Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/458
Karar No
K. 2024/375
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İZMİR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/458 Esas
KARAR NO: 2024/375
DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/06/2023
KARAR TARİHİ: 27/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ... Temizlik Turizm Ve Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin devri amacıyla 30.04.2019 tarihli, 498.000,00 TL bedelli, hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkili tarafından şirket hisselerinin tümünün davalı-borçluya devredildiğini ancak borçlu tarafından devir bedeli olan 498.000,00 TL'nin sadece 180.000,00 TL'lik kısmının ödendiğini, borçlu-davalının hisse devir protokolü gereğince yükümlülüklerini yerine getirmeyip borcunu ifa etmemesi nedeni ile taraflarınca davalı borçlu aleyhine İzmir.. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında 7 örnek ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız ve alacağın tahsilini geciktirmek kastıyla hareket edilerek takibe itiraz edildiğini, akabinde İzmir Arabuluculuk Bürosu... Arb. Dosya numarası ile itirazın iptali talepli arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını ve karşı yanın bu takibe konu ödemelerin sözleşme öncesi müvekkiline ait borçlara yahut ya da sonuçlanan davalara ilişkin ödendiğini iddia ettiğini ancak somut hiçbir belge ya da dekont sunulmadığını, taraflar arasında imzalanmış olan hisse devir protokolünün 6. Maddesi g bendi uyarınca '' İşbu protokolün imza tarihi olan 30.04.2019 tarihinden önce doğan her türlü vergi, sigorta primi, harç ve resimler ile mali ve idari cezalar sair tüm borçlar Devredenin, 30.04.2019 tarihinden sonra doğanlar ise Devralanın sorumluluğundadır. 01.05.2019 tarihinden önce şirket adına doğan tahakkuk eden alacaklar ile açılıp henüz karara bağlanmayan davalardan doğacak olan alacak ve borçların Devredene ait olduğunu taraflar kabul ederler.

Bu kapsamda, Devralan ekler dökümü 2019 yılı Nisan ayı ve öncesi gelirleri olan toplam 404.977,20 TL alacağın Devredene ait olduğunu, tahsil edildiği günün ertesi günü en geç 30.05.2019 gününe kadar Devredene ödeyeceğini Kabul ve taahhüt eder.'' denildiğini, davalı taraf her ne kadar bu madde hükmüne dayanarak herhangi bir borcunun olmadığı iddiasında bulunmuş ise de söz konusu alacak ve borçlara ilişkin olarak müvekkiline hiçbir somut belge veya dekont ibraz etmediğini, söz konusu ücretlerin ödendiği noktasında hiçbir bilgilendirmede de bulunmadığını, bu kapsamda karşı tarafın iddialarının tamamının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun açık ve net şekilde orta olduğunu, bu nedenle taraflarınca alacağın tespiti talepli olarak İzmir Arabuluculuk Bürosu... Arb. dosya numarası ile başvuru yapıldığını ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığından yasal süresi içerisinde alcaklarının belirlenmesi ve davalıdan tahsili talepli olarak işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne, şimdilik 10.000 TL- olmak üzere alacaklarının tespiti ile işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30.04.2019 tarihli sözleşme ile şirket hissesinin devri ile devir şartlarının ve devir bedelinin ödenmesine dair bir protokol imzalandığını, protokol hükümleri gereğince davacıya yapılması gereken tüm ödemelerin gerçekleştirildiğini, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı konumda olduğunu, davaya konu olayların özünde taraflar arasında akdedilen 30/04/2019 tarihli protokolün söz konusu olduğunu, protokolün ... Temizlik Turizm ve Tekstil San ve Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin tamamının devri konusunda yapıldığını ve devir bedelinin 498.000,00-TL olarak belirlendiğini, protokol incelendiğinde açıkça görüleceği üzere bu bedelin kayıtsız şartsız davacıya ödenmesini ihtiva etmediğini, protokolün 6 numaralı madde başlığı altında tarafların hangi kayıt ve şartlarda neyi, nasıl ve ne kadar ödeyeceğinin, hangi tarihten itibaren ödemelerin sorumluluğunun kimde olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşme incelendiğinde 30/04/2019 öncesi borçların ve bu tarihten önceki dava, idari-hukuki ceza ve sair tüm olaylara dayalı borçların davacıya (devredene), bu tarih sonrası doğacak borçların ise müvekkili davalıya (devralana) ait olacağı yönünde anlaşıldığının açık olduğunu, yanı sıra 30/04/2019 tarihinden sonra açılmış olsa bile 30/04/2019 öncesi olay ve konulara dair davaların da maddi kısmı da dahil olmak üzere tüm sonuçlarının da yine davacıya (devredene) ait olacağının açık olduğunu, 6-g maddesinde açıkça 30/04/2019 öncesi "sair tüm borçlar" ibaresinin bu kapsamda sözleşmeye eklendiğini, davacının önce İzmir ...İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyası ile müvekkilinden haksız olarak 397.116,66 TL alacağı olduğu iddiası ile 7 örnek takip başlattığını, takibe süresinde yaptıkları itiraz ile takibin durduğunu, bunun üzerine itirazın iptali konusunda davacı tarafın arabuluculuğa başvurduğunu ve anlaşma sağlanamadığını, bunun akabinde davacı tarafın icra takibine karşı itirazlarının giderilmesini teminen süresi içerisinde herhangi bir hukuki işlem de başlatmadığını, bu sebeple artık söz konusu icra takibinin yasal zemininin de kalmadığını, müvekkilinin açıklamaları ve ibraz ettiği dekontlar davacı tarafça incelendikten sonra esasen ortada bir alacak olmadığının anlaşıldığını, kanaatlerince bu sebeple icra takibinden vazgeçilerek belki de bir şey tutturulabilinir düşüncesi ile hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan alacak olduğu iddiası ile yeniden bir arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve anlaşma sağlanamadığını, devralınan şirketin 30/04/2019 öncesi döneme ait, devir öncesi ve sonrası müvekkili tarafından ödenen ceza, vergi, dava masrafı ve bağlantılı olarak vekalet ücreti, araç trafik cezaları vb borçlarının ne kadar olduğu, müvekkilin hem davacı ...'a ve hem de davacının sözleşmede (6-k maddesi ile) kendi adına para tahsil etme yetkisi verdiği kişi olan (davacının oğlu)...'a ne kadar ödeme yaptığı, her görüşmede ısrarla, müvekkilinin ödemelerinin taraflarca anlaşılan bedeli geçtiği ve artık müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunun ifade edildiğini ve davacı tarafa dekontların sunulduğunu, .....Ltd.Şti'nin muhasebecisinin genel hesabına göre müvekkilinin davacıya borcu kalmadığı gibi fiili durumda 40.000,00-TL'nin de üstünde bir alacağının bulunduğunu, müvekkilinin davacı taraftan olan alacağının zaman ilerledikçe, özellikle Nisan 2019 öncesi döneme dair açılan işçilik alacakları davalarının sonuçlanması ile birlikte daha da artığını, muhasebe hesabına göre müvekkili tarafından sadece banka yolu ile... ve...'a 749.466 TL ödeme yapıldığını, bu rakama dahil olmayan diğer diğer ödemelerin ise şirket avukatına 51.229,22 TL, davacıya 19/07/2019 tarihinde imzalı belge karşılığı elden yapılan 50.000,-TL, davacıya 20.11.2019 tarihinde imzalı belge karşılığı elden verilen 33.294,00-TL tutarlı çek teslimi, davacının oğlu...'un ve ...'un banka hesabına haricen müşteriler tarafından gönderilen ve elden ödenen alacaklar, 30/04/2019 tarihi öncesi dönem kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna şirket adına ödenen toplam 8.410,80 TL idari para cezası, 30/04/2019 tarihi öncesi dönem kapsamında, şirket adına ödenen toplam 1.251,2 TL elektrik cezası, şirketin devri sonrası müşteriler tarafından şirkete ödenmesi gerekirken davacı ve oğluna devir sonrası elden 5.489,-TL tutarında ödeme yapıldığı, şirketin devri öncesi tarihleri kapsayan dönemlere dair ... Ltd.Şti'ne karşı açılan davaları yürüten Av....a dava masrafları ve vekalet ücretine mahsuben 51.229,22 TL ödendiğini, sonuç olarak müvekkilinin, davacı ile yaptığı protokol neticesinde üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Açılan dava; davacı tarafından, davalı ile arasında düzenlenen 30/04/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca ödenmeyen (fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek) 10.000,00-TL alacağın işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.

05/10/2023 tarihli duruşmanın 3 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, taraf vekillerine bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini kendisine verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu anlaşıldı.

Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosya serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 23/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle; ... Temizlik Turizm Ve Tekstil San.ve Tic. Ltd. Şti. firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin dava konusu ile sınırlı olmak üzere inceleme yapılabilmesi için sunulmadığı, davacı ... devreden sıfatı ile davalı ... devralan sıfatı ile 30.04.2019 tarihinde ... Temizlik Turizm Ve Tekstil San.ve Tic. Ltd. Şti firmasının hisselerinin devrine ilişkin imzalana protokolde hisse devir bedeli olarak 498.000,00-TL'lik tutarın ve 30.04.2019 tarihli hisse devir protokolünün ekinde olan belgede yazılı olan 404.976,70-TL'lik tutar olmak üzere toplam 902.976,70.-TL'lik tutarın davalı hisseleri devralan ... tarafından davacı hisseleri devreden ...'a ödenmesinin kararlaştırılmış olduğunun görüldüğü, İzmir... İcra Müdürlüğü... Esas Sayılı takip dosyası ile, alacaklı/davacı ... tarafından borçlu/davalı ... 'a karşı 11.02.2022 harç makbuzu ödeme tarihli (örnek 7) ödeme emri ile 318.000,00TL asıl alacak (İstenen:9417 Yıllık Diğer), 79.116,66TL işlemiş faiz (İstenen:9417 Yıllık Diğer) olmak üzere toplam 397.116,66TL alacak bedeline istinaden takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar işleyecek %17,00 reeskont avans Faizi ile birilkite ilamsız takip yoluyla takipte bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğu, borçlu vekili tarafından 26.02.2022 tarihinde icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ile borca ve borcu kabul anlamına gelmemek üzere işlemiş ve işleyecek faize, talep edilen fahiş faiz oranına ve dahi yasal olmayan ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra dairesi tarafından icra takibini durdurma kararı verilmiş olduğunun görüldüğü, icra takip dosyasındaki alacak bedelinin “30.04.2019 tarihli sözleşmeye istinaden sözleşme tutarında belirtilen tutarlardan 180.000TL borç tutarından düşürülmüştür. Kalan tutar üzerinden alacak takibidir. 397.116,66 TL” açıklamasına dayandırılmış olduğunun görüldüğü, ancak; davacı ... tarafından açılan davada 10.000,00.-TL'lik belirsiz alacak bedeli üzerinden dava açılmış olduğu, sözleşme maddelerinde davalı/devralan tarafından davacı/devredene hisse devir sözleşmesine istinaden ödenmesi gereken araçlar-alacaklar /devredilmesi gereken paraların tutarları belli iken hangi alacak bedellerinin davacı ... tarafından alındığı hangilerinin alınmadığının ayrıntılarının sayın mahkemeye sunulmamış olması sebebi ile Davacı ...'un davalı ...'tan almış olduğu/tahsil etmiş olduğu malların ve paraların tutarları ile geriye kalan alacak tutarlarının nelerden oluştuğunun listesinin/tablosunun sayın mahkemeye sunulup sunulmayacağının sayın mahkemenin yetki ve takdirlerinde olduğu; ... Temizlik Ltd. Şti. 30.04.2019 tarihli hisse devir protokolü ekinde bulunan 404.976,70.-TL tutarlı belge üzerinde 2.500,00.-aldım yazılarak imzalanmış olduğunun görüldüğü, ancak kimin tahsil ettiğinin tespit edilemediği, davacı ve davalı tarafından sayın mahkemeye beyanda bulunulması sonrasında yapılacak olan hesaplamaya dahil edilip edilmeyeceğinin görüş ve kanaatine varılabileceği; davacı ve davalı tarafça sayın mahkemeye sunulan belgeler üzerinden yapılan inceleme ve tespitler sonucunda 35 satırdan oluşan tabloda yazılı olan tespitler ile ilgili olarak davacı ve davalı tarafından sayın mahkemeye her bir satırın yanında açılmış olan satır ve sütundaki yere/satıra açıklamaların sunulması ve gerekirse belge/belgelerin sunulmasından sonra görüş ve kanaate varılabileceği hususlarında görüş bildirilmiştir.

Mahkememiz 11/01/2024 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu açıklamalar ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin itiraz dilekçesi dikkate alınarak ek rapor düzenlenmek üzere yeniden bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. 09/02/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak özetle; kök rapora ek olarak davalı vekili tarafından sayın mahkemeye sunulan bilirkişi kök raporuna beyan ve itiraz yazısında “Ayrıca raporun netice ve kanaat kısmında 404.976,70 TL tutarlı belge üzerinde 2,500,TL aldım yazılarak imzalanan kısımdaki imzanın...'a ait olduğu müvekkil tarafından beyan edilmiştir." şeklinde beyanda bulunulmuş olduğunun görüldüğü, davacı vekili tarafından bu konu ile ilgili sayın mahkemeye sunulmuş olan beyanının görülemediği, takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından mail ekinde tarafına gönderilmiş olan iş kayıplarına ilişkin tabloda yazılı olan bilgilerin davalı tarafından ... Temizlik Turizm Ve Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin resmi defter ve belgelerinin incelemeye sunulmamış olması sebebi ile doğru olup olmadığının tarafınca kontrol edilemediği, davalı vekili tarafından 12.01.2024 tarihinde sunulan beyan yazısının ekinde bulunan dekont örneklerinden yapılan tespitlere göre tarafınca 56 satırdan ibaret oluşturulan tablolara karşı davacı ve davalı tarafından sunulan beyanlar ile dekontlar/belgeler içerisinde yazılı olan açıklamalara göre yapılacak olan tespitlerde Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Medeni Kanuna göre ve gerekirse her bir işleme göre Yargıtay kararları da esas alınarak yorumlama yapılarak tespit ve değerlendirmelerde bulunulması gerekliliği karşısında tarafımca görüş ve kanaatte bulunulmasının mümkün olmadığı hususlarında görüş bildirilmiştir. Kural olarak; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrar ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değeri kanunda öngörülen sınırı geçtiği takdirde senetle ispatlanması gerekir. (HMK m. 200/1)

Buna göre davacı, hukuki ilişkinin değeri itibarıyla iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa iddianın ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesinde; ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalardan oluştuğu ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilebileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde de; taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.

Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir (YHGK 09.11.1955 gün E:4-79 K:78; YHGK 25.06.1975 gün E:4/681 K:879).

Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. (İkrar kavramının tanımı ve aşağıda ikrarın türlerine ilişkin olarak yapılan açıklamalar bakımından ayrıntılı bilgi için, Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı Cilt: 2, Ankara 2001, sayfa: 2037 ve devamı; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: 1–2, 3. Bası, Formül Matbaası, İstanbul 1984, Sayfa: 549 ve devamı; Prof. Dr. Necip Bilge, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, sayfa: 510 ve devamı; Dr. Süha Tanrıver, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, sayfa: 212 ve devamı.).

İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.

Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkar da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.

Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin; davalı, davacıdan 1.000,00-TL aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil, hibe olarak aldığını bildirmesi halinde olduğu gibi, vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, davacı iddiasını, yani parayı ödünç verdiğini kanıtlamalıdır.

Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 12.3.2003 gün ve E:2003/3-118, K:2003/158; 28.4.2010 gün ve E:2010/14-222, K:2010/234; 10.10.2012 gün ve E:2012/13-264, K:2012/700 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.

Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi rapor ve ek raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından, davalı ile arasında düzenlenen 30/04/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca ödenmeyen (fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek) 10.000,00-TL alacağın talep edildiği, taraflar arasındaki hisse devir protokolü incelendiğinde; devir bedelinin 490.000 TL olarak kararlaştırıldığı, devir bedelinin ödeme şekli ve zamanı başlıklı kısımda "120.000,00-TL' lık kısmı 01.05.2019 - 30.04.2020 arası bir yıllık dönemde, her ayın 15.nci gününe kadar aylık 10.000,00-TL'sı olarak ... Bank Alsancak şubesindeki İBAN: ... hesabına ödenecektir. 168.000,00-TL'lık kısmı 01.05.2020 - 30.04.2021 arası bir yıllık dönemde, her ayın 15.nci gününe kadar aylık 14.000,00-TL'sı olarak ... Bank Alsancak şubesindeki İBAN: TR .... hesabına ödenecektir. 210.000,00-TL'lık kısmı 01.05.2021 - 30.04.2022 arası bir yıllık dönemde, her ayın 15.nci gününe kadar aylık 17.500,00-TL' sı olarak ... Bank Alsancak Şubesindeki İBAN: ... nolu... hesabına ödenecektir. " ibaresinin yer aldığı her ne kadar davalı vekili tarafından protokolde kararlaştırılan devir bedelinin kayıtsız şartsız davacıya ödenmesini ihtiva etmediğini, protokolün 6 numaralı madde başlığı altında tarafların hangi kayıt ve şartlarda neyi, nasıl ve ne kadar ödeyeceğinin, hangi tarihten itibaren ödemelerin sorumluluğunun kimde olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşme incelendiğinde 30/04/2019 öncesi borçların ve bu tarihten önceki dava, idari-hukuki ceza ve sair tüm olaylara dayalı borçların davacıya (devredene), bu tarih sonrası doğacak borçların ise müvekkili davalıya (devralana) ait olacağı yönünde anlaşıldığının açık olduğunu, yanı sıra 30/04/2019 tarihinden sonra açılmış olsa bile 30/04/2019 öncesi olay ve konulara dair davaların da maddi kısmı da dahil olmak üzere tüm sonuçlarının da yine davacıya (devredene) ait olacağının açık olduğunu belirtmişse de yapılan sözleşme yorumunun sözleşme kapsamına uygun olmadığı davalı vekili tarafından ileri sürülen hususların devir bedeline ilişkin olmayıp hisse devrinden sonra hangi sorumluluğun kime ait olacağına dair düzenlemeler olduğu, davalı tarafından sözleşmede kararlaştırılan hisse devir bedelinin talep edilen asıl alacak miktarı yönünden ödendiğinin ispata elverişli deliller ile ispatlanamadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile,

A)10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 683,1‬0-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 503,2‬0-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan 50,00-TL elektronik tebligat, 58,00-TL tebligat, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 179,90-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.467,8‬0-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.