Esas No
E. 2021/19276
Karar No
K. 2024/8829
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2021/19276 E.  ,  2024/8829 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/186 E., 2016/381 K.
SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Sanık ... hakkında beraat, diğer sanıklar ve suça

sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil

aracının müsaderesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî bozma
A. Katılan ...

İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmüne İlişkin Temyizi Yönünden

Katılan vekilinin yokluğunda verilip 01.07.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra katılan vekili tarafından 11.07.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Malen Sorumlu Vekilinin Temyizi Yönünden

Malen sorumlu ...'nın talimat mahkemesinde 08.04.2014 tarihli duruşmada alınan beyanında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 234 üncü maddesindeki hakları hatırlatılmasına rağmen şikayetçi olmadığını ve davaya katılma talebinin bulunmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

C. Sanıklar ...

Müdafii, ..., ... Müdafii, ..., ..., ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ...'ın Temyizleri Yönünden

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Malen sorumlu vekilinin temyiz sebepleri; nakil aracının müsaderesi için gerekli kanuni şartların gerçekleşmediğine, eksik araştırma yapıldığı, kararın hukuka aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.

2.Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında beraat hükmü verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek sebeplere hükmün sanık ... yönüyle bozulması istemine ilişkindir.

3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yalnızca tape kayıtlarına istinaden mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.

4.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında tape kayıtlarına istinaden mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanığın tape kaydı bulunmadığına, tape kaydı olsa dahi tek başına mahkûmiyet için yeterli olmayacağına, yan delillerin gerektiğine, cezanın kanunilik ilkesine aykırı ve fahiş olduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.

5.Sanık ...'in temyiz sebepleri; oğlu olan sanık ... ile yaptığı telefon görüşmeleri nedeniyle mahkûmiyet kararı verildiğine, akrabalar arasındaki telefon görüşmelerinin kayda alınmasının hukuka aykırı olduğuna, sanıklar arasında iştirak iradesi bulunmaması nedeniyle toplu kaçakçılıktan artırım yapılmasının kanuna aykırı olduğuna, diğer sanıklarla telefon görüşmesi bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulması istemine ilişkindir.

6.Sanık ...'ın temyiz sebepleri; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, bir kere de Yargıtay tarafından incelenmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulması istemine ilişkindir.

7.Sanık...'ın temyiz sebepleri; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, bir kere de Yargıtay tarafından incelenmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulması istemine ilişkindir.

8.Suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz sebepleri; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, bir kere de Yargıtay tarafından incelenmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulması istemine ilişkindir.

9.Sanık ...'nun temyiz sebepleri; diğer sanıkları tanımadığına, telefon görüşmelerini kabul etmemesine karşın mahkûmiyet hükmü verildiğine, cezanın kanunilik ilkesine aykırı ve fahiş olduğuna, etkin pişmanlıktan yararlandırılmaması nedeniyle eksik inceleme ile hüküm kurulduğu belirtilerek, hükmün bozulması istemine ilişkindir. II.OLAY VE OLGULAR

1.07.11.2013 tarihinde saat 19.10 sıralarında, önleme araması kararına istinaden, sürücüsü sanık ..., içerisinde sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...’ın bulunduğu, malen sorumlu adına kayıtlı 2007 model ... Transit 430 E marka minibüs araçta yapılan aramada, arka koltuklar ve bagaj kısmında 38 adet koli içerisindeki toplam 1.900 karton kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirilmiştir.

2.Sanıklar ile suça sürüklenen çocuğun söz konusu eyleminden ötürü 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci ve yirmiikinci fıkraları ile aynı Kanun'un dördüncü maddesinin ikinci fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

3.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında, ... numaralı telefon hattını kullandığını, suça konu sigaraları tanımadığı birisinden satmak için aldığını, yolda sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...’i araca aldığını ve yola çıktıklarını, kovuşturma aşamasında ise, malen sorumlunun yanında şoför olarak çalıştığını, sigaraları sanık ...’in ... Otelin yakındaki evinden satın aldığını, suçlamayı bu şekilde kabul ettiğini beyan etmiştir.

4.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında, ağabeyi olan sanık ...’ın, malen sorumlu yanında şoför olarak çalıştığını, sanık ...’ın kendisinden yardım istediğini ve araca binip, suça sürüklenen çocuk ...’ı yolda araca aldıklarını, ... Otelin yakınındaki bir eve gittiklerini, evde 50-55 yaşlarındaki şahsın kendilerini karşıladığını, suça konu sigaraları sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte araca yüklediklerini, ağabeyi sanık ...’ın sigaraları satacağını bildiğini, kovuşturma aşamasında ise; amcasının oğlu olan suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte iş çıkışında, ağabeyi sanık ...’ın çalıştığı araçla kendilerini alacağını, suça konu sigaralardan haberi bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

5.Suça sürüklenen çocuk ... savunmalarında; soruşturma aşamasında, sanık ... ile aynı yerde çalıştıklarını, evine gitmek için sanık ...’ın şoförlüğünü yaptığı araca bindiklerini, araçtaki sigaraları görünce şaşırdıklarını, suça konu sigaralarla ilgisinin bulunmadığını kovuşturma aşamasında ise, soruşturma aşamasındaki savunmalarını tekrar ederek iş çıkışı amcasının oğlu sanık ... ile evine gitmek için amcasının oğlu sanık ...’ın aracına bindiklerini suça konu sigaralardan sonradan haberi olduğunu, beyan etmiştir.

6.Sanık ... savunmalarında; soruşturmada aşamasında müdafii eşliğinde, ...numaralı telefon hattını kullandığını, sanıklardan ...’in kayınbabası, sanık ...’in kayın biraderi olduğunu, sanık ...’in olaydan birkaç gün önce bir şahsın kendisini arayacağını söylediğini, ancak o kişinin kendisini aramadığını, diğer sanıkları tanımadığını, kovuşturma aşamasında ise, suça konu olayla ve sigaralarla ilgisinin bulunmadığını, kayınbabası ve kayınbiraderi ile olayla ilgili görüşme yapmadığını, suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir.

7.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında müdafii eşliğinde; l.... numaralı telefon hattını kullandığını, çiftçilik yaptığını, oğlu ... ve damadı ... ile çiftçilikle ilgili görüşme yaptığını, diğer sanıkları tanımadığını, kovuşturma aşamasında ise, çobanlık yaptığını, sanıklardan ...’in oğlu olduğunu, ... Otelin yakınında evi bulunduğunu, bahsedilen telefon görüşmelerini hatırlamadığını, ancak saman yükleme konusunda oğlu ....’in ile telefon görüşmesi olduğunu, sanık ...’ı tanımadığını, kendisi hakkında neden ifade verdiğini bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

8.Sanık ... aşamalardaki savunmalarında; ..... numaralı telefon hattını kullandığını, sanıklardan sanık ...’in babası, sanık ...’ün yeğeni olduğunu, diğer sanıklar tanımadığını ve telefon görüşmesi yapmadığını ve ticari ilişkisinin bulunmadığını,....numaralı telefon hattını uzun süreden beri kullandığını, suçlamayı kabul etmediğini, beyan etmiştir.

9.Sanık ... savunmalarında; soruşturma aşamasında,.... numaralı telefon hattını kullandığını, olay tarihinde sanık ... ile yaptığı telefon konuşmasını hatırladığını, ancak sanık ...’ı tanımadığını, sanık ... ile sigaralarla ilgili telefonda pazarlık yaptığını ve teslim yerini konuştuğunu kabul ettiğini, atılı suçu kabul etmediğini, diğer sanıkları tanımadığını, suçta kullanılan nakil aracının kime ait olduğunu bilmediğini, olaydan haberi bulunmadığını beyan etmiştir.

