Esas No
E. 2024/307
Karar No
K. 2024/986
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2024/307 K. 2024/986 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2024/307, K. 2024/986, T. 14.10.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2024/307
Karar No
2024/986
Karar Tarihi
14.10.2024
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/307 Esas
KARAR NO: 2024/986
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/03/2024
KARAR TARİHİ: 14/10/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 17/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 11/11/2020 tarihinde satış temsilcisi/plasiyer olarak işe başladığını, iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin madde olmadığını, davalı ile iş akdi dışında ayrıca ve münferiden rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığını, iş akdinin davalı işçinin istemi üzerine sonlandırıldığını ve davalı işçinin lehine olması nedeniyle 18/08/2023 tarihli .... numaralı ihtiyari arabuluculuk görüşmesi sonucunda davalıya tazminat ödenmesi konusunda anlaşma olduğunu, esasen davalı işçinin istifa istemini iletmesi üzerine ve onun iradesi ile iş akdinin sonlandırıldığını, davalının çalıştığı dönemde müvekkili şirketin üretim yaptığı ham madde üretim teknikleri ve bir kısım formülleri hakkında bilgi sahibi olduğunu ve satış temsilcisi olması sebebiyle de davacı şirketin tüm satış formlarının satış dosyalarının ve dahası tüm ülkedeki müşteri çevresi yönündeki ticari sırlarına vakıf olduğunu, satış temsilcisi olması sebebiyle müvekkilinin müşteri çevresi olan şirketler hakkında da onların ticari durumları müvekkili şirketten olan siparişleri ürünlerin niteliği ve niceliği ve ticari sır niteliğindeki tüm detayları öğrendiğini, imzaladığı rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında davalının kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamayı, aynı faaliyet ve iş kolu kapsamındaki rakip bir iş yerinde çalışmamayı , rakip bir iş yerine ortak olmamayı ve hatta ortak olmaktan başka bir sıfatla dahi rakip şirketle alakadar olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, davalının iş akdi sonlandıktan sonra 15/09/2023 tarihinde İstanbul ilinde müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ".... San. Ve Tic. A.Ş." İsimli, .... mersis numaralı firmanın kurucu ortağı olarak yer aldığını, davalının kurucusu olduğu bu şirketin kuruluşu öncesinde ve müvekkili şirkette çalıştığı dönemde aynı iş kolunda faaliyet gösteren ve ... firmasının da kurucu ortağı olan ....'in tek kurucu ortağı olduu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. İsimli şirket sahibi ile görüşmeler ve çalışmalar yaptığını, davalının, müvekkil şirkette çalıştığı dönemde işten ayrılmayı ve ardından yeni bir şirket kurmayı planladığını, bunun için aynı konuda hali hazırda faaliyet gösteren, ticari unvanı dahi kuracağı şirketin unvanıyla ortak olan, .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. için müvekkili şirkette çalıştığı dönemde görüşmeler yaptığını, hatta müvekkilin müşterilerine verdiği formların aynısını bu şirkete verdiğini ve kullandığını, bu haliyle gerek davacı şirkette çalıştığı gerekse işten ayrılmasının hemen ardından TBK 444 maddesi kapsamında kalan haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiğini, 24/01/2024 tarihinde arabulucu başvurusu yapılmış ve Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... dosya numarası ile açılan arabulucu dosyasında 27/02/2024 tarihinde yapılan görüşmeler sonrası sürecin anlaşamama olarak neticelendiğini beyan ederek; davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmakla rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şart olarak belirtilen tutardan şimdilik 20.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini, müvekkilinin müşterileriyle görüşme biçimindeki haksız rekabetine son vermesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, davalı ...'un işgörene ait "... Mahallesi ... Sokak ... E1 Blok İstanbul/ Ataşehir" adresinde çalışmakta olduğunu ve usul ekonomisi gereği davayı görmeye yetkili yer mahkemesinin ise İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davalı müvekkilinin işe başlaması için dayatılarak imzalatılan rekabet yasağı sözleşmesinin hükümlerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedenleri ile geçersiz olduğunu, müvekkilinin mezun olduğu bölüm ve 22 yıllık kariyeri nedeniyle başka bir iş yapmasının mümkün olmadığını sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin hem hizmet sözleşmesi müddetince hem de sona ermeden 2 yıl sonrası boyunca kanunla belirtilen sınırları da aşan bir şekilde "açlığa mahkum edecek" bu düzenlemenin yasanın dışında ve herhangi bir şekilde de kabulünün mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği "...." yani "Teknik Bilgilendirme Formu"nun sadece davacıya ait olan ve sadece davacı şirketin kullanımında değil tüm Kablo Plastik Sektöründe kullanılan ve standart olan, herkes tarafından bilinen, entegre yönetim ve güvenlik sistemleri olduğunu, davacı şirketin bu sistemlere yönelik herhangi bir patentinin bulunmadığını, dolayısı ile rekabet yasağı sözleşmesi ile savunmaya tabi bir menfaatinin bulunmadığını, müvekkilinin ... ile hiçbir çalışmada bulunmadığını, "..." başlıklı belgeyi kendi ticari sırlarıymış gibi mahkemeye sunmuşlarsa da bahsi geçen bilgilerin sektördeki tüm firmalar tarafından kullanılan birçok şartname ve kitapta bulunan test metotlarını gösteren belge olduğunu ve sektörce kullanılması sebebiyle ticari sır olmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere bir an için sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse bile sözleşmede belirtilen cezai şart miktarı olan 250.000,00-TL'nin fahiş kaldığını, işe başlangıçta SGK kayıtlarında görülen 7.720,57-TL ile çalışmakta olan müvekkilinin maaşının 35 katından fazlasına bir cezai şart tutarının belirlenmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğundan ve neticeten sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan ederek; öncelikle usuli itirazları değerlendirilerek dosyada taraf tevcihinin sağlanmasını, davayı görmeye görevli ve yetkili olan nöbetçi İstanbul Anadolu İş Mahkemeleri Ön Bürosuna görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilerek gönderilmesini, davanın reddini, haksız rekabetin men'i ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına yönelik tedbir talepleri de dahil olmak üzere tüm taleplerin reddini, yargılama giderleri masrafları ve harçlarının karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.

DELİLLER

Rekabet yasağı sözleşmesi, İş akdi sonlandırma arabuluculuk belgeleri, Ticaret sicil gazetesi görüntüleri ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, Davalının instagram paylaşım görüntü örnekleri, Satış özellikleri dosyası ("sales specification sheet") formları, Davacı şirket müşterilerinin tanıklık beyanları, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı davranıldığından bahisle cezai şartın tahsili talebine ilişkindir.

Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir.

25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (...) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere iş mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. Madde de bu bölümde düzenlenmiştir.

İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarına Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiş vaziyettedir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK'nın 444/2. Maddesinde açıkça rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının konusunu işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır.

TBK'nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2008 tarih ve 2008/9-517 E. - 2008/566 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı açıktır.

Dolayısıyla, davacı vekilinin dayanak teşkil ettirdiği iş akdi kapsamında işçinin rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı davada, uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan, yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde İş mahkemeleri görevli olup Mahkememizce görevsizlik karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 9 HD.'nin 01/06/2021 tarih ve 2021/3076 Esas - 20219789 Karar sayılı kararı,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2023/1425 E. 2024/97 K. numaralı emsal nitelikteki ilamlar)

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2.Görevli Mahkemenin Bakırköy İş Mahkemesi OLDUĞUNA,

3.HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,

4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,

5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,

Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog