20. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/550
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2017 (Dava) - 17/09/2019 (Karar)
NUMARASI : 2017/80 Esas - 2019/970 Karar
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2019 tarihli 2017/80 Esas ve 2019/970 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığını, davacının Bornova 3. Noterliği'nin 26/05/2015 tarih, ... ve ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmeleri gereği 02/06/2015 tarih ve 8832 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan hisse devri ile ... San Tic Ltd. Şti'nin tüm hisselerini devralarak şirketin tek ortağı ve müdürü olduğunu, davalı banka ile 03/07/2015 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, şahsi kefalet verdiğini, kredi sözleşmesi ile birlikte kredinin teminatı olarak takip konusu kambiyo senedi imzalatıldığını, sözleşme ile kambiyo senedinin keşide tarihlerinin aynı olduğunu, senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmakla birlikte tanzim tarihi, vade tarihi, ödenecek tutarın müvekkilin eli mahsulü olmadığını, takip dayanağı bononun teminat senedi olup bağlı olduğu kredi ile ilgili borcunun kalmadığını, kredi sözleşmesinde kefaleti bulunan müvekkiline sözleşme ile ilgili herhangi bir hesap kat ihtarı tebliğ edilmediği gibi herhangi bir takip ödeme emrinin de tebliğ edilmediğini, iş bu teminat kaynaklı teminat senedinin sonradan doldurulmak suretiyle takibe konulduğu ve 93.921,72.-TL alacak için müvekkilin yaklaşık 1.000,000.-TL değerindeki mal varlığına haciz konulduğunu, bankanın teminat senedini takibe koymasının yasal olmadığını, davacı, 01/12/2015 tarihinde hisselerini ... ve ...'na devrederek şirket ortalığı ve müdürlüğünden ayrıldığını, bu tarihten sonra şirketi temsilen kredi sözleşmesi de dahil olmak üzere hiçbir belgeye imza atmadığını, dava konusu dosyadan maaşına konan haciz nedeniyle de geçim sıkıntısına düştüğünü, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin mağduriyetinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile takibin durdurulmasına, müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, senet aslının mahkeme kasasına alınmasına, %20 kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini karar ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; banka tarafından dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.ne genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davacı yanın da bu sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğunu, sözleşme hükümleri gereği kredi kat edilerek muaccel hale gelen banka alacağı yönünden İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/16754 E.sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının iddia ettiği gibi çekilen kredinin geri ödenmediğini, ödemeye ilişkin somut bir belge sunulmadığını, Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamasına ve öğretiye göre açığa imza atılmak suretiyle tanzim olunan senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ispat edilmedikçe geçerli sayılacağı, açık senet düzenlenmesi mümkün olup bu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ancak senede açıkça atıf yapan belgeyle ispatlanması ğerektiği, davacı yanın böyle bir belge sunmadığı gibi, bononun teminat olarak alındığı iddiasını da ispata yönelik hiçbir belge sunulmadığını, imzaladıkları GKS gereği söz konusu kredinin ödenmesi maksadıyla verilen bono ile yapılan takip gereği borçlu olmadıklarını iddia etmek, tamamen kötü niyetin ve inkar etmedikleri imzanın sorumluluğundan kaçtığını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...davalı banka ile dava dışı borçlu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında 14/07/2014 tarihli, 1.000.000,00 TL limitli ve 03/07/2015 tarihli, 500.000,00 TL limitli iki ayrı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, 03/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmesini davacı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limitinin 500.000,00 TL olarak belirlendiği, davalı bankanın kredilerin riske girmesi üzerine kredi hesaplarını 02/12/2016 tarihinde kat ederek, davacı ve dava dışı şirkete ihtarname gönderdiği, 03/07/2015 düzenleme, 07/12/2016 vade tarihli 93.500,00 TL bedelli davacı ve dava dışı şirketin borçlu sıfatıyla imzaladıkları bononun davalı banka tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/16754 sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe konulduğu, davacının takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, bu senet ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açtığı, dava açıldıktan sonra bahsi geçen icra dosyasına 23/01/2017 tarihinde 114.068,25 TL ödeme yaptığı ve davanın istirdat davasına dönüştüğü, dava ve takibe konu senette teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bir ibare olmadığı gibi, taraflar arasında bononun ne amaçla verildiğine ilişkin bir sözleşme veya yazılı bir belge de olmadığı, kaldı ki davacının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesi nedeniyle edimini yerine getirdiği, borcunu ödediği halde mükerrer olarak ödeme yaptığı iddiasında olmadığı, aksine bu sözleşmedeki kefilliğinin geçerli olmadığı, dava dışı şirketin ortaklığından davacının 01/12/2015 tarihinde ayrılması nedeniyle 03/07/2015 tarihli, 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinden sorumluluğunun olmadığını iddia etmiş ise de; genel kredi sözleşmesinin süresiz olduğu, davacının kefilliğinin sona erdiğini belirtir bankaya herhangi bir bildirimde bulunmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatının reddine....'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığını, Bornova 3. Noterliğinin 26.05.2015 tarih, ... ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmeleri gereği, 02.06.2015 Tarih ... Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan hisse devri ile ... San. Tic. Ltd. Şti. nin Tüm hisselerini devralarak şirketin tek ortağı ve müdürü olduğunu, bu çerçevede müdür olduğu dönemde davalı bankadan kredi kullanmak üzere 03.07.2015 tarihinde kredi sözleşmesi imzaladığını, kredi sözleşmesine müvekkilinin şahsi kefaletinin de alındığını, işbu kredi sözleşmesi ile birlikte kredinin teminatı olarak müvekkili davacıya takip konusu kambiyo senedinin imzalatıldığını, kredi sözleşmesi ile kambiyo senedinin keşide tarihlerinin aynı olduğunu, senette vade tarihi ve miktarı yazılı olmamakla birlikte bilahare takibe konmadan önce doldurulduğunu, senette imzalar ve isim müvekkiline ait olmakla birlikte; tanzim tarihi, vade tarihi, ödenecek tutar vs hiçbirinin müvekkilinin eli mahsulü olmadığını, kambiyo takibine konu senet, müvekkilin müdürü olduğu ... San. Tic. Ltd. Şti.nin, davalı banka ile imzaladığı 03.07.2015 tarihli kredi sözleşmesine kefaleti sebebi ile verilen bir teminat senedi olup, bu kredi sözleşmesi ile ilgili hiçbir borç kalmadığını; teminat altına alınan kredi ilişkisi ve borcunun sona erdiğini, kefilden alınan bononun (üzerinde teminat olarak alındığı yazmasa bile) teminat senedi olduğunun diğer birtakım vakıa ve belgelerden anlaşılması halinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağını; buna rağmen davalı bankanın teminat senedini Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile Takibe koymasının yasal olmadığını, müvekkili davacının Bornova 3. Noterliğinin 01.12.2015 tarih, ... ve ... Yevmiye numaralı Hisse Devir Sözleşmeleri gereği, 11.12.2015 Tarih 8966 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan hisse devri ile şirketteki hisselerinin %50'sini ...'na %50'sini de ...'na devrederek şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrıldığını, davalı bankanın müvekkilinin ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldığını bildiğini, davalı bankanın bu 01.12.2015 devir tarihinden sonra da ... San. Tic. Ltd. Şti. ile kredi ilişkisini devam ettirdiğini, ödemelerin düzenli yapılmış olmasını da dikkate alarak, şirketin yeni ortakları ... ve ... ve yeni müdürü ile yeniden kredi sözleşmeleri düzenlediğini, kredi limitlerini arttırdığını, 01.12.2015 tarihinden sonra müvekkili davacının, takip borçlusu şirket ile hiçbir maddi ve fiziki bağı kalmadığını, yine 01.12.2015 tarihinden sonra şirketi temsilen kredi sözleşmesi de dahil olmak üzere hiçbir belgeye imza atmadığını, asıl alacağın ödenmesine rağmen teminat olan senedinin tahsile konmasının hakkın kötüye kullanılmasının kötüniyet olduğunu, müvekkilinin 03.07.2015 tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak imzalamış bulunduğu kambiyo senedinin sadece o kredi sözleşmesi ile ilgili olarak verildiğini, davalının cevap dilekçesi ile takip dayanağı senedin teminat senedi olduğunu, genel kredi sözleşmesi sebebiyle alındığını kabul ve ikrar ettiğini, Yerel Mahkemeye sunulan bilirkişi raporuna itirazlarının da yerel mahkemece dikkate alınmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak menfi tespit (ödeme nedeni ile istidata dönüşen) davasının kabulüne, icra dosyasına ödenen 114.068,25.-TL'nin ödeme tarihi olan 23.01.2017 tarihinde itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması halinde istinaf vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, takibe konu bonodan borçlu olunmadığının tespiti istemli İİK'nun 72. Maddesi gereğince açılmış menfi tespit ve istirdat davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu; davalı banka ile dava dışı borçlu ...San. Tic. Ltd. Şti. arasında 03/07/2015 tarihli 500.000,00.-TL limili Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olduğu, davacının 03/07/2015 tarihli sözleşmeyi kefalet limiti 500.000,00.-TL olmak kaydıyla müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, kredilerin ödenmemesi halinde tahsil etmek üzere 03/07/2015 düzenleme tarihli 07/12/2016 vade tarihli 93.500,00.-TL bedelli bono alınmış olduğu, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı ve hesabı üzerine keşideli çek karnesi verilmiş olduğu, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek dava dışı asıl borçlu ve müteselsil kefil davacı borçluya ihtarname keşide edilmiş olduğu, davacı ve dava dışı şirketin borçlu sıfatıyla imzaladıkları bononun davalı banka tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/16754 sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe konulduğu, dava ve takibe konu senette teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bir ibare olmadığı gibi, taraflar arasında bononun ne amaçla verildiğine ilişkin bir sözleşme veya yazılı bir belge de olmadığı, kaldı ki davacının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcu takip tarihinden önce ödediği yönünde savunmada bulunmadığı gibi dosyada buna ilişkin bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, davacının borçlu olmadığını ispat edemediği, takibe konu borçtan müteselsil kefil sıfatı ile sorumluluğunun devam ettiği anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.6100 Sayılı HMK 297/1 maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının (b) bendine göre kararda "Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini" gösterilmesi gerekir. Mahkemece yasaya aykırı şekilde gerekçeli karar başlığında davalı "... BANKASI A.Ş."'nin ünvanının hatalı olarak "..." olarak gösterildiği, ancak belirtilen husus mahallinde düzeltilebilecek bir hususa ilişkin olduğundan kararın kaldırılmasını gerektirmemiş eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2019 tarihli, 2017/80 Esas ve 2019/970 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4.HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/10/2024