10.Sanık ... savunmalarında; sanık ...’in dayısı, sanık ...’in de kuzeni olduğunu, bu nedenle telefon görüşmesi yapmış olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, beyan etmiştir.

11.Sulh Ceza Mahkemesinin iletişimin tespiti ve kayda alınmasına ilişkin kararı uyarınca sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’e ait görüşmelerle ilgili tape kayıtlarının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.

12.Malen sorumlu ... talimat mahkemesindeki ifadesinde; nakil aracının kendisine ait olduğunu, sanık ...'ın yanında şoför olarak çalıştığını, suça konu sigaralardan haberi bulunmadığını, sanıktan şikâyetçi olmadığını ve kamu davasına katılmak istemediğini, beyan etmiştir.

13.Sanık savunması, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre dava konusu eşyanın kaçak olduğu anlaşılmıştır.

14.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. III.GEREKÇE

A. Katılan ...

İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmüne İlişkin Temyizi Yönünden

Katılan vekilinin yokluğunda verilip 01.07.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 11.07.2016 tarihinde tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu anlaşılmakla, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Malen Sorumlu Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Malen sorumlunun talimat mahkemesinde 08.04.2014 tarihli duruşmada alınan beyanında, 5271 sayılı Kanun’un 234 üncü maddesindeki hakları hatırlatılmasına rağmen şikâyetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediği beyan ettiği bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, malen sorumlu vekilinin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanıklar ...

Müdafii, ..., ... Müdafii, ..., ..., ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ...'ın Temyizleri Yönünden

Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun savunmaları, iletişim tespitine ilişkin tape kayıtları, bilirkişi raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar ... müdafii, ..., ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ...'ın eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle, adı geçen sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

1.Suç tarihinde sanık ...’ın sürücülüğünü yaptığı araçta yapılan aramada toplam 1.900 karton kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirildiği olayda; sanık ...'in aşamalardaki savunmalarında ele geçirilen kaçak sigaralarla ilgisinin olmadığını ve tape kayıtlarını kabul etmediğini beyan ettiği, dosya kapsamına göre sanığın ele geçen kaçak sigara ile şahsi irtibatlarını sağlayacak şekilde yakalanmadığı, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin kesin delil bulunmadığı gibi, alınan tape kayıtlarının da somut delillerle doğrulanmadığı nazara alınarak, sanık ...'in mahkûmiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,

2.Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereği yazılı şekilde hüküm kurulması,

3.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar ve suça sürüklenen çocuk lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

4.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanıklar ..., ... ve ...'nun eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 07.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin 21.03.2015 olduğu, UYAP kayıtlarının incelenmesi sonunda; Sanıklar ... ve ... hakkındaki; Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/72 Esas, 2018/817 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 20.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.08.2014 olduğu, Sanık ... hakkında; Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/30 Esas sırasında kayıtlı olan dosyada suç tarihinin 01.02.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 26.02.2014 olduğu,

Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanıklar ..., ... ve ...'nun eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

5.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

6.Suçta kullanılan aracın şoförü olan sanık ...'a aracın kaçakçılık suçunda kullanılıp kullanılmayacağından araç maliki ...'nın bilgisi olup olmadığının sorulması, şoför olarak yolcu taşınmasında kullanılan aracı kullandığını söyleyen sanık ...'ın araç malikinin yanında işçi olarak çalıştığına ilişkin SGK kaydı olup olmadığı, bu araçla sanık ...'a trafik cezası kesilip kesilmediği araştırılıp sonucuna göre aracın müsaderesine karar verilmesi yerine eksik araştırma ile yanlış şekilde karar verilmesi,

7.Suç konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi dördüncü fıkrası, dava konusu nakil aracının ise, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği müsaderesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir. IV.KARAR

A. Katılan ...

İdaresi Vekili ile Malen Sorumlu Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünün (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ile malen sorumlu ... vekilinin temyiz istemlerinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar ...

Müdafii, ..., ... Müdafii, ..., ..., ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ...'ın Temyizleri Yönünden

Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle, Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2014/186 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.10.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog