.TTK’nun 542/1-d maddesi uyarınca tasfiyeye ilişkin finansal tabloların davalı tarafından sunulmadığını, diğer yandan müvekkil yana tevdii edilen 2020 yılı finansal tablolarından şirketin nakdi varlığının bulunduğunun anlaşıldığını, alacaklılara üçüncü kez çağrının 06/10/2020 tarihinde yapılmasından itibaren 3 ay süre geçmiş olmasına ve bu durumda 6102 s.TTK’nun 542/2 maddesi uyarınca yasal süre ve usul tamamlanmış olmasına ve şirketin borcu bulunmadığından nakdi varlığın dağıtılmasına engel bir durum olmadığı halde şifahen tüm taleplerinin karşılıksız bırakıldığını ve nakdi varlığın müvekkil payına isabet eden kısmın ödenmediğini, bu durumun tasfiye memurunun görevine aykırı hareket hali olduğunu ve sorumluluğunu doğurduğunu, nihayetinde müvekilleri tarafından tasfiye memuruna Karşıyaka 3. Noterliği’nin 13/09/2022 tarih ve 18680 yevmiye sayılı ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarnamenin 15/09/2022 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı yanca ihtarnamede belirtilen hususlara uygun cevap verilmediğini açıklanan nedenle Tasfiye Halinde ... Tic. AŞ’nin tasfiye memuru olan davalının görevden alınmasına, res’en belirlenecek tarafsız bir tasfiyeye memurunun atanmasına ve atamanın tescil ve ilanına, yasal ve fiili bir engel bulunmadığından şirket nakdi varlığının hissedarlara hisseleri oranında dağıtılmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, öncelikle usulü eksiklerinin giderilmesi gerektiğini, davacılardan ...’in 18 yaşından küçük olup, miras bırakan hissedar ...’le davacı ...’in küçük çocuğu olduğunu, ...’e bir kayyum atanması gerektiği kanaatinde olduklarını, öncelikle tasfiye işlemlerinde yasaya aykırı bir işlem bulunmadığını, yasal prosedürün devam ettiğini, 2021 yılı Resmi Vergi iade işlemleri nedeniyle tasfiye işlemlerinin 2022’ye uzadığını, en kısa zamanda tasfiye genel kurulunun yapılacağını, davacı yanın vekilinin katıldığı genel kurul toplantılarında, şirketin mali durumuna ilişkin belge ve bilgilerin davacıların vekiline verildiğini, şirketin gayri faal durumda olduğunu, kanunen ve resmi kayıtlarda tasfiye halinde olduğu için faaliyeti tasfiye amacı ile sınırlı olarak sürdürüldüğünü, yapılan son genel kuruldan bu yana şirket yapısında herhangi bir değişiklik olmadığını, müvekkile çekilen ihtarnameye verilen cevapla gerekli açıklamalar yapılmış olup davacı yanın bu açıklamaya rağmen bu davayı açtığını, kısaca tasfiye ile ilgili yasal prosedürün devam ettiğini, miras bırakan onayı ile sağlığında atanan müvekkil tasfiye memuru olarak da bugüne kadar hiçbir ücret de almadığını, davacı yanın bu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığından yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddini talep ettiklerini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:

Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı, rapor ve ek rapor içeriğine göre, şirketin 01/09/2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında tasfiye kararı alındığı, kararın süresi içerisinde ilan ve tescilinin yapıldığı, TTK nun 540. Maddesi uyarınca ilk envanter ve bilançonun genel kurulunun onayına sunulması, TTK nun 541. maddesine göre, alacaklılara, alacaklarının bildirmesi hususunda tebligat ve ilanların yapılmasına dair işlemlere müteakiben, dava konusu şirketin tasfiye sürecinin başladığı tarih itibariyle, yürürlükte bulunan TTK nun 543/2. maddesine göre, son ilan tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesi ile tasfiye payının dağıtımının yapılabileceği, şirketin tasfiyeye giriş bilançosunda, paraya çevrilecek önemli bir aktif mal varlığı ve ödenecek borcu bulunmayan şirketin tasfiye sürecinin, kanunda belirlenen bekleme süreleri de dikkate alındığında, bir yıl veya daha az bir süre içerisinde tamamlanması mümkün iken, davalı tasfiye memurunun ise davanın açıldığı tarih itibariyle iki yıllık süre dolmasına rağmen, tasfiye işlemlerini tamamlamadığı, davanın açılmasına müteakiben tasfiye işlemlerinin makul olan bir süre içerisinde tamamladığı, ancak davanın açılmasına ihmali ile sebebiyet verdiği kanaatine varılmakla, konusuz kalan davada, yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumluluğuna karar verildiği." gerekçesiyle "...Davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında bir hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verdiğini davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında bir hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karara bir diyeceklerinin olmadığını ancak davalı aleyhine vekalet ücreti taktir edilmesine yönelik istinaf talebinde bulunduklarını, dosya numarası yazılı davanın konusu “Tasfiye memurunun azli ile yeni tasfiye memuru atanmasını ve şirket maddi varlığının dağıtılması” olduğunu, ilk bilirkişi raporunda tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinin sürüncemede bıraktığı hususunda herhangi bir duruma rastlanmadığı gibi tasfiye memurunun azlini gerektirir haklı bir sebebe rastlanmadığının belirtildiğini, yine şirket maddi kar payı ödemelerinin ortakların banka hesaplarına 01/12/2022 tarihinde ödendiğini, 29/11/2022 tarihindeki Genel Kurul toplantısında dağıtımına karar verilen tasfiye karı dışında herhangi bir dağıtılacak maddi mal varlığının olmadığını, keza dava tarihi sonrası 01/12/2022 tarihinde dağıtılabilecek tüm nakdi varlığın ortaklara dağıtıldığının belirtildiğini, davacı vekilinin tasfiye sürecinin makul sürede tamamlanmadığını ve diğer itirazları üzerine dosya tekrar bilirkişiye gittiğini ve 11/09/2023 tarihli ek raporda; 01/09/2020 tarihinde yapılan Genel Kurulda tasfiye kararının alındığını, kararın süreleri içinde ilan ve tescilinin yapıldığını, tasfiye süreci içinde şirketin aktif ve pasifinin tasfiyesinin gerçekleştirilmesi sonrası, 29/11/2022 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında, terkin kararının alındığını, kararın 02/12/2022 tarihinde tescil ve ilan edilmek sureciyle TTK.'ya uygun olarak terkin işlemlerinin neticelendirildiğini, tasfiye memurunun yasalarda öngörülen işleri süresinde yaparak şirketin aktif ve pasifinin tasfiyesini gerçekleştirdiğini, dolayısıyla tasfiye memurunun yasalarda öngörülen işleri süresinde yaparak şirketin aktif ve pasifinin tasfiyesini gerçekleştirdiğini, dolayısıyla tasfiye memurunun azlini gerektirir haklı bir sebebe rastlanmadığının belirtildiğini, raporun son bölümünde şirketin tasfiyeyi giriş bilançosunda paraya çevrilebilecek önemli bir aktif (mal) varlığı ve ödenecek borcu olmadığını, 2 yıllık sürenin uzun olduğunu ancak yasada şirketlerin tasfiyesi ile ilgili azami süre ile ilgili de bir hüküm olmadığını, makul süre ile ilgili de emsal bir karar olmadığını ve vergisel yükümlülükle ilgili bir belge ve defterlerde bir kayda rastlanmadığının belirtildiğini, 2021 yılı Resmi Vergi İade işlemleri nedeniyle tasfiye işlemlerinin 2022'ye uzandığını belirttiklerini, şirketin 15/02/2021 tarihinde Mal Müdürlüğünden alacaklı olduğu 5.300,99 TL. ödenenin iadesi ve 25/11/2021 tarihinde Vergi Dairesinden gelen 105.142,69 TL. fazla ödenen geçici verginin iadelerinin beklenmesi nedeniyle bekleme olduğunu, yine; son paranın alınmasından itibaren 25/11/2021 ile 07/11/2022 tarihleri arasındaki 12 aylık tasfiye süresine kadar, Organize Sanayi Bölgesinden yeniden yer edinimi ve eksik yerin geriye alınması hakkında araştırmalar yapıldığını, tasfiye işlemlerinin