7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tasfiye halinde ... Limited Şirketi'nden .... Noterliği ... yevmiye 23/09/2019 tarihli düzenleme şeklinde borç senedi nedeniyle alacaklı olduğunu, borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatılma aşamasında borçlu şirketin tasfiye edildiğinin öğrenildiğini, borçlu şirketin aleyhine icra takibi yapabilmeleri için şirketin ihyası gerektiğini, bu nedenlerle şirketin ihyası ile ticaret siciline kaydının yapılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket tasfiye memurunda olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu kapsamda bu işlemler yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğünün tespit etmesi mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacağını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapıldığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına neden olunmadığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, davacı tarafça arabuluculuk kanun yoluna başvurulmadığını, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığından davanın reddi gerektiğini, yine huzurdaki davaya ilişkin zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, ihyası istenen şirket için alacaklılara 4 kere çağrı yapıldığını, bu çağrıların usulüne uygun bir şekilde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği belgenin tarihinin 23/09/2019 tarihli olduğunu, bu tarihin alacaklılara yapılan çağrıdan önceki bir tarih olduğunu, davacı tarafın süresi içerisinde alacağını bildirmediğinden huzurdaki davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle haksız davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER; ... Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ve .... Noterliği'nin yazı cevapları dosyamız arasına celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava dışı tasfiye halinde ... Limited Şirketi'nden .... Noterliği ... yevmiye 23/09/2019 tarihli düzenleme şeklinde borç senedi nedeniyle alacaklı olunduğu, borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatılma aşamasında borçlu şirketin tasfiye edildiğinin öğrenildiği, borçlu şirket aleyhine icra takibi yapabilmeleri için şirketin ihyası gerektiğini belirterek eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen ... Limited Şirketi' nin tasfiyesinin sona erdiğinin 12/12/2023 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.
TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122).
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulmalıdır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/10-956 Esas, 2022/1538 Karar.)
Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin tek ortağı, yetkilisi, müdürü ve tasfiye memuru olan ... ile davacı arasında .... Noterliği ... yevmiye 23/09/2019 tarihli düzenleme şeklinde borç senedi düzenlendiği, davalı tasfiye memurunun borç senedinden bizzat haberdar olmasına rağmen 12/12/2023 tarihinde şirket tasfiyesini sona erdirdiği yukarıda açıklanan gerekçeler kapsamında TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş davacı tarafa verilen borç senedinden sonra şirket terkin edilmiş olup; terkin aşamasında davalı tarafça da ödeme iddiasında bulunulmayan borç senedi bulunduğundan davalı Tasfiye Memuru yargılama giderlerinden sorumlu tutularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.DAVANIN KABULÜ ile; ... Müdürlüğünün ...-... sicil numarasında kayıtlı iken 12/12/2023 tarihinde tasfiyesinin sona erdiğinden bahisle sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin .... Noterliğinin 23/09/2019 tarih ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde borç senedinin tahsili işlemleri için başlatılacak dava ve takip işlemleri ile sınırlı olarak TTK. 547 maddesi uyarınca ek işlemler sonuçlanıncaya kadar İHYASINA,
2.Şirketin ek tasfiyesi için Ticaret Siciline tesciline ve ilanına, bu işlemleri yapması için davalı ... (TC ...)’nin atanmasına, kararın ticaret siciline tescil ve ilanına,
3.Karar kesinleştiğinde gerekçeli karar örneğinin ... Müdürlüğü’ne gönderilmesine,
4.Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6.Davacı tarafça dava açılırken yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 916,00 TL ' nin davalı tasfiye memuru ...' den alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı tasfiye memuru ...' den alınarak davacıya verilmesine,
8.Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı ... vekilinin yüzüne, diğer davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)