yasal prosedür çerçevesinde ve makul süre de tamamlanmış olup, tasfiye memurunun da görevini layıki ile yaptığının anlaşıldığını, ...'in vefatından sonra eşi davacının tasfiye sürecinden tasfiyenin başından sonuna kadar haberi ve bilgisinin olduğunu, dosya içindeki belgelerle de bunun sabit olduğunu, daha önce belirttikleri gibi tasfiye memuru tasfiye sürecinde hiç ücretin almadığını, tasfiyeye ilişkin bütün işlemler resmi olarak banka üzerinden yapıldığını, arz edilen nedenlerle ve mahkemece dikkate alınacak sair nedenlerle, davacının dava açmakta hukuki yararı da olmadığından, tasfiye makul sürede yasal prosedür izlenerek yapıldığından, tasfiye memuru da görevini hakkaniyetle yerine getirdiğinden davanın vekalet ücreti yönünden ortadan kaldırılması için talepte bulunduklarını, taleplerinin kabulü ile kararın ortadan kaldırılmasına, tehiri icra kararı verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, tasfiye halindeki anonim şirket tasfiye memurunun azli ve yerine tasfiye memuru atanması ile nakdi mal varlığının dağıtılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Davalı vekilinin istinaf isteminin; dava açılmasına sebebiyet vermediğinden vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğine yönelik olduğu görülmüştür.

Eldeki davanın, davalı tasfiye memurunun tasfiye sürecini uzattığı ve makul sürede tasfiyeyi tamamlayamayacağı iddiasıyla tasfiye memurunun azli, yeni tasfiye memuru atanması istemiyle 20.09.2022 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında tasfiyeye giren şirketin 2021 yılı ve 2022 yılı tasfiyenin sonlandırılmasına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 29/11/2022 tarihinde yapılarak, tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve şirketin 02/12/2022 tarihi itibarı ile sicilden terkin edildiğinin tespit edilmesi üzerine dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, mahkemece dava dışı şirketin 01/09/2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında tasfiye kararı alındığı, kararın süresi içerisinde ilan ve tescilinin yapıldığı, TTK nun 540. Maddesi uyarınca ilk envanter ve bilançonun genel kurulunun onayına sunulması, TTK nun 541. maddesine göre, alacaklılara, alacaklarının bildirmesi hususunda tebligat ve ilanların yapılmasına dair işlemlere müteakiben, dava konusu şirketin tasfiye sürecinin başladığı tarih itibariyle, yürürlükte bulunan TTK nun 543/2. Maddesine göre, son ilan tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesi ile tasfiye payının dağıtımının yapılabileceği, şirketin tasfiyeye giriş bilançosunda, paraya çevrilecek önemli bir aktif mal varlığı ve ödenecek borcu bulunmayan şirketin tasfiye sürecinin, kanunda belirlenen bekleme süreleri de dikkate alındığında, bir yıl veya daha az bir süre içerisinde tamamlanması mümkün iken, davalı tasfiye memurunun ise davanın açıldığı tarih itibariyle iki yıllık süre dolmasına rağmen, tasfiye işlemlerini tamamlamadığı gerekçesiyle dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davacılar lehine hükmedilen vekalat ücretinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulmasında, tüm dosya kapsamı, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporu, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, dikkate alındığında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş olmakla, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2024 tarihli, 2022/756 Esas ve 2024/204 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.İSTİNAF AŞAMASINDA; davalıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,

3.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

4.HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog